Sağlık Bakanlığının hazırladığı genelgeyle "psikolojik danışmanlık" ve "psikolojik destek" veren özel Psikolojik Danışma Merkezlerine "kapatılmaları" yönünde gönderdiği tebligat, psikologları ve psikolojik danışmanları ayağa kaldırdı.

Türkiye Psikiyatri Derneği’nin ruh sağlığı alanının denetim altına alınması için hazırladığı ve Sağlık Bakanlığı’na gönderdiği raporla başlayan süreç sonunda Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı genelgeye göre, psikologların ve psikolojik danışmanların özel işyerleri kapatılacak. Psikologlar ve psikolojik danışmanların psikiyatristlerle anlaşmak ve onların merkez veya muayenehanelerinde çalışmak zorunda kalacaklar.

Özel Psikolojik Danışma Merkezleri’nin kapatılmasıyla psikologlar ve psikolojik danışmanlar için tek yasal çalışma alanı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'ne bağlı “Aile Danışma Merkezleri” olacak. Bu nedenle Aile Danışmanlığı hizmetlerine ve Aile Danışmanlığı Eğitimleri’ne olan ihtiyacın her geçen gün arttığına dikkat çeken Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED); toplum ruh sağlığını ilgilendiren son gelişmeler hakkında çok çarpıcı bir basın açıklaması hazırladı.

Toplum ruh sağlığı üfürükçülere bırakılmak isteniyor

Türkiye Psikiyatri Derneği’nin şikâyeti üzerine Sağlık Bakanlığı’nın yurt çapında hizmet veren binlerce özel Psikolojik Danışma Merkezi’nin kapatılmasına karar verdiğini ifade eden CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “Son günlerde serbest çalışan psikologların ve psikolojik danışmanların onur kırıcı bir biçimde işyerlerinin kapatılması girişimleri, Yüksek Öğretim Kurulu’nun yasalar çerçevesinde açmış olduğu ve tanıdığı psikoloji ve psikolojik danışma bölümlerinden mezun olanları yok sayma anlayışının ürünüdür ve kabul edilemez. Yasaklayarak bir şeyleri önleme zihniyeti Osmanlı’dan Türkiye’ye geçen kötü bir hastalıktır.

Umarım 2011 yılında bu ayıp temizlenir. Bizce yasaklamak yerine denetim getirilebilirdi, etik kurallar netleştirilebilirdi, hizmet içi eğitimler planlanabilirdi, “terapistlik meslek yasası” çıkartılıp, çalışma çerçevesi belirlenebilirdi, vb. Şimdi üfürükçüyle, medyumla değerli hekim, psikolog, psikolojik danışman, sosyal hizmet uzmanı arkadaşlarımız aynı muameleyi gördü, bu kabul edilebilir bir durum değildir. Er ya da geç bu hesap tersine dönecektir. Türkiye’de psikiyatristler de dâhil olmak üzere herhangi bir meslek grubu tarafından verilen ruh sağlığı hizmetlerini düzenleyen bir yasa veya yönetmelik yoktur ve bu çok vahim bir durumdur! Var olan ve 1928’de çıkartılan tek kanun 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarz-ı İcrasına Dair Kanun’dur. Bu kanun doktor ve hasta ilişkilerini, yani tıbbi müdahale gerektiren hastalarla tıp fakültesi mezunu doktorlar arasındaki ilişkileri ve doktorların devletle ilişkilerini düzenlemiştir.

Yani Türkiye’de psikologların ve psikolojik danışmanların faaliyetlerini düzenleyen bir yasa veya yönetmelik yoktur. Bu nedenle psikologların ve psikolojik danışmanların artık bağımsız bir meslek elemanı olarak kabul edilmesinin ve çalışma alanlarının yasal bir düzenlemeyle belirlenmesinin zamanı gelmiştir. Bu yasal düzenlemelerle psikolojik destek ve psikoterapi verebilecek kişilerin yetkinlikleri, eğitim ve beceri gereklilikleri belirlenmeli, bu düzenlemeler sonuç olarak değerli halkımızın ruh sağlığını korumaya yönelik olmalı ve verilen psikolojik danışma hizmetlerin kalitesi denetlemeye açık hale getirmelidir. Çünkü psikologları ve psikolojik danışmanları sadece bir psikiyatri hekimin yanında çalışmaya zorlamak, başka türlü çalışma hakkını yasaklamak, özel muayenehanelerin de kapatılmaya çalışıldığı bir ortamda büyük bir boşluk yaratacaktır. Bu boşluk işin ehli olmayanlar tarafından doldurulmaya çalışılacak, bu da toplum ruh sağlığı açısından oldukça zarar verici olacaktır. Ancak Türkiye Psikiyatri Derneği’nin haklı olduğu yerlerde var. Çünkü kendisine “yaşam koçu”, “medyum”, “astrolog” diyen ve psikoloji eğitimi almamış herkes piyasada psikolojik tedaviler veya psikoterapi yapmaya çalışıyor. Ehil olmadıkları alanda halkın ruh sağlığıyla oynayan ve ruh sağlığı profesyoneli olmayan bu kişilerin yaptıkları başta psikolog ve psikolojik danışmanlar olmak üzere ruh sağlığına gönül vermiş ruh sağlığı profesyonellerini üzmektedir. Bu alanda yasal bir düzenlemeye de bu sebeple ihtiyaç vardır. Ayrıca bazı özel Psikolojik Danışma Merkezleri de reklam içerikli tanıtımlarında bir hekimin yetki alanına giren tanı ve tedaviye yönelik uygulamalar yaptıklarını yazdılar, ifade ettiler. Bu uygulamalar yasal açıdan suç teşkil ettiği gibi, kamuoyunu da rahatsız etti. Ancak bazı hatalı uygulamaların olması özel Psikolojik Danışma Merkezleri'nin kapatılmasına gerekçe olamaz. Çünkü her meslek dalında yetki aşımı ve hatalı uygulamalar olur, bunları yasa koyucular ve denetçiler görmeli ve ayıklamalıdırlar.

Ruh sağlığı hizmetmeleri gerektiğinde bir ekip çalışması içerisinde yürütülmelidir ve bu ekip psikiyatri hekimi, pratisyen hekim, aile hekimi, psikolog, psikolojik danışmanlar, psikiyatri hemşiresi ve sosyal hizmet uzmanı'ndan oluşur. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı ruh sağlığı hizmeti sunan tüm meslekler için görev, yetki ve sorumluluk tanımlarını içeren bir yasa çıkartmalıdır. Çünkü Türkiye’de yasalar açısından bakıldığı zaman tedavi ve psikoterapi yapma hakkı sadece hekimlere tanınmıştır. Ancak psikologların ve psikolojik danışmanların psikiyatristlere bağlı çalışan eleman gibi görülmemesi gerekir. Sağlık Bakanlığımız böyle bir genelge yayınlayarak psikologları ve psikolojik danışmanları “yardımcı meslek grubu” olarak değerlendiriyor. “Psikologların, pskiyatristlerin yanında çalışmaları gerekir”, “psikoloji yardımcı meslek grubudur, doktordan başka kimse sağlık uygulaması yapamaz” gibi bir yaklaşım doğru değildir.

Bir mesleğin serbest çalışma koşullarını bir başka meslek gurubunun belirlemesi kabul edilemez. Çünkü özel Psikolojik Danışma Merkezleri’nde yapılan uygulamaları sağlık müdahalesi gibi düşünüyorlar, bu doğru değildir, bu merkezlerde “muayene etme”, “ilaç yazma” ve benzeri tedaviler yapılmamaktadır. Ayrıca psikologlar ve psikolojik danışmanların açtığı özel Psikolojik Danışma Merkezleri Sağlık Bakanlığı tarafından tanınmış ve denetlenen bir iş grubu değildir. Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenmesi veya kapatılması mümkün değildir. Çünkü özel Psikolojik Danışma Merkezleri’nde “hasta” bakılmamaktadır ve “danışan” adı verilen kişilere psikoterapi de yapılmamaktadır, sadece “psikolojik danışmanlık hizmeti” ve “psikolojik destek hizmeti” verilmektedir. Bu da mevcut yasalarımıza göre suç teşkil etmemektedir. Meslek yasası olmayan ve meslek grubu olarak tanınmayan kişilerin meslek icrasında bulundukları yerlerin Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılması hem mümkün değildir, hem de Sağlık Bakanlığı tarafından tanınmayan bir meslek grubunun Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenmesi de mümkün değildir! Hukuk mezunu bir kişi “hukuk danışmanlığı” yapabiliyorsa, iktisat muzunu “finans danışmanlığı” yapabiliyorsa, eğitim fakültesinin herhangi bir bölümünden mezun biri “eğitim danışmanlığı” yapabiliyorsa psikologlar veya psikolojik danışmanlar neden adı üzerinde mezun oldukları bölümlerin danışmanlığını yapamasınlar. Son olarak psikologlar ve psikolojik danışmanlar Devlet Hastaneleri’nde ve Devlet Okulları’nda mesleklerini icra edebiliyorlar, neden özel Psikolojik Danışma Merkezleri’ndeetmesinler. Bu da ayrı ve üzerinde düşünülmesi gereken bir başka çelişkidir.” dedi

Tek yasal seçenek: “Aile Danışma Merkezleri”

Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı bir genelgeyleözel Psikolojik Danışma Merkezleri’nin kapatılmasıyla psikologlar ve psikolojik danışmanlar için tek yasal çalışma alanının Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'ne bağlı “Aile Danışma Merkezleri” olduğuna dikkat çeken CİSED Genel Sekreteri Psikolog Serap Yeşil; “Özel Psikolojik Danışma Merkezleri’nin kapatılmasıyla psikologlar ve psikolojik danışmanlar için tek yasal çalışma alanı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'ne bağlı Aile Danışma Merkezleri’dir. “Aile Danışma Merkezi” açmak değerli hekim, psikolog, psikolojik danışman, sosyal hizmet uzmanı gibi ruh sağlığı profesyoneli arkadaşlarımız için “tek yasal seçenek” haline gelmiştir.

Ayrıca genellikle evlenene kadar hiçbir problem yaşamayan çiftlerin çoğu, evlendikten sonra mutsuzlularının, tartışmalarının ve anlaşmazlıklarının kaynağını evlilik kurumuna yüklerler. “Evlenmeseydik bunlar başımıza gelmezdi” diye düşünmeye başlarlar. Ancak aşkı öldüren evlilik değil, kişilerin kendileridir. Bu yüzden çiftler son bir yıllarını gözden geçirip yaptıkları yanlışları tespit ettiklerinde, kendilerini değiştirmeye çalıştıklarında, yaptıkları yanlışların önüne geçip ve küçük önlemler alarak o güzel günleri geri getirmeye çalıştıklarında kaybettikleri mutluluğu tekrar geri kazanabiliyorlar. Bunu bazen çiftler “profesyonel bir yardım” alarak da yapmayı tercih ediyorlar. İşte tam burada “evlilik terapileri” veya “aile danışmanları” devreye giriyor. Bu nedenle CİSED olarak Aile Danışmanlığı Merkezleri'nin toplumun kanayan bir yarasına parmak basacağına inanıyoruz." dedi.
haber365.com