Güneydoğu'daki terör olayları, başından beri, ayrılıkçı bir hareket olarak görüldü ve böyle nitelendi. Oysa ayrılıkçı görünüm bir maskeydi, gerçek hedef ve ulaşılan sonuçlar çok farklıydı. Terörle mücadele ederken halkın bu mücadelenin kendisine yönelik olmadığı anlatılamadı ve kurunun yanında yaş da yandığı için halka yönelik olumsuz bir tavır olduğu düşünüldü.

Bölgedeki egemen güçler ekonomik ve siyasal etkinliklerini bölge halkına karşı ayırımcılık yapıldığı ve bilinçli biçimde geri bırakıldığı düşüncesine borçluydu. Geçmişteki feodal yapı önemli ölçüde etkisini kaybetmiş olsa bile tamamen çözülmemişti ve feodal ilişkiler yerini kapitalist ilişkilere terk etmemişti. Aşiret yapısı örf, kültür gibi kavramların arkasında gizlenmiş olarak varlığını sürdürüyordu.

Bölge halkı adına hareket edenlerin talepleri kimliğe ve kültüre özgürlük tanınmasının ötesine geçmiyor, ekonomik yapının, kadının konumunun değişmesi, eğitim düzeyinin yükselmesi sorun olarak görülmüyordu.

Kuzey Irak’ta da durum farklı değildi. Siyasal önderler aynı zamanda aşiret önderleriydi. Sıradan birinin siyasette ön plana çıkması söz konusu bile değildi.

Bölgenin egemenlerinin çabası sahip oldukları konumun sürmesiydi. Terör onların devlet tarafından himaye görmesine ve amaçlarına ulaşmalarına yardımcı oldu.

Sık kullandığım bir sözü tekrar etmek isterim. Hasmınız sizin varlık nedeninizdir ama rakibiniz yok olmanızın sebebi olabilir. Bu yüzden rakip hasımdan daha tehlikelidir. Güneydoğu’da terör, egemenlerin hasmı kimliğiyle, onların varlıklarını tartışmasız sürdürmelerinin nedeni oldu. Ayrılıkçı proje bölge egemenlerinin ya da teröristlerin değil bölgede çıkarları olan büyük güçlerindi ve bu ancak bir soy çatışmasıyla mümkün olabilirdi. Güneydoğu’nun egemenleri ve teröristler, amaçları bu olmasa bile, bölücü politikaların aracı haline gelebiliyordu.

Son zamanlarda iktidarın ve Silahlı Kuvvetlerin bölgeye yönelik ekonomik projeleri ve bugüne kadar sorun olan kimlik ve kültürel taleplerin karşılanması konusundaki yaklaşımları devleti bölge egemenlerinin ve teröristlerin rakibi haline getirdi. Üstelik devlet onların bir adım ötesine geçiyor ve bölgedeki ekonomik yapıyı da, halkın lehine, değiştireceğini söylüyordu.

Bölge egemenlerini ve terörü birlikte zikretmem bir yanılgı değildir. Onları bir paranın iki yüzü gibi görüyorum. Egemen güçlerin varlığı terörün gerekçesi olarak kullanılıyor, terör devam ettikçe egemenlere yönelik herhangi bir politika izlenemiyor ve hasım gibi görünseler bile birbirlerinin varlık sebebi oluyorlar.

Terördeki tırmanış devletin benimsediği politikalarla bölgede hasım değil, diğer güçlerin rakibi olması ve devlet seçeneğinin bölge halkına daha yakın olmasından kaynaklanıyor. Gücünü kaybedeceklerini anlayanlar teröre sarılıyor.

Devlet kendisini, bölge halkının gözünde, bir hasım değil, terörün ve egemenlerin taleplerinin ötesinde projelere sahip olduğunu gösterdikçe başarısı engellenemez. Tahriklere kapılmadan yola devam etmek gerekiyor.

Mahir Kaynak


Terördeki Tırmanışın Asıl Nedeni - Risale-i Nur Forum