Yüce Allah'ın Şafi İsminin Tecellisi: Ağrı Kesiciler




Ağrı kesiciler ağrıyı nasıl keserler?

Vücudumuzun farklı kesimlerindeki ağrılara aynı ağrı kesiciler nasıl etki eder?

Ağrı kesiciler vücudumuzdaki ağrıyan yeri nasıl tespit ederler?

Aynı anda iki veya üç yerimiz birden ağrırsa önce hangisini tercih ederler?

Ağrı, Yüce Allah’ın bizi tehlikelere karşı uyarmak için yarattığı en temel savunma mekanizmalarından biridir. Vücudumuzun bir yerinde sorun varsa ve sorun gittikçe artıyorsa vücudumuz bunu bize ağrıyla anlatır. Sinir hücreleri uyarıları beyne iletirken bazı kimyasal maddeler salgılayarak iletişim kurarlar. Bu kimyasal maddelerin üretimini enzim adı verilen proteinler sağlar.

Ağrı Hissi Nasıl Oluşur?

Ağrı ve acı hisleri, vücudumuzda bir dokunun hasara uğradığını bildiren ikazlardır. Yüce Allah bu sistemin kusursuz biçimde çalışması için vücudumuzda birbiri ile işbirliği içinde çalışan çok özel sistemler yaratmıştır.

Derimizin ve dokularımızın altında sinir uçları bulunur. Bunların bir kısmı ağrıya karşı hassastırlar. Örneğin bacağımızı masanın kenarına çarptığımızda yerdeki kırık cam parçasına bastığımızda, alevin üstünde yanan elimizin ısısı değiştiğinde, parmağa vurulan çekicin oluşturduğu bir basınç veya bir bıçağın açtığı bir kesikte veya iç organlardan herhangi birinde normalin dışında bir durum olduğunda ağrı ya da acı hissederiz.

Yüce Allah sinir alıcılarımızdan birkaç milyonunu acıları algılayacak ve ne kadar çok darbe alırlarsa o kadar şiddetli uyarılacak şekilde yaratmıştır. Vücuttaki hücreler yaralandıkları zaman “prostaglandin” denilen bir kimsayal salgılarlar. Ağrı sinyallerini arttıran bu kimyasal, ağrıyı hisseden sinir uçları üzerinde çok etkilidir. Sinir uçları bu kimyasaldan etkilenir etkilenmez hemen sinir sistemimize ve beyne ağrı mesajları gönderirler. Gelen mesajın yerine ve şiddetine göre beyin ağrıyı algılar ve konuşma merkezini tetikleyerek hem bize hem de çevremize vücutta yolunda gitmeyen birşeyler olduğunun haber verilmesini sağlar. Bunun üzerine bu rahatsızlığı gidermek için hemen önlem alırız.

Ağrı ve acı hislerinin hayatımızda çok önemli bir yeri vardır. Çünkü bunlar olmadığında vücudumuzda bir sorun olduğunu başka türlü anlayabilmemiz imkansızdır. Eğer Yüce Allah ağrı ve acı hissini yaratmasaydı insan çok önemli tehlikelerle karşı karşıya kalabilirdi. Örneğin;

Bir kişi derisi kesildiğinde acıyı hissetmediği için çok büyük ölçüde kan kaybedebilir ve hayati bir tehlikeyle karşı karşıya kalabilirdi.

Aynı şekilde herhangi bir yeri yandığında acı hissi oluşmasaydı cildindeki yanığa rağmen günlük işlerine rahatça devam edebileceği için bir tedavi uygulama gereği duymayacaktı. Bu da bizi mikroplardan koruyan üst derinin enfeksiyonlara daha açık hale gelmesine neden olacak ve böylece önemli rahatsızlıklara yol açacaktı.

İnsan ağrı duyusunun olmaması durumunda istem dışı olarak kendisine zarar verebilir veya zarar veren bir şeyin şiddetini fark etmeyerek yaralanabilirdi. Örneğin bir kaza sonucu ayak kemiği çatladığında bunu fark etmeyebilir ve çatlayan kemiğinin üzerinde hareket ederek kemiğin daha fazla zedelenmesine dolayısıyla da kalıcı sakatlıklara neden olabilirdi.

Ağrı önceden bizi uyarmasaydı birçok hastalık ilerleyebilir, basit başlayıp karmaşık hale gelerek ciddi sonuçlar doğurabilirdi. Bu nedenle ağrı çok sayıda hastalığın ilk ve tek belirtisidir. Örneğin karnımız ağrımasaydı apandisitimizde bir rahatsızlık oluştuğunu veya kalbimizde bir ağrı ya da sıkışma hissetmeseydik kalp krizi geçireceğimizi anlamayabilirdik.

Düştüğümüzde, ağır kaldırdığımızda ağrı hissi oluşmasaydı kaslarımızı, eklemlerimizi zorlamaya devam eder, dinlenmeyi ihmal edebilir ve hasar derecesini arttırabilirdik.

Görüldüğü gibi Yüce Allah’ın “… Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz” (Bakara Suresi, 216) ayetinde haber verdiği gibi şer gibi görünen ve insanlar için rahatsız edici bir duygu olan ağrı hissi, gerçekte sanılanın tam aksine insan için büyük bir hayırdır.

En Güçlü Ağrı Kesici Bedenimizde Yaratılmıştır

Yüce Allah insan vücudunda son derece güçlü ağrı kesici bir sistem yaratmıştır. Bilindiği gibi, ağrıyı hisseden organımız beynimizdir. Beynimiz ağrı durumunda endorfin denen son derece güçlü bir ağrı kesici kimyasal salgılar. Salgıladığı bu kimyasallar ile gerek beyinde ağrıyı hisseden bölgede, gerekse omurilik soğanındaki iletici sinirlerde engelleme yaparak, ağrının duyulmasını önler veya azaltır. Savaşlarda yaşanan ve kahramanlık hikayesi olarak anlatılan bazı durumlarda insanların kolunun koptuğunu veya yaralandığını uzun süre sonra fark etmeleri veya bir felaket anında kişinin o anki duruma uyum sağlaması ve ağrıdan dolayı gücünün ve mücadele azminin azalması bu hormonun salgılanmasıyla önlenir. Bilim adamlarının morfinden daha güçlü bir ağrı kesici olarak tanımladıkları ve tıp alanında kullanılabilirliği için araştırmalar yaptığı bu hormon hayvanlarda da bulunur ve düşmanlarından kaçarken, ağrı duyusunu bastırarak hayatta kalmalarına yardımcı olur. Vücudumuzda böylesine güçlü bir ağrı kesicinin varlığı şüphesiz Yüce Allah’ın Erhamurrahimin (Merhamet edenlerin en merhametlisi) isminin tecellisidir. Allah bir ayette şöyle buyurmaktadır:

“Andolsun, onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye soracak olsan, elbette “Allah” diyecekler. De ki: “Gördünüz mü, haber verin; Allah’tan başka taptıklarınız, eğer Allah bana bir zarar dileyecek olsa, O’nun zararını kaldırabilirler mi? Ya da bana bir rahmet vermeyi istese, O’nun rahmetini tutup-önleyebilecekler mi” De ki: “Allah, bana yeter. Tevekkül edecek olanlar, O’na tevekkül etsinler.”” (Zümer Suresi, 38)

Ağrı Kesicilerin Ağrı Üzerindeki Etkisi

Ağrı, ağrıyan organ ile beyin arasındaki sinirsel bağlantı sonucunda ortaya çıkan bir duyu olduğu için sinirsel bağlantı herhangi bir yerde kesilirse ağrı duyusu ortadan kalkar veya azalır. Ağrı kesiciler ağızdan hap olarak veya iğne şeklinde doğrudan verildiğinde dolaşım sistemine katılarak tüm vücuda yayılırlar. Bu arada ilacın küçük bir bölümü de ağrının olduğu bölge ile doğrudan temas edip “prostaglandin” adlı kimyasal maddenin üretimini sınırlandırır. Sinir uçları da beyne artık ağrı uyarısı göndermediklerinden yara ve hasar orada dururken ağrı ya tamamen kaybolur ya da iyice azalır. Sonuçta ağrı kesiciler ağrıyan yeri bilip doğrudan üstüne gitmeseler de nerede ağrı sinyali gönderen kimsayallara rastlasalar hemen reaksiyona girip bu kimyasalın işlevlerini durdururlar ve beynin sinyal almasına mani olurlar. Bu şekilde kan yoluyla “prostaglandin”in oluştuğu her organa giderek bu kimyasalın salgısını durdururlar. Böylece aynı anda iki veya üç yerimiz birden ağrırsa hepsine aynı anda müdahale edebilir veya sadece bir organımız örneğin başımız ağrıyorsa sadece o kısma müdahale ederek ağrıyı keserler.

Yüce Allah Çok Çeşitli Ağrı Kesiciler Yaratmıştır

Yüce Allah cerrahi girişim, dişçilik işlemleri, kas incinmesi (ya da burkulması) ya da herhangi bir travmadan sonra, devam eden ağrının tedavisi veya süregelen ağrılar ile ciddi enfeksiyon ya da sözgelimi sinirlerden birinin basınç altında kalması vb sonucu ortaya çıkan ağrıların tedavisinde çok çeşitli ağrı kesiciler yaratmıştır. Ağrı kesicilerde kullanılan bazı maddeler şunlardır:

Duyuları pek fazla etkilemeden ağrı hissini hafifleten veya tamamen ortadan kaldıran çoğunlukla hafif ağrı durumunda kullanılan asetil-salisilik asit (aspirin),

Ağrı kesicilik ve ateş düşürme konusunda aspirine benzer sonuçlar veren, ama iltihap giderilmesinde pek etkili olmayan fenosetin ve asetamiofen (tylepol),

Mideyi aspirine oranla daha az tahriş eden, üstelik iltihabın giderilmesinde de etkili olan ibuprofen,

Kanser gibi şiddetli ağrılı hastalıklar veya cerrahi müdahalelerde haşhaş kapsülünden elde edilen, yüzyıllardır bu amaçla kullanılan afyon türevlerinden elde edilen kodein, ooooo ve morfin.

Tüm bu ağrı kesicileri fonksiyonlarını en verimli yapabilecekleri şekilde, sonsuz akıl sahibi Yüce Allah yaratmıştır. Tüm nimetler gibi ağrı kesiciler de insanın tek destekçisi ve şefaatçisinin Yüce Allah olduğunu bir kez daha gösterir:

“Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra arşa istiva etti. Sizin O’nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?” (Secde Suresi, 4)

Şifayı Veren Allah’tır

İnsanın acizliğini kavradığı ve ne kadar muhtaç konumda olduğunu en çok fark ettiği anlardan biri şüphesiz hasta olduğu ve ağrı hissini çok şiddetli yaşadığı anlardır. Allah insana bu duyguyu yaşatmak için hepsi birbirinden farklı şiddette çeşitli hastalık ve ağrılar yaratmıştır. Her ağrının kişi üzerinde meydana getirdiği bedensel ve ruhsal etkiler birbirinden çok farklıdır. Ancak hepsi hikmetli bir yaratılışın delilidir. Gözle bile görülemeyen bir enzimin ağrıyı başlatması bu şekilde vücuda büyük bir zarar gelmesini önlemesi sonra insanı çok zor duruma düşürecek ağrının Yüce Allah’ın yarattığı kan dolaşımı, enzimler ve sinir sistemi arasındaki işbirliği sonucunda ağrı kesici ilaçlar vesilesiyle kesilmesi Allah’ın gücünün en açık delillerindendir.

Bilim adamlarının ağrıyı ortadan kaldırmak için yaptıkları deneyler, araştırmalar Allah’ın yaratmadaki üstünlüğünü gözler önüne serer. Çünkü önce ağrının oluşma şeklini Yüce Allah’ın vücutta yarattığı sistemler sonucunda çözer, daha sonra bu sistemden yola çıkarak Allah’ın ilham ettiği kimyasallar vasıtası ile bu ağrıyı geçirecek ilaçları bulurlar. Ağrıyı veren Allah olduğu için bu ağrının geçmesi de ancak Allah’ın dilemesi ile olur. Allah dilediği takdirde Şafi sıfatı ile verdiği hastalığı ve ağrıyı ortadan kaldırır. Nitekim Allah dilemedikçe tüm dünyanın doktorları, en gelişmiş teknolojik aygıtlar, keşfedilen en son ilaçlar bir araya gelse yine de o kişinin hastalığının ve ağrısının iyileşmesi imkansızdır. Kullanılan ilaçların hepsi, hastalığın iyileşmesi için birer vesiledir. Eğer Allah dilerse uygulanan tedaviyi vesile kılarak kişinin iyileşmesine izin verir. Ne var ki Allah dilemedikçe çok basit gibi görünen bir hastalık ve ağrı dahi kişinin ölümüne sebebiyet verebilir. Ayette bu gerçek şöyle haber verilir:

“Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur;” (Şuara Suresi, 80)
(alıntı harun yahya ilmimercek)

Bu makale, İlmi Mercek Dergisi 80. sayı (Şubat 2011) 34. sayfada yayınlanmıştır.