BÖL ve YUT




Psikolojik baskı altındayız!

Usta gazeteci Banu Avar, Türkiye’nin ABD yönetiminin de onayladığı biçimde ‘kendine verilen rolü oynadığını’ belirtti Avar, “Kafalar bulandırılmak isteniyor. Küresel güçler tarafından çok büyük psikolojik baskı mevcut” uyarısını yaptı
BANU Avar, uzun yıllardır gerek yazıları gerekse TV programlarıyla dünyanın bir ucundan bir ucuna olan gelişmeleri bize taşıyor. Çoğumuzun görmediği birçok ülkede bulundu. Sıcak çatışmaların yaşandığı bölgelerde o, haber koşturdu. Dünya’nın sınırları her geçen gün değişmeye, değiştirilmeye zorlanıyor. Avar da gördüklerini ve gördüklerinden hareketle gelecek öngörülerini bizimle paylaştı. Yılların Gazetecisi, Son kitabı “Böl ve Yut”taki sivri uçlu kalemini, sohbetimize de taşıdı. Geriye ise ‘ne olacak bu dünyanın hali?’ sorusunun cevabı çıktı. Avar ile ‘şeffaf’ lık boyutu yüksek söyleşimize geçiyoruz.
tKitabınızda keskin söylemler var. Türkiye’nin Batı’dan yana olduğunu ama yine de bir taraf belirleyemediğini belirtiyorsunuz. Batı da son dönemde sıkışmış durumda. Kafkaslar, Kıbrıs, Ortadoğu sorunları her biri bir tarafta iddianıza göre. Türkiye, son dönemde hangi alanda yanlışlık yaptı?
Türkiye’nin başındakiler taraf belirleyemiyor. Türkiye, kendini bulup kendi çıkarları doğrultusunda ilerlerse o zaman hiçbir meselesi kalmaz. Geçenlerde ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice de söyledi: “Türkiye, kendine verilen rolleri oynuyor.” Türkiye’nin aktör olduğunu belirtiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu kadar aşağılayıcı sözleri birarada ne zaman duydu?

Bilgi kirlenmesi, etrafımızı sardı

Gaf mı acaba? Kitabınızın bir yerinde de ABD’nin eski Irak istihbarat ekibi başkanı Wayne White’nin “Kerkük’te kendi kendini taşıyan bir ekonomi kurmaktan” sözettiğini alıntılıyorsunuz.
Yooo gaf değil! Bunları zaten kendileri açık ve net olarak yazıyorlar, söylüyorlar. Bugün de Türkiye’nin eski CIA İstasyon Şefi, “Türkiye, artık ABD’nin yanında giderse bunun çıkarlarına aykırı olduğunu bilmeli” diyor. Şimdi durup dururken bir istasyon şefi, bu lafları neden eder? Türkiye’ye şöyle bir mesaj veriyorlar. PKK devreden çıkacak, Barzani ile Türkiye’nin arası iyi olacak, iktisadi ve siyasi ilişkiler tesis edilecek, Türkiye de bölgede konjonktüre uygun yapılanmaya izin verecek. Hatta arkasında olacak gibi sözler ediyor. Öte yandan da “Türkiye ile ABD kolkola giderse bu onun iyiliğine olmayacak diyor” Bu istihbarat örgütlerinin başındakiler, genellikle kafa karıştırıcı mesajlar vermekle yükümlüdürler. Ne dediği belli değil. Bu dönem, Türkiye ve Ortadoğu üzerinde en fazla psikolojik operasyonun yapıldığı dönem. En fazla bilgi kirliliğinin yayıldığı süreci yaşıyoruz. Durum giderek hızlanıyor. Eskisi gibi yavaş hareket etmiyor. Türkiye’yi 12 eyalete bölen yasa Meclis’ten çıkarıldı. Emine Ayna, Güneydoğu’da platformlara çıkıp “Şunu unutmayın ey Türkler! Kürtlerin Türklere minnet duymalı. Biz istesek Lozan’da çekip giderdik ama gitmedik” diyebiliyor. Bunu kendi değil, ABD söyletiyor. Geçenlerde Sabancı Üniversitesi’ndeydim. Bir genç, bana dönüp “Ben bugüne kadar gelişmeleri anlamıyordum. Ama son dönemde kavramaya başladım. Ben, bir beyaz Türk’müşüm. Çok kötü bir insanmışım. Kürtleri hep mağvetmişim. Bunu anladım” dedi.
AB raporundan sonra Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki hapishanesini yeniden düzenletmesini ve birkaç mahkumun daha bu cezaevine alınması kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Demokrasi projesi kapsamında adamlar, her ülkede bir iktidarı eğitip yerine koyuyorlar.
İşsize ‘Evlendirme’ programı
Bir nevi kukla liderler oluşuyor diyorsunuz.
Saakaaşvili de böyle. Kosova’dakiler de böyle. Kukla iktidarlar geliyor. Onlara, “Çabuk özelleştirmelere başlayıp tüm değerlerini sat” diyorlar. Satışlar sonrasında müthiş bir işsizlik geliyor. İşsizlere de ‘evlendirme ve eğlendirme programlarını’ dayıyor. Aynı zamanda bu ülkelere yoğun olarak dev alışveriş merkezleri açarak insanları önce açlığa mahkum ediyor, ikinci aşamada dehşetli bir kültürsüzleşme ve kimliksizleşme-neye, niye ait olduğunu anlayamama durumu- oluşturuyor. Hemen ardından da dinsizleştirme ve evangalistleştirme programını devreye sokuyor. Bunu yönlendirenlerse, ABD’nin 16 istihbarat merkezleri.
Tüm bu yapılanlar plan ve program dahilindeyse bir
öngürü olarak son aşamada ne
düşünüyorsunuz?
Tutmaz diyorum. Bu kadar basit değil ki? Türkiye, bir Kosova, bir Gürcistan değil. Bunların hepsi, belli imparatorlukların içinde yaşamış, küçük eyaletlerdir. Biz öyle değiliz. Burası bir imparatorluktu. Bu bölgede sadece 3 imparatorluk var. Rusya, İran ve Osmanlı. Bu nedenle bizi zaten ABD ve AB ülkeleri anlayamıyor. Ümitleri biraz kırıldığı zaman gençlere ve varoş bölgelere saldırıyorlar. Kendilerine göre şekillenmiş yeni insanlar yetiştiriyorlar. Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilcisi Büyükelçi Karen Fogg, Türkiye’den giderken şunu dedi: Şu Atatürk sevgisini halledersek bu milleti de hallederiz.”



--------------------------------------------------------------------------------

80 program ve 4 kitap

GAZETECİ Banu Avar’ın 4’üncü kitabı “Batı Politikaları Bugün de Aynı: BÖL ve YUT”, Remzi Kitabevi’nden çıktı. Avar, 4 yıl boyunca 80’i aşkın program yaptı ve bu programlarından derlediği bilgileri kitaplarına taşıdı. Avar, son kitabıyla ilgili şu bilgiyi verdi: “2007’nin birinci döneminde gittiğim 13 ülkenin hali pür melalini bu kitapta derledim. İngilizlerin ‘böl ve hükmet’ olarak özetlediği sömürge kuralını kitaba ad olarak seçmiştim. Ama Bertan Onaran’ın önerisiyle ‘Böl ve Yut’ olarak değiştirdim. ‘Sınırlar Arasında’ programının son yolculuk hotlarını kapsayan bu kitapta Ortadoğu’da İngiliz elişle yaratılan İsrail devletini, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Afrika ve Uzak Asya’da kopyalama çalışmalarından örnekler sunulmakta. “

--------------------------------------------------------------------------------

Ateş çemberiyle kuşatıldık DİKKAT
TÜRKİYE, uzun zamandır bir ateş çemberi içinde. Batı’da Ege, güneyde Kıbrıs, doğuda Irak sorunuyla uğraşan Türkiye, şimdi Karadeniz’deki ve Kafkaslar’daki sıcak gelişmelerle karşı karşıya. Tarih, Türkiye’yi tarafını belirlemeye zorluyor. Türkiye’yi yönetenler kayıtsız şartsız Amerika ve Avrupa dayatmalarıyla kendilerine yön çizmeye çalışırken, dünya, tarihin en önemli ayrışmasını yaşıyor... Rusya, Çin ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bir araya geldiği Şanghang İşbirliği Örgütü toplantılarına artık İran, Hindistan, Pakistan da gözlemci olarak katılıyor. Bu ülkeler Afrika ve Güney Amerika’nın çeşitli devletleriyle dayanışma içinde, Batı’nın emperyal politikalarına etkili cevap veriyorlar. Ekonomik ve siyasi olarak köşeye sıkışmış Batı, hırçın çıkışlarla ortalığı kana boyarken karşısında çaresiz seyreden uluslar değil, onu tehdit eden rakiplerle karşılaşıyor. Gazi Mustafa Kemal’in ülkesi, tüm mazlum milletlerin kurtuluş mücadelesini örnek aldığı ülke, bugün Amerika’nın askeri oluşumu olan NATO’nun, ABD’nin siyasi kolu olarak çalışan Birleşmiş Milletler, finans organı olan IMF’nin, ABD etkisi ve denetimindeki, Lizbon Antlaşması’nda ortaya çıktığı üzere yok olmakta olan bir birliğin, Avrupa Birliği’nin ağır baskıları altında mazlum milletlere karşı kullanılmaktadır.
Etnik kışkırtmaların üssü
Komşularıyla arası açılmakta, bölgede soyutlanmasına yol açacak politikalara itilmekte, ayrıca içerde uygulanan ‘demokrasi’ projeleriyle, tıpkı yüz yıl öncesindeki gibi bölünüp parçalanması için etnik kışkırtmaların merkezi olmaktadır. Türkiye eğer tarafını doğru seçmez ve Mustafa Kemal’in Sadabad ve Balkan Paktı’yla oluşturduğu dengeden dersler almazsa, yakın gelecekte Batı taşeronluğunun bedelini ağır ödeyebilir. Mustafa Kemal, Batı’dan gelen sert rüzgârlara karşı sırtını Doğu’ya, Sovyetler’e, İran’a ve Hindistan’a dayayarak bir milli mücadele örgütlemişti. Dünya bugün emperyalist güçler ve mazlum milletler olarak ikiye ayrılmıştır. Ve Türkiye tarihine yakışır bir biçimde, mazlum milletlerin yanında tarafını belirlemeli, öncü yerini almalı ve politikalarını buna göre oluşturmalıdır. Ortadoğu’yu şekillendirenler, bugün dünyanın pek çok yerinde yeni İsrailler yaratma peşindeler. Hıristiyan Batı dünyası, enerji ve tabii kaynaklar bakımından zengin ülkelerde terör estiriyor... Kafkasya’ya bir ‘İsrail’ mevziliyor. Batı, her coğrafyada bir ‘İsrail’ istiyor.
Yarın: Küresel güçlerin, ‘Laboratuvar’ olarak kullandığı bölge hangisi?

yazı dizisi
tercüman

TERCÜMAN : HER SABAH DÜNYA YENİDEN KURULUR. HER SABAH TAZE BİR BAŞLANGIÇTIR.