Bağışıklık sistemi, vücudunuzun çok tehlikeli düşmanlara karşı ilk ve son savunma hattı.
Burada verdiğimiz planla savaşçılarınızı kuvvetlendirin.

İnsanın bağışıklık sistemi olağanüstü derecede kuvvetlidir. Ancak, Bağışıklık Bilimi ve Alerji Uzmanı Dr. Andrew Saxon, bu müthiş savunma hattı bozulduğunda mucize çözümlerden uzak durmak gerektiğini belirtiyor. Sonuçta, her eczaneden alınabilecek bir gıda takviyesi gerçekten çözüm olsaydı, soğuk algınlığına neden olan mikroplar da çoktan tarihe karışırdı.

Son bin yılda evrimsel ince ayarlarımız sayesinde veba ya da 1918’deki büyük grip salgını (İspanyol Gribi) gibi sayısız savaşta büyük zaferler kazandık. Ancak bunlar sonu olmayan bir yarıştaki kısa süreli birinciliklerdi ve insan ırkı neredeyse son buluyordu. Günümüzde basit bir soğuk algınlığının bile büyük sıkıntı yarattığını hatırlatırız. MIT’nin biyoloji profesörü Hidde Ploegh, “Biz ne zaman yeni bir hamle yapsak virüs de karşı hamle yapıyor. Üstelik her bir kategorinin de çok tehlikeli üyeleri var,” diyor. Gerçekten de öyle. Çok az virüs, işini görebilmek için bağışıklık sistemini kapatan HIV’den daha tehlikelidir. Bağışıklık sisteminizi tam kapasiteyle çalışır halde tutmak, aşağıdaki sorulara olumlu cevap verebilmenizi garantiler. Bunu bir defa becerirseniz mikrop ve virüslerin kendilerine daha kolay hedefler aramak zorunda kalacağına emin olabilirsiniz.

1 İşgalcileri püskürtmek için yeterince kalori alıyor musunuz?
Önemi: Mikrop işgali başladığında antikor üretmek ve onları ön cepheye sürmek kalori isteyen bir iştir. Kalori alımı azaldığında, vücudunuzun öncelikleri kalbinizin atmasını ve ciğerlerinizin oksijen pompalamasını, yani o sırada hayatta kalmanız için gereken işlevleri sağlamaktır. O sırada da bağışıklık sisteminiz deyim yerindeyse rölantide çalışır.

Deney: Beslenme Uzmanı Christopher R. Mohr, “Yeterince kalori alıp almadığınızı anlamak için sabahları çıplak olarak tartılın,” diyor. “Eğer kilo vermeye çalışmıyorsanız, ağırlığınız 1 haftada her şekilde yarım ilâ 1 kilogramdan fazla oynamamalı.”

Çözüm: Christopher R. Mohr; eğer kilo veriyorsanız, diyetinize yavaş yavaş sağlıklı yiyecekler (meyveler, sebzeler, kuruyemişler) eklemenizi; eğer kilo alıyorsanız, porsiyonlarınızı biraz küçültmenizi öneriyor ve “Sakın öğün atlamayın,” diyor. İki durumda da beslenme çeşitliliği hayati önem taşıyor. En kolay yolu ise alışveriş sepetinizde en az 5 farklı renkte gıda bulundurmak.

2 Bağışıklık sisteminiz fazla dinlenmekten işlevini mi yitirdi?
Önemi: Yetersiz uyku bağışıklık sistemini baskılar ve soğuk algınlığıyla üst solunum yolu enfeksiyonu gibi can sıkıcı hastalıklara zemin hazırlar. ‘Psychosomatic Medicine’ dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre; ufak uyku bozuklukları bile işgalcileri yok etmekten sorumlu hücrelerin sayısını ciddi derecede düşürüyor.

Deney: Kasım 2007 sayımızdaki uyku dosyasında yer alan testi yapın ve yeterince uyuyup uyumadığınızı görün.

Çözüm: Kafein tüketiminizi gözden geçirin. Eğer fazlaysa sadece uyku düzeninizi alt üst etmekle kalmayıp bağışıklık sisteminizi de sabote eder. Araştırmalar, kafeinin bağışıklık sisteminin en önemli savaşçılarından lenfositleri ve T hücrelerini baskıladığı gösteriyor. Peki, ne kadar kafein fazla kabul ediliyor? İrlandalı araştırmacılar, günde 4 fincandan fazla kahve tüketmenin bağışıklık sisteminize sarsıcı bir etkisi olduğunu söylüyorlar.

3 Savaşçı hücrelerinizin gücü yerinde mi?

Önemi: Bağışıklık hücreleriniz, glütamin denilen bir amino asidi belli bir seviyede tutmaya özen gösterir ve bazen de depolarını ‘doldurmaları’ gerekir. Uluslararası Spor Beslenmesi Topluluğu’nun başkanı Dr. Jose Antonio, “Glütamin proteinli besinlerden gelir ve bunlardan yeterince yemiyorsanız vücudunuz gereken glütamini kemik hücrelerinizden çalar,” şeklinde açıklıyor.

Deney: Düzenli vücut çalışıyor musunuz? Eğer öyleyse, devam edin. Ama glütamin almayı da ihmal etmeyin.

Çözüm: Egzersizlerden sonra 5 ilâ 15 gram L-Glütamin gıda takviyesi alın. Akyuvarlarınız size minnet duyacak. Tabii ki aynı şekilde kaslarınız da. Bir dizi kas biyopsisi gerçekleştiren Alman araştırmacılar, kişinin yaşı arttıkça glütamin seviyesinin de düştüğünü tespit ettiler. Bu nedenle de amino asidi dışarıdan almak, genellikle ilerleyen yaşla gerçekleşen kas kaybını yavaşlatabilir.

4 Vücudunuz egzersizden sonra kendini onarmak için gerekenlere sahip mi?
Önemi: Egzersiz yapmak vücudunuzda gerçekten harikalar yaratır, ama bu süreç içinde ortaya çıkan hücre atıklarını temizlemek için de serbest radikaller üretir. Bu bir bağışıklık sistemi fonksiyonudur, yani vücudunuzun bakteri ve virüslerle savaştığı bütün cephelerde güçlü olması için ihtiyaç duyduğu her şeyi aldığından emin olmanız gerekir. Bunu sağlamanın püf noktası ter attıktan sonra mideye bir şeyler indirmekte yatıyor.

Deney: Aşağıdakilerden bazıları ya da hepsi sizin için geçerliyse yaptığınız egzersize göre ya yeterli yemiyor ya da yeterli uyumuyorsunuz demektir:
• Yaptığınız egzersizlere göre yeterli uyumuyorsunuz,
• Yorgunsunuz, fakat geceleri uyumakta zorluk çekiyorsunuz,
• Her yeriniz ağrıyor,
• Spor salonunda güçsüz düşüyorsunuz,
• Spor salonunda sık sık ufak sakatlıklar yaşıyorsunuz.

Çözüm: Vücut çalışırken bağışıklık sisteminizi çökertiyorsunuz. Vücut çalışma sıklığınızı ve sürenizi düşürün. En hızlı, kolay ve ucuz çözüm ise son dumbbell’ı yerine koymanızın ardından hemen yarım litre çikolatalı süt içmektir.

5 Sağlam bir ,mideniz var mı?
Önemi: Kronik sorunları olan bir mide, kalp ve kanserden otoimmün hastalıklara (yani bağışıklık sisteminin kendini kaybedip sağlıklı dokulara nedensizce saldırmasına) kadar birçok sorunda önemli rol oynar. ‘The Power Food Nutrition Plan’ kitabının yazarı Dr. Susan M. Kleiner, “Asla dinmeyen bağışıklık sistemi sorunlarınız varsa, bunun bütün vücudunuza negatif etkileri olacaktır,” diyor.

Deney: Midenizde sık sık yanma mı hissediyorsunuz? Ya acıyı fazla seviyor ya da daha büyük ihtimalle bir enfeksiyondan çekiyorsunuz.

Çözüm: Christopher R. Mohr, her gün küçük bir kutu organik yoğurt yemenizi tavsiye ediyor. Yoğurt, sindirim sisteminizi faydalı bakterilerle güçlendirir. Hasta olduğunuzda (hatta hastanelik olduğunuzda bile) yoğurdu kaşıklamaya ara vermeyin. Çünkü hastanede yatarken “klostridyum difficile” enfeksiyonuna açıksınız. Bu, adı gibi yenmesi ‘güç’ bir bakteri. Ancak, antibiyotiklerin yok etmekte faydasız kaldığı bu bakterinin işini, yoğurtta bulunan ‘L. acidophilus’ kolaylıkla görüyor.

6 Bağışıklık ordunuz bütün kapıları kontrol ediyor mu?
Önemi: Önerdiğimiz püf noktalarının çoğu, mikropların kendileriyle değil taşıyıcı organizmanın, yani sizin, güçlenmeniz ve mikroorganizmalarla savaşma kapasitesinizin artmasıyla ilgili. Ancak siz yine de ağzınızı, gözlerinizi, burnunuzu, kulaklarınızı ve diğer giriş noktalarınızı aşılması güç hale getirmelisiniz. Ne yaparsanız yapın, mikropları “kendi ellerinizle” içeri sokmayın. Cildinizi de unutmayın. Yanık kurbanlarının çoğunlukla enfeksiyondan ölmesi ya da egzamanın stafilokok enfeksiyonuna sebep olması tesadüf değildir.

Deney: Derinizde yara kabuğu kontrolü yapın. Dr. Saxon, “Kabuklar tam bir bakteri kültürü ortamıdır,” diyor. Eğer besleyen kan yoksa, kabuklu bölge bağışıklık sisteminiz tarafından iyileştirilmez.

Çözüm: Dr. Saxon, “Sıyrıklara mutlaka antibiyotik merhem sürülmeli ve bandaj sarılmalı; ayrıca pembe, sağlıklı doku çıkana kadar da temizlenmelidir. Bizler hastanede böyle yapıyoruz,” diyor. Ayrıca, soğuk algınlığı olan biriyle de el sıkışmayın; yoksa siz de hasta olursunuz. Mikroplu bir eli yanlışlıkla sıkarsanız, ellerinizi hemen doğal sabunla yıkayın. Parfümlü sabunlar bağışıklık sistemini mikroplara değil, sabuna karşı saldırıya geçmeye zorlayabilir; antibakteriyel sabunlar ise zaman içinde aşırı dirençli bakteriler yaratabilir. Tırnaklarınızı iyi temizleyin. Çünkü, hastalığa neden olan mikroorganizmaların çoğu tırnakların çevresine doluşur. Tırnak dibindeki ölü derilerin işlevi ise bakterilerin vücudunuza girmesini önlemektir. Onları çerez olarak da kullanmayın.

7 Nöbetçilerinize yeterince su sağlıyor musunuz?
Önemi: Uyku sırasında 8 saatlik bir oruç tuttuktan sonra bağışıklık rezervleriniz sıfırı tüketir. Yeterli su alma, hasta olduğunuz zaman daha da önemlidir. Sıvılar sadece hasta bölgeye besin taşımakla kalmaz, toksinleri de alıp atılmak üzere götürürler.

Deney: Sabah kalktığınızda idrarınızın rengine bakın. Koyu sarı mı? Geceleri daha çok su içmeniz gerekiyor.

Çözüm: Sabah kalkınca, gece boyunca çalışan sistemleri canlandırmak için su için. Christopher R. Mohr, “Yeşil, siyah ve beyaz çay da (bitki çayları değil) su tüketmenin bağışıklık sistemine dost bir yoludur,” diyor. Ayrıca, portakal suyuyla birlikte çinko ve C vitamini tüketmeyi öneriyor. Bunlar soğuk algınlığını önlemez ama hastalığın şiddetini düşürüp semptomların görülme süresini de azaltır.

menshealth.com