Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 Toplam: 7

''Mutlak'' Özgürlüğe giden yolsuz yol !!

Tartışma Salonları (polemik) Kategorisi Vip Salonu Forumunda ''Mutlak'' Özgürlüğe giden yolsuz yol !! Konusununun içerigi kısaca ->> İnsan tarihinin büyüğünden küçüğüne tüm anıları özgürlük merkezi çevresinde gelişmiştir.Savaşlar,grup çatışmaları,din kavgaları,siyasi sorunlar,insan hakları...Hatta bugün bile kendi ailelerimizde küçük özgürlük ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye -BaDe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    Eskişehir
    Mesaj
    1.588
    Rep Gücü
    20917

    ''Mutlak'' Özgürlüğe giden yolsuz yol !!

    İnsan tarihinin büyüğünden küçüğüne tüm anıları özgürlük merkezi çevresinde gelişmiştir.Savaşlar,grup çatışmaları,din kavgaları,siyasi sorunlar,insan hakları...Hatta bugün bile kendi ailelerimizde küçük özgürlük mücadeleleri veriyoruz.

    Ancak bu özgürlük nedir?Kölelik nedir?

    Bunlar göreceli tanımlardır.Bu yüzden gerçekte özgürlük veya kölelik yoktur,bunlar zihnin tanımlamalarıdır.Birisine özgürlük gibi gelen şey başka birisine kölelik gibi gelebilir,içinde bulunduğumuz bir durumdan özgürleştiğimizde aslında bir diğer durumun kölesi durumuna düşebiliriz.

    Ancak bunlar yinede göreceli tanımlamalardır.Zihnin göreceli tanımlamaları...

    Sorunumuzu anlayabiliyor muyuz?Sorunumuz zihindir.Sürekli koşullanan,biçimlenen,içinde bulunduğu kültürün oyuncağı olan,geçmişin tüm anılarını,deneyimlerini,bilgi birikimlerini taşıyan zihin...Bu sebeple gerçek özgürlük dışarda değildir,tam olarak burnumuzun dibindedir.Bütün bunlardan özgür olan,mutlak ve görecesiz bir özgürlüğe sahip olur."Kendi"sinden özgür kalan insan için bütün diyaletik süreç sona erer.Peki bu nasıl mümkün olabilir?
    Herşeyi denedik, kendimizi dinsel dogmalarla kandırmayı,yıllanmış kitaplara inanmayı ve içinde geçenleri yalnızca ev raflarımızın değil zihnimizin raflarında da yüksek bir yere koymayı,söylenilenleri uygulamayı,kendimize işkence etmeyi,aç kalmayı,gezgin olmayı,hafızlar gibi ezberlemeyi,sürekli okumayı,veya düşünce zincirleri oluşturup sabahtan akşama kadar düşünmeyi,çeşitli dinsel ayinleri...Kiliseye,camiye gitmeyi,komünlere katılmayı...Hepsini denedik! Belki ortamın atmosferi bizi etkiledi ve 2 gün rahat ettik,huzurlu hissettik ama eve döndüğümüzde yine aynı.Gurulara gittik ama bişey değişmedi,onların yanında huzurlu olduysak bile bu ya onaların ağzı iyi laf yapan insan olmalarından kaynaklandı ya da gerçekten içsel sessizliğe kavuşmalarından...Ama yinede kendileri içindi bu,biz huzuru sürdürmek için yanlarında kaldık,bağımlıları olduk.Kendimizi iyi hissetmemiz için tütsüler yaktık,bağdaş kurup ağaç altında oturduk,namazlar kıldık,kurbanlar kestik...İsa'ya güvendik,kurtarıcı dedik ama kimse kurtulmadı.Buddha,Krishna,Musa veya diğerleri hiçbiri üzerimizde etkili olmadı.Veya oldularsa bile bu yüzeysel kaldı.Tanrı içinizde dediler ama bunlarda işe yaramadı.En sonunda bu kadar şeyi inceledik ve konu hakkında uzman olduk,bize çalışmalarımızdan dolayı ödüller verdiler,bunlar bizi tatmin etse de içimizde bağırıp duran o sorudan kaçıp durduk.Çünkü yapılacak ne varsa yapılmıştı ve artık çok yaşlanmıştık,ne beden eskisi kadar çevikti ne de zihin.Her türlü deliliği yaptık gerçeğe ulaşmak adına...

    İnsan herşeyi denedi,her yolu...İnsan bu görecesiz özgürlüğe nasıl kavuşucak?Nasıl "kendi"sinden özgür olucak?
    Bunun ciddi ve samimi bir "kendi"ni inceleme gerektiren bir yol olduğunu söylemek dışında hiçbir şey söyleyemem.

    Bu "kendi" nedir?Burda doğaüstü bişeyden bahsetmiyoruz,burdaki "kendi" günlük varoluşumuz içinde sürekli güvenli arayan,geleceğini garanti altına almak isteyen,konumunu iyi tutabilmek için yolu geçene kadar ayılara dayı diyen,kırılgan,utangaç,yaptığı her işi birilerinin kendisini fark etmesi için yapan "kendi" den söz ediyoruz!!
    Sahip olduğumuz tek "kendi" budur.Bu "kendi" ye iyi sıfatlar atfedip,"ben çalışkanım,ben sevgi doluyum,ben iyi bir insanım,ben hristiyanım,ben yahudiyim,ben dindarım,ben bilimadamıyım,ben mühendisim,ben şuyum buyum" diyerek "kendi"nizi tatmin edebilirsiniz.Ancak tek bir hareketle bütün bu "sahip olduğunuz şeylerin üstünde oturan siz" yanılsamasının yıkılabileceğini biliyorsunuz.Korku bu yüzdendir.

    Ve zihin bunlar hakkında yazdığı ve tartıştığı ölçüde de dindar olduğunu düşünür.Ama günlük yaşantımızda,zihni koşullandıran her türlü etkiyi dikkatlice gözlemlediğinizde(kendinizi gözlem yoluyla) bu kısır döngüden çıkabilecek yetkinliğe sahip olduğunuzu da göreceksiniz.Bunun haricinde dışardan düen dayatmaya çalışmanız,zihni disiplin etmeye uğraşlarınız,onu yadsımaya çalışmanız veya kendinize işkence ederek bedensel arzularınızı engellemeye uğraşlarınız,"kötü" diye adlandırdığınız düşünceler aklınızdan geçtiğinde istavroz çıkartmanız veya "git başımdan kör şeytan "demeniz işe yaramayacaktır.


    Zihnin başka bir özelliği ise,düşünce süreci yoluyla düşüncenin kendisini koşullamasıdır.Aldığınız her düşünce zihninizi etkiler değil mi?Bu düşüncenin güzel,iyi,hoş,çirkin,kurnazca,akıllıca,sevaba yönelten,günaha yönelten olması bir şey değiştirmez.Öyleyse düşünmek nedir?
    Düşünmek sahip olduğunuz bilginin tepkisinden başka bişey değildir!Daha önce aldığımız bilgi tepki verir ve biz de bunu düşünme olarak adlandırırız.Bir kitap okursunuz ve hemen arkasından kitaba ait "yeni ve çağdaş" fikirlerinizi etrafa yayarsınız.Ama yine aynı sefil insandır,düşünür,hayal kurar,kendi kendine sorun yaratır,içgüdüsel tepkiler verir,konuşamaz kavga eder,umut eder,geçmişe bakıp nostalj yapar,gelecek üzerine hayallere kapılır,çok büyük düşünür ama küçük işleri bile yapamaz.

    Lütfen anlamaya çalışalım.Bunu görebiliyor muyuz?Bilginin düşünce olarak tepki verdiğini görüyor muyuz?Kendinizi gözlemleyiniz.
    Uzman olabilirsiniz,bir dolu teknolojik,dini,zihni şey bilebilirsiniz ve yine de bunu göremezsiniz,bilginin kendisinin sorun olduğunu...Çünkü bütün eğitim sistemi bu şekilde şartlanmıştır,daha ilkokulda başlar çocuk ezberlemeye,yanlış olan şeylerden sınava girer,etraftan iyi ve kötü hakkında "doğru yola" yönlendirilir ve sonunda ailesinin tanımıyla "iyi ve kötüyü ayıracak yaşa gelmiştir."
    Düşüncenin,sahip olduğunuz bilginin zihninizi değiştirdiğini gözlemlediğinizde bunu gördüğünüzde zihninizin artık özgür olmaktan çıktığını göreceksiniz.Bu zihin devamlı hipnoz altındadır ve ben diyorum ki herkes bizi hipnoz ediyor,bilerek veya bilmeyerek.Üstelik daha sonra bitmek tükenmek bilmeyen devamlı bir içsel düşünceyle kendi kendinizi de hipnoz ediyorsunuz.

    Bu kendini gözlem "kendi" nin bilgisi yeni bir bilgi değildir,bilgi edinmeye devam eden bir süreç değildir,sizin bütün kargaşadan sıyrılıp kendinize tanık olmanızdır.Bu en yegane içsel güvenlik kamerasıdır.Kendinin bilgisi devam edip giden bir düşünce süreci değildir.Bu düşüncenin azalması azalması ve eriyip gitmesidir!Kendinizi tam olarak dışardan görmediğiniz sürece sahip olduğunuz her türlü sosyal,ekonomik,zihni,dini,toplumsal özgürlük mutlak bir özgürlük olmayacaktır.

    Şunun anlaşılması gerekir,düşünce süreci zamandır.Düşünce zamandır."Zaman" A'dan B'ye gider durur.İçsel olarak sürekli bir noktadan diğer noktaya gidiyoruz,önümüze bir tavşan koyuyorlar ve biz onu takip etmeye devam ediyoruz.Öncelikle bu içsel zamanın bütün kargaşanın sebebi olduğunu anlamamız gerekir.Bu aynı vücutta iki kişi var demektir.Psişik anlamdaki bu zaman "bir şey olma" çabası yaratır ve bütün acıların kökeni budur.Kendimiz sürekli yeni şeylerle özdeşleştiririz.Gelecekte bir şey olup dururuz.Bu içsel zaman üzerinde durulması gerekir,bunu daha detaylı açıklayabiliriz.

    Bu yaptğımız içsel gözlem,psikolojinin,zihnin psikolojisinin tamamını anlamaktır.Psikoloji üzerine bir kaç kitap okumak bunu eşelemek,zihni bildiğini söylemek doğru değildir.Bu bildiğini sandığınız şeyi kendi zihninize uygulamaktır.Ancak içsel gözlem düşüncenin bilgisi değildir,dolayısıyla entellektüel değildir.Bu bir anlayıştır.

    Birçok şeyi entellektüel olarak anladığınızı sanıp o konuya hak verebilirsiniz ancak sizde hiçbir şey değişmez,vaazları dinlediğinizde veya kişisel gelişim uzmanlarını dinlediğinizde kendinizi o anlık iyi hissetmenizin nedeni budur.Ancak bu hiçbir şeyi değiştirmeyecektir.Çünkü bu zihne,dışardan zihin hakkında bilgi sokup zihni şartlandırmak onu biçimlendirmektir.Size sessiz olmanızı söylesem,neden sessiz olmanızla ilgili bir kitap verilse bu kez de sessizlik hakkında düşünürsünüz.Herşey yine aynı şekilde devam eder.

    Kendisinin bilgisine sahip bir zihin anlayış yolunda ilerler,ancak dışardan bilgi biriktiren ve o bilgiyi kendisine uygulayan zihin entellektüel olarak kalacaktır,bir şeyin yanlış olduğu kanısına varsa bile,onu yapmaya devam edecektir,bu kez de onun yanlışlığı hakkında düşünür.Lütfen şimdi kendimize soralım biz bilgi mi biriktiriyoruz yoksa anlayış yolunda mı ilerliyoruz,kendimizle entellektüel oyunlar mı oynuyoruz yoksa edimsel(aslında doğru kelime bu değil ama) anlayışlara mı ulaşıyoruz?
    Kendinin bilgisine sahip olmayan insan, karakter olarak kalır ancak bireysel olamaz.Kısacası kim olduğunu anlayamaz.Başka bir şekilde ifade edersek; görecesiz olana mutlak olana bakamaz.Geçmişin bilgileriyle koşullanmış olan zihin bir şey gördüğünde onu geçmişin kalıbına göre analiz edip şartlandıracaktır.Bu karakterdir.İnsanın karakteri geçmişi,yaşadığı çevre,okuduğu kitaplar,aldığı eğitim,milliyeti,sahip olduğu dinsel öğreti vs vs tarafından dışardan koşullanarak oluşur.Ve bütün hayatını en fazla bir iki süsleme ve değişiklik yoluyla gördüğü şeyleri sınıflandırarak geçirir.Ancak asla bireyselliğini anlayamaz.Zihnin ötesindeki varlığına dokunamaz.
    Doğulu yogiler zihni öldürmek için sidhassana denilen bir duruş üretmişlerdir bu kafa üstü yapılan bir bedensel duruştur.Evet zihin yok olduğunda siz kendinizden kurtulur "varlığınıza" kavuşursunuz ancak beyinde bir çok hassas doku vardır,bu sebeple bir tek zeki yogi bile bulamazsınız.(hatha yoga kolundan bahsedilmektedir elbette)
    Geçmişin şartlanmalarıyla şuanı yorumlayan zihin asla yaratıcı olamaz.O geçmişini tekrar edip durur.

    Dedik ki: "Kendinin bilgisine sahip olmayan insan birey olamaz"

    Bu cümleyi okuduğunuzdaki tepkiniz ne idi?

    "Kanıtla,açıkla ben de katılıp katılmayacağımı söyleyeyim" sonra da bir şeyler "anladığımızı" iddia ediyoruz.Anlamak,anlayış bir katılıp katılmama konusu mudur?Kimse bu cümleye katılıp katılmamanızla ilgilenmeyecektir,ancak bu cümlenin doğruyu barındırdığını içsel olarak gözlemleyebilirseniz,bu cümleye doğru veya yanlış demeden sadece bakıp kendinizde gözlemlemeye başlarsanız,işte o zaman entelektüel bilginin,düşüncenin ötesinde çok daha güçlü bir şeye geçmeye başlarsınız.Bu şey anlayıştır!!
    Düşüncelerimizin mantıklı veya mantıksız olduğunu söylediğimizde neyi kastediyoruz?Us nedir?
    Us sadece düşüncenin analizci yapısını,soyut düşünceyi kullanan ve onu ussal hale getiren içgörüdür.İçgörü ile kastettiğim şey sizin içsel gözleminizdir,farkındalıktır..Veya adına her ne demeyi istiyorsanız.
    Bu içgörü,bu farkındalıkla düşünceyi kullandığınızda ussal olacaktır.Bununla ne demek istediğimi "ağzınızdan çıkanı kulağınızın duyması" deyimiyle ifade edebilirim.
    Ancak düşüncenin sınırlı bir mekanizması vardır,düşünce paradokslara,kendi çelişkisine vardığında us daha fazla ilerleyememektedir.Bunun sebebi düşüncenin sınırlı halidir.
    Ancak elimizde bundan çok daha iyisi var,sadece biz bilmiyoruz.Bu şey düşünceyi de kullanan içgörüdür,onu ussamlaştıran ustur.(Bu sebeple düşünceye gerek bile yoktur.Bu psişik zaman konusuna geldiğimizde üzerinde duracağım bir şeydir.)

    O halde uzmanlaşmış bir zihin öğrenme yetisini kaybetmiştir,artık öğrenmeye yetkin değildir.Öğrenmek için anlayış edinmek için bir saflık gereklidir."Hiçbir şey bilmiyorum,ama öğrenecek yetiye sahibim ve alıcıyım göster bana" diyen bir zihin olmalıdır.Ancak bu zihin kendi içinde devrim yaratabilir.Bu kibir duygusundan yoksun açık ve alıcı bir zihindir.Bu sebeple çok şey bildiğini sananlar durumuen acıklı olanlardır.Onların anlama yetisi kalmamıştır,dinleyemezler bile.Bu sebeple bildiğini söyleyen,bilmeyendir.

    Aklıma bir hikaye geldi: Buddha'ya gelen öğrenciler ona sormuşlar "Nirvana ya eriştin mi?Tanrı'ya ulaştın mı?" ancak o bilmediğini söyledi.Bunu duyanlar o bilmediğini söylüyor başka bir ustaya gidelim dediler.Ancak anlamadıkları şey şuydu, bu bilme olayı değildi,bu bilginin terk edilişiydi.Bu zihnin terk edilişiydi.Gerçeğe ancak ve ancak zihin ötesinde varılabilir,çünkü zihne bir gerçeği gösterseniz dahi onu "göreceli" olarak görecektir.

    Peki ziihnötesine nasıl geçilir?Kendimize bir çok işkence ettik ama hiçbişey olmadı.Halen bilgiye saplanıp kalmış durumdayız.Ne yapabiliriz?Halen geçmişin bir oyuncağıyız...Ne yapmalı?

    Bir şeyin aptalca olduğunu gerçekten fark ettiğinizde o şeyi yapmaya devam edebilir misiniz?Hayır değil mi?Veya yapsanız bile çok farklı bir niteliği olurdu.
    Ancak bu entellektüel bir anlayış değil,bu edimsel bir anlayış!!

    Kendi'nin bilgisi derken neyi kastediyoruz?Düşüncenin bilgisini,bilginin bilgisini yani zihnin bilgisini...Ancak bu sonuca varılan bir bilgi değildir.Yani kendinizde kötü bişey gördüğünüzde veya iyi bişey gördüğünüzde sonuca varılan bir bilgi değildir.Kötü veya iyi olarak adlandırılmayandır.Kendine bir şey katma amacı olmayan bir anlayıştır.Sürekli ancak süreksiz bir anlayış.(düşünce bu cümleyi anlayamaz çünkü bu onun sınırlarından birisidir.)
    Dolayısıyla yeni bir bilgi edindiğinizde bir noktadan diğerine vardığınızı gözlem yoluyla fark edecek anlayacaksınız!Bu diyaletik sürecin ta kendisidir.Zihnin kendisi diyaletiktir.İyi ve kötü aynı şeyin iki kutbudur,ama aynı şeydir.Dolayısıyla hiçbir konuda yargıya varmadan bakılmalıdır.
    zihnin içeriğine değil,Zihne bakılmalıdır,onun işleyişine,mekanizmasına,sırlarına,olağanüstü olanaklarına,potansiyeline...Kısacası zihnin yöntemlerine.
    Ancak yineliyorum bu bilgi biriktiren bir öğrenme değildir.Dolayısıyla bu bir süreç değildir.Süreç için iki nokta gerekir,ama bu bir süreç değildir.Çünkü bu süreksizdir,ama vardır o halde aynı zamanda süreklidir!
    Buna ne istiyorsanız diyebilirsiniz,devindirilemeyen devinici,Tanrı,mutlak,sürekli aynı kalan ama sürekli hareket eden....Ancak isim vermek zihnin işidir ve bunun hakkında düşünmeye başlamanıza neden olur.Bu sebeple din görevlileri,gurular,peygamberler doğruyu gösterdilerse bile zihin bunu hep bu şekilde anlamıştır.Evet bir çok teknik metod vardır,ancak dünyada 7 milyar insan vardır ve herbiri için farklı bir yöntem mevcuttur,bu sebeple tek bir din veya tek bir motod kabul edilemez.Ne yazıkki geleneksel yönteler günümüz teknolojik insanın karşısında işlememektedir.Çünkü insan çok karmaşıklaşmıştır.Aynı zamanda daha sabırsız olmuştur.Çünkü zihin sabırsızdır.Bir şeyi yapma düşüncesi vardır ve soyut zihin A ve B noktalarını koyar.Ancak A noktasındasınız ve B ye gitmeniz gereklidir,ancak zihniniz sizden daha önce gitmiştir.Ve B'ye ulaşmanın kolay bir yolunu arar.Bu sebeple ikilik başlar,bölünme başlar.Ve insan hiçbir zaman köklü bir değişim meydana getiremez.

    Hayat karmaşıktır,ancak onu karmaşık hale getiren zihindir.Dolayısıyla en zeki zihin kendisinin karmaşa olduğunu anlayan zihindir.Ve karmaşık bir şeye çok yalın,çok sade ve çok saf yaklaşmak zorundasınız.Bir çok geleneksel metod,dini yöntem,ayin deneyebilirsiniz...Ancak işe yaramamalarının nedeni budur.Çünkü zihin zaten karmaşıkken daha da karmaşa ekliyorsunuz.Zman yine devreye giriyor.
    Ancak gözlem,tanık,içgörü,farkındalık dediğimiz bu şey nedir?Bu bir yoğunlaşmamıdır?Bu bir tefekkür müdür?
    Değildir!!

    Tefekkür düşünceyi bir konu üzerinde sınırlandırmadır.Yoğunlaşma ise düşünceye izin vermeyip zihni sınırlandırmadır.Ancak farkındalık bu değildir.Bu aynı anda zihnin,vücudun,ellerinizin,gözlerinizin hareketinin,nefesinizin,kısacası tüm kendinizin farkında olmaktır.Bu tam anlamıyla mümkün olduğunda ne beden ne zihin olduğunuzu görebilirsiniz.Çünkü ortada diyaletik süreç yoktur.Zihin ve beden aynı şeyin iki kutbudur.

    Zihin kendini anlamadıkça özgürlük yoktur!

    Ancak bütün dünya bilimadamları,konusunda uzman kişileri üniversitelerde yetiştirirken minik çocukları saçma bilgilerle koşullarken kimsenin birey olması mümkün gibi görünmemektedir.
    Zihin karakterdir,zihin kendinin ta kendisidir.Siz kendinizi eğiterek,zihninizi eğiterek üstün kendiyi,cennetinizi veya cehenneminizi yaratabilirsiniz.Ancak ben diyorum ki cennet dediğiniz şey cehennemin giriş kapısıdır!Bunlar sadece bilgidir.Danışacak,bilgi edinecek kimse olmasaydı ne yapardınız?Hiçbir kitap olmasa,hiç usta olmasa ne yapardınız?İyi yok kötü yok,toplum yok!!!Yalnızca kendiniz ve siz.Öğrenecek tek şey kendiniz.Tabiki bunu söylerken gidin kendinizi mağralara kapatın,toplumdan kaçın demek istemiyorum gerçeği bilmek adına bunu yapan milyonlarca çatlak var.

    Zihni ve onun mekaniğini tahmin,teori varsayım veya düşünceyle bilmek olanaklı değildir.Bu yalnızca saf,basit bir anlayış ile mümkündür.Zihin merak eder,ancak zihnin bu merakı zihnin kendisi için kullanılmalıdır.Dışarıdan alınan bilgilere yöneltilerek değil.Bilimin yaptığı budur.Bu yapılabilir,ancak zihin kendisini anlamadıkça gerçeğe ulaşılamaz.Ve gerçek olan söylenemeyen olandır.
    Gerçek dindar zihin,yadırgayıp yargılayan değil,anlamaya çalışan zihindir.


    kaynak

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye atmaca34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    dünyadan
    Mesaj
    1.766
    Rep Gücü
    15313

    Cevap: ''Mutlak'' Özgürlüğe giden yolsuz yol !!

    çok güzel bir laf..kelime..ve cümle salatası yapılmış...

    bazı yerleride çorba gibi..

    anlamsız bir yorum diyorum..ne teşhis var nede tedavi...

    bu sayfayı boşuna okuduğum yorumlar sayfasına ekliyorum..

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye dogangunes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Kadin
    Mesaj
    17.801
    Rep Gücü
    137443

    Cevap: ''Mutlak'' Özgürlüğe giden yolsuz yol !!

    Alıntı atmaca34´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    çok güzel bir laf..kelime..ve cümle salatası yapılmış...

    bazı yerleride çorba gibi..

    anlamsız bir yorum diyorum..ne teşhis var nede tedavi...

    bu sayfayı boşuna okuduğum yorumlar sayfasına ekliyorum..
    Acıktın arkadaşım sanırım.Kebapta söyleyelim....:))

    Her Hakkım Saklıdır®
    |l|lllll|lll||ll||lll||ll||
    ³³°¹³²¹³ °¹²¹²²³
    © σяigiиαL-ρяσfiLє ®

    Supermeydan

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye atmaca34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    dünyadan
    Mesaj
    1.766
    Rep Gücü
    15313

    Cevap: ''Mutlak'' Özgürlüğe giden yolsuz yol !!

    Alıntı doğangüneş´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Acıktın arkadaşım sanırım.Kebapta söyleyelim....:))

    yok acıkmak demiyelim değerli arkadaşım..

    konuyu üşenmeden okudum..ömrümde bu kadar saçma bir yorum görmedim..

    içimden bu kelimeleri yazmak geldi...

    haksızda sayılmam sanırım..



    siz yoruma açık bir paylaşım yaptığınızda mutlaka kendi düşüncenizi paylaşıyorsunuz..

    fakat bazı arkadaşlar kopyala yapıştırı okadar seviyor olmalıdırlarki..bir kısa not bile yazma gereği duymuyorlar..

    neyse kebabımı yarın söylerseniz sevinirim...

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye B@rb@ros - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    282
    Rep Gücü
    10993

    Cevap: ''Mutlak'' Özgürlüğe giden yolsuz yol !!

    Alıntı atmaca34´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    yok acıkmak demiyelim değerli arkadaşım..

    konuyu üşenmeden okudum..ömrümde bu kadar saçma bir yorum görmedim..

    içimden bu kelimeleri yazmak geldi...

    haksızda sayılmam sanırım..



    siz yoruma açık bir paylaşım yaptığınızda mutlaka kendi düşüncenizi paylaşıyorsunuz..

    fakat bazı arkadaşlar kopyala yapıştırı okadar seviyor olmalıdırlarki..bir kısa not bile yazma gereği duymuyorlar..

    neyse kebabımı yarın söylerseniz sevinirim...
    Şalgamda istermisin yanına..

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye -BaDe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    Eskişehir
    Mesaj
    1.588
    Rep Gücü
    20917

    Cevap: ''Mutlak'' Özgürlüğe giden yolsuz yol !!

    Valla itiraf etmek gerekirse biraz konuya bakındım gerçekten anlayamadım sonra okumaktan sıkılıp neyse açayım konuyu belki üşenmeyen biri çıkar dedim sende üşenmemiş okumuşsun,e okuyan gözlerine sağlık ne diyeyim...copy paste işte, alışmışız

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye atmaca34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    dünyadan
    Mesaj
    1.766
    Rep Gücü
    15313

    Cevap: ''Mutlak'' Özgürlüğe giden yolsuz yol !!

    Alıntı B@rb@ros´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şalgamda istermisin yanına..

    fena olmaz dostum...beraber olsun..


    Alıntı Sarı Kız´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Valla itiraf etmek gerekirse biraz konuya bakındım gerçekten anlayamadım sonra okumaktan sıkılıp neyse açayım konuyu belki üşenmeyen biri çıkar dedim sende üşenmemiş okumuşsun,e okuyan gözlerine sağlık ne diyeyim...copy paste işte, alışmışız
    paylaşan yüreğine gam değmesin...

Benzer Konular

  1. Siz mutlak doğruyu ararken hangisini referans alırsınız?
    dogangunes Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 02-04-2013, 02:36 PM
  2. Yorum: 0
    Son mesaj: 22-10-2011, 01:08 PM
  3. özgürlüğe davet...
    mopsy Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 12-12-2009, 11:58 PM
  4. Başarıya Giden Yol
    Mevt Tarafından İş ve Kariyer Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-01-2008, 01:55 AM
  5. Ava Giden Avlanır
    Gül@y Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-05-2007, 04:38 PM
Yukarı Çık