4. Sayfa, Toplam 4 BirinciBirinci ... 234
Gösterilen sonuçlar: 31 ile 35 Toplam: 35
  1. #31
    Acemi Üye meys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Nerden
    Artvin -İstanbul/Pendik
    Yaş
    43
    Mesaj
    201
    Rep Gücü
    271

    Cevap: 1 Haziranda kadıköy de olalım....

    GAZETECI VEDAT YENERER'IN YAZISI.....


    Petrol yoksa çıkartma ruhsatı neden vermiyorsunuz?
    Değerli okurlar, geçenlerde Türkiye-Suriye sınırında uydu verilerine göre petrol deniz i olduğu iddiasını yazmıştım. Yazı sonrasında Silopi de madencilik yapan Beşir Yılmaz aradı. Yazacaklarımı lütfen iyi okuyun!...
    Beşir Yılmaz telefonda. 'Vedat bey, gelin Silopi' de Cudi eteklerine sizi götüreyim de petrolü kendi gözünüzle görün!..'diyerek feryat ediyordu.
    'Nasıl yani!..' diye sorduğumda anlatmaya başladı..
    'Biz aileden madenciyiz.Irak sınırında yaklaşık 300 km ya da bir başka deyişle yaklaşık 150 milyon ton asfaltit madeni buldum.. Bu madeni bir süre resmi olarak işlettikten sonra devlet 1978 yılında kamulaştırıyoruz' diyerek el koydu. Rezervin de 50 milyon ton olduğu iddia edildi. Madem asfaltit rezervi az, neden el koyuyorsunuz. Dünyanın neresine giderseniz gidin asfaltit maddesi bulunan her yerin altında petrol vardır. Silopi'nin altı da petrol deniz idir. Yaz aylarında etraftaki ocaklardan resmen petrol akar ve Hezil çayına karışır. Gelin görün! Sadece petrol değil, burada çok zengin uranyum Ve nikel madeni de
    var'
    - Nereden biliyorsunuz? 'Türkiye'deki analizlere güvenmediğim için madenin her tarafından örnekler alarak Almanya'ya bizzat götürdüm ve analiz yaptırdım. Raporları gönderdim size ( Sonuçlar elimde Yatağan ve Tunç bilek'e göre iki misli rakamlar var)
    dünyanın en önemli uranyum madenlerinden birisi buradadır ve aktif haldedir..'
    Beşir Yılmaz'ın anlatacak o kadar çok şeyi var ki makineli tüfek gibi art arda sıralıyor.
    Ben de zaman zaman araya girip soru soruyorum.
    -Petrol olduğunu nereden biliyorsunuz?
    'Bu bölgede İngilizler 1967-87de petrol aramışlar. Açılan kuyulardan gökyüzüne doğru 100 metre kadar petrol fışkırmış. Ardından kapatmışlar ve betonlamışlar. Benim madenimin yanında da bu kuyudan var ve vanasını gelin birlikte açalım eğer beton ve cıva basıp tıkamadılarsa bakalım ne kadar petrol fışkıracak. Dönemin köylüleri arasında hâlâ yaşayan görgü tanıkları var ve petrolün 100 metre kadar fışkırdığını görenler var.
    'Beşir Yılmaz konuştukça pür dikkat dinlemeye devam ediyorum..'
    Vedat Bey, asfaltit maddesi olan her yerde petrol vardır. Eğer petrol yoksa bana neden petrol çıkartma ruhsatı vermiyorlar? Musul ve Kerkük' ün rakımı 80-100 metre civarındadır. Cudi Dağı'ndaki petrolümüz resmen Irak'a doğru akıyor ve başta İngilizler ve ABD bunu biliyor..' Beşir Yılmaz bugünlerde Silopi' ye bile zor gider hale gelmiş.
    Devlet kamulaştırılacak diye el koyduğu madeni şimdi Turgay Ciner 'in sahibi olduğu
    Park Holding'e devretmiş. Durum böyle olunca, Yılmaz da dava üstüne dava açmış ve yürütmeyi durdurma kararı aldırmış. Eğer tekrar el konulursa AIHM' YE başvuracakmış.
    Kısacası madeninin peşini bırakmıyor ama artık bölgedeki aşiret ağaları da onun peşini bırakmaz hale getirilmiş..Bütün dava tutanakları elimde okudukça dehşete kapılıyorum. Şimdi sıkı durun...
    Beşir Yılmaz Başbakan Tayyib Erdoğan' a bu durum üzerine başvurmuş ve dilekçe vermiş dilekçede aynen şöyle yazıyor..
    'Bürokrasi ve çeteler milletin hak ve hukukunu aramaktan bezdirmiştir. Televizyonda ve basındaki konuşmalarınızda 'hortumcu çetelerin ve bürokrasinin üstüne gidilecektir diyorsunuz'. Millet buna çok seviniyor. 25 yıldır gasp edilen madenimiz çete ve bürokratların, anayasa, kanunlar ve insan hakları hiçe sayılarak ihale yolu ile peşkeş çekiliyor. Allah'a ve sizin yüksek adaletinize sığınıyorum.' Beşir Yılmaz devlet tarafından el konulan mallarını ve bunun karşılığında devletin verdiği parayı yazıya eklemiş..
    1- 35 km yol yaptım.
    2- 500 bin ton hazır çıkarılmış kömürüm var.
    3- 3,5 milyon metreküp hafriyat yapılmış.
    4- Mazot tankları.
    5- Dinamit ambarı.
    6- Kantar ve kantar binası.
    Resmi olarak bana ait olan ve vergisini ödediği madenimde Bugüne kadar yaptığım işler ve halen bulunan demirbaş ve çıkarılmış maden içinde 5.800.800 TL. (Buna resmen gasp ve devlet terörü denir!)
    Beşir Yılmaz Başbakan Erdoğan'a yazdığı dilekçede devam ediyor.
    'Bu para halen bankada duruyor. Buna rağmen Türkiye Kömür İşletmeleri ihaleyi adamlarına ve hortumculara peşkeş çekiyor'
    Beşir Yılmaz' ın bu başvurusuna Başbakan Erdoğan bugüne kadar cevap vermemiş.
    Beşir Yılmaz'dan al ve ABD bağlantılı şirketlere ver. Uranyum konusu da bir başka skandal. Güneydoğu resmen petrol deniz i üzerinde ve Türkiye ABD Firmalarının peşinde 'bize petrol bul' diye yalvarıyor... İddialar devam ediyor:6 mühendisin kafaları kesildi.
    TPIK diye Türkiye Petrolleri'nin kurduğu bir kurum yurt dışına petrol arama işlerine giriyor ve bugüne kadar milyar dolar zarar ediyor.
    Beşir Yılmaz diyor ki: 'Kimin hain kimin işbirlikçi olduğunu anlamak çok kolay!
    Eğer bölgede petrol yok ise neden bana petrol çıkartma ruhsatı verilmiyor. Ruhsat verin 800 metreden petrolü çıkartmazsam ben bu ülkeyi terk ederim. MTA yıllar önce sondaj yaptı 480 metrede su bulundu ve ardından delici aletin ucu kırıldığı için sondaja son verildi. Herkes bilir sudan sonra petrol gelir. Biz yerli teknoloji ile 1200 metreye kadar sondaj yapabiliriz kimseye ihtiyacımız yok. İzni versinler siz görün petrol nasıl fışkıracak.
    ' Bu görüşmemizden bir gün sonra Beşir Yılmaz tekrar aradı ve Soma'da görevli bir mühendis ile görüşmemi isteyerek telefon numarasını verdi. Adını burada yazmak istemiyor. Mühendis ile görüşmemde daha da çarpıcı gerçekler çıktı ortaya.
    Altı ay kadar önce Cudi dağları eteklerinde bulanan 6 insan iskeletinin ne olduğunu bilip bilmediğimi sordu. Ben de 'bilmiyorum' dedim. Mühendis ekledi
    'Bu iskeletler 18 Yıl önce Cudi Dağı'nda kaybolan 6 Türk petrol mühendisinin iskeletleri. Kafaları kesilerek öldürülmüş..' Dondum kaldım. Ne diyeyim.Kendisi de mühendis olduğu için yalan söylemiyordur diye düşündüm..Ardından devam etti..
    'Vedat Bey Türkiye maden bakımından dünyanın en zengin ülkesi. Siz Ödemiş yakınlarındaki Bozdağ'ın dünyanın en büyük altın rezervi olan dağlarından biri olduğunu
    biliyor musunuz? Ama bu madenleri kimse çıkaramaz. Hatta bu konunun üzerine giden
    gazeteciler öldürüldü. Uğur Mumcu ve Çetin Emeç'in öldürülmeden kısa bir süre önce bu madenler üzerine gittiğini biliyorsunuz her halde...' İlgiyle dinledim. O kadar çarpıcı şeyler anlattı ki, yazmaya sayfalar yetmez. İddiaların hepsinin belgeli olduğunu söyleyen bu mühendis, gazete ve televizyon kanallarında hiçbir gazetecinin bu yönde bir haber yapamadığını ve milletin resmen uyutulduğunu örneklerle anlattı. Beşir Yılmaz'a son
    sözüm ' Bana anlattıklarınızı Genelkurmay''a anlatınız mı?' oldu. Aldığım cevap da aynen şöyle.
    ' Vedat Bey her şeyi belgeleriyle birlikte bir kaç kez askeri büyüklerimize anlattım ama bugüne kadar bir arpa boyu ilerleme kaydedemedik!'. Ne diyeyim, bu milleti korumaya yemin etmiş olanlar utansın!.. Son sözüm: 'AB ve ABD, PKK''yı boşu boşuna özellikle bu bölgede güçlendirip milletin başına bela etmedi. Bölgeye gelecek barış ortamı Türkiye''yi ekonomik olarak uçuracak gelişmelere gebedir!..'

    alıntı

  2. #32
    Acemi Üye meys - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Nerden
    Artvin -İstanbul/Pendik
    Yaş
    43
    Mesaj
    201
    Rep Gücü
    271

    Cevap: 1 Haziranda kadıköy de olalım....

    Alıntı SAHARAY´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Meys ne güzel ifade etmişsiniz. Yüreğinize sağlık.
    Seninde yüreğine,eline sağlık SAHARAY tşk ederim

  3. #33
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesaj
    41
    Rep Gücü
    11

    Cevap: 1 Haziranda kadıköy de olalım....

    Alıntı YukseLL´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hiç kusura bakmayın ama ben bunu şimdi ilk sizden duyuyorum, Ha! bunun değişik bir şeklini duymuştum (polisler için soyleneni) Ben Türkiye'de etnik köken ayrımı yapılarak Kürt'e ,çerkeze,Laz'a..... ayrımcılık yapıldıgını duşunmuyorum ,Devletin ceşitli kademelerinde yönetici pozisyonunda cok Kürt kokenli brokrat mevcuttur.

    Bu Kürt sorunu nu dağdaki teröristler ve şehirdede ceplerine 20 ytl sıkıştırıp sokaklara çıkartılan (bir avuç) gençler çıkartıyor olmasın:))
    ilk defa duymuş olmanız bu gerçeği değiştirmeyecek...kürt sorununu tabiki onlar çıkarıyor benim demek istediğim ise bu ayrımı başarıyla halka endekslemiş olmaları.çoğu aile şuan kızını kürde vermiyor kürtçe konuşulsa _ki bende karşıyım ama şartlar..._kötü gözle bakılıyor.bu ayrım değildirde nedir ben bu lafa çoğu göz şahit oldum ve kınadım.bunun da acısı bu bir kürdün gözlerinin içine bakılarak söylendi....

  4. #34
    SAHARAY
    Misafir..

    Cevap: 1 Haziranda kadıköy de olalım....

    Alıntı SAHARAY´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Türkiye'de kürt sorunu falan yok. Sadece Pkk sorunu var. Ölen Pkk lıların yasınımı tutacağız?

    Kimse ölen Türk askerleriyle, ölen kürt Pkk'lıları aynı kefeye koymaya çalışmasın.

    Kardeşçe yaşadığımız bu ülkede kürt sorunu falan yok, o sorun dediğiniz şey sizlerin

    karın ağrısı sadece.İnsan hakları derneği diye bir dernek var bu ülkede ve bir kez görmedim.

    Şehit askerlerin hakkıyla ilgili herhangi bir şey yaptıklarını,varsa yoksa Pkk lı militanların

    insan haklarını savunuyorlar. Bu ülkeyi bölmeye çalışanlara hak falan vermiyorum ben ve

    destekçilerinin de eşitlik eşitlik diyerek söz de insan hakları maskesiyle Pkk lılara destek

    vermesinden gına geldi artık bana...:(((





    ’Kürt sorununa adil ve barışçıl çözüm’

    MİNE ŞENOCAKLI
    ________________________________________

    Foto: Bülent ERGÜN
    ’Kürt sorununa adil ve barışçıl çözüm’ mitingine katılanların doldurduğu Kadıköy Meydanı’nda, katılımcıların hemen hepsi, barış için tek adres veriyor, o da İmralı... Onlara göre, Öcalan’ın emri olmadan silahlar susmayacak. Dağdakilerin silah bırakmasının tek yolu bu... Öcalan, onlar için Kürtler’in lideri... Bir de son dönemde büyük saygı duydukları bir isim var; sesiyle değil ama tek bir konuşmasıyla Bülent Ersoy!

    Beşiktaş’tan motora atlıyorum, Kadıköy’de Barış Meclisi tarafından düzenlenen ’Kürt sorununa adil ve barışçıl bir çözüm’ mitingine gitmek üzere... Beşiktaş-Üsküdar motor hattında bugün çoğunluk Kürt kökenli vatandaşlarda... Anlıyorum ki, miting bayağı kalabalık olacak. İçimde hafif bir tedirginlik var. Sonuçta Türkiye’nin iki tabusundan biri Kürt sorunu, hele ki bir de barışçı çözüm aranıyorsa, her an bir provokasyona kurban gitme riski var. Neyse ki millet güle oynaya gidiyor mitinge, çoluk çocuk...

    Üsküdar’a iniyorum, bir taksiyle istikâmet Kadıköy Meydanı... Yollar kapatılmış, Haydarpaşa’dan itibaren tabana kuvvet mitinge katılacaklarla birlikte... Herkesin başında bir şapka ’Savaş İstemiyoruz, Barış İstiyoruz’ sloganlı... Daha yolda başlıyor şarkılar, türküler, halaylar...



    Kadıköy’deyim... Alana girmeye çalışıyorum... Bayağı bir izdiham var, itiş kakış arasında sohbete başlıyorum. Nusaybinli bir grup kadın var yanımda, bir gün önceden gelmişler. ‘Barış için, kimsenin ciğeri yanmasın, analar ağlamasın, yürekler yanmasın...’ diye çıkmışlar yola. 52 yaşındaki Mesude Karaaslan geliş sebeplerini böyle açıklıyor, “Yetmez mi bu sebep?” diye bana sorarak... 25 yaşındaki Batmanlı Gülnaz Tutal, “Kürt olmaktan gurur duyuyorum, her zaman da haykıracağım bunu. Akan kanlar dursun, analar ağlamasın” diyor gençliğinin verdiği coşkuyla, sadece dağdakiler için değil, asker anaları için de temennisi bu...

    Çocuklarımızı artık askere göndermeyeceğiz!

    Söz bu kez 47 yaşındaki Mardinli Hatice Tayboğan’da... Altı çocuk annesi, bir oğlunu askere göndermiş, dönünceye kadar her gün işkence çekmiş televizyonun başında. Kendi deyişiyle oğlu bir kere, o üç kere askerlik yapmış! “Bugünden sonra çocuklarımıza askerlik yaptırtmayacağız. Yeter artık! Akan kanlar dursun. İster asker olsun, ister gerilla olsun, çocuklarımız ölmesin! Silahlar sussun” diyor. Mardinli Şükran Karaaslan da aynı görüşte. Oğlu askerlik çağına gelmiş, ama askere göndermiyor. “Korkuyorum, askerlik meselesi aklıma geldikçe ağlıyorum” diyor. Dokuz çocuğundan üçü erkek, her gün barış için dua ediyor...

    Peki ama barış nasıl sağlanacak?” Cevabı mitinge anneannesiyle birlikte gelen 12 yaşındaki Nergis veriyor: ”Kardeşlik bozuldu. Düzeltilmesi lazım.“ “Peki bozulan kardeşliği kim düzeltir?“ diye soruyorum Nergis’e, o yaşında çözüm için gösterdiği adres İmralı... “Önderimizi içeri attılar!“ diye başlıyor söze, ben kesiyorum, ”Kim sizin önderiniz?“ diye, cevabı bile bile... “Öcalan. O dışarı çıksın istiyoruz. Erdoğan’a, ’Barış yapalım’ dedi, ama o, ’Hayır’ dedi. Hem askerlerimiz şehit oldu, hem gerillalarımız şehit oldu.”

    ”Hepimiz DTP’liyiz. DTP halktır kapatılamaz“ sloganı başlıyor tam o sırada... Slogan atanların arasında ellerinde Barış Meclisi’nin pankartlarını taşıyan bir grup beliriyor yanımda. Devrimci İşçi Partisi Kurucu Üyesi Levent Dölek de bu grupta... ”Biz bu sloganlarla Kürt halkıyla dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyoruz. DTP ile elbette çok farklı görüşlerimiz var. Ama Kürt halkına yapılan baskılara karşı, DTP’nin kapatılmasına karşı aynı onlar gibi mücadele edeceğiz“ diyor. Nasıl bir mücadele peki? Meselenin ancak Kürt halkının muhatap alınarak çözüleceğini düşünüyor Dölek. Yanlış anlaşılmamak için bir de vurgu yapıyor: ”Elbetteki sorunun siyasi bir temelde çözülmesini istiyoruz.“

    Mitingin ne kadar kalabalık olduğunu anlamak için bir bankın üstüne çıkıp bakmak istiyorum. Gençlerden biri yerini bana veriyor, çözüm önerisini de anlatarak; ”Devlet bir adım atarsa olur. Bu ülkede Kürtler de var, sorunları da var. Bu sorunları görürlerse, Kürt halkını görürlerse çözüm bulunur.“ Yaşını soruyorum, 30’undaymış, ismini soruyorum, bizi dinleyen gençler ‘söyleme’ dercesine kaşlarını kaldırıyorlar. Biri ”Hangi medyadan geliyorsunuz?“ diye soruyor bana, Vatan’ı duyunca konuşmaya başlıyor. ”Barış ve kardeşlik için buradayız!“ diyor. ”İyi de niye kaşını kaldırıyorsun? Adını söylese ne olur?“ diye soruyorum, ”Ne olur ne olmaz... Siz belki bilmiyorsunuz ama bu ülkede Türk-Kürt ayrımı var. Kürtler her yerde eziliyor. Polis kimliğine bakıyor, Kürtsen farklı davranıyor“ cevabını veriyor. Sonra da ismini söylüyor, Diyarbakır’dan mitinge gelen Mustafa... Artık soyadı için zorlamıyorum.

    Aydın Elmas giriyor bu kez söze, Mustafa’ya destek vermek için: “Memleketim Bitlis, pazarcılık yapıyorum. Çok çevirmeye denk geldim. Eğer bu ülkede Kürtsen farklı muamele görüyorsun. Bakıyor kimliğine polis, Doğulu musun, suçlusun! Madem bu kimliği taşımak suç, biz de kendi kimliğimizi istiyoruz. Yani ayrımcılık yapan biz değiliz, devlet... Bu ülkede bir kardeşi dağda, bir kardeşi askerde olan insanlar var. Buna sebep olan da biz değiliz. Artık çözüm istiyoruz. İşte bu yüzden buradayız.”

    Kalabalıktan başka biri katılıyor sohbete... “Bu mesele devlet hep Kürt halkını inkar ve imhaya yönelik pozisyon aldığı için bu hale geldi. Devletin hep ceberrut yönü ortaya çıktığı için kangren haline geldi. Kürtler’in hakları artık verilmeli” diyor...


    Vatan
    Konu SAHARAY tarafından (02-06-2008 Saat 06:04 PM ) değiştirilmiştir.

  5. #35
    Aktif Üye atmaca34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    dünyadan
    Mesaj
    1.766
    Rep Gücü
    15313

    Cevap: 1 Haziranda kadıköy de olalım....

    bir ülke sorununu kürt laz çerkez sorunu diye ayırd ediyorsanız zaten sorunu siz çıkartmış oluyorsunuz
    neden herkez kürt sorunu diye yazıyor veya türban sorunu diyorlar
    bir yerde sorun varsa bu sorun ÜLKE SORUNUDUR eğer bunu belli bir gurup veya milletle adlandırırsanız zaten sorunu siz çıkartmış olursunuz .....
    veya adlandırırsanız bu adlandırılan gurubu bölmek istiyorsunuzdur .....

    ne zaman sorunlarımızı bir ülke sorunu olarak görürsek işte o gün sorunlar çözülecek ve bölünmeler olmayacaktır

    arkadaşımızın biri illede inat etmiş kürt sorunu var diyor ....
    adama demezlermi ya kardeşim bu anlatdığın sorun kürt sorunuysa bırak kürtler çözsün ülkeden ne istiyorsunuz...
    bence herkes kendi beynindeki sorunu çözmeli önce ..neden ben ülkemdeki herhangi bir sorunu sadece belli bir gurubun sorunuymuş gibi görüyorum diye kendine sormalı..

    öncelikle bizler yani müslümanlar tek bir milletdir milleti ibrahimdir ve tüm müslümanlarıda kardeşi gibi görmelidir derim böyle düşünürsek sorunlar çözülür...çözülür...çözülür...insanlar mutlu huzurlu güvenli .......olur olur olur ...


4. Sayfa, Toplam 4 BirinciBirinci ... 234

Benzer Konular

  1. Yılbaşı ve Noel hakkında uyaralım,uyanık olalım!
    vertyucek Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 30-12-2013, 12:20 AM
  2. Uçuruma sürüklendiğimizin, artık farkında olalım.
    halukgta Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-08-2012, 06:54 PM
  3. Kadıköy posta kodları
    dogangunes Tarafından Posta Kodları Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 23-12-2011, 07:46 AM
  4. 'Gelin tanış olalım!'
    RABİA Tarafından Kültür, Sanat Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 10-12-2009, 06:45 PM
  5. Baloncuk olalım...Buzdolabına yapışalım
    dogangunes Tarafından El Sanatları Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 22-08-2009, 04:25 PM
Yukarı Çık