1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 22
  1. #1
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755

    Türk halkı denek olacak

    ANKARA - MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş TBMM'de düzenlediği basın toplantısında Domuz gribi aşısıyla ilgili Sağlık Bakanlığı'nın politikasını eleştirerek, kendisinin ve ailesinin kesinlikle domuz gribi aşısı yaptırmayacağını da söyledi.

    Durmuş, Sağlık Bakanlığı'nca 43 milyon doz aşı sipariş verdiğini, bunun için 500 milyon TL ayrıldığını bildirdi.

    Selçuk Üniversitesi'nde veteriner Prof. Dr. Osman Erganiş'in ''50 milyon TL'ye Türkiye'nin 10 yıllık aşısının üretilebileceğini'' ifade ettiğini belirten Durmuş, ''Yani yıllık ihtiyaç 5 milyon TL ile karşılanabilecek iken, 500 milyon TL veriyoruz. Bunun yorumunu vatandaşlarıma bırakıyorum'' dedi.

    Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın ''Şubat, mart aylarında eğer grip aşısı yapılmazsa 21 milyon kişi hastalanacak, 5 bin 300 kişi ölecek'' şeklinde kehanette bulunduğunu ifade eden Durmuş, kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla toplantı yapma ihtiyacı duyduğunu belirtti.

    Domuz gribi pandeminin laboratuvarlarda üretilen bir virüs olduğuna dair resmi beyanların BM Genel Kurulunda ifade edildiğine dikkati çeken Durmuş, dünyada 60'ı aşkın grip salgını yapan virüs bulunduğunu kaydetti.

    Her yıl mevsimsel grip salgınlarından dünyada 250-500 bin, Türkiye'de ise 17 bin kişin hayatını kaybettiğini vurgulayan Durmuş, domuz gribi nedeniyle 1 yılda ölen hasta sayısının tüm dünyada sadece bin 500 kişi olduğunu söyledi.

    Osman Durmuş, ''Domuz gribi daha hızlı yayıldığı halde mevsimsel gripler kadar korkutucu ve öldürücü değildir. Peki niçin toplum paniğe sevk edilmekte 'aman elinizi çabuk tutun ve hemen aşı olun' denilmekte? Küresel krizin faturası gelişmekte olan ülkelere bu şekilde ödettiriliyor'' dedi.

    "İNSANIMIZ DENEK OLARAK KULLANILACAK"
    Körfez Savaşı sırasında Amerikalı askerlere yapılan şarbon aşılarına katılan skualen ismi verilen doymamış yağ asidi ilave edildiğini, bunun sonucunda askerlerin yüzde 95'inde vücudu tahrip eden hastalık ortaya çıktığını bildiren Durmuş, Sağlık Bakanlığının aldığı Smith Klein, Pastör ve Novartis aşılarında alüminyum ve skualen maddesinin bulunduğunu kaydetti. Durmuş, aşının gerekliliği, etkinliği ve hem de öldürücü ve felç edici etkilerinin, bilim çevrelerinde isteksizliğe yol açtığını vurguladı.

    Osman Durmuş, medeni ülkelerde ilaç veya aşı üretildikten sonra laboratuvarda etkinliğini, yan etkileri, biyolojik olarak hayvan deneyleriyle güvenilirliği test edildikten sonra insan üzerinde Faz-1 (üçüncü dünya ülkelerinde gönüllülere ve özendirme) ile Faz-2 (geri kalmış ülke insanları üzerinde denenmesi) uygulamalarına gidildiğini anlattı.

    Türkiye'ye alınan aşıların henüz Faz-1 ve Faz-2 sonuçlarının bulunmadığına dikkati çeken Durmuş, ''Yani insanımız denek olarak kullanılacak. Sayın Bakan, firma yetkililerinin aşıyı Sağlık Bakanlığına vermeyeceklerini, kendi personelleri menfaatiyle Türkiye'de aşılama yapacaklarını' ifade etmiştir. Eğer bu bilgi doğru ise bunun anlamı 'biz 40 milyon denek üzerinde Faz-1 uygulaması yapacağız' demektir. Ülkemiz insanının üçüncü dünya ülkesi vatandaşı gibi kobay olarak kullandırmak, bu Bakan'a ne gibi bir itibar kazandıracaktır'' diye konuştu.

    "AŞI OLMAYACAĞIM"
    New Jersey'de 1976 yılında askeri personel arasında çıkan domuz gribi salgınında 1 kişinin öldüğünü, bunun üzerine herkesin aşılanması gerektiğinin söylendiğini belirten Durmuş, 40 milyon Amerikalının aşılandığını, bu aşıya bağlı olarak ise 25 kişinin öldüğü ve 532 kişide sinir felcine yol açan Guillian-Barre sendromu görüldüğünü anlattı. Bunun üzerine aşılamanın durdurulduğunu belirten Durmuş, ''Dürüst bir devlet adamı olan dönemin ABD Başkanı Gerald Ford, aşılamayı durdurmuş, ihracını yasaklamış ve her ülkenin kendi ulusal aşı programını başlatmasını istemiştir. Ben de Başkan Ford'u ciddiye alıyorum. Kendimi ve ailemi grip salgınından korumak için koruyucu tedbirlere baş vuracağım, ancak aşı olmayacağım'' diye konuştu.

    "5 MİLYON TL'YE KARŞILANABİLECEKKEN 500 MİLYON TL ÖDÜYORUZ"
    Durmuş, Sağlık Bakanlığınca 43 milyon doz aşı sipariş verdiğini, bunun için 500 milyon TL ayrıldığını bildirdi.

    Selçuk Üniversitesi'nde veteriner Prof. Dr. Osman Erganiş'in ''50 milyon TL'ye Türkiye'nin 10 yıllık aşısının üretilebileceğini'' ifade ettiğini belirten Durmuş, ''Yani yıllık ihtiyaç 5 milyon TL ile karşılanabilecek iken, 500 milyon TL veriyoruz. Bunun yorumunu vatandaşlarıma bırakıyorum'' dedi.

    Durmuş, 1977'deki ''Rus Gribi'' olarak anılan H1N1 virüsüyle 32 yaşın üzerindeki bazı insanların karşılaştığını, bunun için direnç kazandıklarını belirterek, 2009 yılı itibariyle Türkiye'de domuz gribinden ölen olmadığını anımsattı.

    Bilkent'te laboratuvar okulunda 4 vakayla ilgili ''salgın başladı'' gibi vaveylaya gerek olmadığını söyleyen Durmuş, okullara, laboratuvarlara sıvı sabunlukların yerleştirilmesi, el yıkama, ağız ve gözün korunmasıyla ilgili hijyenik bilgilerin basın yayın yolu ve okullardaki eğitimle öğrencilere verilebileceğini belirtti.

    Durmuş, ''Milli Eğitim Bakanı, orta öğretim müfredatına ilk yardım ve sağlık bilgileri dersi koymalıdır. Böylece Bakan tarafından yaratılan krizin bir rant fırsatına dönüştürülmesinin yerine, halkımıza da doğru ve faydalı bilgi verilir'' dedi.

    Hastalığa ayrılan 500 milyon lirayla 250 yataklı 25 yüksek ihtisas hastanesi yapılabileceğini veya yeni kurulan 20 üniversitenin tüm derslikleri, laboratuvarları ve idari binaların yaptırılabileceğini kaydeden Durmuş, 50 bin TL'ye 10 yıllık güvenli aşı üretilmesinin mümkün iken, bunun neden yapılmadığını sordu.

    Osman Durmuş, ''500 milyon lirayı bu kadar kolay harcayan Sağlık Bakanı, Tarım Bakanı gibi firma mı kayırıyor? 3 ayrı firmaya da aşı siparişi verilerek firmaların susturulması mı amaçlanmıştır? Piyasa araştırması yapılmış mıdır? 500 milyon liralık aşıyı pazarlıkla ve farklı fiyatlarla alan Bakan için savcılar işlem yapabilecek midir? Savcıların içinde sürülme tehdidi var mıdır? Sağlık Bakanlığı bu vesileyle grip aşısını rutin aşı progr***** mı almış oluyor. Sağlık Bakanlığı personeline hibe edilen grip aşısı neden kullanılmamıştır. Bir bakan halk sağlığını korumak yerine, toplumu salgınla korkutup virüsten ve zararı faydasından çok, pahalı aşıyla, ithalatçısından yana tavır koyar mı?'' sorularının cevaplandırılmasını istedi.

    "ÜRETİLMEYECEK AŞI VARSA HESABINI BENDEN SORUN"
    MHP Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir Akcan, salgınlara karşı tedbir alabilecek, aşı üretimi yapabilecek enstitü ve araştırma merkezlerinin 58. Hükümet tarafından kapatıldığını belirterek, ''Bu tesisler kapatılıp, her şeyi özel sektör marifetiyle yapma anlayışıyla hareket ediliyor. 10 milyon liraya 10 yıllık aşınızı üretecek potansiyelimiz var. Eğer ülkemizde üretilemeyecek aşı varsa gelin hesabını benden sorun. Tüccar zihniyetiyle ülke yönetmekle, insan sağlığı kurban edilmektedir'' dedi.

    Akcan, domuz gribi aşısının 6 ayda bir yenilenmesi gerektiğini belirterek, her yıl 35 milyon liralık aşının ithal edilebileceğini söyledi.

    MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy ise 2 yıl önce kene vakalarının gündemde olduğunu ve o dönemde de yolsuzluk olduğunu ileri sürdüklerini belirterek, ''Müfettişlerin hazırladığı haksız kazanç sağlandığına ilişkin raporlar kabul edilmedi. Bunların takipçisi olacağız. Başka firmalara haksız kazanç sağlamayın'' dedi. (A.A)

    Gazeteport

  2. #2
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755
    Kimseye zorla aşı yapmayacağız
    Domuz gribi aşısıyla ilgili tartışmalara sert tepki gösteren Sağlık Bakanı Akdağ: Kimseye zorla aşı yapacak halimiz yok. Bu gönüllü olacak



    Saağlık Bakanlığı’nın satın aldığı domuz giribi aşılarla ilgili tartışmalar sürüyor. Bakan Akdağ, bazı bilim adamlarının yan etkileri olduğunu iddia ettiği domuz gribi aşısında Türklerin kobay olarak kullanılacağı iddialarını “Bunlar bilime karşı yapılmış açıklamalar” diye nitelendirdi. Akdağ, “Normal grip aşısında da görülebileceği gibi, bir iki gün hafif ateş, hafif halsizlik görülme olasılığı dışında tehlikeli sayılabilecek bir yan tesiri yok. Milyonda bir görülebilecek bir nörolojik rahatsızlıktan söz ediliyor, ancak çok düşük bir olasılık” dedi. Bakan Akdağ, aşılamanın zorunlu olmadığını söyledi. “Kimseye zorla aşı yaptıracak halimiz yok. Bu gönüllü yapılacak” diyen Akdağ, “Ama biz sorumluluklarımız gereği hangi grupların aşı olması gerektiği konusunda halkı bilgilendireceğiz” dedi.



    Almanya’da politikacılara özel
    Bu arada, Der Spiegel dergisi Almanya’da 26 Ekim’de başlanacak aşılama çalışmalarında vatandaşlara ayrı, siyasetçi ve memurlara ayrı aşı kullanılacağını yazdı. Bild am Sonntag gazetesi de politikacılara Celvapan adlı domuz gribi aşısı siparişi verildiği belirtilerek, bu aşıların etkiyi güçlendiren bileşimi içermediği belirtildi. “Normal vatandaşlarda” ise çok fazla yan etkisi olduğu ve vücudun bağışıklık sistemini de etkileyerek aşırı reaksiyonlara sebep verdiği belirtilen, Pandemrix adlı aşının kullanılacağı ifade edildi.
    yeniçağ

    [BALON]ben gönüllü olmayacağım...[/BALON]

  3. #3
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755
    Turktime, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, “Domuz gribinden binlerce insan ölebilir” açıklamasıyla Türkiye’nin bir numaralı sorunu haline gelen domuz gribindeki inanılmaz skandallar zincirini hem görüntüledi, hem de belgeledi. Sağlık Bakanlığı Hıfzıssıhha Başkanlığı’nda başta domuz gribi ve AIDS gibi riskli numunelerin muhafaza edildiği biyo-güvenlik kabininin uygunluk belgesi yok. Bitmedi… Buz akülerde gelmesi gereken domuz gribi ve AIDS numuneleri kargoyla geliyor. Numuneler yerlerde… Türkiye’nin en riskli merkezinde, doktor ve ziyaretçilerin koruyucu maskeleri yok.

    BİYO-GÜVENLİK CİHAZI ARIZALI

    Sağlık Bakanlığı Hıfzıssıhha Merkezinde domuz gribi ve AIDS gibi hayati numunelerin korunduğu biyo-güvenlik kabini arızalı çıktı. Üstelik 08/09/2008 yılından bu yana. Bunun anlamı şu; bu riskli numunelerin virüsleri dışarıya sızmış olabileceği gibi, numunelerin kimyasal yapıları da çözülmüş olabilir. Bu durumda; kimin domuz gribi olup olmadığının sağlıklı olarak tespit edilebilmesi mümkün değil… Ve bu cihaz domuz gribi tetkiklerinin yapıldığı laboratuarın az ötesinde muhafaza ediliyor…

    DİĞER CİHAZLAR DA ARIZALI ÇIKTI, ÜSTELİK 6 GÜN ÖNCE!

    Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’nde numunelerin korunduğu cihazlarda 14/10/2009 tarihinde İstanbul Hıfzıssıhha yetkililerinin yaptığı incelemede bozuk çıktı. Uygunsuzluk tespit tutanağında, “Cihazların sıcaklık izlemeleri kontrol aralığına uygun yapılmıyor. (Örnek CKT 06/SHNKB buzdolabına ait 2-8 derece arasında değerlendirmesi yapılmamıştır. Birim amirince cihazın standardı sağlanmalıdır” ifadelerine yer verilmiş.

    DOMUZ GRİBİ NUMUNELERİ YERLERDE…

    Buz aküleri ile gelmesi gereken numuneler kargo ile geliyor. Ve numuneler yerlerde... Buz akülerinin bile ömrü 3 saatte biterken, 10 saatte gelen kargolardaki numunelerin kimyasal yapıları bozuluyor. Bozulan numunelerin hangisinin domuz gribi, hangisinin AIDS vakası olduğunun bilimsel olarak ortaya konması mümkün olmadığı gibi kargocular da ağır risk altındalar…

    SAĞLIK GÖREVLİLERİNDE KORUYUCU MASKE YOK

    Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’nde görev yapan sağlık personeli ve vatandaşların hiç birisinde koruyucu maske yok. Oysa domuz gribi aynı ortamda nefes yoluyla bile geçen bir hastalık...

    KAYNAK

  4. #4
    yeni üye khaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesaj
    57
    Rep Gücü
    3149
    aklıma 3. dünya ülkeleri geldi..nedense?
    3. dünya ülkeleri deneme tahtasıdır.

  5. #5
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755
    Alıntı khaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    aklıma 3. dünya ülkeleri geldi..nedense?
    3. dünya ülkeleri deneme tahtasıdır.
    Biz 3.dünya ülkesimiyizki,denek olacağız..

  6. #6
    yeni üye khaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesaj
    57
    Rep Gücü
    3149
    bilmem...
    bu sorunun muhatabı sağlık bakanlığı...
    ama ne soracak muhatab var nede cevap verecek bir bakan...

  7. #7
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755
    Alıntı khaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    bilmem...
    bu sorunun muhatabı sağlık bakanlığı...
    ama ne soracak muhatab var nede cevap verecek bir bakan...
    Bence mutattab aramayalım artık,kendi cevabımızı verecek akla sahibiz..

    biz 3 dünya ülkesi değiliz...

  8. #8
    yeni üye khaos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesaj
    57
    Rep Gücü
    3149
    muhakkak ki değildik...!

  9. #9
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755
    Alıntı khaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    muhakkak ki değildik...!
    Değiliz..ne oldu?hazmettire hazmettrie ''dik''ekinimi getirdiler...

  10. #10
    Süper Aktif Üye simqe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    3.362
    Rep Gücü
    67755
    Öyle bir açıklama geldi ki en yetkili ağızdan, paniğe kapılmamak mümkün değil. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, domuz gribi salgının Şubat ya da Mart ayında zirve yapmasını beklediklerini söyledi. Ve iki senaryo açıkladı. İyi senaryo da, kötü senaryo da ürkütücü... Kötüsünden başlayalım ki, iyisi biraz daha az ürkütücü olsun! İşte kötü senaryo: Eğer domuz gribi aşısı yapılmazsa 21 milyon kişi hastalanacak ve 5 bin 300 kişi hayatını kaybedecek. Gelelim iyi senaryoya; aşı yapılırsa 1 milyon 800 bin kişi hastalanacak, 400 kişi hayatını kaybedecek. Bu açıklamalar, halkta şok etkisi yaratmakla kalmadı, uzmanlar arasında da büyük tepkilere yol açtı. Sağlık eski Bakanı Rıfat Serdaroğlu, “Bakanın izlediği strateji doğru değil; Azrail’in Türkiye temsilcisi gibi konuşuyor. Bence bu açıklamanın ardında ekonomik kriz ve demokratik açılımla ilgili sıkıntıları perdelemek yatıyor” dedi. Bir diğer eski bakan Halil Şıvgın ise daha teknik bir mesele üzerine sorguladı bu açıklamayı; “Bu aşı ne kadar başarı sağlayacak?” diye... Bir tepki de yine eski bakanlardan Osman Durmuş’tan geldi: “Sağlık Bakanı’nın görevi, çıkacak muhtemel bir salgının reklamını yapmak değil, o salgını önlemektir. Merak ediyorum, dünyada Türkiye’den başka 40 milyon aşı siparişi veren bir ülke var mı?” Tepkiler böyle... Ve bu soruların hepsi de cevap bekleyen türden... Mesele sağlık; şakaya da, polemiğe de gelir yanı yok. İşte bu yüzden 30 yılını göğüs hastalıkları uzmanlığına adamış, 31 yaşında profesör unvanını hak etmiş Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta ile bu tartışmaları ele alalım istedik. Küçükusta’nın bir özelliği daha var, her zaman toplum sağlığını ilaç kartellerinin kâr hırsına karşı cesurca savunması... Biz sadece kitaplarının ismini söyleyelim, siz anlayın; ’Biri Bizi Hasta Ediyor’, ’Modern Zaman Hastalıkları’ ve pek yakında Hayykitap’tan çıkacak olan kitabı ’Adamın Biri Doktora Gitmiş Gidiş O Gidiş’... Sohbete başlar başlamaz, o nüktedan üslubuyla tavrını belli etti Küçükusta; “Bütün dünyada domuz gribi salgınında ve tedavisinde bir domuzluk olduğundan şüpheleniyorum!” Bu domuzluklar hakkındaki tüm doktorca tanılar ve bilimsel veriler söyleşimizde...

    Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, bir domuz gribi salgını olduğunu ama bu hastalığın iddia edildiği gibi çok öldürücü bir hastalık olmadığını söylüyor ve çok iddialı konuşuyor; “Aşıya gerek yok!” Peki neden? “Çünkü domuz gribinin öldürücülüğü binde 1’in çok altında, bugüne kadar dünyada bu hastalıktan ölenlerin sayısı 4 bin 500 civarında. Oysa olağan grip salgınlarından her yıl 250 bin ila 500 bin insan ölüyor. Türkiye’deki kurban sayısı ise yaklaşık 7 bin...” Prof. Küçükusta, bu bilgileri verdikten sonra soruyor; “Sağlık Bakanlığı’nın, domuz gribiyle uğraşacağına bildiğimiz gribe karşı önlem alması daha mantıklı olmaz mı?”

    * Hocam, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “Domuz gribinde iki senaryo var. Aşı yapılmaz ve tedbir alınmazsa 5 bin 300 kişi hayatını kaybeder. Aşı yapılır ve tedbir alınırsa 400 kişi hayatını kaybeder” diyor... Bu senaryolar hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Bu kadar panik yapılmasının sebebini anlamıyorum. Sağlık Bakanı’nın grip aşısı fabrikası olsa anlayacağım ama o da yok. Üstelik de kendisinin dürüstlüğünden hiçbir şekilde şüphe etmiyorum. Sağlık Bakanlığı’nda 50 senedir yapılamayan devrim niteliğinde şeyler yaptığını da söylüyorum. Ama domuz gribi aşısında tamamen karşısındayım.

    * Neden?

    Bir kere grip aşılarının etkinliği biraz da Nasrettin Hoca’nın göle maya çalmasına benziyor. Aşı ancak grip salgınına yol açan virüsle aşıdaki virüslerin uyumlu olması durumunda işe yarıyor. Aşının hiçbir şekilde garantisi yok. Bazen hiçbir işe de yaramayabiliyor. Ve Sağlık Bakanı’nın korkutucu, panik yaratıcı ifadeleri tıbbi olarak da son derecede sakıncalı. Çünkü bağışıklık sistemi insanların ruhsal durumu ile yakından ilgili. Streslerin, korkuların, endişelerin, acabaların vücudun direncini düşürdüğünü gösteren pek çok araştırma var. Vatandaş, Başbakan’dan alışık olduğu üzere ’Bu salgın bize dokunmaz, olsa olsa teğet geçer’ benzeri moral verici sözler beklerken Sağlık Bakanı’nın varsayımlara dayanan domuz gribi senaryoları moral bozmaktan başka hiçbir işe yaramıyor. Ben de hastalarıma daima “Prospektüsünde yazmıyor ama aşı yaptırırken mutlaka ’Ya tutarsa’ diye iyi dilekte bulunun, kalbinizi ferah tutun. Çünkü iyimser olmanın bağışıklığı kuvvetlendirdiğini gösteren araştırma sayısı, grip aşılarının etkin olduğunu gösteren araştırma sayısından çok daha fazla” tavsiyesinde bulunuyorum! Diyeceğim, bir virüsün kıtalar arasında yayılım göstermesi ve insandan insana bulaşması toplum sağlığı bakımından elbette çok önemli. Ancak, pandeminin insanlar arasında gereksiz bir panik yaratmasına fırsat verilmemesi gerekiyor.

    * O zaman hocam şu soruları yanıtlayabilir misiniz? Bu aşı gerçekten gerekli mi, etkili mi, yan etkileri var mı, herkes olmalı mı?

    Bir kere domuz gribinin bir pandemi yaptığı kesin, ama dünya çapında salgın demek insanların kitlesel şekilde ölmesi manasına gelmiyor. Önce bu salgın için iyimser olmamızı destekleyen pek çok sebep olduğunu görmemiz gerekiyor. Birincisi, milyonlarca insanın öleceği ileri sürülen salgının o kadar da ağır bir hastalık tablosuna yol açmadığı artık belli oldu. Virüs bulaşan insanların çoğu hastalığı tedavi görmeden ayakta atlatabiliyor. Yapılan araştırmalardan anlaşıldığına göre, domuz gribinin öldürücülüğü binde 1’in çok altında. Bugüne kadar tüm dünyada ölen insan sayısı 4 bin 500 civarında. Oysa olağan grip salgınlarında her sene 250 ila 500 bin arasında insanın öldüğünü biliyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’nün rakamı bu... Olağan grip, domuz giribine göre çok daha öldürücü. İşte esas altı çizilmesi gereken şey bu. Domuz gribinin çok bulaşıcı olduğu da doğru, buna kimse itiraz etmiyor. Ama önemli olan domuz gribinin olağan gripe kıyasla öldürücülüğünün çok daha az olması...

    Pandemilerin ağırlık olarak beş derecesi var. Domuz gribi pandemisi ölüme yol açma açısından en alt seviyede... Dolayısıyla eğer Sağlık Bakanlığı vatandaşları salgın bir hastalığa karşı korumak istiyorsa, bunu öncelikle olağan gribe karşı yapması daha doğru olmaz mı?

    * Ama önümüzdeki aylarda kitlesel ölümler beklendiği söyleniyor...

    ’Kitlesel ölümler olacak’ lafı tamamen senaryo. Tıpkı Hollywood film senaryoları gibi...

    * İyi de Sağlık Bakanı Akdağ, “Eğer aşı yapılmazsa nüfusun 3’te 1’i hastalanacak” diyor...

    Böyle olsa bile domuz gribinden ölenlerin sayısı hiçbir zaman olağan grip salgınındaki kadar çok olmayacak.

    * Peki bakanlık bunu göremiyor mu?

    Göremiyorlar herhalde. Her sene 250 ila 500 bin arasında insanı öldüren bir grip salgını hiç bu kadar gündeme gelmezken, öldürücülüğü son derece düşük olan bir hastalığın öne çıkarılması ve bunun insanlarda panik yaratacak sloganlarla duyrulması son derece yanlış, gereksiz...

    * Peki Türkiye’de olağan gripten kaç kişi ölüyor?

    Bizde güvenilir rakam yok. Ama Amerika’da her sene grip salgınından ölenlerin sayısı 36 bin. Amerika’nın nüfusu 300 milyon. Kabaca bizden 4 misli fazlalar. Demek ki bizde de 7 bin kişi kadar ölüyor. Ama bizde domuz gribinden ölen bile yok. Bu yüzden, Sağlık Bakanlığı’nın bu açıklamalarından sonra akla gelen pek çok soru var.

    * Mesela?

    Bir kere domuz gribi virüsünün tabii mutasyonla oluşmadığına ve laboratuar ortamında yaratıldığına dair kuşkular ve bunu destekleyen bulgular var. Yani domuz gribi virüsü, biyolojik silahlar gibi suni olarak üretilmiş ve topluma isteyerek ya da istem dışı bulaştırılmış olabilir. Ve bundan da birtakım ilaç ve aşı üreten firmalar çok ciddi kazançlar sağlayabilir. Mesela pandemi ilanından sonra aşı üreticisi firmalardan birinin borsadaki hisselerinde bir günde yüzde 3.6 gibi çok ciddi artışlar olması, insanın kafasını karıştırıyor.

    Bir başka önemli konu da bunun ilk domuz gribi paniği olmaması. 1976 yılında Amerika’da Fort Dix’te askerlerde görülen enfeksiyon bahane edilerek, milyonlarca insan domuz gribine karşı aşılanmış, ama daha sonra böyle bir salgının gerçek olmadığı ortaya çıkmıştı. Üstelik aşı yüzünden 30 kişi ölmüş ve yüzlercesi de ömür boyu felçli kalmıştı. Bu ölümlerin sebebi de Guillain-Barre Sendromu. Bu sendrom sinir sisteminde, kol ve bacaklarda ve solunum kaslarında felçlere ve ölümlere yol açabilen bir hastalık. O zaman aşının Guillain-Barre Sendromu’nu 8 misli artırdığı anlaşıldı. Ve aşı 10 haftalık uygulamadan sonra bu yüzden uygulanmaz oldu.

    Aşının yan etkileri olabilir

    * Ama aradan 33 yıl geçti. Aşı üretiminde hiç mi yol alınmadı?

    Gelişmeler var. Mesela canlı virüs aşıları var, antijenden aşılar var... Benim burada anlatmak istediğim şey başka. Domuz gribi 1976’da çok az sayıda askerde görüldü önce, ama ’Dünya çapında salgın olacak’ denilerek milyonlarca Amerikalı aşılandı. 10 hafta sonra ise aşının Guillain-Barre Sendromu’na yol açtığı anlaşıldı. Aşılanan 30 kişi öldü, yüzlerce insan da ömür boyu felçli kaldı. Bu tarihi bir gerçek.

    * Bir de deniyor ki, “Geçen ilkbaharda görülen birinci dalgaydı, asıl dalga kışın gelecek.” Bu bilgi neye dayanılarak veriliyor?

    1510 senesinden beri dünyada meydana gelen 14 pandemi, yani dünya çapında salgına yol açan hastalıklara ait veriler incelendi ve hiçbirinde baharda görülüp, sonra tekrar daha büyük şekilde ortaya çıkan bir salgın olmadığı ortaya kondu. Yani istatistikler bu görüşü de yalanlanıyor... Bir de şu var; 1918’deki İspanyol Gribi’nde 20 ila 40 milyon insan öldü diye biliniyor. Bu da bir H1N1 virüsüydü. Yani H1N1’in insan tipi de var, domuz tipi de... O insan tipiydi. Ölümün sebebi ise antibiyotik olmamasıydı. O zamanki ölümlerin birçoğunun grip sonrası zatürreden dolayı ortaya çıktığı, o zaman henüz antiboyitikler keşfedilmediği için ölü sayısının çok yüksek olduğu biliniyor. Yani aşı olmadığı için değil... Günümüzde çok etkili antibiyotikler var, böyle müthiş bir ölümle karşılaşmayız.

    İşin bir de dini yönü var...

    * Siz, Domuz Gribi’nin dini bir yönü olduğuna da dikkat çekmiştiniz...

    Evet. Domuz gribi virüsünün DNA yapısını inceleyen uzmanlar, salgına yol açan H1N1 virüsünün insan, domuz ve kuş gribi virüslerine ait genetik bir karışımdan oluştuğunu açıkladılar. Dolayısıyla hazırlanacak aşıda domuz gribi virüsüne ait genetik materyal de bulunacak. Aşı içinde domuz virüsü genlerinin bulunması Müslüman ve Museviler’in domuz gribi aşısı olmalarının caiz mi, haram mı olduğu sorularını da gündeme getiriyor. Salgına yol açan virüsün domuz gribi virüsü yerine, ısrarla Meksika virüsü, İnfluenza H1N1 virüsü, 2009 H1N1 virüsü gibi içinde domuz geçmeyen terimlerle isimlendirilmek istenmesi de aşının satışında dini faktörlerin etkisini ortadan kaldırmak için olabilir. Kim ne derse desin, dünyada bu domuz gribi salgınında ve tedavisinde bir domuzluk olduğundan ciddi şekilde şüpheleniyorum.

    Kimse çocuklarıma aşı yaptıramaz!

    * Bakan Akdağ diyor ki, ‘Ben çocuklarıma da domuz gribi aşısı yaptıracağım!’

    Ben de diyorum ki, ‘Aileme, çoluğuma çocuğuma ve bana kimse domuz gribi aşısı yaptıramaz.’ Çünkü hem grip aşılarının etkisi son derece tartışmalı hem de domuz gribi hastalığı öldürücü bir hastalık değil. Üstelik aşının etkinliği ve özellikle de yan etkileri konusunda çok ciddi şüpheler var. Yani domuz gribinden kurtulacağım derken işin ucunda aşıdan zarar görmek, hatta ölmek de var.

    * Hocam ben hâlâ ikna olmuş değilim. Öyleyse Bakan Akdağ niye çıkıp böyle panik yaratacak bir açıklama yapsın?

    Ben de aynı sizin gibi bu işin mantığını anlayamadım... Sanıyorum ki, Sağlık Bakanı danışmanlarının etkisiyle bu sözleri söylüyor. Mesela Kuş Gribi’nde çok iyi önlem aldılar. Hatta o zaman yazılar yazmıştım, ‘Türk’ün kuş gribiyle imtihanı başarıyla bitti’ diye... Ama domuz gribinde aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. (vatan)

1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon

Benzer Konular

  1. Venezuela Halkı Chavez'i Uğurladı
    SOSYALİST Tarafından Güncel Haber ve Manşetler Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 07-03-2013, 02:06 PM
  2. Denek İstismarı
    SEBLA Tarafından Bilim ve Astronomi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-12-2011, 10:47 AM
  3. Gürcüstan ve gürcü halkı
    mopsy Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-08-2011, 01:30 AM
  4. Türk halkı interneti ne amaçla kullanıyor?
    YukseLL Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 12-02-2011, 10:21 PM
  5. Halkı Yönetmek
    Go[rk]eM Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-03-2008, 10:29 PM
Yukarı Çık