Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Raindrop Türkevi

Tartışma Salonları (polemik) Kategorisi Vip Salonu Forumunda Raindrop Türkevi Konusununun içerigi kısaca ->> Kongre'ye yağmur gibi düşen Türkler Amerika Birleşik Devletleri’nin yedi eyaletinde faaliyet gösteren Türk kuruluşu Raindrop; Amerikan Kongresi’nde 62 milletvekili ve ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye Mevt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    izmir
    Mesaj
    846
    Rep Gücü
    228

    Raindrop Türkevi

    Kongre'ye yağmur gibi düşen Türkler

    Amerika Birleşik Devletleri’nin yedi eyaletinde faaliyet gösteren Türk kuruluşu Raindrop; Amerikan Kongresi’nde 62 milletvekili ve senatöre Ermeni soykırımı iddiaları hakkında Türk tezini anlattı.


    ‘12 yıldır Kongre üyesiyim. İlk defa bir Türk heyeti ile karşılaştım.’ Bu sözlerin sahibi, Amerikan Kongresi’nde Teksas eyaletini temsil eden kadın milletvekili Sheila Jackson Lee. Amerikan Kongre binasına giden bu Türkler, yalnızca Lee ile görüşmediler; ABD’nin güney eyaletlerinde yaşayan Türk toplumu adına 62 milletvekili ve senatörle de temas kurdular.

    ABD’de Türk toplumu adına işte bu düzeyde varlık göstermeye başlayan kuruluşun adı Raindrop Türkevi. Öyle ki, Teksas eyaletini temsil eden bir başka Kongre üyesi Eddie Bernice Johnson, Raindrop’un Türk ve Amerika toplumuna yaptığı katkıları ve faydalı çalışmalarını takdir eden bir kanun tasarısı hazırlayarak Mayıs 2007’de Kongre’nin iki kanadından biri olan Temsilciler Meclisi’ne sundu ve bu tasarı Meclis tarafından kabul edildi. Üstelik bu tasarı mahiyeti itibariyle, yıllardır Ermenilerin Kongre’den geçirmeye çalıştıkları soykırım karar tasarısıyla aynı güce sahip.

    İngilizcede “yağmur damlası” anl***** geliyor Raindrop. Ancak bu yağmur damlası, ABD’nin güney eyaletlerindeki belli başlı şehirlerde çoktan 14 şubeye ulaşmış durumda. Ulusararası üne sahip hastaneleri sebebiyle dünyanın önde gelen tıp merkezlerinden biri olan Houston’da, Türk seyircisinin 1980’lerdeki bir televizyon dizisi ile tanıdığı Dallas’ta, üç yıl önce Katrina Kasırgası’nın vurduğu ve yüzlerce insanın öldüğü New Orleans’ta, eski başkanlardan Bill Clinton’ın memleketi Little Rock’ta, 1995’te 168 kişinin ölümü ve 800’den fazla insanın yaralanmasıyla sonuçlanan bombalı terör saldırısının yaşandığı Oklahoma City’de şimdi birer Raindrop Türk Kültür Merkezi var.

    MEHTER VE SEMA YAĞMURU

    Önce Teksas eyaletinde yaşayan Türkler tarafından sekiz yıl önce kurulan Raindrop’un 8-9 Eylül 2007 tarihlerinde Houston’da düzenlediği Türk Festivali’ne katılan 8 bin Amerikalı, Ayna Grubu’nun konserinde Kiziroğlu’nu, Akdeniz’i dinledi. 17 yaşındaki lise öğrencisi Carla Neil, “Şarkıların sözlerini anlamadım, ama ritim inanılmazdı.” sözleriyle izah ediyor duygularını.

    Festivalde Türkiye ile birlikte Azerbaycan, Bosna, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan yer aldı. Böylece Balkanlardan Uzakdoğu’ya kadar yayılmış Türk kültürü ‘Yeni Dünya’daki izleyicilerle buluştu. Örneğin dans oyunları sergileyen zeybek ekibinde yedi milletten çocuk vardı. Amerikalılar festivalin gözde mekânları Osmanlı çadırında, Osmanlı kıyafetleri giyip resimler çektirdi; kurulan Osmanlı kıraathanesinde Türk kahvesi ve nargile içti. İnegöl Mehter Takımı, sadece festivalin yapıldığı Houston’da konser vermekle yetinmedi. Meksikalılar ile yaptıkları savaşta 150 Amerikan askerinin öldüğü ve sinema filmlerine konu olan San Antonio’daki Alamo kalesinde, Teksas eyaletinin başkenti Austin’de, Dallas’ta, meşhur Teksas A&M Üniversitesi’nin bulunduğu Collage Station’da da konser verdi. Mehter’in Teksas eyaletindeki toplam yedi konserini 11 bin Teksaslı izledi. İnegöl Mehter Takımı, Chicago’daki Türk festivaline de katılıp burada da izleyicilerin karşısına çıktı. Elemanları tamamen gönüllülerden oluşan ve maaşsız çalışan İnegöl Mehter Takımı’nın 20 gün boyunca ABD’de verdiği konserler sadece Amerikalıları değil, buradaki Türkleri de hayli memnun etti. Raindrop yöneticileri, “Onların bu hizmetlerine ve fedakârlığına müteşekkiriz” diyor.

    Yine Raindrop’un organizasyonu ile Konya’dan Amerika’ya giden Mevlevi dervişler, 2002’den beri değişik zamanlarda Dallas’tan Meksika sınırındaki El Paso’ya kadar tam 15 ayrı şehirde yirmi sema gösterisi yaptı. Bu programlara 20 binin üzerinde insan katıldı. Bunlardan birini izleyen Prof. Thomas Lynch’in deyimiyle Amerikalılar, bu sema gösterisindeki melodileri ve sözleri anlamasalar da Mevlevi dervişlerin başdöndüren büyüleyici performansını derinden hissettiler. Mevlânâ’nın “Rumi” ismiyle Amerika’da öteden beri bilinmesi ve ilgi görmesi, Mevlânâ Yılı’nda bu gösterilerin Amerikalıların hafızasında iyice yer etmesini sağladı. Bu arada hemen belirtelim, Mevlânâ ABD’de şiirleri en çok okunan yabancı şair unvanına sahip.

    ABD’deki Türk derneklerinin düzenledikleri bir diğer program, bulundukları şehirlerde Amerikan toplumunun ileri gelenlerini kapsayan Türkiye gezileri. Örneğin Teksas Anayasa Mahkemesi Başkanı ve Dallas Büyükşehir Emniyet Müdürü, çok sayıda üniversite profesörü bu Türkiye gezilerine katılanlar arasında yer aldı. Raindrop’un düzenlediği gezilere, Amerikan toplumunun çeşitli kesimlerinden binlerce Amerikalı iştirak etti.

    TÜRKLER İLK KEZ ‘BİZ DE VARIZ’ DİYOR

    Raindrop, ABD’de yaşayan Türklerin artık varlıklarını hissetirmeye başladıklarının en çarpıcı örneklerinden biri. Gerek Raindrop, gerekse Amerika’da yaşayan Türklerin öteki eyaletlerde çeşitli isimlerle kurdukları Türk kültür merkezleri ve dernekler, bir anlamda Türkiye’nin de bu ülkedeki sesi hâline gelmiş durumda. New York senatörü ve başkan adayı Hillary Clinton’ı iki defa üst üste progr***** getiren ve sonuncusunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile buluşturan New York’taki Türk Kültür Merkezi ve Raindrop gibi kuruluşlar, yıllardır ABD’de aleyhteki lobi faaliyetlerin muzdarip olan ve bu handikapları aşmak için profesyonel lobi şirketlerine milyonlarca dolar para akıtan, ama somut bir sonuç elde edemeyen Türkiye için yeni bir fırsat anlamı da taşıyor.

    ABD’nin çoğu yerinde olduğu gibi Teksas, Arkansas, Kansas, Louisiana, Mississippi, Oklahoma ve Missouri eyaletlerinde yaşayan Raindrop gönüllüleri Amerikan Kongresi’ne kabul ettirilmeye çalışılan Ermeni soykırım karar tasarısına karşı bütün güçleriyle çalışma yaptılar. Türkler, 2007 ocak ayının son haftasından, şubat ayının ortalarına kadar üç hafta boyunca her gün Washington’da eyaletlerini Kongre’de temsil eden üyeleri ziyaret ettiler. Bu yedi eyalet Amerikan Kongresi’nde 56 milletvekili ile temsil ediliyor. Ayrıca her eyaletin ikişer tane de senatörü var. Washington’a giden Türkler, senatör ve milletvekillerinden oluşan tam 62 Kongre üyesine ulaşarak Türk toplumunun tasarıya karşı görüşlerini aktardılar.

    ERMENİLERE BİLMEDEN DESTEK VERMİŞİZ

    Görüşülen birçok Kongre üyesi, Birinci Dünya Savaşı sırasında meydana gelen ve soykırım iddialarına esas teşkil eden 1915 olayları hakkında kendilerine bugüne değin doyurucu bir bilgi ulaşmadığını belirttiler. Türk tarafının görüşlerini ilk kez dinleme fırsatı bulduklarını ifade eden Kongre üyeleri, “Amerikan-Türk toplumu ilk defa Kongre’ye gelerek milletvekillerini bilgilendiriyor. Her yıl sunulan Ermeni tasarısı konusunda ilk kez Türk toplumundan böyle bir tepki aldık.” dediler.

    Washington’daki bu görüşmelerde Amerikan Kongresi üyeleri ile Türk derneklerinin temsilcileri arasında kayda değer diyaloglar yaşandı. Soykırım tasarısına destek vermiş milletvekillerinden biri olan Missouri eyaletinden Emanuel Cleaver, “Önceden soykırımı bir tarihî gerçek olarak görüyordum. Türk tarafının tezi bana ilk defa ciddi olarak sunuldu. Ermeni tarafı bize gelip meseleyi insan hakları olarak sundular.” dedi. Kansas eyaletinden Dennis Moore, açıkça, “Tasarıyı imzalamakla hata yapmışım.” diye konuştu. Oklahoma eyaletinden Dan Boren, “Dürüstçe söyleyeyim, tasarının içeriğini bilmiyordum. California’daki arkadaşların teklifi ile tasarının mahiyetini bilmeden imzaladım. Zannediyorum çoğu milletvekilinin durumu benden farklı değil.” itirafında bulundu.

    Aynı zamanda Kongre Dış İlişkiler Komitesi üyesi olan Teksas eyaletinden kadın milletvekili Sheila Jackson Lee, 12 yıldır Meclis’te olduğunu; fakat ilk defa bir Türk heyeti ile karşılaştığını belirterek, “Bu konuda Türk tarafından yeterli bilgi gelmedi. Şimdiye kadar Ermeni soykırımı iddiasını tarihî bir gerçek zannediyordum ve konuyu insan hakları çerçevesinde değerlendiriyordum. İtiraf etmem gerekirse tasarıya hiç bakmadan imzaladım.” ifadesini kullandı. Arkansas’tan John Boozman, “New York taraflarından bana gelen Türkler olmuştu; ama kendi seçim bölgemden gelenlerin olması beni çok şaşırttı ve memnun etti. Tasarıya ret oyu vereceğim” dedi.

    Teksas’tan kadın Kongre üyesi Eddie Johnson’un ofisine giden Türk temsilcilerin, “Ermeni Ulusal Komitesi her sene milletvekillerini dolaşır, bilgi verir. Bu yaptığınız ziyaret 2 milyon dolara bir lobi şirketinin yapabileceği işten çok daha etkili.” sözleriyle karşılaşması yıllardır yaşananları özetler nitelikte aslında. Teksas’tan Gene Green, önceki senelerde Başkan Bush’a mektup gönderip bu tasarının onaylanması için çağrıda bulunmuş bir Kongre üyesi. Houston’dan Ermeni seçmenlerin kendisi ile sürekli irtibatlı olduklarını, her sene mektup veya direkt görüşme yoluyla bu tasarının onaylanmasını istediklerini ve bu istek doğrultusunda hareket ettiklerini söylüyor: “Şu ana kadar Türklerden hiçbir şey duymadık. Houston’daki Türklerin bu konuda hareket etmeleri gerekir. Türklerin desteğinin çapını bilmek istiyorum.”

    Washington’da bu çalışmayı yapan Türkler, şüphesiz Kongre üyelerine en etkin şekilde ulaşmanın bazı inceliklerini de öğrendi. Netice itibariyle bu görüşmeler sonucunda dört Kongre üyesi, “İmzamızı geri çekiyoruz.” dedi. Türk dostu olarak nitelenebilecek bazı Kongre üyeleri, tasarının engellenmesi yönünde yapılacak müteakip girişimler için Türklere önemli bilgiler verdi.

    KONGRE ÜYELERİNİ ŞAŞIRTAN SORULAR

    Günümüze kadar, bu gibi konularda Türk tarafının haklılığını savunmak için yapılan girişimler, parayla tutulan birkaç lobi sirketinin faaliyetleri ve bazı Türk derneklerinin yayımladığı deklarasyon veya protesto amaçlı mektup-faks kampanyaları ile sınırlı kalmıştı. İlk defa bu dönemde, ABD’den bir Türk topluluğu, işlerini bırakarak Washington’a bizzat gidip yoğun girişimlerde bulundu. Senelerdir bu tasarı Ermeni seçmeni olan milletvekilleri tarafından Kongre’ye getiriliyor. Ancak her yıl daha fazla destek için konu sürekli gündeme getiriliyor. Tasarı, şu ana kadar Amerikan Kongresi’nde en yüksek sayıda üye desteğine ulaşmıştı. Bu yüzden birçok siyasi gözlemci “bu defa” Kongre’de kabul edileceğine kesin gözüyle bakıyordu.

    Ama öyle olmadı. Türklerin verdiği bu gönüllü mücadele, tasarıyı 176 temsilcinin imzası ile Kongre’ye sunan California eyaleti temsilcisi Adam Schiff ve üç arkadaşının düzenlediği basın toplantısına da bütün çıplaklığı ile yansıdı. Toplantıdaki iki Türk, Schiff ve üç arkadaşına şu soruları yönelttiler: “Soykırımın yapıldığını iddia ettiğiniz dönemde, Osmanlı Devleti’nin Dışişleri Bakanı ve ABD Büyükelçisinin Ermeni asıllı olduğunu biliyor musunuz? Tehcirin Anadolunun batısında yaşayan hiçbir Ermeni asıllı Osmanlı vatandaşına uygulanmadığını, sadece doğuda isyan eden, Rus ve Fransız üniforması altına girmeye yeltenip Osmanlı ordusuna karşı savaşma tesebbüsünde bulunan Ermeni vatandaşlara uygulandığını biliyor musunuz? Ortadoğu’nun siyasi olarak büyük karışıklık ve sıkıntılar yaşadığı şu dönemde ABD’nin bölgedeki en sağlam demokratik alt yapıya sahip ülke olan Türkiye’nin dostluğuna daha çok ihtiyacı olduğunu düşünüyor musunuz? Bu tasarının Amerikan Senatosu’nda görüşülmesi sizce bu ilişkileri zora sokabilir mi? Bolşevikler ABD’nin bir bölümünü işgal ederken burada yaşayan Rus asıllı Amerikalılar bu hareketi içeriden desteklemiş olsa, bunu nasıl değerlendirirdiniz?”

    Tasarının mimarı Adam Schiff ve arkadaşları, Türklerin sorularına şu cevapları verdiler: “Dışişleri Komisyonu’ndaki tartışmalarımızda hiç Türk tarafı yoktu. Sadece telefon edildi. Yazılı belgeleriniz komisyona gelmedi. Bilimsel olarak tartışmıyorsunuz, siyasi olarak telefonlarla işi geçiştirmeye çalışıyorsunuz. Başbakanınız Başkan Bush’u arıyor, askerleriniz askerleri arıyor. Komisyonda Türk tarafını destekleyen üyeler vardı. Ancak biz belge ve delillerimizle onları ikna ettik.”

    TÜRK-ERMENİ DİYALOG KONFERANSI

    Dallas’taki Raindrop, belki de ABD’de ilk defa Türklerce organize edilen bir sempozyuma imza attı. Dallas’taki Southern Methodist Üniversitesi’nde 14 Nisan 2007 günü “Türk-Ermeni Diyalog Konferansı” başlığıyla yapılan toplantının açış konuşmasını Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob Mutafyan yaptı. Patrik daha konuşmasına başlamadan Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA) isimli kuruluşa mensup 4-5 Ermeni genç, “Satılmış adam” diyerek protesto ettiler. Oysa Mutafyan, “satılmış” olmayı hak edecek kadar taraflı bir konuşma da yapmamıştı. 20 Nisan 2006 günü Kayseri’de Erciyes üniversitesinde düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmanın hemen hemen aynısını sunarak şunları söylemişti: “İran-Ermeni savaşını anlatan tarihçi Yeğişe’nin eserine göre Türklerle Ermenilerin tanışmaları 1500 yıl öncesine kadar gidiyor. Ve Aralarındaki ilişkilerde fiziksel şiddet nisbeten çok az. Her iki ülkenin genç kuşaklarını birbirlerine karşı körükleyen stratejistler günah işliyor.” Patrik’e olan öfkenin temelinde Türk-Ermeni ilşkilerini olumsuz etkileyeceğine inandığı için soykırım tasarısına karşı çıkması var.

    Ama bu kadarı bile ABD’deki Ermenileri çıldırtmaya yetti. New York Ermeni Başpiskoposu Khajag Barsamian, üniversiteye gönderdiği mektupta, “Toplantı tek taraflı, desteğinizi çekin” ihtarında bulununca üniversitenin yardımcı rektörü Jim Caswell, “Desteğimizi çektik” açıklaması yapmak zorunda kaldı. Üniversite yine “fikir özgürlüğü” gerekçesiyle toplantıya ev sahipliği yaptı; ama bu baskılar karşısında konferansa resmî olarak destek vermedi. Oysa, toplantıyı organize eden Türkler tam dört ay önce 14 Ermeni akademisyeni de tebliğ sunmaları için çağırmışlardı. Birkaç tanesi çağrıya cevap verdi; ama hiçbiri gelmedi. Nitekim bu isimlerden biri olan Gerard Libaridian, “Beni de davet ettiler. Bir ameliyat geçirdiğim için gidemedim. Toplantı monolog değildi, Ermeni akademisyenler de davetliydi.” diyor. Hatta Türkler, Mutafyan’a “Satılmış” diye bağıran bu provokatörlere bile, “Sunacak bir tebliğiniz varsa buyurun konuşun, yoksa programın huzurunu bozmayın” teklifini götürdüler. Ama oraya geliş maksatları farklı olduğundan bu teklife evet diyemeyerek salonu terk ettiler. Bu protestoculara rağmen toplantıya katılan bazı Ermeniler ise “Türk hükümetinin güdümünde bir toplantı olduğunu sanıyorduk. Öyle olmadı. Organizasyonu beraber yapsaydık, Ermeni tarihçiler de korkmadan gelirdi.” dediler. Anlaşılan, bu toplantıların devamı çok daha fazla ses getirecek.

    YOLUMUZ UZUN, İŞİMİZ ÇOK

    ABD’de bu türden toplantılar düzenlemek o kadar da kolay değil. Nitekim daha önce Los Angeles’ta Türk Başkonsolosluğun düzenlemek istediği benzer bir toplantı sabote edildi. Dallas’taki toplantıyı da sabote etmek için bazı Ermeni gruplar, “Yürüyüş yapacağız” söylentisi yayınca, Türklerin “O zaman biz de yürüyüş yaparız” tepkisi üzerine geri adım attılar. Ama aynı gruplar, Mesrob Mutafyan’ın Washington’daki Georgetown Üniversitesi’nde 20 Eylül 2007 günü yapacağı “Türkler ve Ermeniler Arasındaki Çıkmaz Aşılmalı’ başlıklı konuşmasını iptal ettirdiler. California Courier Gazetesi’nin sahibi Harut Sassounian, patriğin Washington’a getirilip konuşturulmasında Türk devletinin ‘gizli eli’ olduğunu öne sürüyordu. Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA) ise Türkiye’nin ABD Kongresi’nde bekleyen Ermeni soykırım tasarısının geçmesine karşı önlem almaya çalıştığını belirtiyordu.

    Şüphesiz ABD’deki Türklerin çok daha etkili bir noktaya gelmeleri için belki daha yıllara ihtiyaç var. Nitekim 17 yıldır Amerika’da yaşayan Türklerden biri olan ve Raindrop’un faaliyetlerine katılan Alp Aslandoğan, “Türk toplumunun kendisini anlatması uzun vadeli bir iş. Bunu sadece Ermeni tasarısıyla sınırlı düşünmemek lazım. Amerikan Kongresi’nde Ermeni kökenli sadece bir kişi var. Türkiye’nin geçmişte yaptığı bir hata var. Hep Cumhuriyetçilerle ilişki kurulmuş, Demokratlar ihma l edilmiş. Mesela Teksas Cumhuriyetçi Parti ağırlıklı. Bir de ilişkilerde kalıcılık önemli.” diyor. Aslandoğan, siyahi kökenli Kongre üyelerinin Ermeniler tarafından, “Soykırım meselesi, geçmişte zencilerin ezilmesine benzeyen bir insan hakları meselesi” denilerek yönlendirilmeye çalışıldığını, hatta bazı Kongre üyelerine, “Tarihçiler soykırımı tesbit etmiş, artık bir tartışma yok, o halde bu yasayı çıkarın.” denildiğini belirtiyor.

    Raindrop, temas kurduğu ve Türk tezlerini destekleyen Kongre üyelerinin seçim çalışmalarına katkılarda bulunuyor. Gerek Cumhuriyetçilerden gerekse Demokrat milletvekillerinden Türk toplumuna hitap etmek, seçim programlarını anlatmak, kısacası Türk toplumunun desteğini almak isteyen milletvekillerinin buluşma adresi Raindrop Türkevleri. Bu çerçevede Dallas Demokrat Milletvekili Eddie Johnson ve Houston Cumhuriyetçi Milletvekili Ted Pol, Raindrop şubelerinde Türklerle buluştu. Bu toplantılara katılan Türkler beklentilerini milletvekillerine ifade etme fırsatı buldular.

    TÜRK KÜLTÜRÜ VE TÜRKÇE ÇIKARMASI

    Raindrop şubeleri bugüne kadar başka bazı faaliyetlere de imza atmış. Teksas eyaletinin başkenti Austin’de de geçen yıl “Geçmişi inceleyerek barış modellerini tespit etmek; Osmanlı İmparatorluğu’nda Çeşitlilik” adı altında uluslararası bir konferans yapıldı. Raindrop ve Teksas Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nce düzenlenen konferansta 17 bilim adamı tebliğ sunarken, değişik üniversitelerden bilim adamları da dinleyici olarak katıldı. 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müdürü Nisya İşman Allovi de toplantıya katılarak “Türk Yahudileri” konulu bir tebliğ sundu. Mevlânâ Yılı’nda Houston’da Raindrop ve Rice Üniversitesi tarafından bir Mevlânâ konferansı da gerçekleştirildi.. Ayrıca Raindrop, Houston Üniversitesi ve Teksas Tech üniversiteleriyle Türkçe ve Türk Tarihi öğretimi konularında işbirliği anlaşmaları imzaladı. Böylece Türkçe ve Türk Tarihi dersleri kredili olarak Houston Üniversitesi’nin ders progr***** girdi. Raindrop ayrıca, Türkiye’de Türkçe öğrenmek isteyen meraklıları da İstanbul’a Türkçe kurslarına gönderiyor. Hemen belirtelim, Raindrop geçtiğimiz yıl ABD’de bir de Türkçe olimpiyatları düzenledi, bu yıl aynı olimpiyatların ikincisi yapılacak.

    Houston’daki Raindrop’a gittiğimizde bizi eşi Meksikalı olan Ali Rıza Çandır ve Kemal Civelek isimli iki yönetici karşılıyor. Civelek, “İş çevreleri ve üniversiteler de kendimizi ifade adına çok önemli noktalar. Sadece gidip milletvekilleri ve senatörlerle konuşmak da yeterli değil. Hâlâ Türkiye denildiği zaman, develerle mi geziyorsunuz, siz de mi sağdan sola yazıyorsunuz, Arapça mı konuşuyorsunuz diyenler var.” diyor. Aynı gün, Raindrop Houston şubesinde bir başka konuk daha vardı. Houston Üniversitesi’nde sosyoloji masteri yapan Simay Diniz isimli Türk öğrenci. Diniz’in tez konusu şöyle: “Türk derneklerinin Amerika’daki Türk toplumuna etkisi ve Türk toplumu üzerindeki rolü.” Diniz, hocası ile birlikte hazırladığı “Buradaki Türkler kendi kimliklerini koruyabilecekler mi? ABD’deki Türklerin imajı nasıl?” gibi sorulara Çandır ve Civelek’ten cevaplar aldı.

    OKUMUŞ TÜRKLERİN AVANTAJI

    ABD’deki bu yeni Türk varlığının yükselişinde önemli bir faktör var. 1960’larda Avrupa’ya işçi olarak giden Türklerin aksine ABD’deki Türklerin önemli bir kesimi bu ülkede üniversite okumuş ve Amerikan toplumunda belirli bir yer edinmiş insanlardan oluşuyor. Bu durum ülkedeki Türklerin kendilerini kabul ettirmelerini ve Amerikan sisteminde kendilerini en iyi biçimde ifade etmenin yollarını bulmalarını kolaylaştırıyor.

    YÜKSELEN TÜRK VARLIĞI

    Hillary Clinton’ı ağırlayan New York’taki Türk Kültür Merkezi’nin Başkanı Recep Özkan, ABD’deki Türklerin ağırlıklı olarak New York, New Jersey çevresinde yaşadığını, bu potansiyelin ilk defa kendisini bu düzeyde ifade etme imkânı bulduğunu belirtiyor. Derneğin New York Manhattan’da, Waldorf Astoria otelinin hemen karşısındaki ofisinde konuştuğumuz Özkan’ın bu gözlemine, Hillary Clinton da katılmış. Hillary Clinton’ın 30 Kasım 2007 gecesi New York’taki Sheraton Otel’de 250 Türk işadamı ile bir araya gelmesini öngören programı da Türk Kültür Merkezi düzenledi. Ancak o gün, Clinton’ın bir seçim bürosunda yaşanan rehin alma olayı sebebiyle program aksadı. Ertelenen toplantı, aynı mekanda Hillary Clinton’ın eşi eski başkan Bill Clinton’ın Türk işadamlarıyla buluşmasıyla yapıldı. Uzun süre New York’ta gazetecilik yapan Today’s Zaman Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş, 25 yıldır New York’ta yarı resmî olarak yapılan Türk günü etkinliğine herhangi bir New York belediye başkanı bile katılmamışken, Amerika’daki Türklerin kurdukları bu yeni gönüllü kuruluşların elde ettikleri başarılı sonuçlara çarpıcı bir örnek veriyor. New Jersey’de genç bir Türk avukat olan Güvenç Kulen başkanlığında kurulan Hudson Türk Amerikan Kültür Derneği’nin bir akşam yemeği davetine katıldığını belirten Keneş, şöyle devam ediyor: “O akşam yemekte senatörler, yerel yöneticiler ve polis şefleri gördüm. Bu insanları görünce, yapılması gereken tanıtım işte bu diye düşündüm. Sadece Amerika’da değil, Avusturya’dan Kanada’ya kadar bu türden Türk kuruluşları, aslında yükselen yeni Türk varlığının güçlü işaretleri.”

    ABD’de birbirinden bağımsız bu kuruluşların faaliyetleri, bu ülkede Türkiye’nin milyonlarca dolar harcasa elde edemeyeceği bir tanıtım faaliyeti aynı zamanda. Elbette gelip Türkiye’yi ve Türk insanını gözleriyle gören ve yakından tanıyan Teksas Anayasa Mahkemesi Başkanı ya da Dallas Büyüksehir Emniyet Müdürü’nün ülkemiz hakkındaki düşünceleri bundan sonra daha objektif olacak. Daha da önemlisi, Amerikalı senatörler ve milletvekilleri, bu Türkleri dinledikçe Ermeni karar tasarısı gibi konularda Türkiye’nin başı daha az ağrıyacak.

    New York’taki Columbia Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü Profesörü Richard Bullet, “Cumhurbaşkanınız Celal Bayar 1954’te Amerika’ya geldiğinde bir Amerikan başkanı gibi karşılandı. Ama 1960 ihtilali ile başbakanınızı idam etmeniz, ülkenizin ABD’deki imajını tamamen bozdu. 50 yıldır bu olayın ve Geceyarısı Ekspresi filminin bozduğu Türkiye imajını düzeltemediniz.” diyor. Prof. Bullet’ın belirttiği gibi, bozulan imajları düzeltmek işte böyle zor bir iş. Ama ABD’deki yeni Türk dernekleri bu işe talip.

    Şüphesiz Amerika’nın diğer eyaletlerinde tıpkı bu dosyaya konu yaptığımız Raindrop gibi çalışmalar yapan daha birçok gönüllü Türk kuruluşu var. Ve her biri ayrı bir dosya olacak hacimde faaliyetlerde bulunuyor.



    EVLİLİK SEMİNERİ BİLE VERİYORLAR

    ABD’ye yeni gelen Türklerin buradaki hayata uyum sağlamaları için Amerikan sağlık sistemi, ev kiralama ve satın alma, araba satın alma ve finans konularında seminerler ve kurslar da organize eden Raindrop gönüllüleri, Teksas’a gelen Türk hastalara çeviri, ulaşım, alışveriş konularında da yardımcı oluyor. Raindrop’un bir diğer hizmeti Amerika’da başarılı bir aile hayatı için evlilik ve çocuk gelişimi ile ilgili seminerler düzenlemek. Raindrop’un hafta sonu okulunda ise İngilizce, İspanyolca, Bosnakça, Arnavutça, Rusça, Türkçe ve diğer Türk dilleri dersleri veriliyor. Raindrop, Türk kültürünü tanıtmak amacıyla bulunduğu eyaletlerdeki Amerikan üniversiteleri ile müşterek “Türk günleri” de düzenliyor. Bu etkinliklerde halk dansları, Türk yemekleri, Türk sanat eserleri sergileniyor. Raindrop şubelerinde ayrıca Türk geceleri düzenleniyor. Bunların yanısıra Teksas’ın büyük şehirlerinde Amerikalı çocukların da katılımıyla 23 Nisan kutlamaları yapılıyor, piknikler düzenleniyor.



    “YAĞMUR DAMLASI” KASIRGAYA KARŞI

    “Yağmur damlası” mütevazılığı ile yola çıkan Raindrop, misyonunu “Türk kültürünü Amerikan toplumu içinde tanıtma ve Amerika’da yaşayan Türk toplumunun sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılama” olarak açıklasa da her yıl kasırgaların vurduğu eyaletlerdeki bir başka faaliyetiyle de göz doldurdu. 2005 yılı ağustos ayında Katrina Kasırgası’nın New Orleans’ı vurup arkada yüzlerce ölü bırakmasından bir ay sonra Rita adı verilen kasırganın Houston’ı vuracağı açıklandığında Raindrop şubeleri harekete geçerek kriz masaları oluşturdu. İnsanların kasırga tehlikesi altındaki Houston gibi şehirleri tahliye etmeleri sağlandı. Buradan tahliye olanlar diğer şehirlerdeki Türk ailelerin yanına misafir olarak yerleştirildiler. Binlerce kişi Raindrop’un kriz masalarından yardım aldı. Bu hizmetten hem Türkler hem de Amerikalılar yararlandı. Hatta bazı Raindrop yöneticileri bu çalışmalar sebebiyle kendi ailelerini tahliye edemedi. Eğer gerçekten de Rita Houston’ı vursaydı, kaçacakları hiçbir yer yoktu.

    Raindrop’un düzenlediği Türk Festivali için Houston’ın seçilmesi rastlantı değil. Çünkü Amerika çapında Türkiye’nin Washington’daki büyükelçiliği dışında dört yerde başkonsolosluk ve konsolosluğu var: New York, Houston, Chicago ve Los Angeles. Houston’da diğer birçok ülkenin de başkonsoloslukları bulunduğundan Türk festivaline yalnızca, eyalet milletvekilleri, Houston belediye meclis üyeleri değil, buradaki pek çok yabancı ülke konsolosları da katıldı.

    Ebru, hat, tezhip sanatının önde gelen isimleri Osman Kanlıoğlu, Özhan Alagöz, Mehmet Gürsoy festivale katıldı. Birçok ünlü Türk sanatçısı, Houston ve diğer şehirlerde Raindrop’un düzenlediği programlarda eserlerini sergiledi. Amerikalılar, hem bu eserlere hem de mendil, vazo, masa örtüsü, kilim gibi Türk el sanatlarına olağanüstü ilgi gösterdiler. Elbette en az bunlar kadar bir ilgi de Türk yemeklerine, sarmalara, dönerlere, lahmacunlara, mantılara, tatlılara gösterildi. Festivalden sonra birçok Amerikalı, Raindrop şubelerinden Türk yemek dersleri için başvuru formu doldurdu.



    SEVİNÇ İNÖNÜ’NÜN TELEFONU

    Erdal İnönü, 31 Ekim 2007 Çarşamba sabahı ABD’nin Houston kentinde yatmakta olduğu kanser hastanesi M.D. Anderson’da saat 05.00 civarında vefat ettikten kısa süre sonra, Houston’daki Türk Kültür Merkezi’nde görevli Cemil Teber’in cep telefonu çalar. Telefondaki kişi, İnönü’nün hastanede vefat ettiğini bildirir ve cenazesiyle ilgilenmelerini rica eder. Teber, arkadaşı Doç. Dr. İbrahim Sümer’le birlikte hemen hastaneye gelir. Onları İnönü’nün eşi Sevinç İnönü karşılar. Sevinç İnönü, Teber ve Sümer’i İnönü’nün cenazesinin bulunduğu odaya alır. İlahiyat doçenti olan Sümer, bir iki saat önce vefat etmiş olan İnönü’nün açık gözlerini kapatır ve başını beyaz bir bezle bağlar. Ardından da Kur’an-ı Kerim’den Yasin suresini okur. Türk Kültür Merkezi’nin yetkilileri İnönü’nün cenazesini Türkiye’ye ulaştırma görevini de üstlenmeye hazırdır; ancak İnönü milletvekilliği yapmış ve hükümetlerde Başbakan Yardımcısı görevinde bulunmuş bir siyasetçi olduğundan Houston’daki Türk Başkonsolosu Atilla Uzer ve yardımcısı Ali Fındık bu görevi üstlenir.

    kaynak:aksiyon dergisi

  2. #2
    - Çevrimdışı
    yeni üye iSyAnBuL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Nerden
    istanbul
    Yaş
    27
    Mesaj
    68
    Rep Gücü
    17

    Cevap: Raindrop Türkevi

    Türk heryerde Türk'tür....NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Yukarı Çık