Gülen Kürsüsü'nün Katolikliğe Bağlılığı!


Öncelikle şunu vurgulayalım; başlık, bizim yaptığımız yorum değil, belgelere dayalı durum!

Zaman gazetesinin 30 Temmuz 2007 sayılı Avustralya baskısında bir ilan yayımlandı. Gazetenin 3. sayfasındaki ilanı veren kurumun adı aynen şöyle:

Australian Catholic University.

Türkçesiyle, Avustralya Katolik Üniversitesi.

İlanın ana başlığı da şu:

İslami Araştırma ve Müslüman-Katolik İlişkileri Fethullah Gülen Kürsüsü

Büyük puntolarla yazılmış bu başlığın hemen altında ilanın amacı ve adresi yazılı:

3 yıl süreli, tam zamanlı görev. Fen ve Edebiyat Fakültesi St. Patrick Kampüsü, Fitzroy, Victoria.

Yapılacak başvurularla seçilecek kişiler, öğretim elemanı olarak yetiştirilecek. Daha sonra da üniversitenin Melbourne Kampusu'na yerleştirilecek, İlahiyat, Felsefe ve Dini Eğitim Enstitüleri ile birlikte çalışacak.

Ücret Avustralya ölçeklerine göre de dolgun:

Yıllık 143 bin 110 Avustralya Doları.

Avustralya Doları'nın değeri Amerikan Doları'na çok yakın.

***

Buraya kadar olan bölüm için şu yorum yapılabilir:

Ne güzel... Türkiye'den bir kişinin adı, üniversitede İslam dini ile ilgili bir kürsüye verilmiş. Demek ki üniversite ile çok iyi bağlar kurulmuş ve başarılmış!

Ancak adaylarda aranan özelliklerden biri ayrıca dikkatimizi çekti. Okuyalım:

"Başarılı görülen aday, üstün insani ilişkiler ve iletişim yeteneği sergilemeli, üniversitenin misyonuna, Katolik ilke ve değerlerine bağlılık göstermelidir."

İslam dini ile ilgili bir kişinin böyle bir kürsüde Katolikliğe saygı duyması beklenir mi?

Beklenir...

Katolikliğin ilke ve değerlerinden haberdar olması istenir mi?

İstenir...

Peki Katolikliğe bağlılık istenir mi?

İşte bu olmadı. İşin içine bağlılık girince, artık ona ait olma, onunla birlikte hareket etme duyguları da öne çıkar!

Bir Fethullah Gülen Kürsüsü kuruluyor ve burada görev yapacak elemanların Katolikliğe bağlılığı isteniyor!

Bu durumda sormak gerekir:

Hizmet, İslamiyete mi Katolikliğe mi?

***

Fethullah Gülen adını kullanan kişiler, Hıristiyanlığın en katı kurallara sahip mezhebi Katolikliğe de hizmet edebilirler.

Buna da saygı duyarız.

Ancak, Türkiye'de İslamiyet satıp dünyada bambaşka şeyler yapmanın başka bir adı olmalı!

Hıristiyanlığın kendi içinde belirlediği uzun erimli hedef zinciri şu:

İsa 'nın ardından birinci binyılda, Avrupa'nın tümü Hıristiyanlaştırıldı.

İkinci binyılda, Amerika kıtasının tümü ve Afrika'nın bir bölümü Hıristiyanlaştırıldı.

Üçüncü binyılda, Afrika'nın kalan bölümü ve Asya Hıristiyanlaştırılacak.

Fethullah Gülen hareketi, girişte aktardığımız ilan bağlamında bu hedefin tam ortasına oturuyor!

25-27 Ekim 2007'de İngiltere Lordlar Kamarası'nda uluslararası bir konferans var. Adı şu:

Müslüman Dünyasının Dönüşümünde Gülen Hareketi'nin Rolü!

Müslüman dünyası nereye dönüştürülüyor?

Kim dönüştürüyor?

Gülen bu dönüştürümün neresinde?

Belki de konferansta yanıt verilir!

Şu soruyu eklemek gerek:

Müslüman dünyası dönüştürülürken Türkiye'ye nasıl bir don biçiliyor ve bu biçilmede Gülen'in rolü ne?

Tümünün yanıtı şu saptamayla da özetlenebilir:

Gülen hareketi, dini de kullanan Amerikan küreselleşmesinin İslam coğrafyası taşeronudur!


MUSTAFA BALBAY