Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Tarih Komisyonu Kurulsun" önerisi Ne Kadar Doğru?

Tartışma Salonları (polemik) Kategorisi Vip Salonu Forumunda Tarih Komisyonu Kurulsun" önerisi Ne Kadar Doğru? Konusununun içerigi kısaca ->> TARİH KOMİSYONU KURULSUN" ÖNERİSİ NE KADAR DOĞRU? İngiltere'de yayınlanan Financial Times Gazetesindeki bir başyazının bildirildiği haber şöyledir;[1] "(…)Ceza yasalarında 301. ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye Mevt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    izmir
    Mesaj
    846
    Rep Gücü
    228

    Tarih Komisyonu Kurulsun" önerisi Ne Kadar Doğru?

    TARİH KOMİSYONU KURULSUN" ÖNERİSİ NE KADAR DOĞRU?



    İngiltere'de yayınlanan Financial Times Gazetesindeki bir başyazının bildirildiği haber şöyledir;[1]



    "(…)Ceza yasalarında 301. madde gibi bir hüküm bulunan hiçbir ülkenin AB kriterlerini karşılamış sayılmayacağını savunan başyazar, Türkiye'nin AB üyeliğinin gerçekleşebilmesi için, 'Birinci Dünya Savaşı yıllarında çok sayıda Ermeni'nin ölümüyle yüzleşmesinin kaçınılmaz olduğunu' iddia etti. Financial Times gazetesinin başyazarı, bu yıl Türkiye'de yapılacak seçimlerin ardından 'Türklerin ve Ermenilerin tarih ile kamuoyu önünde hesaplaşmaya' başlamaları gerektiğini yazdı."



    Sn. Zeynep Göğüş, Brüksel'de bir okulda/tarih dersinde, Ermeni iddiaları ile ilgili bir "sunum" yapılacağını, derse gelmeyecek -Türk- öğrencilerin "sıfır" alacağını naklen bildirmiştir.[2]



    Yine Kanada'daki liselerde, Ermeni iddialarını da içeren soykırım dersi okutulacağı bildirilmiştir.[3]



    Ermeni propagandaları, dünyada eşi benzeri görülmemiş derecede sistematik bir organizasyonla kırk seneden bu yana sürdürülmektedir. Dünyada bu derecede yaygın ve sistematik bir propagandaya maruz bırakılmış başka bir millet yoktur.



    Ermeni propagandalarının bertaraf edilmesi için bazı öneriler dile getirilmektedir. Sözgelimi, emekli büyükelçilerimizden MHP milletvekili sn. Gündüz Aktan ile CHP milletvekili sn. Şükrü Elekdağ, Türkiye'nin uluslararası yargıya başvurmasını (Türkiye'nin soykırım nedeniyle yargılanmasını) önermektedir. Sn. Aktan, "Ermeni meselesinin çözümü için 'Adalet Divanı ya da arbitrasyon' yoluyla hukuki yolların denenmesi gerektiğini" belirtmiştir.[4] Yine Milliyet Gazetesinin haberine göre, Fransa'ya resmi ziyarette bulunan TBMM AB Komisyonu, Ermeni iddialarıyla ilgili olarak 'Lahey Adalet Divanına Fransa ile birlikte başvuru' teklifinde bulunmuş; komisyon üyelerinden sn. Elekdağ, "Türkiye'nin hedefinin (Lahey) Adalet Divanından hem sözkonusu olayların soykırım olmadığına hem de 2001 tarihli Fransız yasasının uluslararası hukuka aykırılığına dair karar çıkarttırmak olduğunu, daha önce çeşitli resmi yetkililerin ağzından Ankara'nın uluslararası yargı kurumlarının vereceği kararları peşinen kabul ettiğini" söylemiştir.[5] Fransa Parlamentosunun çıkardığı "Ermeni Soykırımını İnkâr Yasası" üzerine, 14 Kasım 2006 tarihinde TBMM Plan-Bütçe Komisyonu'nda "Türkiye'nin Ermeni politikasında büyük sürprize hazırlandığı, soykırım iddialarını uluslararası yargıya taşıyabileceği" ifade edilmiş idi.[6]



    Dolayısıyla, Ermeni propagandalarının bertaraf edilmesi için Türkiye'nin soykırım nedeniyle yargılanması önerileri, A, B veya C partisi meselesi değildir, Türkiye'nin meselesidir. Türkiye'nin, küreselci olmak ile hürriyetçi olmak arasında yapacağı tercih, bu konudaki tutumunu belirleyecektir.



    Ermeni iddialarına karşı çare ve tarihimizle yüzleşmekten korkmama söylemleri ile dile getirilen başlıca önerilerden biri de, TTK Başkanı sn. Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu tarafından da savunulan "ortak tarih komisyonu" kurulması önerisidir. Ermenistan ve diasporanın buna şiddetle karşı çıktığı ileri sürülmektedir.[7] Oysa Türkiye'ye, komisyon raporunun sonuçlarının iki tarafça da kabul edilmesi önerilmiş, Ankara ise bu önerilere sıcak bakmamıştır.[8] Üstelik böyle bir komisyonun kararlarına uyma taahhüdü, Milletlerarası Daimi Hakem Mahkemesinin bu konu hakkında yargılama ve karar verme yetkisini kabul etmek gibidir. Türkiye, -şimdilik- böyle bir taahhüde girmemiştir.



    Öte yandan, sn. Elekdağ tarafından dile getirilen, Türkiye'nin bu konularda yetkin hukukçularının olmadığı iddiası haksız ve üzücü olmakla birlikte, uluslararası komisyon veya mahkemenin vereceği kararın Türkiye aleyhine olması halinde Ermenistan'a Türkiye'den toprak ve tazminat talebi yolunun açılacağını tahmin etmek için hukukçu olmaya gerek yoktur.



    "Ortak tarih komisyonu kurulması" önerileri dile getirilirken, Osmanlı Devletinin de komisyon kurulması önerisinde bulunduğu ifade edilmektedir. Konu ile ilgili durum, kısaca şöyledir:



    1) 30 Ekim 1918 de Mondros Mütarekesi imzalanmış, mütarekeden iki hafta sonra 13 Kasım'da İngiliz, Fransız, Yunan ve İtalyanlara ait 60 savaş gemisi İstanbul Limanı'na demirlemiş, İstanbul'u fiilen işgal etmiş, mütarekeden sonraki iki ay içinde/ 14 Aralık'ta ilk Divan-ı Harp kurulmuş[9], 21 Aralık'ta Osmanlı Mebuslar Meclisi Padişah tarafından kapatılmış[10], 31 Aralık'ta nakil ve sevk edilen Ermeniler ile ilgili Eve Dönüş Kararnamesi çıkarılmıştır.



    Bu mütareke ve işgal ortamında Türk Hariciyesi, mütarekeden 3.5 ay sonra/ 13 Şubat 1919 tarihinde, nakil ve sevklerin soruşturulması için tarafsız hukukçulardan oluşan bir komisyon kurulması istemiyle İsveç, Hollanda, İspanya ve Danimarka hükümetlerine nota vermiştir. [11]



    Bu teklif, İsveç, Hollanda, İspanya ve Danimarka tarafından doğal olarak kabul edilmemiştir.



    2) Nitekim Sevr maddelerinin sanal zeminini oluşturacak şekilde haksız yargılamalar ve kararlarla güdümlü bir hukuk ortamı yaratılmış, 15 Mayıs 1919'da İzmir işgal edilmiş, 16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edilmiş, müttefik devletlerin anlaşmasıyla 10 Ocak 1920'de Milletler Cemiyeti sözleşmesi yürürlüğe girmiş ve 10 Ağustos 1920'de de Sevr Projesi imzalatılmıştır. "Zorla tehcir" suçlamasının uluslararası komisyonlarca soruşturulması ve Osmanlı Devleti'nin sorumlu tutulması, ancak bu tarihte yani Sevr Projesi ile istenmiştir. Nitekim 26 maddelik Milletler Cemiyeti Sözleşmesi[12], Sevr Projesinin birinci kısmını oluşturmakta idi. Üstelik Sevr Projesine göre Osmanlı Devleti, Milletler Cemiyetinin yetkilerini ve sözleşme hükümlerinin kendisi hakkında uygulanmasını kabul etmiş, ancak Milletler Cemiyetine üye yapılmamıştır.[13]



    3) Haksız mütareke ve işgal ortamında bir çıkış yolu olarak düşünülen, Osmanlı Devletinin "araştırma komisyonu kurulması" teklifinin, günümüzde hiçbir yasal dayanağı yoktur, zira 1919 yılındaki bu tekliften sonra Ermeni sorunu, Ermenistan ile TBMM arasında imzalanan 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşması[14] ile hukuken çözümlenmiştir. Bu nedenle, komisyon kurulması ve "1915 olaylarının araştırılması" teklifi, 1919'dan sonraki Millî Mücadeleyi ve Türkiye'nin Millî Mücadele sonucu kazandığı milletlerarası hukuktan doğan haklarını yok farz etmek demektir ki, kabul edilemez. Nitekim Atatürk de, Ermeni sorununun 1921 Kars Antlaşması ile hukuken çözümlendiğini beyan etmiş, bir daha da bu konuyu, hiçbir platformda söz konusu bile ettirmemiştir.[15] Çünkü Türkiye'nin hakları tartışma veya müzakere konusu yapılamaz.



    Gerçekten de 1922-23 Lozan görüşmeleri sırasında haksız ve mesnetsiz bazı Ermeni istekleri görüşülmek istendiğinde, Türk heyeti, konuşulanların yok hükmünde geçersiz olduğunu bildirerek müzakere salonunu terk etmiş, aynı tarzda bir toplantıya katılmamış, azınlık hakları müzakerelerinde şekil değiştirmiş olarak ifade edilen diğer bazı iddia ve talepler de, Ermeni çetecilere umumi af talebi hariç, kabul edilmemiştir.[16] Asla unutulmamalıdır ki Lozan Antlaşması, Batı'nın "reform projelerini" ve yüzyıllık uyuşmazlıkları hukuken tasfiye eden gerçek bir barış antlaşmasıdır.



    TÜRKİYE'NİN ERMENİ PROPAGANDALARINDAN ÇEKİNECEK TELÂŞLANACAK HİÇ BİR DURUMU YOKTUR:



    Çünkü:



    1)Türk tarihinde soykırım, insanlığa karşı suç, atom bombası veya kimyasal silâh kullanımı gibi bir insanlık ayıbı yoktur.



    2) Ermeni çetelerinin vatana ihanet ve isyan faaliyetlerinden kaynaklanan Ermeni sorunu, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk zamanında, uluslararası barış antlaşmalarıyla hukuken çözülmüştür. Hukuken çözümlenen ve geçmişte kalan Ermeni sorunu, hiçbir propaganda ile yeniden sorun veya uyuşmazlık haline getirilemez, tartışma veya müzakere konusu yapılamaz. Aksi halde hukuka aykırı davranılmış olur.[17]



    Ermeni propagandalarından kurtulma düşüncesi ile yanlış karar verilmemeli, ortak komisyon incelemesi veya uluslararası yargılamaya rıza gösterilmemeli, aksine Türklerin kişilik haklarına, tarihine, millî onuruna, milletlerarası hukuktan doğan haklarına saygı gösterilmesi talep edilmeli, sonuç alınamadığı takdirde, Türkiye'nin milletlerarası hukuktan doğan mütekabiliyet, misilleme ve zararla karşılık verme gibi meşru hakları kullanılmalıdır.



    EN ETKİLİ ÇARE; İYİNİYETİMİZİ-BİRLİĞİMİZİ-DİRLİĞİMİZİ KORUYALIM:



    20 Ekim 2007 tarihinde, Kanal B'de yayınlanan "Medya Sorunları Tartışıyor" proğramında, sn. Avukat Keğam Karabetyan, yürekten gelen bir söyleyişle, "Ne mutlu Türk'üm diyene! Soykırım olmamıştır, iç ve dış güvenlik için yasa çıkarılmıştır, Türkiye Ermenileri basamak olarak kullanılamaz." demiştir. Aynı proğrama telefonla İskenderun'dan katılan Garip Şekerciyan isimli yurttaşımız, âdeta feryat etmiş; "Biz Türkiye'de çok mutluyuz. Ne mutlu Türk'üm diyene, diyoruz. Türk milletine nasıl dil uzatılır? Diyasporanın kurucusu, ABD'dir. ABD gelsin, Türkiye'deki rahatımızı görsün. Bizi rahat bıraksın. Biz komşularımızın iftarlarına katılıyoruz, onlar bizim törenlerimize geliyor, iç içe yaşıyoruz. Benim oğlum Şırnak'ta askerlik yapıyor, vatanımız için feda olsun! Mehmetçik için -bir televizyon kanalının düzenlediği- yardım kampanyasına ilk önce ben katıldım, seve seve katıldım. Şimdi ne kadar bağış yaptığımı söylemeyeyim, ayıp olur. (…)Bizi bölemezler demeyelim, birliğimizi koruyalım!" şeklindeki yürekten kopan konuşmasıyla, stüdyoda bulunanlar dahil bütün televizyon izleyicilerini duygulandırmıştır.



    Ülkemizin bir ve bütün olduğunu gösteren bu iyiniyetli ve cesaretli tutumlar şaşırtıcı değildir: Artin Penik de Ermeni asıllı Türklerden biri idi; terör örgütü Asala'nın, 27 Ocak 1973'de Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir'i şehit etmesiyle başlayan ve giderek tırmanan terör eylemlerini[18] protesto etmek için, 1982 yılında, kendisini İstanbul Taksim Meydanında yakmıştı. Artin Penik , ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede, "Ermeni asıllı Türk olduğunu, bizi kimsenin ayıramayacağını, Asala terörünü protesto etmek için kendisini yaktığını, pişman olmadığını, yine aynı işi yapabileceğini" söylemiş, bu topraklarda asırlardan beri birlikte ve kardeşçe yaşayan insanların arasına sevgisizlik tohumları ekenlere, insanlık dışı eylemleri organize edenlere isyan etmiş, yurttaşlık ve vatanseverlik duygusunun ne olduğu konusunda, bütün dünya ülkelerine acı bir ders vermişti.



    Gerçekten de Türk halkı, ülkesinde en ufak bir terör veya şiddet olayı veya kamplaşma istememekte, bütün dünya insanları gibi birlik/ barış, adalet, güvenlik ve özgürlük içinde kalkınmayı hak etmektedir. Ermeni iddialarına en iyi cevap da, Türk halkının birlik ve beraberlik azmidir.



    Haksız ve mesnetsiz soykırım suçlamaları karşısında yorulan Türk halkı, sağduyusunu korumalı, ne olursa olsun hiçbir kamplaşmaya veya tahrike kapılmamalıdır. Türk halkının sadece bir tarafı vardır; Türkiye.



    Birlik ve beraberlik iradesi zedelenirse vatan ve hürriyet iradesi de zedelenir. Ermeni asıllı Türk vatandaşlarımız ile neredeyse bin yıldır devam eden tarihî ve manevi beraberliğimize en küçük bir gölge düşürülmesine izin verilmemelidir. Hukukun üstünlüğü, Türk yargısının bağımsızlığı ve tam yetkisi mutlak surette korunmalıdır. 24.04.2008



    Gülseren S. AYTAŞ

    Avukat

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye orkuorkun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Nerden
    BULGARISTAN, ROMANYA, UKRAYNA, ISTANBUL, JAKARTA
    Yaş
    48
    Mesaj
    1.942
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    37781

    Cevap: Tarih Komisyonu Kurulsun" önerisi Ne Kadar Doğru?

    dis politikada yatiyor hersey,tamamen dis siyaset .icerde kazanmissiniz muhim degil aynada istediginiz kadar en guzzel benim deyin baskasi size guzel demedikce adam yerine koymaz ,ya top oynamayi bilmiyorsunz yada 90 dakika bitmis demektir, cok gec kaliyoruz hersey icin, sonra komsu ulkeler yemiyor. neden geldigimizi biliyor. hersey olduktan sonra degil olmadan once yapilmali. Dis iliskiler cok onemli,,bunu anlamaliyiz artik

Benzer Konular

  1. "Türkiye o kadar yumuşak iniyor ki fark edilmiyor"
    mopsy Tarafından Borsa ve Ekonomi Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 16-11-2011, 10:36 PM
  2. "Duymak istemeyen kadar kötü sağır yoktur."
    dogangunes Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 7
    Son mesaj: 09-11-2011, 08:24 PM
  3. "Gebelere folik asitli multivitamin" önerisi
    mopsy Tarafından Gebelik Hamilelik Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 15-07-2010, 07:41 AM
  4. "Öcalan kadar ucuza satılmadın!"
    lordhan Tarafından Komplo Teorileri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-05-2009, 11:56 AM
  5. "Nargile sigara kadar zararlı olabilir"
    EMRE Tarafından Sağlık Bilgileri Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 31-07-2007, 12:40 PM
Yukarı Çık