Meşhur Yunanlı Hatip Demosthenes, bir gün Atina,daki bir toplantıda konuşmak için kürsüye çıktığında, ahali aralarında konuşmayı bırakıp gürültüyü kesmedi. Bunun üzerine Demosthenes halka hitaben şöyle dedi: Size yalnızca iki cümlecik söyleyeceğim. Sözünü tamamlar tamamlamaz da, bir fıkra anlatmaya başladı: Vaktiyle bir Atinalı bir yere gitmek için bir eşek kiralamış. Eşeğini kiraya veren adam da aynı yere gideceği için beraberce yola koyulmuşlar. Tam yarı yola geldiklerinde bir sıcak basmış. Dinlenmek için mola vermek zorunda kalmışlar. Fakat ortalıkta hiç gölgelik bir yer yokmuş. Eşeğin asıl sahibi hemen eşeğin gölgesine sığınmış. Bunu gören öteki adam hiddetlenmiş:

Oraya oturmak benim hakkım, demiş.
Niçin
Çünkü eşeğini kiraladım ben.
Ama ben eşeğin gölgesini kiraya vermedim ki.

Derken aralarında muazzam bir kavga çıkmış.

Demostenes, sözün burasına gelince, hemen kürsüden indi. Halkın: Sonra ne olmuş, anlatsana, diye bağırması üzerine, tekrar kürsüye çıktı:Ey ahali, dedi. Sizin iyiliğiniz için bir lâf edeyim dedim, dinlemediniz. Ama bir eşeğin gölgesini nasıl da merak ediyorsunuz.



Hikaye böyle. Artık bir eşeğin gölgesi hakikatin üzerine bir karanlık gibi çöküyor. Eşeğin gölgesini merak edenler başka bir şey dinlemek istemiyor.



Anın gerçeğini kabulle başlamalıyız işe. Olan haklıdır. Olmasını istediğimiz ise hakkını vermekle yükümlü olduğumuz şeydir. Yani olması bağımlı ama dolayım yoluyla gerçekleşmeyecek olan. Hürriyet bayrakları altında kurulmuş esir kamplarından kurtuluş, bizim tepemizde sallanan o bayrağa ve etrafımızı saran dikenli tellere ilişkin düşüncemizin ne olduğuyla birebir ilişkilidir. Cinayetleri işleyenler masumiyet postuna bürünmüş birer çakal artık. Suçsuzluk ve hakiki masumiyet kendisini ispat etmek için savunma konumundadır. Oysa büyük yangını şairane lakırdılarla söndürmeye yeltenmek fikri sefaletin hazin bir hüccetidir. Hazin ve lüzumsuz.



Cinayetlerin insan sevgisi adına işlendiği bir zamanda aydın denen deve kuşları bin bir hokkabazlıkla bize normalliği öğütlüyorlar. Avrupa Makyavel,den beri sistemli ve devletli şiddete kasideler okumaktadır. Batının tavlalarında yetişen ve çiftleşen azgın kısrak edalı aydınlar kiminle gerdeğe girdiklerinden sanki habersizmişiz gibi bizimle alay ediyorlar. Sırmalı katillerin fikri eşcinselleri. Ahlaksızlar, cinayetlerin kafiye dizicileridir. Katiller yargıç, günahsızlar ise suçludur sonunda.

alıntı