Batı hapishane kapasitelerini ‘suç diyeti’ ile düşürmeye çalışıyor.



Bilim dünyası suça yeni bir tanım getirdi. Yapılan araştırmalar saldırganlık ile beslenme alışkanlıkları arasında ciddi bir bağlantı olduğunu ortaya koydu. Deneylerle beyin işlevleri için gerekli besin değerlerinin alınmamasının akıl sağlığını bozacağı ıspatlandı. Beyaz ekmek ve şekerin ise bir numaralı katil besini olduğu ortaya çıktı.


“Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar” demiş atalarımız.. Meğer hakları varmış.. Yapılan son bilimsel araştırmalar suç oranı ile beslenme alışkanlıkları arasında ciddi bir bağlantı olduğunu ortaya koydu. Çoğu azılı katiller olmak üzere şiddet suçluları üzerinde yapılan tahliller, bu kişilerde B12, B6 vitaminleri, Omega 3, Omega 6, demir, çinko ve magnezyum gibi değerlerin eksik olduğunu gösterdi. Beyaz un, şeker, fast food, meşrubat ve kek, cips, hazır çorba gibi katkı maddesi içeren gıdalarla beslendikleri için de çoğunda hipoglisemi olduğu saptandı. Bilim adamlarına göre saldırgan davranışlara yol açabilen ve kandaki şeker dengesizliği olarak tanımlanan hipogliseminin en önemli tetikleyicileri sofralarımızdaki beyaz ekmek ve şeker.

Uzmanlar, bu iki tehlikeli beyazın sürekli olarak adrenalin salgılanmasına ve magnezyum düzeyinin düşmesine yol açarak, çocuklukta hiperaktivite ile başlayan ileride cinayetle sonuçlanabilen saldırgan davranışlara sebebiyet verdiği görüşünde. Buna karşın tam buğday unundan yapılmış ekmek içeriğindeki B vitaminleri sayesinde beyin fonksiyonlarını geliştirerek zekayı arttırıyor. Omega 3’ün fazlaca bulunduğu somon, ton ve uskumru gibi balıklar da depresyona engel olarak dengesiz davranışları ve intiharları engelliyor.

Beyin işlevlerinin düzgün bir şekilde yerine getirilebilmesi ve beyin hücreleri arasındaki iletimin sağlıklı olarak gerçekleşebilmesi için ihtiyaç duyulan başlıca vitamin, mineral ve yağ asitlerinin alınamaması, bilim adamlarına göre direk olarak akıl sağlığımızı etkiliyor. Çünkü beyin vücut enerjisinin yüzde 20’sini kullanıyor ve beslenmedeki yetersizliklerden doğal olarak en çok etkilenen organ oluyor. Amerika ve Avrupa’daki bir çok üniversitede son yıllarda yapılan ‘suç ve beslenme’ deneyleri de bu tezi doğruluyor. Hapishanelerde ve yoğun olarak suçla mücadele eden okullarda yapılan deneyler, vücudundaki eksik değerleri giderecek gıdalarla beslenen mahkum ve öğrencilerin saldırgan davranışlardan uzaklaştığını gösteriyor.

KATİLLER VE HİPERAKTİFLER MAGNEZYUM YOKSUNU

İTÜ Gıda Mühendisliği bölümünden Doç. Dr. Huriye Wetherilt de beyaz ekmek, şeker, fast food ve karbonhidratlı gıdalarla saldırganlık arasında doğru bir orantı olduğunu belirtiyor. 13 yıl TÜBİTAK Gıda bölümünde araştırmacı olarak çalışan ve aynı zamanda beslenme uzmanı da olan Wetherilt, sözü geçen gıdaların nasıl şiddete dönüştüğünü ise şu şekilde anlatıyor: “Bu tip gıdalar kandaki şekerin hızla artmasına sonra da aynı hızla düşmesine sebep olurlar. Buna hipoglisemi denir ve saldırgan davranışlara yol açar. Örneğin bir kişi beyaz ekmek yediği zaman kan şekeri hızla artar. Bunun üzerine kan, bu şekeri hücrelere dağıtmaya çıkar, kurye olarak da insülin hormonunu kullanır. Ancak hücre, kapasitesi dolduğu zaman kapılarını kapatır. Kan ise şekeri dağıtmakta ısrarlıdır ve sürekli olarak kuryelerin sayısını yani insülin oranını dengesiz bir biçimde arttırır. Baskıya dayanamayan hücreler sonunda kapılarını açıp tüm şekeri kabul ederler. Bu sefer de kan şekeri hızla düşer ve kişi halsizleşir. Kişiyi bu durumdan kurtarmak ve kan şekerini kompanse etmek için adrenalin devreye girer. Ancak bu hormon saldırgan davranışlara yol açar. Adrenalin üretiminde magnezyum kullanılır. Bu nedenle katillerde ve hiperaktif çocuklarda magnezyum değerleri hep düşük çıkar.” Ancak beynin şekere ihtiyacı olduğunu, çünkü enerji olarak glukoz kullandığını da belirten Wetherilt, “Eğer yeterli glukoz sağlanamazsa oksijen kullanımı azalır ve beyin işlevleri hasar görür. Zeka geriliğine yol açan beyaz ekmek ve masa şekeri gibi yiyecekler yerine, tahıl, kurubaklagil ve meyve türü gıdaları tercih etmelisiniz. Bunlar içerdikleri şekeri kana yavaş ve dengeli olarak verirler çünkü.” Diyor.

SERİ KATİLLERİN ÇİNKO DÜZEYİ DÜŞÜK

Wetherilt, hipoglisemi haricinde vücudumuza besinler aracılığıyla geçen ağır metal kalıntılarının da kavga ve cinayet gibi saldırganlıklara yol açabileceğini söyleyerek ekliyor: “Amerika’da yapılan araştırmalarda acıma hissinden yoksun seri katillerin saç analizlerinde yüksek oranda metal kalıntıları bulundu. Buna karşılık çinko düzeyleri ise düşüktü.” Ağır metaller atık suların civarında yaşayan balıklar ile trafiğin yoğun olduğu yol kenarlarında otlayan hayvanların süt ve sakatatlarıyla, oralarda yetiştirilen sebze ve meyvelerle insan vücuduna giriyor. Beyin ve merkezi sinir sistemi için en zararlı maddeler olarak tanımlanan kurşun, cıva ve kadmiyum gibi ağır metaller sadece davranış bozukluğuna değil, zeka geriliğine ve sersemliğe de yol açıyor. Wetherilt’in belirttiğine göre, bazı bitkisel kaynaklı ürünlerin üretim, hasat, işleme ve depolama süreçlerinde oluşabilen küflerin ürettiği mikotoksin adlı zehirler de psikolojik dengesizliklere, panik ataklara ve depresyona neden olabiliyor. Bu zehirler en çok kötü hasat ve depolama koşullarından sonra piyasaya sürülen buğday, mısır gibi tahıllar, fındık, fıstık, ceviz, kestane, incir gibi kuruyemişler ve kırmızı pulbiberde bulunuyor. Boyar madde, aroma vericileri içeren süt ürünleri, hazır pudingler, meşrubat, hazır çorbalar, cips, et ve tavuk suyu tabletleri de depresyona, davranış bozukluklarına ve konsantrasyon bozukluğuna sebebiyet verebiliyor.

GIDA BOYALARI DA KATİL

Beyin hücrelerinin gelişmesi ve normal çalışması için gerekli olan ve sinir hücreleri arası iletişimi sağlayan asetil kolin, glutamat, dopamin, serotonin, norepinefrin gibi kimyasal maddelerin oluşabilmesi için yumurta, et, balık, süt ve yoğurdun son derece önemli olduğunu söyleyen Wetherilt, “Bunlar yerine mercimek, nohut, fasulye gibi gıdalar da tam buğday ekmeği ile birlikte yenirse aynı faydayı sağlar.” Diyor. Beyin hücrelerinin zar tabakası için gerekli olan yağ asitleri ise tahıl tanelerinde, fındık, badem, kurubaklagil ve soya fasulyesinde bulunuyor. Yağ asitlerinin alınmaması beyin hücrelerinin küçülmesine yol açıyor. Demir ve çinko da beyin işlevleri için son derece gerekli iki mineral. Kırmızı et ve balıkta bulunuyor. Tam buğday ekmeği de sinir hücrelerinin iyi çalışmasını sağlayan B vitaminlerini içeriyor. Deniz ürünlerinde bulunan Omega 3 ise beyin gelişimi için hayati önem taşıyor. Bu temel gıdaların eksikliği beyinde aksaklıklara, dolayısıyla da akıl sağlığının bozulmasına yol açıyor. Son noktada da şiddet karşımıza çıkıyor. Besin takviyesi yöntemi ise bilim adamları tarafından suçun engellenebilmesi için en hızlı, kolay ve ucuz yol olarak gösteriliyor. Kriminoloji kitabının yazarı Prof. Timur Demirbaş da Batı’da yeni gelişen bu suç önleme çalışmaları ile ilgili şunları söylüyor: “Amerika’da araştırmalar boya içeren maddelerin de zehirleyici etki yaparak cinayetlere yol açacağını gösteriyor. Çocuk ve gençlerin günlük besinlerinde çokça bulunan boyar maddeler fosfat içeriyor ve fosfat ile fazla beslenmenin suça iteceği ileri sürülüyor.” .

BESİN TAKVİYESİ ŞİDDETİ YOK EDİYOR

Dünyada şiddet suçu oranlarının en yüksek olduğu ülke olan Amerika’da yapılan araştırmalara göre, halkın yüzde 80’inde beyin işlevleri için gerekli olan çinko ve B vitaminleri eksik. Amerika’da psikiyatri servislerinden ulaşılan hiperaktif çocuklar üzerinde yapılan testler de bu çocukların yüzde 74’ünün şeker ve suni gıdalar nedeniyle vücutlarında anormal düzeyde glukoz bulunduğunu ve hipoglisemik olduklarını ortaya koymuş. Yine Amerika’da bir çocuk hapishanesinde 13-17 yaş grubu arasında yapılan testler, çocukların almaları gereken demir oranının yalnızca yüzde 63’ünü, magnezyum oranının yüzde 42’sini, çinko ve vitaminlerin de yüzde 39’unu aldıklarını gösterdi. 3 ay boyunca bu çocuklara eksikliği bulunan mineral, vitamin ve yağ asitlerinden oluşan tabletler verildi. Tedavi sonunda hapishanedeki şiddet olaylarında ve kavgalarda yüzde 80 düşme sağlandı. Finlandiya’daki başka bir araştırma ise suçluların yüzde 68’inde hipoglisemi olduğunu ortaya çıkardı. İngiltere’de Oxford Üniversitesi’nde beslenme ve suç arasındaki bağıntıyı araştırmak üzere kurulan Naturel Justice birimi tarafından yapılan başka bir deney ise azılı katillerin bulunduğu bir hapishanede gerçekleştirildi. 9 ay boyunca mahkumlara vitamin, mineral ve yağ asitlerince zengin yiyecekler verildi. 9 ay sonunda mahkumların yüzde 37’sinde tüm şiddet eğilimi yok olmuş, geri kalan kısmında ise görece azalmıştı. Arizona eyaletinde devamlı kavga, cinayet ve yaralama gibi suçların işlendiği bir okulda yapılan deney de yine diğerleri gibi olumlu sonuç verdi. Bir kenar mahallede bulunan okuldaki öğrencilerin çoğu düzenli bir aile hayatına sahip değildi ve genel olarak pizza, hamburger, donat, kızarmış patates ve kola gibi gıdalarla besleniyorlardı. Okul yemekhanesinde düzenli olarak sağlıklı yiyecekler yedirilen çocukların yüzde 50’si deney sonunda öğretmenlerine karşı daha saygılı, genel olarak daha sakin ve barışçı bir karaktere büründü. California Üniversitesince yapılan bir araştırma da yetersiz ve sağlıksız beslenen çocukların 7 yaşında yüzde 41’inin, 17 yaşına geldiklerinde ise yüzdenin 51’inin saldırganlaştığını ortaya çıkardı. 20 yıldır California, Newyork, Oklahama, Virginia ve Florida hapishanelerinde şiddet ve beslenme üzerine araştırmalar yapan California Üniversitesi’nden Stephen Schoenthaler de şiddetin beslenme yoluyla kesin kes engellenmesinin mümkün olduğunu söylüyor. İskoç Teesside Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar da aynı sonuca işaret ediyor: “Saldırganlık beslenme ile yok edilebiliyor!”

ANTİ-KATİL DİYETİ

Oxford Üniversitesi’nin yaptığı deneylerde kullandığı vitamin, mineral, yağ asitleri ve bunların bulunduğu yiyecekleri sizin için hazırladık. Çocuğunuz ve kendi akıl sağlığınız için bu yiyecekleri sofranızdan eksik etmeyin…

Vitaminler:
Vitamin C: Üzüm, portakal, kavun, bezelye, kivi, çilek, domates, brokoli, ıhlamur, karnabahar, biber, tere.
Vitamin B1: Kabak, et, mantar, kuşkonmaz ,fasulye.
Vitamin B2: Balkabağı, balık, süt, buğday filizi.
Vitamin B3: Ton balığı, tavuk, ciğer, somon balığı, kuzu eti, uskumru, hindi, hububat.
Vitamin B5: Yonca, mercimek, kereviz, yumurta, avokado.
Vitamin B6: Muz, soğan, tohumlar, fındık.
Vitamin B12: İstiridye, sardunya, karides, peynir.
Vitamin A: Havuç, tere, lahana, ciğer, et, tatlı patates, kavun, baklagiller, mango, domates, kayısı, papaya, yeşil ve kırmızı sebzeler, meyveler.
Vitamin D: Ringa balığı, somon balığı, uskumru, diğer balıklar, ciğer, et, yumurta.
Vitamin E: Bitkisel yağlar, baklagiller, tohum yiyecekler.
Vitamin K: Brokoli, soya yağı, patates, bezelye, lahana, karnabahar.
Kalsiyum: Peynir, konserce balık, fındık, tam buğday unu, süt, sebze kökleri, yumurta, balık, buğday ekmeği.
Folik asit: Ispanak, susam, ceviz, yer fıstığı
Biotin: Marul, havuç, kiraz, kızılcık, mısır.

Mineraller:
Demir: Bira mayası, salyangoz, kepek ekmeği, kakao, soya filizi, maydanoz, kuru meyveler, sardunya, salamura edilmiş et, fasulye.
Bakır: Ciğer, midye, zeytin, baklagiller, balık, kümes hayvanları.
Magnezyum: Soya fasulyesi, kara pirinç, kuru bakla, karides, deniz ürünleri, et, sebze, muz, yeşil lifli sebzeler.
Çinko: Peynir, konserve balık, bira mayası, et, bakliyat, yumurta, pirinç, patates.
İyot: Kuru yosun, mezit balığı, et, tahıl.
Manganez: Fasulye, nohut, meyve, yeşil lifli sebze.
Potasyum: Kuru meyve, soya unu, pekmez, çiğ sebze, çabuk kahve.
Fosfor: Bira mayası, peynir, yoğurt, balık.
Selenyum: Sakatat, but.
Krom. Yumurtanın sarısı, pekmez, taze meyve suyu, kepek ekmeği, bal.
Molibden: Kara buğday, alkollü içecekler.

Yağ asitleri:
Omega 6: Fındık, böğürtlen, çuha çiçeği, bitkisel yağlar.
Omega 3: Somon balığı ve diğer deniz ürünleri.

MUHAFAZAKARLAR TEPKİLİ

Muhafazakar kanat ise suçun beslenmeye bağlanmasına şiddetle karşı çıkıyor. Bunun suçlunun tüm sorumluluğu yiyeceklere atarak az bir cezayla hapisten kurtulabilmesi şeklinde sonuçlanabileceğini de belirtiyor. Ki çerez davası olarak bilinen bir davada, bir kişi tanımadığı iki kişiyi nedensizce öldürmüş ve o gün çok fazla cips yediğini ispatladığı için yalnızca 7 yıl ceza almıştı.

KARADENİZLİNİN SİNİRİ EROZYONDAN

Beslenme Uzmanı Bengül Akgün de E, B1, B5, B12 vitaminleri, folik asit, sodlum, kalsiyum, magnezyum ve iyot eksikliklerinin merkezi sinir sistemi üzerinde olumsuz etkiler yaptığını belirterek, “Beslenme yetersizlikleri çevresel faktörlerle birleşerek saldırgan davranışlara yol açabilir.” Diyor. Ülkemizde en çok görülen eksikliklerden biri olan iyot eksikliğinden söz eden Akgün, “Özellikle Karadeniz bölgesinde erozyon çok olduğu için toprak üzerinde bulunan iyotu alıp götürür. Bu nedenle Karadeniz insanında iyot yetersizliğine bağlı olarak guatr, dolayısıyla da sinirlilik hali çok görülen bir durumdur.” Diyor. Psikiyatri uzmanı Tolga Tolun Satır da dışarıdan alınan doping maddelerinin ve kas geliştirici steroidlerin sinirlere zarar verdiğini belirterek, erkeklik hormonu olarak bilinen testesteronun fazla salgılanmasının da saldırganlığa yol açabileceğini söylüyor. Psikiyatrist İbrahim Hakkı Şahinler de beyindeki dopamin, serotonin ve nöradrenalin sıvılarının azalmasının şiddet içeren davranışlara yol açtığını ifade ediyor. Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Hakan Türkçapar ise serotonin eksikliğinin intiharlara ve cinayetlere yol açacağını söylüyor.