1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 29

Fethullah Gülen neden ABD'de yaşıyor?

Tartışma Salonları (polemik) Kategorisinde ve Vip Salonu Forumunda Bulunan Fethullah Gülen neden ABD'de yaşıyor? Konusunu Görüntülemektesiniz, Konu içerigi Kısaca ->> Fethullah Gülen neden ABD'de yaşıyor? Yazar Dr. Emin Şimşek CEVAB : Kanaatimce soruyu biraz tashih etmekte fayda var: Fethullah Gülen

  1. #1
    Hiper Aktif RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    5.121
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52571

    Fethullah Gülen neden ABD'de yaşıyor?



    Fethullah Gülen neden ABD'de yaşıyor?
    Yazar Dr. Emin Şimşek



    CEVAB : Kanaatimce soruyu biraz tashih etmekte fayda var: Fethullah Gülen Hocaefendi sağlık sorunları ile gittiği ABD’den neden geriye dönememiştir ?

    Evet, 1986 yılında gittiği Hac yolculuğunda: ”Şayet bu Kutsal Topraklardan geri gelmek istemez, oralarda kalırsam, başıma bir ip bağlayın ve beni sürüye sürüye Türkiye’ye getirin” diyen bir Zat, nasıl olur da, -haşa- keyfi veya nefsi bir sebebten ötürü kendi memleketi dışında biryerde yaşadığı varsayılabilmektedir? Mescid-i Nebeviyye’de Efendisi (SAV) huzuruna giderken, Medine sokaklarında dönüp dolaşan ve “ ben şimdi hangi yüzle Rasulullah’ın huzuruna gideceğim? Ümmet-i Muhammedin mağdur ve mazlum hali karşısında nederim ? ” endişesi taşıyan bir insan, nasıl oluyordu da, kendi memleketinda yapılacak Kudsi Hizmetleri uğruna yaşamaktan bile feragat ettiği Mekke ve Medine ‘ye rağmen, memleketi dışında bir yerde yaşarken, onun hakkında farklı düşünce ve su-i zan yelkenleri açılıyor?




    Konuya ilişken değerlendirmeleri kendi beyanatlarından dinliyelim:

    Amerika’ya gelişimin öncesi var. 1997’de anjiyo için gelmiş ve 2-3 ay kalıp dönmüştüm. Hatta o zaman Sayın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel referans olmuş, Cleveland’da bulunan Dr. Murat Bey’i aramıştı. Sağ olsun, alakadar oldu, yol gösterdi, ameliyat üzerinde ısrarla durdu. O zaman da ‘niye Amerika, niye orada kalıyor, kaçtı’ gibi şeyler söylendi. Oysa buraya geldiğimde -kalbimden dolayı- üzerimdeki yorganı kaldıramayacak kadar halsizdim. Doktorların tavsiye ettiği ilaçları kullanıyordum. Bant üzerinde ve açık havada yürüyüşlere devam ediyordum. Ama durumum zordu. Bu seferki gelişim de yine aynı hastalıkla alakalı oldu. Mayo Kliniği’nde Kırım Türklerinden Dr. Sait Bey vardı. Türkiye’ye geldiğinde halimi gördü, ısrarla buraya gelmemi söyledi. Bu davet Almanya’dan olsaydı, Almanya’ya giderdim. Amerika’ya geldim, tedavi başladı, 1-2 ay sonra Türkiye’de o komplo fırtınası koptu. Kalakaldım burada. Gideyim dedim, doktorlar izin vermedi. ‘Kendini büyük tehlikeye atıyorsun’ dediler. Bu mevzuda dünya kadar rapor var. Sağlık durumun ortada. Niye kaçayım, kaçacak neyim var benim?


    “Bir ayağı Amerika’da, bir ayağı Suudi Arabistan’da” deniyor.


    Suudi Arabistan’a en son 1986’da hac için gitmiştim. 20 yıldır gitmedim. Bir ayağı Suudi Arabistan’da diyenler, eğer gitseydim, o zaman daha farklı yorumlar getirecek, iki ayağı da orda falan diyeceklerdi. Belki başka türlü sorgulamalar olacaktı. İran, daha büyük problem olurdu. İran’la, işin doğrusu münasebetim olmadı. Menşei Türkiye olan eğitim, kültür, hoşgörü faaliyetleri mevzuunda, müşterek bazı şeyler yapalım teklifine de sıcak bakmadılar. Bana ve beraberimde birkaç arkadaşım oraya gitmesine sıcak bakacaklarına ihtimal vermiyorum. Öyle bir düşüncemiz de hiç olmadı. İran’a gitseydim, şimdi çeşit çeşit yorum yapanlar, o zaman da; “Batı’nın oradaki eli ayağı, gözü kulağı” diyeceklerdi. Kalp bozuk olunca, kendi hayallerinde sizi bir yere oturtunca, bir şeyle bağlayınca sizi, ne yaparsanız yapın yine öyle şeyler diyecekler. Ağızlarını kapamak diye bir vazifemiz de yok. Düşünce ve fikir hürriyeti var. Eğer öyle bir kısıtlama varsa onu sadece bize uyguluyorlar ve o da yeter.


    Amerika yılları sizi nasıl etkiledi?

    Fıkıh tabiriyle söyleyecek olursak, benim burada kalmam iki şerden hafif olanı tercih kabilinden oldu. Ben gelmek istemiyordum buraya, fakat Dr. Sait Bey çok ısrar etti, sağlık durumunun ihmale tahammülü olmadığını ifade etti. Bana çok ağır gelse de, ya ülkemden, kendi insanımdan uzak, yabancı bir devlette bulunmayı tercih edecektim, ya da bir devlet adamımızın dediği gibi küçük şeyleri büyüterek, her gün yeni bir komplo kuranlarla karşı karşıya kalmayı tercih edecektim. Birtakım kötülükleri görüp kendi insanımıza darılmamak için, istişare ettiğim arkadaşların da kanaatini alarak hasret çekmeye razı oldum. Haziran komplosunu (kasetlerle ilgili) önceden bildiğim halde yayımlandığı zaman bazı yerlerine baktım. Komplocularla beraber olanların yazılarını onlara karşı içimde bir ukde olmasın diye okumadım.


    Türkiye’den hasretle bahsediyorsunuz, ama dönmüyorsunuz. Neden?

    Belli bir yaştan sonra vücudun tahammülü olmuyor. Bir Arap şairinin ifadesiyle, yakın hissetmeme mani şeyler olmasın diye uzakta durup kalben, vicdanen orada bulunmayı tercih ediyorum. Bir espriyle söyleyeyim, tasavvufta âşıklar üstü bir makam vardır. Orada bulunanlar vuslatı bile istemezler. Yani içime ateşler sal, hep hicranla inleyeyim fakat vuslat istemem derler. Türkiye’ye karşı böyle zevkli bir hasret, zevkli bir hicran bana daha derince, daha vefalıca ve yürekten geliyor.


    Bunlar dönmeyeceğiniz anl***** mı geliyor?

    Zaten dönüş için yasal bir engel yok. Türkiye’ye dönmeyi bir an olsun aklımdan çıkarmadım. Yine de Türkiye’de önemli yerlere sordurdum. “Bir şey yok, gelebilir” dediler ama, “gelebiliri” söyleyiş tarzlarından sanki gelince onların başını ağrıtırım gibi bir şey hissettim.

    Devletten birileri mi?

    Evet, önemli bir vazifedeyken emekli olmuş bir yakınlarına, “Benim gelmem kendileri için ne ifade eder? ” diye sordurdum. Tebessüm ettiler ama gelmese daha iyi olur dediler. Benim dönüşümün herhalde bazı şeyleri tetikleyebileceği düşünülüyor. Sanki bazıları bazı kimseleri sokağa dökecek, huzursuzluğa sebebiyet verecekler. Ben, Türkiye’de oluşmuş istikrar ortamının bozulmasına fırsat vermek istemem.


    Türkiye’ye Humeyni gibi döneceğinizden endişe edenler de var

    Dönersem kendim gibi, Ramiz Efendi’nin üç şerefeli camide imamlık yapan oğlu gibi dönerim. Size komik gelebilir ama, döndüğüm zaman acaba bana yine o camide imamlık verirler mi, yine aynı pencerede kalsam; ya da Kestane Pazarı’nda idarecilik vermeseler bile, tahta kulübem gibi bir kulübede kalmama müsaade ederler mi diye düşünüyorum. Bir diğer düşüncem de, bütün samimiyetimle ifade edeyim, köyümde, dedelerimin arsası üzerinde yapılmış bir misafirhane var, gitsem orada kalsam diyorum. Doğduğum, büyüdüğüm köyde bir köylü gibi ölsem.


    Doğduğum köye gitsem, orada ölsem’ diyorsunuz. Köye gidip susacak mısınız?

    Dünyada, beklentilerim değil, derdim oldu. Aynı derdi terennüme devam edeceğim; şartlar ne olursa olsun, sözüme kıymet verenleri eğitim faaliyetleri için dünyanın dört bir yanına koşmaya teşvik edeceğim. Mezara konulurken bile fırsatım olursa yine, gidin okul açın, Türk dilini dünya dili haline getirme mevzuunda gayretten dur olmayın diyeceğim. Esnafımıza, dünyanın dört bir yanına sürgünler halinde açılın ve sonra ağaçlar haline gelin, lobiler oluşturun ve Türkiye’yi destekleyin; dünyadan kopmuş bir Türkiye’nin ayakta durması mümkün değildir, demeye devam edeceğim. Eğer bir gün hususi kanun çıkarıp ağzıma kilit vursalar bile, elimle, ayağımla bunları yazacak ama yine anlatacağım. Çünkü, bunları cami kürsülerinde, devletin memuru olarak açık açık ve herkese anlattım; ifade ettikleri gibi “müritlere” değil. Belki diğer hocalarımızdan farklı olarak dedim ki: Türkiye’yi geliştirin, her yerde Türk insanının sesi duyulsun. Bence millilik de, ulusalcılık da ancak böyle olur; meselenin hikâyesini yaparak değil. Türkiye’nin davası büyük bir davadır. Ona topyekûn bir milletin, milli mücadelede olduğu gibi sahip çıkması lazımdır, demeye devam edeceğim. Bu hususta sesimi kesecek ve bana bunları söyletmeyecek bir kanun da bilmiyorum. Milletime karşı bir vefa borcu olarak bunları söylemeye devam edeceğim.


    Merak edilen konulardan birisi de, böyle fakirane yaşayan bir insan ABD gibi pahalı bir ülkede nasıl yaşayabiliyor?

    Bu konu farklı maksatlarla ortaya atıldığı için, sizi tenzih ederek, hazımsızlık yapanlara söyleyeyim: Benim hakkımda böyle diyenlerden hiç birisi için ben böyle bir soru sormadım. Benim gibi, şeker hastası, günde 1200 kalori alan, ağır şeyler yiyemeyen, yemek ihtiyacını çok defa yoğurt ve çorbayla karşılayan bekâr bir insan, ABD’de olsa 500 lirayla (dolar yerine lira diyor) geçinir. Bu tür şüpheler uyararak karalamak isteyenlerin tavrını fevkalade yakışıksız ve münasebetsiz buluyorum.Bunları hiç söylemek istemezdim. Çünkü, isterdim ki, imkânım olsaydı da, o telif ücretlerini de yemeseydim. Buradaki ikametim için arkadaşlar gönderiyorlar ben de kerhen kabul ediyor ve ancak zaruri ihtiyaç çerçevesinde kullanıyorum. Zaten burada başka türlü durmam mümkün değil ve böyle bir telif ücretini alma mevzuunda da kimsenin bana bir şey demeye hakkı yoktur.Soruldu, açıkça söyleyeyim: Arkadaşlar, -rahatsızlıklarım da olduğu için- ihtiyaten bir miktar bankada bulunduruyorlar; her sene için de 30 bin gönderiyorlar. Az önce dediğim gibi, zaruri ihtiyaçlarımı gideriyor, geri kalanını da millete tavsiye ettiğim üzere eğitim hizmetlerine bağışlıyorum. Bana gönderilmeyen ve birikmiş olan teliflerin de Allah rızası için bazı yerlere ve muhtaç kimselere verilmesini söylüyorum. Allah’ın huzuruna girerken arkada beş on kuruş bile olsa bir şey bırakmak istemem.

    (Kaynak: Mehmet Gündem ile röportaj, Milliyet, 01.2005)
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  2. #2
    SAHARAY
    Misafir..

    Cevap: Fethullah Gülen neden ABD'de yaşıyor?

    Ben bu ropörtajı yapsaydım şu soruyu sormadan geçmezdim.

    Sayın Gülen neden islam ülkelerinden birine gitmeyi tercih etmedi de müslümanlara zulüm yapan
    Amerika'ya sığındı? Söyledikleri ve icraatları sizce çelişmiyor mu?

  3. #3
    Hiper Aktif RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    5.121
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52571

    Cevap: Fethullah Gülen neden ABD'de yaşıyor?

    Alıntı SAHARAY´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben bu ropörtajı yapsaydım şu soruyu sormadan geçmezdim.

    Sayın Gülen neden islam ülkelerinden birine gitmeyi tercih etmedi de müslümanlara zulüm yapan
    Amerika'ya sığındı? Söyledikleri ve icraatları sizce çelişmiyor mu?
    Amerika Küfrün Merkezi deniyor. Bizde şöyle diyoruz, daha iyi, Küfrün Merkezinde yapılan İslami Hizmet, diğer Küfür beldelerinden daha faziletlidir. Teşbihte hata olmaz fehvasınca ; Hz.Musa(AS) mı Firavun sarayından koruyan Allah değilmiydi ? Evet, gerek Amerikada gerek AB ülkelerinde İslama dehaletler fevc fevc artmaktadır. Boş oturarak nasıl artacak? Mücahede ve Tebliğ olmadan?

    Hicretler bitmez, yeterki talib olunsun, Hicreti sıradan bir seyahat görenler, Hicret ufkuna bilmemki ulaşabilirlermi? (Hüseyin GÜLERCE)
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  4. #4
    Aktif Üye Karakarizma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesaj
    1.783
    Rep Gücü
    293

    Cevap: Fethullah Gülen neden ABD'de yaşıyor?

    Alıntı RABİA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Amerika Küfrün Merkezi deniyor. Bizde şöyle diyoruz, daha iyi, Küfrün Merkezinde yapılan İslami Hizmet, diğer Küfür beldelerinden daha faziletlidir. Teşbihte hata olmaz fehvasınca ; Hz.Musa(AS) mı Firavun sarayından koruyan Allah değilmiydi ? Evet, gerek Amerikada gerek AB ülkelerinde İslama dehaletler fevc fevc artmaktadır. Boş oturarak nasıl artacak? Mücahede ve Tebliğ olmadan?

    Hicretler bitmez, yeterki talib olunsun, Hicreti sıradan bir seyahat görenler, Hicret ufkuna bilmemki ulaşabilirlermi? (Hüseyin GÜLERCE)
    Rabia Hanım,

    Dillerinize sağlık. Bu kadar açıklayıcı bir cevap kafamızdaki birçok sorunun da cevabı oldu inşallah.

  5. #5
    Kıdemli Üye serseriozi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Mesaj
    701
    Rep Gücü
    128

    Cevap: Fethullah Gülen neden ABD'de yaşıyor?

    Alıntı RABİA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Amerika Küfrün Merkezi deniyor. Bizde şöyle diyoruz, daha iyi, Küfrün Merkezinde yapılan İslami Hizmet, diğer Küfür beldelerinden daha faziletlidir. Teşbihte hata olmaz fehvasınca ; Hz.Musa(AS) mı Firavun sarayından koruyan Allah değilmiydi ? Evet, gerek Amerikada gerek AB ülkelerinde İslama dehaletler fevc fevc artmaktadır. Boş oturarak nasıl artacak? Mücahede ve Tebliğ olmadan?

    Hicretler bitmez, yeterki talib olunsun, Hicreti sıradan bir seyahat görenler, Hicret ufkuna bilmemki ulaşabilirlermi? (Hüseyin GÜLERCE)
    yorum yok haklıya jklı demek lazzım :)

    Dillerine sağlık

  6. #6
    SAHARAY
    Misafir..

    Cevap: Fethullah Gülen neden ABD'de yaşıyor?

    Alıntı RABİA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Amerika Küfrün Merkezi deniyor. Bizde şöyle diyoruz, daha iyi, Küfrün Merkezinde yapılan İslami Hizmet, diğer Küfür beldelerinden daha faziletlidir. Teşbihte hata olmaz fehvasınca ; Hz.Musa(AS) mı Firavun sarayından koruyan Allah değilmiydi ? Evet, gerek Amerikada gerek AB ülkelerinde İslama dehaletler fevc fevc artmaktadır. Boş oturarak nasıl artacak? Mücahede ve Tebliğ olmadan?

    Hicretler bitmez, yeterki talib olunsun, Hicreti sıradan bir seyahat görenler, Hicret ufkuna bilmemki ulaşabilirlermi? (Hüseyin GÜLERCE)


    Bu rüya bitmez.......

  7. #7
    Hiper Aktif RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    5.121
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52571

    Cevap: Fethullah Gülen neden ABD'de yaşıyor?

    Alıntı SAHARAY´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu rüya bitmez.......
    İnsan başkalarının “birinci, ikinci, üçüncü...” demesiyle birinci, ikinci, üçüncü olmaz; fakat, eğer bazı çevreler, bir insanı yerden yere vuruyor ve onu sürekli sıfırlıyorlarsa, işte o zaman onu belli numaralara yerleştirmeye kadirşinaslık nazarıyla bakılabilir. Ben, “Yaşayan En Büyük 100 Entellektüel” listesinin en üstünde yer almış olmamı, arkadaşların âsâr-ı bergüzîdelerine terettüp eden semeratın tek bir şahsa verilmesi olarak kabul ediyorum.

    Biz bir yerde gerçekten seviniriz; Allah’ın huzuruna çıktığımızda bize “Giriniz emn u eman içinde Cennet’e!..” denilirse, işte orada hakiki sevinci ve mutluluğu duyarız. Ben arkadaşlara “çok sevinmeyin” dedim. Bu basit ve dünyaya ait bir mesele; sevinilecek, öyle-böyle küstahça, şımarıkça, hoplanacak zıplanacak bir mesele değil. Cenâb-ı Hak rıdvanıyla sevindirirse bizi, Cennet’ine koyarsa, Cemaliyle gönlümüzü açarsa o zaman seviniriz.

    Elinizde olmayarak içinize bir inşirah akabilir. Tekdirler insanda sarsıntıya sebebiyet verdiği gibi, takdirler de bir yönüyle insanda inşirah ve sevinç meydana getirebilir; fakat üzerinde çok durmamalı -bağışlayın- halk ifadesiyle es geçmeli onu. Esas “Cenâb-ı Hak bizi öbür tarafta tastamam sevindirsin” demeli.

    Bununla beraber, söz konusu anketi ve beraat kararını hafife almıyorum; bir yandan dünyanın kabulü, diğer taraftan da adaletin temsilcilerinin insafla verdikleri bir kararda dik durmaları ve karakterlerinin gereğini sergilemeleri çok önemli hadisedir. Hele böyle iki hadisenin üst üste gelmesi Cenab-ı Hakk’ın inayeti ve ihsanıdır.

    Bu beraat kararıyla, Türk Okullarını ziyaret etmenin suç sayılamayacağı da tescillenmiştir.

    İddianameyi hazırlayanlar, ne biliyorlarsa ve çoğu montajlanmış bantlardan ne bulmuşlarsa, “Geriye ihtiyat olarak elimizde bazı şeyler kalsın, belki onları da gelecekte kullanırız” demeden hepsini kullanmışlardı. Şimdi mahkemenin kararı “Bunların hepsi boş, havada şeyler” manasına geldi. Bir insan için denebilecek her şeyi sun’i olarak, montajlarla deyivermişlerdi. Böylece bütün sermayelerini birden kullandılar. Kullandıkları o sermaye ile de iflas ettiler.

    Artık mesele şahsi mesele olmaktan çıkmıştır; bir heyet meselesi, bir hareketin meselesi ya da Türk toplumunun meselesidir; yani milyonlarca insanın azmini, cehdini, kastını ortaya koyduğu, sürekli o niyetle oturup kalktığı mesele haline gelmiştir. Bu açıdan onların bütününü ferahlatmak, rahat hareket etmelerini sağlamak küçük bir hadise değildir. Şahsa bakan yönüyle önemsiz olsa bile, umuma bakan yönüyle küçük değildir.

    Biz etten kemikten varlıklarız; dolayısıyla haziran fırtınasından ve mahkeme sürecinden etkilenmediğimi söylersem hilaf-ı vaki bir beyan olur. Ama Allah’a imanımız var. Evet, iman teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül de saadet-i dareyni netice verir. O iman sayesinde “Allahım var, bugünümü bütün bütün karartabilirler ama yarın aydınlık!” diyebilir insan. Mutlaka moral bozucu şeyler olmuştur; şu olmuştur, bu olmuştur; belki bazı şeyleri Allah’a havale etme gibi şeyler de olmuştur; fakat, faydasız şeylere girilmemiştir, telaşa kapılma olmamıştır. Belki size saygılarından sevgilerinden dolayı telaş yaşayan insanların telaşı da ta’dil edilmeye çalışılmıştır.

    Fakat itiraf etmeliyim; bu dönem benim için çok sıkıntılı oldu. Ciddi bir şey yapamadım, kendi kitaplarımla meşgul olamadım, arkadaşlarımızla orada takip ettiğimiz gibi günde dört beş saat kitap müzakere edemedim. Bir yönüyle, dokuz on senem beyhude geçti, israf oldu. Dolayısıyla da, bunlar benim en acılı yıllarım oldu, ızdırap yıllarım oldu.

    Ben İranlı değilim ki Humeyni olayım; onun iddialarını hiçbir zaman taşımadım ki Türkiye’ye Humeyni gibi döneyim.

    Öyle tevazudan, mahviyetten, hacaletten dolayı değil, tabiatımda olan bir mahcubiyetten dolayı kendi evimize giderken bile, “falan talebe geldi” derler, pencerelerden bakarlar, beni görürler, diye düşünür ve bundan sıkılırdım. Onun için, beni kimse görmesin diye evimize hep gece giderdim. Rahmetli babam hakkımda derdi ki, “Bizim oğlan leylek, gece geliyor, gündüz onu kapının önünde görüyorsunuz.” Bu, tabiatımda olan bir şey.

    Hayatımda hiçbir yere öyle gürültülü, patırtılı gidip gelmedim. Hiç istikbal edilme isteğinde bulunmadım. Bu açıdan da ne karakter bakımından, ne mezhep bakımından, ne ülke bakımından Humeyni ile hiçbir zaman bir alâkam olmadı.

    Dünyanın dört bir yanına gitmiş arkadaşlarımızın hiçbirisi öyle bir alâyişe talip olmadı. Gelirken öyle bir istikbal beklemedi. Adlarından, namlarından bahsedilmesini istemedi. Onların hepsi birer meçhul kahraman olarak kaldılar oldukları yerde. Bu bizim genel ahlakımızdır. Allah’la münasebetimizin bir çeşit bizim hayatımıza aksedişinden ibarettir. Muhammedi ruhun (sallallahu aleyhi vesellem) gereğidir. Bu açıdan, o türlü iddialar fevkâlade sevimsiz. Beni Humeyni’ye benzetenler bir gün çok utanacaklar!..

    Ülkemin elli yüz yerinden gelmiş toprak parçaları var odamda, ben onları koklayıp teselli buluyorum. Ben kendi ülkemin çocuğuyum; dıştan ithal edilmiş ve milletin başına musallat olmuş tufeylilerden değilim. O ülkenin çocuğuyum ben. Onun bir avuç toprağını dünyalara değiştirmem. Bütün Amerika’yı verseler, Korucuk Köyü, fakir bir köydür, ben o köyü vermem. Ruh haletim budur. Fakat bir şey var: Benim inandığım bir dava var, bir hizmet var, Din-i Mübin-i İslam’a hizmet var ve ülkemde huzursuzluğun çıkmaması, hele dine karşı bir tavır alınmaması.. bunlar benim gaye-i hayalim, düşüncem, mefkûrem.

    Şimdi, gidişiniz sizin orada bazı problemlere sebebiyet verecekse, her şeye rağmen orada hüsn-ü niyetle iş yapan insanların işlerini zorlaştıracaksa, altından kalkamayacakları problemlere sebebiyet verecekse.. bence dengeli hareket etmeniz, vaktini, gidiş keyfiyetini ve konjonktürü sizin belirlemeniz lazım.. veya işte o genel konjonktüre göre nasıl hareket edecekseniz onu sizin belirlemeniz lazım. Bunlar yine sizin ruh haletinize ve Allah’la münasebetinize göre yapacağınız şeylerdir.

    Yahya Kemal’in, bir şiirinde dediği gibi “Bizden olmayanlar bizi anlamazlar.” Esas tam o toprağın çocuğu olmak lazım ki, o toprağı koklaya koklaya yetişmiş olmak lazım ki, eğile eğile onun çaylarından su içmiş olmak lazım ki, onun kırlarında koşmuş olmak lazım ki, onun çiçeklerini koklayarak büyümüş olmak lazım ki, Anadolu’yu bilmek lazım ki sizin hissiyatınızı anlasınlar. Sizden olmayanlar sizi anlayamazlar. İşte öyle vahi vahi iddialarla efkarı bulandırmak ister ve millette paranoya duygusunu tetiklerler.

    O gidiş, bir gün, Cenâb-ı Hakk’ın muradı öyle ise, tahakkuk ettiği zaman, onlar sadece duyarlar; belki derler “Gelmiş mi gelmemiş mi; acaba gelmişse nerede duruyor, nasıl geldi de biz görmedik?!.” Evet, bir gün Türkiye’ye dönersem kendim gibi dönerim.

    Karakterimi namusum sayarım. Karakterime kıymayı namusuma karşı tecavüz sayarım. Konuşurken de, biriyle bir muhaverede veya bir muamelede bulunurken de onu korumaya fevkalâde hassasiyet göstermişimdir. Bazen irticalinin esnekliği içinde üslubuma riayet edememişsem inanın bana çok üzüntü duymuşumdur. “Şu sözler sana uygun değildi, karakterim sana kıydım.” demişimdir.

    Hazreti Pir’in dediği gibi, “Beni memleket memleket sürgüne gönderenlere hakkımı helal ediyorum, zindanlarda yer hazırlayanlara, idam sehpası hayal edenlere hakkımı helal ediyorum.” Hak iddia etmeyeceğim.

    Fakat bu işlerin içinde bir Allah hakkı varsa; ben zavallı, dinimden dolayı bunlara maruz kaldımsa, Efendimiz’in yolunda, düşe kalka yürümeye çalıştığımdan dolayı bunlara maruz kaldımsa, din dedimse, Din-i Mübin-i İslam’ı gerçek çehresiyle aksettirmeye çalıştımsa; bundan dolayı da onlar bana takıldılarsa, orada Allah hakkı, Peygamber hakkı var, o beni aşar. O mevzuda bir şey diyemem. Yoksa kırk seneden beri aleyhimde yazı yazan insanlar bile mahkeme-yi kübrada karşıma çıksa “Ben bir şey istemiyorum” derim. İçimde hiç kimseye karşı hınç taşımıyorum.

    Beraat kararına sevinenlere gelince; onlar da bir mü’mine karşı tavırlarından dolayı, onun bir şeyden böyle rahat sıyrılmasına seviniyorlarsa, Allah (celle celâluhu) o sevinçlerini o sürurlarını devam ettirsin.. “Vucuhun yevmeizin nadiretun, İla rabbiha naziretun...”da, o behçetle şulefeşan olan çehrelerin Allah’a bakıp birbirine tebessüm ettiği o günde Allah hepsini sevindirsin ve Din-i Mübin-i İslam’ın dört bir yanda duyulmasıyla, tanınmasıyla, ona karşı insanların saygılı bir tavır almalarıyla Allah onları mesrur kılsın.

    Mahkemede olumlu karar verenler de hakkaniyetin ve adaletin gereğini yapmışlardır. Şu türlü, bu türlü söylentilere ve bir kısım olumsuzluk isnatlarına rağmen hak terazisinin hâlâ dümdüz durabileceğini ve doğru tartabileceğini göstererek Türkiye adına ümitlerimizi bir kere daha güçlendirmişlerdir.

    O kadar tahribata ve o kadar baskıya rağmen, en azından medya yoluyla yapılan baskılara rağmen, adaletin böyle tecelli etmesi Türkiye’de hâlâ hak ve adalet hesabına hüküm verecek hâkimlerin bulunduğunu gösteriyor ve bu da ülkemiz adına hepimizi ümitlendiriyor.


    Fethullah Gülen
    HERKÜL
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  8. #8
    Tecrübeli Üye almuallim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesaj
    190
    Rep Gücü
    22

    Cevap: Fethullah Gülen neden ABD'de yaşıyor?

    Gözlerini kapatan,gündüzü gece sanır.

  9. #9
    Acemi Üye BOBMARLEY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    ANKARA
    Mesaj
    87
    Rep Gücü
    29

    Cevap: Fethullah Gülen neden ABD'de yaşıyor?

    FETHULLAH GÜLEN NEDEN YILLARDIR AMERİKA'DA?


    28 Şubat ve kaset savaşları sonrası Fethullah Gülen, Amerika'ya gitti ve hala dönmedi. Sabah'ın "tarikatler-camaateler "yazı dizisinin bugünkü bölümü Gülen'in gidişi...



    Gerek siyasi gerekse dini liderlerle görüşen Fettuhlah Gülen'in yıldızı, devlet kademesinde 28 Şubat dönemiyle birlikte söndü. Gülen tedavi için gittiği ABD'den ise hala dönmedi.

    İşte Fettullah Gülen'in devlet kademesinde yaşadığı süreç

    Gülen sık sık kamuoyu önüne çıkmaya başladı. 1992'de prostat ameliyatı için Amerika'ya giden Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı, Houston'daki Methodist Hastanesi'nde ziyaret ederek ilk kez resmi kabul gördü. Yükselen Refah Partisi'ne karşı İslami kesimle ittifak arayışında olan Tansu Çiller'in, Gülen'le görüşmesinin ardından Gülen'in ziyaretler listesine Bülent Ecevit'ten başlayıp Mesut Yılmaz ve Hüsamettin Cindoruk'a kadar pek çok isim eklendi.

    Papa'ya doğru ilk adım
    Tarihler 1996'yı gösterdiğinde artık "Hocaefendi" adıyla anılan Gülen, Fener Rum Patriği Bartholomeos ile biraraya geldi. İlk bakışta nedeni anlaşılamayan bu ziyaretin sonradan dinlerarası diyalog hareketinin ilk adımı olduğu ve bu sürecin, Papa ile görüşmeye kadar uzanacağı ortaya çıktı.

    Gülen'in yıldızı yükselirken diğer yandan ülkede İslamcı kesimlere yönelik tepkiler de artıyordu. Her gün yeni bir olayla ülke gündemi sarsılırken 28 Şubat 1997'de yapılan MGK toplantısı yeni bir dönemin açılacağını işaret ediyordu.

    28 ŞUBAT SÜRECİ BAŞLIYOR
    28 Şubat döneminde hakkında MİT'in rapor hazırladığı iddiaları gündemdeyken Gülen, ABD'ye gitti. Gülen "sağlık sorunları" nedeniyle gittiğini ifade ettiği ABD'de Kardinal O'Connor ile görüştü. Türkiye'ye döndüğünde de Vatikan İstanbul Temsilcisi Georges Maroviç ile biraraya geldi.

    Bu sürecin sonunda da 1998 yılında Vatikan'da Dinlerarası Diyalog hareketi adına Papa II. Jean Paul ile görüştü. Bu görüşmeyi Sefarad Hahambaşı Eliyahu Bakhsi Doron görüşmesi izledi. Gülen açısından bu başarılı dönem 18 Haziran 1999'da atv'de yayınlanan bir kasetle sona erdi. Gülen'in bu kasetteki sözleri daha önce kamuoyuna açıkladığı ılımlı İslamcı görüşleriyle çelişkili bulundu. Tam da bu dönemde "sağlık sorunları" nedeniyle yeniden ABD'ye gitti. Bugüne kadar da geri dönmedi.

    Haber: Nevzat Atal- Erdal Şimşek/Sabah

  10. #10
    Hiper Aktif RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    5.121
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52571

    Cevap: Fethullah Gülen neden ABD'de yaşıyor?



    Alıntı BOBMARLEY´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    FETHULLAH GÜLEN NEDEN YILLARDIR AMERİKA'DA?


    28 Şubat ve kaset savaşları sonrası Fethullah Gülen, Amerika'ya gitti ve hala dönmedi. Sabah'ın "tarikatler-camaateler "yazı dizisinin bugünkü bölümü Gülen'in gidişi...



    Gerek siyasi gerekse dini liderlerle görüşen Fettuhlah Gülen'in yıldızı, devlet kademesinde 28 Şubat dönemiyle birlikte söndü. Gülen tedavi için gittiği ABD'den ise hala dönmedi.

    İşte Fettullah Gülen'in devlet kademesinde yaşadığı süreç

    Gülen sık sık kamuoyu önüne çıkmaya başladı. 1992'de prostat ameliyatı için Amerika'ya giden Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı, Houston'daki Methodist Hastanesi'nde ziyaret ederek ilk kez resmi kabul gördü. Yükselen Refah Partisi'ne karşı İslami kesimle ittifak arayışında olan Tansu Çiller'in, Gülen'le görüşmesinin ardından Gülen'in ziyaretler listesine Bülent Ecevit'ten başlayıp Mesut Yılmaz ve Hüsamettin Cindoruk'a kadar pek çok isim eklendi.

    Papa'ya doğru ilk adım
    Tarihler 1996'yı gösterdiğinde artık "Hocaefendi" adıyla anılan Gülen, Fener Rum Patriği Bartholomeos ile biraraya geldi. İlk bakışta nedeni anlaşılamayan bu ziyaretin sonradan dinlerarası diyalog hareketinin ilk adımı olduğu ve bu sürecin, Papa ile görüşmeye kadar uzanacağı ortaya çıktı.

    Gülen'in yıldızı yükselirken diğer yandan ülkede İslamcı kesimlere yönelik tepkiler de artıyordu. Her gün yeni bir olayla ülke gündemi sarsılırken 28 Şubat 1997'de yapılan MGK toplantısı yeni bir dönemin açılacağını işaret ediyordu.

    28 ŞUBAT SÜRECİ BAŞLIYOR
    28 Şubat döneminde hakkında MİT'in rapor hazırladığı iddiaları gündemdeyken Gülen, ABD'ye gitti. Gülen "sağlık sorunları" nedeniyle gittiğini ifade ettiği ABD'de Kardinal O'Connor ile görüştü. Türkiye'ye döndüğünde de Vatikan İstanbul Temsilcisi Georges Maroviç ile biraraya geldi.

    Bu sürecin sonunda da 1998 yılında Vatikan'da Dinlerarası Diyalog hareketi adına Papa II. Jean Paul ile görüştü. Bu görüşmeyi Sefarad Hahambaşı Eliyahu Bakhsi Doron görüşmesi izledi. Gülen açısından bu başarılı dönem 18 Haziran 1999'da atv'de yayınlanan bir kasetle sona erdi. Gülen'in bu kasetteki sözleri daha önce kamuoyuna açıkladığı ılımlı İslamcı görüşleriyle çelişkili bulundu. Tam da bu dönemde "sağlık sorunları" nedeniyle yeniden ABD'ye gitti. Bugüne kadar da geri dönmedi.

    Haber: Nevzat Atal- Erdal Şimşek/Sabah

    Benim yukarıda paylaştığım,Fethullah Gülen'in kendi beyanatlarından oluşan,yazı bütün bunlara da birer cevap niteliğindedir.

    Bundan sonra söylenecekler,yazılacaklar,çizlecekler, ''kalbi bozuk''ların ''beyhude'' çırpınışlarından öteye geçemeyecektir.
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon

Benzer Konular

  1. Fethullah Gülen Neden HACI değildir?
    SOSYALİST Tarafından Siyaset Meydanı Foruma
    Yorum: 13
    Son mesaj: 30-04-2013, 12:56 AM
  2. M. Fethullah Gülen
    ashenarşi Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-03-2011, 06:26 PM
  3. ABD'nin Fethullah Gülen raporu
    YukseLL Tarafından Siyaset Meydanı Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 17-09-2010, 04:40 PM
  4. Fethullah Gülen belgeseli
    SMN Tarafından Belgeseller Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-08-2007, 11:57 PM

Anahtar kelimeler