Milli gelir hesaplarındaki güncelleme konusunda bir bilgilendirme toplantısı yapan 3 bakan, güncellemenin ardından uluslararası sermayenin Türkiye'ye "farklı gözle bakacağını" söyledi. Toplantıda gelir dağılımı, yoksulluk ve işsizlik gibi konular ise gündemde değildi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, düzenledikleri ortak basın toplantısında, Türkiye’nin milli gelir hesaplarındaki güncellemeye dair değerlendirmelerde bulundular.

Türkiye’nin milli gelirinin nasıl yalnızca hesapların güncellemesi sayesinde yüzde 30’dan fazla artarak, 400 milyar dolardan 526 milyar dolara yükseldiğini anlatan bakanlar, uzun uzun bu durumun uluslararası sermayenin gözünde Türkiye’yi nasıl cazip hale getireceğini dile getirdiler. Toplantının gündeminde yoksulluk, işsizlik ve gelir dağılımı gibi konulara ise değinilmedi.

Şimşek: Ne dış borç sorun ne enflasyon
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, toplantıda yaptığı değerlendirmelerde, Türkiye’nin borç ve enflasyon sorununun geride kaldığını savundu.

Kamu borcunun 2001 ve 2007 yılları arasında yarattığı kırılganlık etkisini karşılaştıran Şimşek; YTL’nin değerinde, faiz oranında, büyüme rakamlarında ve bütçe performansında yaşanacak olumlu ve olumsuz değişimlerin, kamu borcunu nasıl etkileyeceğine dair hesaplamaları basın mensuplarıyla paylaştı.

Bakan Şimşek’in yaptığı karşılaştırmalarda baz yılı olarak AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılını değil kriz yılı olan 2001 yılını kullanıyor olması dikkat çekti. Ayrıca Şimşek, borç stoku konusundaki değerlendirmelerinde özel sektör borcunun nasıl bir seyir izlediği ve bir dış şok durumunda özel sektörde nasıl bir sarsıntı yaşanacağına değinmedi.

Enflasyon konusunda da herşeyin yolunda olduğunu iddia eden Şimşek, enflasyonun son aylarda giderek yükseliyor olmasını gıda, enerji ve tütün fiyatlarına başladı. Türkiye’nin “son derece başarılı bir dezenflasyonist programı devam ettirdiğini” söyleyen Şimşek, para politikasının gıda fiyatlarındaki yükselme karşısında işe yaramayacağını ifade ederek; işlenmiş gıda ürünlerinin sepetten çıkartılması halinde enflasyonun yüzde 6’dan yüzde 4’e iniyor olduğunu söyledi. Emekçilerin aylık bütçesinin yaklaşık yarısını oluşturan gıda harcamalarını herhangi bir kalem olarak ele alan Şimşek, böylelikle AKP hükümetinin emekçilerin hayat pahalılığı karşısında yalnızca çaresiz değil aynı zamanda umursamaz olduğunu da göstermiş oldu.

Unakıtan: Herkesin bakışı değişecek
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın ana gündemi ise milli gelir hesaplarındaki güncellemenin Türkiye’nin uluslararası sermayenin gözündeki yerini nasıl değiştireceğiydi.

Güncelleme çalışmalarını “Yani oturduk biz işte yeni bir hesaplama yaptık. Efendim durum budur. Ama bu, Türkiye’nin her şeyini değiştiriyor” sözleriyle değerlendiren Unakıtan, “Türkiye’ye dışarıdan bakan finans çevreleri dahil olmak üzere bütün dünya kamuoyunun Türkiye’yi bundan sonra daha farklı değerlendirmek mecburiyetinde” olduğunu iddia etti.

Unakıtan ayrıca, yeni hesaplamayla birlikte 2006 yılı için bütçenin GSYH’ya oranının yüzde 30,1’den yüzde 22,9’a, vergi gelirlerinin GSYH’ye oranının ise yüzde 23,9’dan yüzde 18,1’e indiğini ifade ederek; kıvançla devletin aslında göründüğünden daha küçük, “vergi yükü”nün ise eleştirilenden daha düşük bir düzeyde olduğunu söyledi.

Unakıtan konuşmasının son bölümünde ise “ne kadar zengin olursak olalım, GSYH ne kadar artarsa artsın, mali disiplinden ayrılmamız söz konusu değil” sözleriyle devletin emekçilerin değil sermayenin devleti olduğunu bir kez daha gösterdi. Konuşmasını “Yapısal reformlar devam edecek, mali disiplin devam edecek, özelleştirmeler devam edecek” sözleriyle bağlayan Unakıtan, AKP iktidarının emekçiye saldırmaktan vaz geçmeyeceğinin bir kez daha altını çizmiş oldu.

Ekren: Borçların sürdürülebilirliğinin önemi kalmadı
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren de, ulusal hesaplardaki güncellemeyle gayri safi yurtiçi hasılanın artmasıyla, uluslararası yatırımcıların, artık Türkiye’ye farklı bakmaya başlayacağını söyledi.

Yeni rakamların AB’nin Maastricht kriterlerinin tamamını karşıladığını söyleyen Ekren, “Borçların sürdürülebilirliğinin önemi kalmamıştır, yani bu sorun aşılmıştır” dedi. Ekren artık toplam borç ödemelerine odaklanılması gerektiğini belirtti. Ekren ayrıca güncellemeyle birlikte cari açığın da düştüğünü söyledi ve yeni dönemde bu güncellemeyle birlikte uluslararası kuruluşların Türkiye’nin kredi notunu artırmasının mümkün olduğunu sözlerine ekledi.

Ekren ayrıca, “milli gelirin güncellemesinin gelir dağılımındaki herhangi bir değişimi ya da gelişmeyi ifade etmediğini” söyledi.

El çabukluğu marifet
AKP’nin her sorunu bir kalemde ortadan kaldıran, kaldırmasa da azaltan “güncelleme” operasyonunun Türkiye’yi daha “cazip” hale getirip getirmeyeceği zamanla ortaya çıkacak; Ancak bu konuda ilk açıklamayı yapan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Başkan Yardımcısı Kristin Lindow, milli gelir revizyonunun kredi notunu değiştirmeyeceğini söylemişti. Lindow ayrıca Unakıtan’ın aksine vergi gelirlerinin güncelleme ile birlikte düşmesinin, yalnızca vergi kaçağının boyutunu ortaya çıkartıyor olduğunu ifade etmişti.

Diğer yandan, bir güncellemeyle GSYH’si yüzde 31 büyüyen Türkiye’nin kişi başı GSYH’si daha da büyüyecek, zira TÜİK’in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne geçmesiyle birlikte Türkiye nüfusunda da yaklaşık üç milyonluk bir “azalma” oldu.