Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Dokuzuncu Yılında 17 Ağustos Depremi

Tartışma Salonları (polemik) Kategorisi Vip Salonu Forumunda Dokuzuncu Yılında 17 Ağustos Depremi Konusununun içerigi kısaca ->> Türkiye’nin, 17 Ağustos 1999 Doğu Marmara depremi ile uğradığı büyük sosyal, psikolojik ve ekonomik kayıplara karşın tek kazancı, toplumun deprem ...

  1. #1
    güney
    Misafir..

    Dokuzuncu Yılında 17 Ağustos Depremi

    Türkiye’nin, 17 Ağustos 1999 Doğu Marmara depremi ile uğradığı büyük sosyal, psikolojik ve ekonomik kayıplara karşın tek kazancı, toplumun deprem konusunda, o güne kadar olduğundan çok daha fazla bilgilenmiş ve bilinçlenmiş olmasıdır. Ancak toplum, bu kazancına ve depremlerle mücadele konusundaki özverili yaklaşımına devletten yeterli desteği ve katkıyı, ne yazık ki, görememiştir. Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın, çeşitli kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin katılımı ile, 2004 yılında İstanbul’da topladığı Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk ve tek Deprem Şûrası, bu konuda bir umut ışığı olmuş; ancak, büyük emek ve paralar harcanarak oluşturulan bu büyük organizasyon sonrasında, Bayındırlık ve İskân Bakanı tarafından, bir basın toplantısıyla kamuoyuna sunulan Şûra Sonuç Bildirgesi’nde dile getirilen ve hemen uygulamaya konulacağına dair söz verilen kararların hiçbiri, bugüne dek uygulanmamıştır. Bunun en önemli nedeni ise, depremlerle mücadele konusunda Türkiye’de henüz bir siyasi iradenin oluşturulamamış olmasıdır.

    Hükümetlerin temel görevi, her şeyden önce toplumun can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Depremlerle ilgili olarak da, can ve mal güvenliğini sağlamanın temel koşulu ise, hem mevcut yapıların hem de bundan sonra inşa edilecek yeni yapıların depreme dayanıklı olmasıdır. Hükümetler de topluma bu güvenceyi sağlamakla yükümlüdürler. Depremlerle mücadelede başarının tek ve kesin ölçüsü budur.

    Aslında, 17 Ağustos 1999 Doğu Marmara depreminden sonra, Türkiye’deki depremle ilgili kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve bazı yerel yönetimler, sınırlı olanakları ile, depremlerle mücadele konusunda olumlu bazı çalışmalar yapmışlar, projeler üretmişler; ancak, bu çalışmaların hiçbiri hedeflenen amaçlarına ulaşamamıştır. Çünkü, hem hükümetlerden yeterli maddi desteği görememişlerdir, hem de tüm bu çalışmaları koordine edecek ve uygulamaya koyacak bir üst kurum oluşturulamamıştır.

    Marmara’nın tabanında oluşturulması planlanan ‘Deniz dibi rasathanesi’ önemli bir adımdır; kuvvetle desteklenmeli ve en kısa zamanda gerçekleştirilmelidir. Ancak, olabilecek bir büyük depremin olası zararlarını, can ve mal kayıplarını önleyebilmek ya da en aza indirgeyebilmek için öncelikle yapılması gereken işler ve alınması gereken daha acil önlemler söz konusudur. Öncelikle okul, hastane, köprü, tünel gibi kritik yapılarımızın tümü bir an önce elden geçirilmeli, olası bir büyük depreme dayanıklı olmayanlar, olanaklı ise takviye edilerek depreme dayanıklı hale getirilmeli; aksi halde, yıkılarak yeniden inşa edilmelidir.

    Depremlerle mücadele, insanoğlunun doğa ile olan bir mücadelesidir. Bu mücadelede insanoğlunu doğaya egemen kılabilecek tek güç ise bilimdir. O nedenle, bu mücadelede bilim adamlarımızın özverili çalışmalarına tüm insanlık olarak destek olmalıyız. Çünkü, bilim damlarımız bu mücadelede er ya da geç başarılı olacak ve yakın bir gelecekte depremler önceden kestirilebilecektir. Nitekim, Amerika Birleşik Devletleri’nin Ulusal Havacılık ve Uzay Araştırmaları Kurumu’ndaki (NASA) bazı bilim adamları, 6 Haziran 2008 tarihinde yaptıkları bir açıklamada, bir büyük deprem öncesinde, depremin olacağı bölgedeki atmosferin iyonosfer tabakasının elektrik alanında belirgin bir değişim gözlemlediklerini; bu değişimin, iyonosfer içerisinde 100 km. yükseklikte uydular aracılığı ile belirlenebileceğini ve bunun o bölgede oluşabilecek bir büyük depremin önceden kestirilmesi çalışmalarında önemli bir veri olabileceğini ifade etmişlerdir.

    İstanbul olası bir büyük depreme hazır mı, değil mi tartışmaları, 17 Ağustos 1999’dan bu yana sürüp gidiyor. Bilim adamlarının ve yetkili ağızların bu soruya yanıtı ne yazık ki “Hayır”. Oysa, toplumun hemen her kesiminden bu konu ile ilgili kişi, kurum ve kuruluşların her biri kendi olanakları çerçevesinde bir şeyler yapmaya, İstanbul’u olası bir büyük depreme hazırlamaya çalışıyor. Ancak, tüm bu çalışmaları bir araya getirip bütünleştirecek ve somut sonuçların alınmasına olanak sağlayacak bir üst kurum ve organizasyon olmadığı için bu çalışmalar kendi dar çevreleri ile sınırlı kalmış, İstanbul’u olası bir büyük depreme hazır hale getirme hedefine bir türlü ulaştırılamamıştır. Bu hedefe ulaşabilmek için yapılması gereken en akılcı ve etkin yaklaşım, “Depreme Dayanıklı İstanbul” sloganı ile, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin organizatörlüğünde toplumun konu ile ilgili tüm kesimlerinin, merkezi ve yerel yönetim temsilcilerinin, ilgili meslek odalarının, sivil toplum örgütlerinin, yerli ve yabancı bilim adamlarının katılacağı ve her yıl düzenli olarak toplanacak bir uluslararası kongrenin düzenlenmesidir. İlk toplanacak kongrede öncelikle İstanbul’u olası bir büyük depreme hazır hale getirebilmek için yapılması gerekenler öncelik sırasına göre belirlenmeli; sonra bunların hangilerinin, toplumun hangi kesimleri tarafından ve nasıl yapılacağı; gerekli finansmanın nereden, nasıl sağlanacağı karara bağlanmalıdır.

    Ertesi yıl yapılacak ikinci kongrede ise önce, bir önceki kongrede yapılması planlanan işlerin hangilerinin ne kadar yapılabildiği; yapılamayanların neden yapılamadığı; bunların da yapılabilmesi için alınması gereken önlemlerin neler olabileceği; bir sonraki yılda nelerin yapılacağı tüm ayrıntıları ile tartışılıp karara bağlanmalı; ve bu süreç, her yıl düzenli olarak toplanacak kongrelerde tekrarlanarak sürdürülmeli; böylece İstanbul, her geçen yıl depreme daha hazır bir duruma getirilmelidir. İstanbul gibi bir büyük deprem beklentisi içerisinde olan Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaleti böyle bir süreci bundan 6 yıl önce başlatmış ve bugün Kaliforniya’yı olası bir büyük depreme yüzde 90 hazır hale getirebilmiştir. İstanbul da bu akılcı ve etkili süreci mutlaka başlatmalı ve “Depreme Dayanıklı İstanbul” (DDİ) adı altında uluslararası kongreler serisinin ilkini hemen bu yıl organize etmeli ve bunu her yıl tekrarlayarak, İstanbul olası bir büyük depreme yüzde 100 hazır hale gelene dek sürdürmelidir. Bunun için henüz geç kalmış sayılmayız.


    Dokuzuncu Yılında 17 Ağustos Depremi - Prof. Dr. K. Erçin KASAPOĞLU (Cumhuriyet) :: www.sendika.org

    Hazırlıklımıyız....

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877

    Cevap: Dokuzuncu Yılında 17 Ağustos Depremi

    Hazırlıklı olmadığımız gün gibi aşikardır. Ne hazırlığı tam tersi bir durum vardır, nedir? Bir kez bu kadar büyük deprem oldu ya bir daha bu kadar büyüğü olmaz. Depremin istanbula kattığı birşey var bir istanbullu olarak kendi gözlemim, yeni yapılan binalarda artık deprem hesapları yapılarak inşaatlar gerçekleştiriliyor. Ama hazırlıklımıyız değiliz bekliyoruz ahlayıp vahlamayı.

Benzer Konular

  1. Van depremi belirtileri
    YukseLL Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-11-2011, 08:09 PM
  2. Pkk terörü ve van depremi
    YukseLL Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-10-2011, 01:00 PM
  3. Dokuzuncu Harciye Koğuşu
    shgiptare Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 22-11-2009, 01:09 AM
  4. Louis Drax'ın Dokuzuncu Canı
    mopsy Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-10-2009, 08:22 PM
  5. gölcük depremi
    girdapsedef Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 23-12-2008, 05:52 AM
Yukarı Çık