Vücudumuz Neden Bazı Maddelere Tepki Gösteriyor?

Alerji Hakkında Bilmedikleriniz.......
Bazen en temel besinlerden, arılardan hatta çiçeklerden dahi uzak durmayı gerektiren "alerji" rahatsızlığı, kişilerin bazı maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermesidir.

Aslında zararlı olmayan maddelere bir reaksiyon olarak ortaya çıkan, ancak buna rağmen tamamen tedavi edilemeyen bu rahatsızlık, insanın aciz bir varlık olduğunun en açık delillerinden biridir.

Günümüzün en sık görülen rahatsızlıklarından biri olan ve özellikle bahar aylarında etkisini artıran alerji hastalığı, vücuda yabancı bir maddenin girmesi ve bunun ardından bağışıklık sisteminin harekete geçmesiyle başlar. Polen alerjisini örnek verecek olursak; kalıtsal olarak alerjiye eğilimli kimse polenlerden etkilendiği zaman bağışıklık sisteminde, polenlerde bulunan proteinlere yani alerjene (alerjiye sebep olan madde) karşı immünoglobulin E (IgE) denilen antikorlar üretilir. Ancak ev tozuyla beslenen mikroskobik böcekler olan akarlardan, evcil hayvanların tüyüne, meyve-sebze çeşitlerinden, balarısına kadar alerjen maddeler çok fazla çeşitlilik gösterir ve bu antikorların yapısı alerjene göre değişir. Bir başka deyişle, antikorlar alerjene özeldirler.

Vücut İçinde Alerjik Reaksiyon Nasıl Oluşur?

Her insanın vücudunda IgE denilen bu antikor üretilmektedir; ancak "alerjik" insanların vücudunda çok daha fazla IgE üretilir. Örneğin kanarya otu alerjisinde, hasta, bu otun polenlerini zararlıymış gibi algılar ve böylece yanlış hedefe yöneltilmiş bir bağışıklık tepkimesi başlatır. Yani alerjik bir insan, ortada vücuduna zarar verecek hiçbir şey yokken aniden rahatsızlık yaşar.

Alerjik olmayan insanlarda polenler IgE değil, immünoglobulin G (IgG) ya da immünoglobulin M (IgM) gibi başka antikorlar üretilir. IgG veya IgM insanlardaki alerjik tepkimelerde rol oynamazlar; aksine alerjiden koruyucu olabilirler.

Bütün immünoglobulinleri, B lenfosit denilen özel akyuvar hücreleri üretir. B lenfositlerinin antikor yapmasına, yardımcı T lenfositleri denilen akyuvarlar yardım eder.

B lenfositlerine makrofaj hücreleri de yardımcı olur. Makrofajlar yabancı maddeleri yani alerjenleri içlerine alarak etkisizleştirir ve sonra onları T lenfositlerine sunarlar. Böylece T lenfositlerini etkinleştirirler. T lenfositleri de B lenfositlerine, IgE yaptırır. Bir kişi, belli bir alerjenle ilk karşılaştığında, yalnız o alerjene özel olan bir IgE antikoru üretir.

Her alerjene özel IgE molekülleri, mast adı verilen hücrelerin yüzeyinde pusudaki askerler gibi hazır beklemektedir. Antijen, söz konusu hücrelerin yüzeyindeki IgE moleküllerine bağlanınca, bu hücreler etkinleşir ve bir seri kimyasal madde salgılar. Bu maddeler de alerjik tepkimelere yol açarlar. Ancak alerjik insanlarda neden IgE antikorlarının daha fazla üretildiği, hangi sebeple hastalık yapmayacak sıradan maddelere vücutlarının tepki gösterdiği sorusuna cevap verilememektedir.

En Tehlikeli Alerji Türü: Anaflaksi

Alerjinin en ağır ve tehlikeli şekli olan anaflaksi, vücudun tümüne etki eden yaygın alerjik reaksiyonlara bağlı olarak gelişir. Anaflaksi, diğer adıyla alerjik şok; erken tanınıp acil olarak tedavi edilmediğinde kişiyi şoka sokabilir ya da ölümüne dahi sebep olabilir. Sıkça duyduğumuz 'Penisilin iğnesi yapıldı, yaşamını yitirdi' veya 'Arı sokmasından öldü'... gibi olayların nedeni hep anaflaksidir.

Herhangi bir maddeye bağlı ölümcül anaflaksilerin, her yıl on milyon insanın 4-20 kadarında görülebileceği tahmin edilmektedir. Buna göre, ülkemizde her yıl ortalama olarak 100 kişinin anaflaksiden dolayı yaşamlarını yitirdikleri söylenebilir.

Alerjinin Hangi Bölgeyi Etkileyeceği Neye Göre Belirleniyor?

Her mast hücresi içinde, alerjiye yol açıcı otuzdan fazla madde taşıyan 500-1500 adet tanecik vardır. Bu maddelerin döküldüğü yer, alerjik tepkimenin yerini belli eder. Örneğin mast hücreler akciğerlerde etkinleşmişse, serbest kalan maddeler bronşları daraltarak nefes darlığı, hırıltı ve öksürük gibi astım belirtilerine yol açar. Bu maddelerin en çok bilinenlerinden biri histamindir.

Histamin; deride açığa çıkarsa kaşıntıya (kurdeşen), akciğerlerde açığa çıkarsa bronş daralmasına (astım), bütün vücutta açığa çıkarsa alerji şokuna (anaflaksi) neden olur.

Mast hücrelerinin ürettiği histamin etkisi yapan diğer askerler, lökotrienler ve sitokinlerdir. İşte bütün bu "askerler" yerini alınca "savaş" başlar. Ardından çok büyük bir hızla alerjik tepkime oluşur. Örneğin kanarya otuna alerjik bir insan, bu otla karşılaştıktan birkaç dakika sonra hapşırmaya ve hırıltılı soluk almaya başlar. Burnu kaşınır ve akar; gözleri kızarır, yaşarır ve kaşınır. Bu kişi, her an bir astım krizi geçirebilir.

Alerji Nasıl Tedavi Ediliyor?

Alerji tedavisinde ilk adım, hastayı alerjik olduğu maddelerden uzak tutmaktır. Polen alerjisi olanlar, polenlerin havada arttığı saatlerde evden dışarı çıkmamalı ve evdeki polenleri azaltmak için önlemler almalıdırlar. Besinlere karşı alerjide ise, deneme yöntemiyle saptanan bu besinlerden uzak durmaları gerekir.

Günümüzde alerji tedavisinde birçok ilaç kullanılmaktadır. En iyi ilaçların bile alerjiyi yatıştıramadığı durumlarda, hekimler alerji iğneleri yaparak bağışıklık tepkisini değiştirmeyi denerler. Bu tedavide hastaya, alerjik olduğu maddeler az miktarlarda tekrar tekrar enjekte edilerek bağışıklık sistemi o maddeye karşı duyarsızlaştırılır.

Açıktır ki; alerji gibi rahatsızlıklar bizlere bağışıklık sistemimizin mucizevi özelliklerini düşündürdükleri gibi, insanın ne kadar aciz bir varlık olduğunu da göstermektedirler. Allah bir ayette şu şekilde bildirmektedir:

"Ey insanlar, siz Allah'a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız. Allah ise Ganiy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır. Hamid (övülmeye layık)tır."(Fatır Suresi, 15)

Alerji, görünürde hiçbir rahatsızlığı yokken insanın birden üst üste defalarca hapşırmasına, gözlerinin kızarıp sulanmasına, nefesinin daralmasına veya derisinde kızarıklıklar ve kabarcıklar oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle alerjik bünyeye sahip bir kişinin hayatı boyunca dikkat etmesi gereken önemli detaylar vardır.

Bugün hala alerjik insanların bağışıklık sisteminin, hangi sebeple hastalık yapmayacak sıradan maddelere tepki gösterdiği sorusuna geçerli bir cevap verilememektedir.
(makale harun yahya)

Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 50. sayı (Ağustos 2008) 44. sayfada yayınlanmıştır.