Merhaba!
Her mevsimin başka bir detoks sebebi vardır
Kışın, doğadaki çoğu canlının “kış uykusu”na yatması aslında bir tür detokstur. Yani iç organları, vücudun 2. en büyük enerji harcayan aktivitesi olan sindirimden kurtarıp dinlendirmek ve yenilemektir.
Bu söz seneler önce Almanya’nın en ünlü “fasting” (oruç) kliniğindeyken misafir bir doktorun söylediği bir sözdü. Hiç unutmam, çok hoşuma gitmişti.

Buradaki detoksçulara haftada 2 kere düzenlenen canlı klasik müzik konserleri ve kışın kar yağarken bile açık havada size yüzme imkanı veren harika bir bahçe içindeki havuzları da çok hoşuma gitmişti.

Hoşuma gitmeyen ilk gece koridorda duyduğum tıkırtı üzerine odamdan çıktığımda görevlilerin kapıları üzerimize kilitlediklerini fark etmemdi! Aldığım cevap; “Burası bir otel değil bir klinik, buraya madde bağımlısı da, alkolü/sigarayı bırakmaya çalışan da, yeme bozukluğu olan da geliyor. Bu sebepten akşamları koridorları kilitliyoruz, çıkmak istiyorsanız başhekimden yazılı izin almanız lazım” olmuştu. Bunlardan hiçbiri bende olmamasına rağmen tek aklıma gelen şey o an oradan kaçmaktı! Sabah erkenden hepimizi bornozlarımızla sıraya sokup kilo vb. ölçümlerimizi yapmalarını da pek hoş bir anı olarak hatırlamıyorum. O zaman kendi kendime karar vermiştim; “Bizim merkezlerimizde de doktorlar, hemşireler, kan testleri vb. olsun, yani kapsamlı bir klinik hizmeti verilsin, öte yandan bu rahatsız edici ve rahatlamayı engelleyen disiplin olmasın. Herkes kendi sorumluluğunu alarak bilinçli bir şekilde programı istediği için uygulasın”.

Tayland’da gittiğimiz değişik detoks merkezleri ve spa’larda da değişik tecrübeler ve farklı uygulamalarla karşılaştık. Mesela Koh Samui adasında ilk detoksumu yaptığım “hippi” detoks merkezi bence gittiklerim arasında bu işi en iyi yapan yerdi. Öte yandan sizden önceki misafir, kolema odasını iyi temizleyemediyse(!) önce etraflıca bir temizlik yapmak zorunda kalmanız, kolema denen işlemle ilgili ilk tecrübenizi bir videodan bu yeni olayı çözmeye çalışarak gerçekleştirmeniz pek de kolay değildi. Hiç unutmuyorum yanımdaki arkadaşım “Ben bunu yapmam, sen yaparsan da bu hafta benden uzak dur, burası hiç hijyenik değil” deyip kestirip atmıştı.

Kolema denen bağırsak temizliği odalarının hemen yanı başında da, açık hava bir Juice Bar’da içeceğiniz meyve suları sıkılıyor, Tayland’a ait ağır tütsü kokuları nemli hava ile karışıp insanın içini bayıyordu. Yine de tesis ağzına kadar doluydu, sonuçlar inanılmazdı! Bir haftada 6-12 kilo vermiş, kolesterolü, tansiyonu, şekeri normallere inmiş, Avrupa’nın dört bir yanından gelmiş turistler sizle hemen arkadaş oluyor; heyecanlarını ve tecrübelerini paylaşıyorlardı. Ayrıca masajlar sudan ucuzdu, herkes neredeyse günde 2-3 masaj yaptırıyordu. Ben yine kararımı vermiş “Bizim merkezlerde hijyen ve ilgi böyle olursa kimse gelmez, programı aynen böyle yapalım ama aman temizliği de, bilgilendirmeyi de sıkı tutalım“ demiştim.

Bir süre sonra Tayland’da gittiğim bir başka merkez, bu sefer beni de diğer misafirleri gibi Bangkok Havalimanı’ndan limuzin ile karşılatmış, 2 saatlik yolculuk sonunda kapıda Genel Müdür Paul’ün güler yüzü ve “Hello Miss Kaynak, you are so lucky, tonight is our open buffet and champagne night!” -“Bayan Kaynak çok şanslısınız, bu gece açık büfe ve şampanya gecemiz!”- diye beni içeri buyur etmişti. Eminim yüzümdeki ifade görülmeye değerdi! “Aman dünyada bu alanda isim yapmış görülmedik yer kalmasın, bu Tayland’ın eski dışişleri bakanının sahip olduğu dünyanın en ünlü spa’sı, gidip görmem gerek” diye yatırımcımızı off -düşük- sezonda bile gecesi 850 USD olan yere gitmem gerektiğine sonunda ikna etmiş, sonra da açık büfe ve şampanya eşliğinde detoks yaptığımı duyarsa nasıl hesap veririm diye dertlenmiştim!

Şaka bir yana Türklerin de inanılmaz rağbet gösterdiği bu merkez tam bir para tuzağı idi! Ayda 2 kilo verince bile sevinen bir Arap Şeyhi, biri İngiliz Kontesi ve biri de Avustralya’da uçsuz bucaksız arazilere sahip olan yeni arkadaşlarımın; orada 4-8 hafta arası kalmaları için, (hatırlatırım düşük sezonda geceliği 850 USD idi, masajlar hariç!), arada bu büfelere ihtiyacı olduğunu sonradan anlamıştım. En uzun sıvı detoks süresi 3 gün idi, bunun sadece 1 günü sıvı beslenme ile geçiyordu, tabii kimsenin misafirlerin rahatını bozup kaçırmaya niyeti yoktu, geri kalan günler için düşük kalorili açık büfeler vardı. Öte yandan spa bakımları muhteşemdi, hele saunadan çıkıp, devamlı taze gül yapraklarının yenilendiği soğuk yürüyüş havuzuna girip de üstünüze kırmızı gül yaprakları yapışmış bir şekilde etrafta salındığınızda, zaten kendinizi o gün gerçek bir prenses gibi hissediyordunuz! Çıkan sonuç açıktı: Ne yapıp edilecek, merkezlerde güzel masajlar olacak ve kişinin kendisini özel hissedeceği küçük dokunuşlar atlanmayacaktı.

Amerika’daki bu tür merkezlerde ise herkes neredeyse birer sağlık koçu olarak eğitiliyordu, bilgilendirme muhteşemdi. Eve gittiğinizde birden kendinizi buğday çimi yetiştirirken, filizlendirme ve meyve suyu konusunda uzmanlaşmış ve herkese beslenme dersi verirken buluyordunuz! Masajlardan ise hiç bahsetmeyeyim, tam anlamı ile korkunçtu! Lenflerin masaj ile çalıştırılmasının ve farklı masajların tüm faydalarını öğrenmiştim ama Amerikalı masözün seansı bitsin diye hayatımda ilk defa bir masaj odasında tavana bakıp dakikaları saymış ve seans bitmeden bir daha konu masaja gelince Uzakdoğuluları Batılılarla hiçbir zaman aldatmamaya karar vermiştim! Evet, eğitim merkezlerimizde şarttı, bir shot bardağı dolusu buğday çimi suyunun mucizesi ise inanılmazdı. Tüm gerekli ekipman ne yapıp edilip Türkiye’ye taşınacaktı.

Bu araştırmalar, eğitimler ve tecrübeler birikiminde açtığımız merkezlere eklediğimiz en önemli şey ise “Human Touch” -“İnsani Dokunuş”- ve “Türk Misafirperverliği” oldu. Diğer bir deyişle program tanıtımını, kolemayı vb. videodan değil, birebir güler yüzlü bir ekipten öğrenmek, içecek saatinde Juice Bar’a gitmek yerine sizi ağacın arkasına bile saklansanız bulan, takipçi servis elemanlarına kendinizi teslim etmek, koltukta uyuya kaldığınızda üzerinizi bir anne şefkati ile örten, programınızı sizinle takip eden, yaşadıklarınızı kendileri de defalarca detoks yaptığı için üst düzeyde bir empati ile anlayabilen, her sorunuza cevap vermeye çalışan bir ekibin koçluğunda arınmanızı yapacağınız bir ortam sağlamak farkımız olmalıydı. 4 senedir her sabah yeni başlattığımız programda, bıkıp usanmadan tekrarladığımız bir cümle ile bunu anlatmaya çalışıyoruz; “Bizim tesislerimiz lüks değildir ama bir lüksümüz vardır, o da personelimiz”.

Gördüğünüz gibi konu iyice dağıldı! Halbuki asıl yazma amacım her mevsimin bir detoks sebebi olduğu idi.

Kışın, doğadaki çoğu canlının “kış uykusu”na yatması aslında bir tür detokstur. Yani iç organları, vücudun 2. en büyük enerji harcayan aktivitesi olan sindirimden kurtarıp dinlendirmek ve yenilemektir. Bu vesile ile yağlar da yakılır.

Muhteşem bir doğuş mevsimi olan ilkbahar; adı üzerinde vücutta en güzel “Bahar Temizliği” yapıldığı aydır. Hücreler kolayca yenilenir, kıştan sonra hızlanan metabolizma arınmayı daha çabuk gerçekleştirir. Havadaki mis gibi bahar kokusu, cıvıldayan kuşlar, uyanmaya başlayan doğa bize harika bir temizlenme enerjisi verir. Kalın kışlık kıyafetlerimizi atıp, derimizi yenilememiz ve kendimizi doğaya daha yakın ve uyumlu hissederek, bir detoks merkezinde yalın ayak, negatif enerjimizi topraklayarak dolaşmaya başlayıp hafiflememiz için en güzel aylar gelmiştir. Bu vesile ile deniz sezonundan önce kimsenin birkaç kilo vermeye de şikayeti yoktur.

Yaz mevsiminde; ki zaten çoğu detoks merkezi sıcak memleketlerdedir, artan sıcaklık ile birlikte vücudun su ihtiyacı da artar. Su içildikçe, sıcakla da birlikte daha çok terleme olur ve deriden toksin atışı hızlanır. Bu sebeple tüm detoks merkezlerinde sauna, buhar programın en önemli parçasıdır. Yazın bu doğal yolla olur.

Veee sonbahar; detoks yapmak için ideal bir mevsimdir; yazın yaptığınız yaramazlıkları, geç saatlerde ve fazla yenen yemekleri, alınan kilolar, bolca içilen içkileri, geç saatlere kadar uykusuz kalınmış yaz gecelerinin yorgunluğunu atıp, bağışıklık sistemini güçlendirerek kış aylarına hazırlanmayı en güzel sonbahar aylarında yapabilirsiniz. Kışın nezle, grip olmamanın sırrı sonbahar detoksunda gizlidir.

Yeni sene gelmeden, ilkbahar gibi sonbaharı da bir yenileden doğuş süreci olarak kullanılabilirsiniz...

Unutmayın “Her Mevsimin Başka Bir Detoks Sebebi Vardır!”

Önemli olan sizin ajandanıza uyan herhangi bir 7 günü, hayat koşuşturmasına kısa da olsa bir ara vererek, “sadece ve sadece kendinize”, yani bu evrendeki en önemli kişiye ayırmaya karar vermenizdir.

Hepimize harika bir yeni mevsim dileklerimle...

Gül Kaynak
http://www.ekolay.net/saglik/Haber.a...haberid=655558