Merhaba!

1921 - Atatürk'ün, Cemal Paşa'nın Ankara hükümetinin anlayışıyla uyuşmayan bazı tavsiyeleri nedeniyle Moskova Elçisi Ali Fuat Paşa'ya mektubu: "Ben, milleti ittihat ve Terakki bayrağı altına davet edemem. Ankara'ya öğüt vermek değil, Ankara'nın tamamen görüşü ve talimatı dairesinde hareket etmekle yararlı olabileceğini ve bu sebeple fikrini düzeltinceye kadar kendisiyle münasebeti sürdürmekte mazur bulunduğumu bildirmenizi rica ederim."[Kocatürk]
İsmet Paşa'nın komutası altına girmeyi kabul etmeyen Çerkez Ethem, Kütahya'da Milli Kuvvetlere karşı saldırıya geçti.
Çerkez Ethem ve Kardeşlerinin İlk Kez Göze Çarpmaya Başlayan Kimi Davranışları ve Tutumları
Baylar, bu başlangıçtan sonra, Çerkez Ethem Bey ve kardeşlerinin ilk kez göze çarpmaya başlayan kimi davranışları ve tutumları üzerine yüce kurulunuzu aydınlatmak isterim.
Çerkez Ethem Bey, ulusal bir birlik ile önce Anzavur'u kovalamakta ve sonra Düzce ayaklanmasında başarılı işler gördüğünden, Yozgat'a gitmek üzere Ankara'ya getirildiği zaman, hemen herkesçe beğenildi ve övüldü. Kendisini abartarak övenler de elbette olmuştur. Ethem Bey ve kardeşlerinin sonraki davranışlarından, bu alkış ve övgülerden dolayı büyüklendikleri, dahası, kimi kuruntulara kapıldıkları anlaşılıyor. Ethem Bey ve kardeşlerinden Tevfik Bey, Yozgat ayaklanmasını bastırmakla uğraştığı sırada kendine yakın ve uzak bütün askeri ve ulusal birlik komutanlarının hepsine karşı, bunların rütbe ve makamlarına önem vermeksizin, birer birer küçültücü ve saldırıcı davranışlarda bulunmakta hiçbir sakınca görmemeye başladı. Ethem Bey'in kendisini, niteliğini ve değerini tanımayan bu komutanların, çoğu yurdun ateş içinde bulunduğunu ve Ethem Bey'in abartılmış olarak işittikleri hizmetini düşünerek elden geldiğince kendisiyle çekişmede ileri gitmekten sakınmışlardı.
Böylece şımaran Ethem ve kardeşi Tevfik Beyler, Türk ordusunda değerli hiçbir subay ve komutan bulunmadığı ve kendilerinin herkesten üstün birer yiğit oldukları sanısına düşmüşler ve bu sanılarını açıktan açığa, sakınmaksızın herkese söylemekten çekinmemeye başlamışlardı. Doğrudan doğruya valilere ve herkese buyruk savuruyorlar ve buyruklarını yerine getirmeyenlerin asılacağı yolunda gözdağı da veriyorlardı. Ethem Bey Ankara ve Ankara'daki hükümet üzerinde de etki yapmak denemesinde bulunmuştur. Sözde Yozgat ayaklanması, Yozgat'ın bağlı bulunduğu Ankara Valisinin kötü yönetiminden doğmuş; bundan dolayı, öbür ayaklandırıcılara uyguladığı cezayı, ki o ceza asarak öldürmekti, Ankara Valisi için de, olay yerinde kendisi uygulamaya karar vermişti. Yozgat'a gönderilmesini istediği Ankara Valisi, ulusal girişimlerde olağanüstü hizmet ve özveri göstermiş ve göstermekte bulunan Yahya Galip Bey'di. Yahya Galip Bey'in, özellikle bizce, hizmeti beğenilmiş ve varlığı pek gerekli ve yararlı bir kişi olduğu biliniyordu. İşte böyle bir kişiyi, kendi eline, darağacına vermeye bizi zorlamakla en büyük erk ve etkiyi kazanabileceğini düşünmüştü. Elbette Yahya Galip Bey'i veremezdik ve vermedik. Ethem ve kardeşleri bu sorun üzerinde çok üsteleyemediler. Ama, Yozgat'ta, özellikle milletvekillerine: "Ankara'ya dönüşümde Büyük Millet Meclisi Başkanını Meclis önünde asacağım" yollu uygunsuz sözler söylediği duyulmuştur. Yozgat Milletvekili Süleyman Sırrı Bey de bu sözleri işitenlerdendir. Biz, bütün öğrendiklerimize ve aldığımız haberlere karşın, bu kardeşleri her zaman yararlanılabilecek bir durumda bulundurmayı yeğ tuttuk. Bundan dolayı kendilerini idare ettik. Yozgat'tan sonra; Ankara üzerinden Kütahya bölgesine gönderdik. Bu konuya gene dönmek üzere asıl konumuz olan "Yeşil Ordu"ya sözü getireceğim.
Bilginize sunmuştum ki, her yerde Yeşil Ordu örgütünü, benim adıma kuruyorlardı. Kendisini tanıdığım kişilerden birinin, Erzurumlu Nâzım Nazmi Bey'in, görevli bulunduğu Malatya'dan gönderdiği bir mektupta, Yeşil Ordu örgütünün hoşlanabileceğim biçimde genişletilmesine çalışıldığı bildiriliyordu. Bu haberin verdiği uyanıklıkla, bu gizli dernek üzerinde incelemelerde bulundum. Bu derneğin zararlı bir biçim ve nitelik aldığı inancına vardım. Hemen kapatılmasını düşündüm. Tanıdığım arkadaşları aydınlattım. Görüşümü söyledim, gereğini yaptılar. Ama, genel yazman olan Hakkı Behiç Bey, derneğin kapatılması ile ilgili önerimin kabul edilemeyeceğini ve uygulanamayacağını söyledi. Ben: "Kapattırırım." dedim. Bunun da olamayacağını, çünkü derneğin düşünülenden daha büyük ve daha güçlü olduğunu ve bu derneği kuranların sonuna dek amaçlarından ayrılmayacakları üzerine birbirlerine söz vermiş olduklarını özel bir durum takınarak, söyledi. Olaylar gösterdi ki, biz, bu gizli derneğin kapatılmasına çalıştıysak da bütünüyle başaramadık. Dernek ileri gelenlerinin kimisi -ki Reşit, Ethem, Tevfik kardeşler başta bulunuyorlardı- çalışmalarını bu kez, elbette, büsbütün olumsuz ve bize karşı olarak sürdürmüşlerdir. Eskişehir'de çıkarttıkları Yeni Dünya gazetesi ile de düşünce ve amaçlarını saldırgan bir biçimde yayımlatıyorlardı.
1920 - Kütahya, T.B.M.M. Kuvvetlerince işgal edildi.
Kuvay-ı Seyyare komutanı Çerkez Ethem'in Kütahya'dan TBMM'nin meşruluğuna tecavüz eden telgrafı: "Batı cephesine bağlı bazı kuvvetlerin Çerkez Ethem ve kuvvetlerini ortadan kaldırmak için harekata geçerek Kütahya'yı işgal etmeleri ve Ethem kuvvetlerinin Gediz'e doğru çekilmeleri."
Atatürk'ün, Türkiye Millet Meclisi'nin gizli oturumunda Çerkeş Ethem meselesi hakkında konuşması: "...Efendiler, Allaha şükür hükümetiniz kuvvetlidir. Ordumuz güven vericidir. Şüphesiz ki Büyük Millet Meclisi'nin meşruiyetine taarruz edenler, tecavüz edenler hakkında yüksek heyetinizin kanunları uygulanır ve Hükümetimiz bu kanunları uygulamaya muktedirdir."
1919 - Mustafa Kemal seçilmiş olan bütün mebuslara çağrı yaparak Ankara'ya gelmelerini istedi.
Atatürk'ün, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Merkeziyelerine bildirisi: "...Görüşme yeri olarak Ankara seçilmiştir. Muhterem milletvekillerinin Ocak'ın beşinden itibaren Ankara'ya ulaşmaları beklenir."
Harbiye Nazırı Cemal Paşa'nın, Atatürk'e telgrafı: "...Birçok yüksek rütbeli subay açıktadır. Tutulan yol, kolordulara general ve korgeneral ve daha yukarısı, tümenlere albay rütbesindeki subayların tayini imkânını aramaktır. Nezaretin görüş noktasının yüksek niyetlerinize karşı bulunmasını uygun görmediğim gibi, Anadolu'ya büyük rütbeli çokça subay göndermiş olmak, açıkta kalmış muktedir yüksek rütbeli subayların terfilerini temin gibi düşüncelerin, sizin gayenizi kolaylaştıracağını ümit etmek hakkını, önemle ve hararetle muhafaza etmekte olduğumu arz ederim."
Atatürk'ün, Harbiye Nazırı Cemal Paşa'nın 29 Aralık 1919 tarihli telgrafına cevabı: "Barışın gerçekleşmesinden önce, tasarlanan ve uygun bulunan prensibin uygulanması çok büyük sakıncalar doğurur. Harpte yararlık göstererek makam ve mevki kazanmış kimseleri ast durumuna sokmak doğru olamaz. Bu zamansız girişimler, milli örgüt için çalışmakta olan kimselerin iş başından ayrılmalarını ve bu suretle millî birliğin zarar görmesine sebep olur. ...Küçük rütbeli subayların ve doktorların ise bir an evvel gönderilmesi lâzımdır."
Vükelâ Meclisi'de, Mustafa Kemal hakkındaki 9.8.1919 tarihli askerlik mesleğinden çıkarılması ve madalyalarının geri alınması kararının düzeltilmesi ve kendisinin askerlikten çıkarılma değil, istifa etmiş olduğunun kabulü ile alınan nişan ve madalyalarının iadesi hakkında yeni karar alınması. (Bu kararın Vahdettin tarafından onayı: 4 Şubat 1920).

1964 - Süleyman Demirel, AP'nin ilk genel başkanı Ragıp Gümüşpala'nın ölümü üzerine, partinin genel başkanı seçildi.
1967 - Kıbrıs Türk toplumu adada ayrı bir yönetim ilan etti. Dr. Fazıl Küçük başkanlığında 10 kişilik bir kabine kuruldu.
1976 - Bursa TOFAŞ otomobil fabrikası'nda Murat 131'in imalatına başlandı.
1983 - Türk Parasını Koruma Kanunu değiştirildi. Döviz alım satımı serbest bırakıldı; döviz bulundurmak artık suç değil.
1989 - Yazar Vaclav Havel, Çekoslovakya Devlet Başkanı seçildi. 40 yıl aradan sonra ilk komünist olmayan aday.
1990 - 1961 yılında işletmeden kaldırılan tramvay, İstiklal Caddesi'nde çalışmaya başladı.
1994 - Türk Hava Yolları'nın Mersin uçağı Van seferini yaparken düştü; 59 kişi öldü, 22 kişi yaralı.
1995 - Türkiye, Yunanistan'a nota vererek, Kardak kayalıklarının Türkiye'ye ait olduğunu bildirdi. Kriz,27 Aralık'ta Kardak kayalıklarına oturan bir Türk teknesinin hangi tarafça kurtarılacağı tartışmasıyla başlamıştı.

1907 - Asaf Halet Çelebi, Türk şair (ö. 1958) dogdu
1947 - Cozy Powell, İngiliz baterist (ö. 1997) dogdu
1950 - Edip Akbayram, Türk müzisyen dogdu
1972 - Leonor Varela, Şilili oyuncu dogdu
1976 - Katherine Moennig, ABD'li sinema oyuncusu dogdu

1703 - II. Mustafa, Osmanlı padişahı (d. 1664)oldu
1891 - Leopold Kronecker, Alman matematikçi ve mantıkçı (d. 1823)oldu
1916 - Grigori Yefimoviç Rasputin, Rus mistik (d. 1869)oldu
1957 - Necip Celal Antel, ilk Türk tango bestecisi (d. 1908)oldu
1989 - Süreyya Ağaoğlu, Türkiye'nin ilk kadın avukatı (d. 1903)oldu