Merhaba

Amerika’daki sağlık sisteminde, sağlık servisleri ücretli olduğu için, mutlaka sigortalı olmak gerekiyor, green kartınız varsa ve düşük gelirli iseniz, Medicaid denilen sigortadan yararlanabilirsiniz ama, eğer vizeli iseniz çok kapsamlı, iyi bir sağlık sigortanız olmalı, ayrıca sizi ziyarete gelen yakınlarınızın da olmalı, çünkü bir arkadaşın annesi gelmişti, aniden rahatsızlandı, $ 40.000 lık faturayı taksit taksit ödemek zorunda kaldılar… Yine aynı şekilde, ciddi hastalığı tespit edilen, acile kaldırılıp telaşla tedavisi sürdürülen bir hastanın $200.000 lık tedavi masrafları Medicaid sigorta hakkından dolayı hiç ücret ödenmeden halloldu… Dolayısıyla sigortanız yoksa başınıza herşey gelebilir ama sigortanız varken de çok dikkatli olmanız gerekiyor. Çünkü Amerika’da sigortadan çok paralar almaya alışmış sistem, maalesef insanların sağlığını hiç düşünmeden her türlü gerekli gereksiz tetkikleri yaptırıyor. Az bir şikayetle gitseniz hemen kan tahlili (çok karşı değilim, vermekten zarar çıkmaz), hemen bir film (çok riskli, radyasyon ışınları) aynı şekilde hemen MR çekiliyor ki, bu sağlık açısından daha riskli ve mecbur olmadıkça yapılması tavsiye edilmeyen bir işlem, daha riskli…

O zaman, bu karmaşık sistemde nasıl davranmalıyız, ciddi bir sorunumuz var mı, yok mu nasıl anlarız? Aslında bu soruları Turkiye icin de düşünebiliriz, sistem orda da aynı; paranız varsa lüzumsuz tetkikler yapılıyor, çok ilgiden memnun olup ayrılınıyor, devlet hastaneleri ayrı bir konu… Konumuza dönersek, Amerika’da her ailenin primary doktor (bizde yerleştirilmeye çalışılan aile hekimi gibi) denilen kayıtlı olduğu bir genel doktoru var, bayanlar kadın doktorunu da seçebiliyor. Bunun icin, önce ona gidiyorsunuz, şikayetinize göre sizi uzman doktora sevk ediyor… Eğer uzman doktor da size ciddi bir teşhis koyar, mesela ameliyat gerekli der ya da üzücü bir şey de olabilir bu, böyle bir durumda hemen telaş yapıp sizden istenen kan tahlili dışındaki tetkikleri yaptırmanızı asla tavsiye etmem.

Özellikle ameliyat söz konusu ise, iki hatta üç defa düşünün… Önce Primary Doktorunuza geri gidip ikinci bir fikir yani ‘Second Opinion’ istediğinizi söyleyebilirsiniz. Bir çok kişinin bilmediği ama, sigortasında yer alan bir haktır bu… O zaman doktorunuz sizi sadece fikir alma amaçlı başka bir uzman doktora gönderiyor ve o doctor da bu amaçlı geldiğinizi bildiği için, tarafsız, menfaatsiz, daha doğru bir teşhis koyuyor. Ama bu hakkı böyle istemeyip de doktoru beğenmedim vs derseniz, o doktor da itibarlı biriyse işiniz zor, bu işin tarzı bu ve aslında çok kolay.

Bu yöntemle ve tabi en önemlisi de Allah’ın izniyle ben kolumun ortadan kesilmesini engellemiş oldum. İki kolumda da ağrılar vardı. Uzun süre uzman tedavisi gördüm, kortizon iğne vs sonunda geçmeyince “kolunuzun kemiği uzun ve eklemlere baskı yapıyor, ucundan sıyırmamız lazım, ya da bilekle dirsek ortasından kesip kısaltmamız lazim” dedi. Tekrar aile doktoruma gittim ve başka bir doktoru internetten bulduğumu ve ona gitmek istediğimi söyleyince böyle bir Second opinion hakkım olduğunu söyledi ve sevk etti. Bulduğum doktorun ismi müslüman ismiydi, özellikle seçmiştim. Gittik, sağ olsun bambaşka şeyler söyledi ve iyileşebileceğimi anlatınca ben de rahatladım. İlginc olan şey ise, bu doktor Sunday Schoolda öğretmenlik yaparken çocuğu çantasını unuttuğu için, çocuğu sınıfa alıp kendisini eve gönderdiğim veliydi. Dünya çok küçük gerçekten, baştan hiç tanıyamadım, çıkarken yardımları için ailece çok teşekkür edince, “biz teşekkur ederiz, sizin yardımlarınız için” diye anlatınca farkettik, uzak bir eyaletteydi ve kontrola gitmek kolay değildi, sağ olsun pazar okuluna gelirken bir iki defa görmesiyle Yüce Mevlam kapıma kadar onu da göndermiş oldu. Bazen böyle bir ah çekseniz, hizmetler kapınıza kadar geliyor, bazen de gece gündüz dua etseniz, yok diyor zamanı var, o yüzden hep şükredip tevekkül etmek lazım, her şeyin en iyisini O bilir.

İngiltere ve Avrupa’nın bir çok ülkesinde ise ülkede 6 ay ikamet ettikten sonra lokal bir sağlık merkezine kayıt olup ücretsiz her türlü sağlık hizmetinden yararlanılabiliyor. Amerika’nın aksine hizmet ücretsiz olduğu için ve insan sağlığına verilen önemden dolayı gerekli değilse hiçbir test, film vs hizmeti verilmiyor… Çok kolay bir şekilde her türlü testten, filmden geçmeye alışmış olan bizim vatandaşlar bu yöntemi ilgisizlik olarak görüyorlar… Haklı oldukları noktalar da var ama, sistemi iyi anlayıp, yapmaları gerekenleri zamanında yapmadıkları için bu, sisteme uyum sağlayamıyor ve çok mağdur oluyorlar… Sonuç olarak geldikleri noktada şikayetten dolayı haklılar ama, üzerlerine düşen görevi yapmadıklarının farkında bile değiller.

Sistem herkesin geniş bir zaman içerisinde, hastanelerde yığılma, sıra bekleme olmadan vakti geldiğinde herkese aynı hizmeti sunmayı amaçlıyor. Ama bizim insanlarımız bir şikayetleri varsa doktora çok geç gidiyorlar. Mesela, her sağlık merkezinde sabah 8:30- 10:00 arası randevu almadan acil şikayetlerin görüldüğü bir zaman dilimi, bu herkese söyleniyor ama bizimkiler böyle bir duzene alışkın olmadıkları için kurallara uymuyorlar. Öğleden sonra arayıp durum acil, dediklerinde en erken randevuyu veriyorlar bu bazen 10 gün sonra olabiliyor, resepsiyondakiler herkesin bildiğini düşünerek yarın sabah erken gelin bile demiyorlar, çünkü bizimkiler randevu istiyor, özelliklede her zaman gördükleri doktordan. Böylelikle yanlış anlamalar oluyor.

Ayrıca rahatsızlık başlar başlamaz gitmek gerekiyor ki, önce basit işlemlerle tedavi denenebilsin, geçmiyorsa daha ciddi işlemlere geçilsin. Terapilere zaten hiç itibar edilmiyor, hemen ağrılardan kurtulmak isteyen hastalar, uzun süreli tedavi yöntemlerini benimsemeyip uygulamıyorlar, dolayısıyla hemen ameliyat, ya da hemen MR vs olmadıkları için çok şikayetçi ve agresif oluyorlar, karşılıklı güven hiç kalmıyor. Halbuki bazı rahatsızlıklarda erken gidip, söylenen tedavi yöntemlerini uygulasalar, çok daha kolay atlatabilecekler…

Demek ki ücretsiz sunulan sisteme alışkın olmadığımiz için, güven de duyamıyoruz, ilginç bir dünya… Acil servisi bile ararken, Amerika’da hemen gelir, sorgusuz sualsiz adres verirsiniz tamamdır, ama Avrupa’da önce bir yığın soru sorarlar, gerçekten ihtiyaç var mı tespit etmek için, çünkü bazı hastalar ücretsiz olduğu için, taksiyle gidebilme imkanları olduğu halde ambulans çağırıyorlar ve yabancılar da bunun farkındalar… Durumu iyi ifade etmek çok önemli, ilk birkaç cümlede durumun aciliyeti iyi ifade edildiyse ambulans hemen yola çıkıyor. Bu arada hattaki kişiye hasta ile ilgili sorular sorulup hasta acile gelinceye kadar ortam hazırlanıyor. Aslında hayati önemi olan sorular bunlar, ama bizimkiler o kadar sabırsız davranıyor ki, bu soruların lüzumsuz oyalama amaçlı olduğunu düşünüp, çok agresif oluyorlar. Bu yüzden sanırım Norveç’ te ambulans aramada çıkan bir kavgadan dolayı sonu ölümle sonuçlanan, bir olay yaşandı. Yanlış yorum yapmak istemem, ayrıntıları da bilmiyorum ama, insan panikle aradığı icin zaten, ne diyeceğini bilemiyor, halbuki sabırlı davranıp çok dikkatli bilgi verilirse, herşey kolay yoluna giriyor.

Sonucta, hangi dinden, hangi ırktan olursa olsun dünyanin her yerinde, insan insandır. Dil bilmemek ciddi bir sorun ama, gülümsemeyi hiç ihmal etmemek lazım Yüzünüzden gülümsemeler hiç eksik olmasın, sağlıklı, huzurlu yaşam dileklerimle…
Selamlar, Sevgiler…
M. BLACKHILL

America Kotku Women's Association