Katliamcı pilotlar Konya'da eğitiliyor


Gazze saldırılarını Erdoğan sert bir dille kınadı ama İsrail'le Türkiye'nin siyasi, ekonomik ve askeri işbirliğini sürekli geliştiren de AKP hükümeti

Başbakan Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Gazze'deki sivil halka yönelik katliamını "sert bir dille" eleştirdiler, ancak, Türkiye İsrail'den silah alarak bu ülkeye milyarlarca dolar akıtırken, Gazze'yi bombalayan İsrail Hava Kuvvetleri'ne mensup pilotlar "kent bombardımanı" eğitimini Konya'da alıyor.


"Barışa indirilmiş darbe"
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan "Barış için bu kadar çaba sarf ettiğimiz bu dönemde, İsrail’in böyle bir yola tevessül etmesini her şeyden önce barışa indirilmiş bir darbe olarak görüyorum" dedi. Erdoğan, İsrail-Suriye görüşmeleriyle ilgili olarak İsrail Başbakanı Ehud Olmert'i aramayı düşünürken, saldırı nedeniyle görüşmeyi iptal ettiğini de aktardı. Erdoğan'ın İsrail saldırısından çok, Türkiye'nin haberi olmamasına içerlediği gözlemlendi. Erdoğan "bu bize karşı da yapılmış saygısızlıktır. Biz şu veya bu ülke değiliz. Her şeyden önce demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletiyiz" dedi.

İsrail'e karşı yaptırım çağrısında bulunmayan Erdoğan, bu ülkeyi saldırılara son vermeye, Birleşmiş Milletler'i de göreve davet etti.

Gül endişeyle "izledi"
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırısını "yakından ve endişeyle izlediği" bildirildi. Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Gül, saldırıların başladığını duyduğu andan bu yana durumu takip ediyor.

Dışişleri: Saldırı barış girişimlerini olumsuz etkiliyor
Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Gazze Şeridi’nde yaşanmakta olan gelişmelerden "derin endişe" duyulduğu belirtildi.

"İsrail’in Gazze’ye yönelik hava harekatı sonucunda çok sayıda Filistinli'nin yaşamını yitirmesini şiddetle kınıyoruz" ifadesine yer verilen açıklamada, Gazze’deki bu gelişmelerin bölge istikrarını son derece olumsuz etkileyecek nitelikte olduğu kaydedildi. Açıklamada, sivil halkın da mevcut durumdan büyük zarar görmesinden endişe edildiği, harekat sonucunda çok sayıda can kaybı meydana gelmesi ve şiddet sarmalının artması ihtimalinin kaygı ve infiale yol açtığı belirtildi. Dışişleri Bakanlığı açıklamasında "İsrail’e askeri harekatı derhal durdurma ve itidal çağrısında bulunuyoruz" denildi.

Gerek Dışişleri gerek Erdoğan, Gazze'ye yönelik insani yardım hazırlıklarına başlanacağını duyurdularsa da, Gazze Şeridi 18 aydır abluka altında olduğu halde Türkiye ablukayı delme girişiminde bulunmamıştı.

İsrailli pilotlar Türkiye'de eğitiliyor

Gazze Şeridi'ni bombalayarak bin kadar Filistinliyi öldüren ve yaralayan İsrail Hava Kuvvetleri'ne mensup pilotlar, kent bombardımanını Konya'da öğreniyorlar. Yıllardır yapılan Anadolu Kartalı Tatbikatı, Türkiye, ABD ve İsrail hava kuvvetlerine bağlı uçaklarca gerçekleştiriliyor. Son olarak 9 Eylül 2008'de yapılan tatbikatlar, AKP dönemi boyunca istikrarlı bir şekilde devam etti. İsrail'in İran'ı vurmakla tehdit ettiği bir döneme denk gelmesi nedeniyle, son tatbikat uluslarararası çevrelerde kaygıyla takip edilmişti.

Suriye’deki tesisleri bombalayan İsrail savaş uçakları, yakıt tanklarını Türkiye topraklarına attı. Dışişleri “nota” vermek yerine sadece “izahat” istedi. İsrail cevap vermemeyi tercih etti, aylar sonra İsrail Başbakanı Olmert’in telefonla Başbakan Erdoğan’ı arayıp “özür dilediği” haberi çıktı. Gerçek daha sonra anlaşılacaktı: Suriye'yi bombalayan İsrail uçakları Türkiye'den kalkmıştı. Bu uçakların kalktığı havaalanı ise tatbikatların yapıldığı Konya'daki ana jet üssüydü. Konya'daki jet üssü, hem İsrail'e uzun süreli uçuşlar için olanak tanıyor hem de kalkan uçaklar İran sınırına kadar gidip, bölgede istihbarat amaçlı uçabiliyorlar.

İsrail'e milyar dolarlar akıtıldı
2002 yılında iktidara geldikten hemen sonra, AKP iktidarı, İsrail'le daha önceki hükümet döneminde yapılan 700 milyon dolarlık tank modernizasyonu ihalesine yeşil ışık yaktı. AKP hükümeti İsrail'den silah alımı konusunda yıllık ortalama 400 milyon dolarlık toplamla önceki hükümetleri de geride bıraktı.

Bu projeler arasında en önemlisi 2004 yılında alımı yapılan Heron'lar yani "casus uçaklar"dı. Sadece Heron alımında AKP 183 milyon doları İsrail'e akıttı.

Her alanda ilişkiler geliştirildi

15 Temmuz 2004’te Türkiye ile İsrail arasında Ehud Olmert’le Ankara’da, tarımdan tohumculuğa, hayvancılıktan sulamaya, kimyadan enerjiye, telekomünikasyondan turizme, güvenlik ve çevre teknolojilerinden danışmanlığa kadar, oldukça geniş bir alanda işbirliği ve ticaret geliştirilmesi anlaşmaları imzaladı. Türkiye 2007 yılında Kudüs'te İsrail ile başlayan ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini karara bağladı.

Ehud Barak, aynı dönemde, anlaşmaların "teröre karşı ortak mücadele" noktasına kadar ulaştığını belirtiyordu. İsrail'in "terörist örgütler listesi"nde Hamas, Hizbullah ve FHKC gibi örgütler varken, AKP hükümeti kamuoyuna konuyu "PKK ile mücadele" şeklinde sundu, anlaşmanın Türkiye'ye getirdiği yükümlülükler gizli tutuldu.

Şimon Peres'i TBMM'de konuşturdular
13 Kasım 2007'de İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Cumhurbaşkanı Gül'ün "davetlisi" sıfatıyla Türkiye'ye geldi ve TBMM kürsüsünde konuşma yaptı. Peres'in konuşması AKP'ye göre "barış için bir katkı" anl***** gelecekti, ancak İsrail Cumhurbaşkanı, barış mesajı vermek yerine İran'ı suçladı. Dahası, Peres'in Filistin halkı tarafından seçilen Hamas'ı yok sayarak El-Fetih lideri Mahmud Abbas ile görüşmesini de AKP sağlamış oldu. Çünkü, aynı kürsüde Peres'ten sonra Abbas konuşmuştu.

İsrail'in Gazze ambargosu başladığında Erdoğan yine uyarıda bulunmuş, ancak İsrail uyarıya sert yanıt vermiş, Türkiye’nin Telaviv Büyükelçisi Nâmık Tan’ı Dışişleri’ne çağırarak Ankara’ya resmen “protesto”sunu iletmişti. Hatta süregelen zulme dikkat çeken Erdoğan’ı "büyük bir sorumsuzlukla teröristleri desteklemek”le suçlamıştı. Bunun “dostane ilişkileri baltaladığı ve büyük hayal kırıklığı meydana getirdiği” bildirilerek, “açıklama” istenmişti. Türkiye, İsrail'in bu tavrı karşısında, çark ederek sessizliğe gömülmüştü.

Lübnan'a asker yolladılar, Olmert'i sevindirdiler
Türkiye'nin İsrail'i sevindiren bir icraatı da Lübnan'a asker göndermek oldu. İsrail ordusunun bozguna uğraması üzerine, yine İsrail'in çağrısıyla, BM Güvenlik Konseyi Lübnan'a asker gönderilmesi için harekete geçti. Türkiye de 261 kişilik Türk İstihkam İnşaat Bölüğü'nü İsrail'den esirgemedi. İsrail Başbakanı Ehud Olmert, gelişmeyi sevinçle karşıladı. "Türkiye'nin Ortadoğu'da örnek ülke" olduğundan bahsetti. AKP hükümeti tüm bunlara rağmen asker göndermeyi "arabuluculuk" misyonu olarak gösterdi. İsrail'i yenen Hizbullah, "barış gücü" askerlerine sıcak bakmıyordu, çünkü bu birliklerin ilk görevi Lübnan hükümeti dışındaki birlikleri, yani Hizbullah'ı silahsızlandırmaktı. 3 Ağustos 2008'de Lübnan'da kalacak birliklerin görev süresi bir yıl uzatıldı.

İsrail tepki gösterdi Erdoğan mobilyacıya sığındı Türkiye'nin bir diğer "arabuluculuk misyonu" da Hamas lideri Halid Meşal'in Türkiye ziyaretiydi. İsrail bu gelişmeye sert tepki gösterdi... Meşal bakanlıklara çağrılmadı ve AKP binasına götürüldü. Meşal'in ziyaretinin hükümeti değil, AKP'yi bağlaması hedeflendi, ancak, Meşal AKP Genel Merkezi'ne girdiğinde konuşma yapacağı yerlerin AKP logolarından arındırılmış olduğunu gördü. Dahası Meşal ile karşılaşmamak için Erdoğan vaktini Ankara'da bir mobilyacıda geçirdi.

Erbakan Hoca'larından öğrendiler

AKP'nin tavrı İsrail ile en çok anlaşma imzalayan hükümetler arasında ilk sıralarda bulunan Refah Partisi'ni akıllara getirdi. Refah Partisi, iktidar öncesinde siyonizme ve İsrail'e karşı olduğunu açıklarken, hükümet döneminde bir önceki hükümetin imzaladığı 13 anlaşma rekorunu geride bırakmış, bir yılda İsrail ile 20 farklı anlaşmaya imza atmıştı.

Vaşington kaynaklarına göre, Refah Partisi hükümeti döneminde imzalanan anlaşma, 'Soğuk Savaş' döneminden sonra Ortadoğu’da yaşanan en önemli stratejik gelişmeydi. Söz Ortadoğu'da Türkiye-İsrail ekseni oluşturan anlaşmanın içeriği milletvekillerinden dahi gizlendi. TBMM'de konuşulmadı, onaylanmadı veya onaylatılmadı.

Türkiye-İsrail ilişkilerinin doruğa çıktığı dönemde, Abdullah Gül, Refah Partisi hükümetinin Devlet Bakanı ve hükümet sözcüsüydü. Aynı dönemde Erdoğan ise partinin en önemli belediyesi olan İstanbul'un belediye başkanıydı.

www.sendika.org :: Üreten Biziz Yöneten de Biz olacağız