Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3

Dejavu

Sağlık ve Hastalıklar Kategorisi Sağlık Bilgileri Forumunda Dejavu Konusununun içerigi kısaca ->> Yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamış veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusu ''dejavu''nün, beynin bellek bölgesiyle ilgili ...

  1. #1
    SMN
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye SMN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Nerden
    Sinop
    Mesaj
    918
    Blog Mesajları
    21
    Rep Gücü
    162

    Dejavu

    Yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamış veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusu ''dejavu''nün, beynin bellek bölgesiyle ilgili olduğu ortaya çıktı.

    İnsanların yaşamadıkları, hayali olayları nasıl yaşamış gibi hissettiklerini bulmak için nörologlar, sağlıklı gönüllülerin beyinlerinin MR'larını çekti. MR sırasında, araştırmaya katılanların, çok emin olarak hatırladıkları konularda beynin yan altında bulunan, bir olayın çok belirgin ve somut birçok ayrıntısını hafızalayan lobdaki beyin faaliyetinde artış olduğu belirlendi.

    Katılımcıların emin olduklarını söyledikleri, ancak hayali olduğu belirlenen olayları düşündükleri sırada, beynin üst bölgesinde bulunan ve ayrıntısız biçimde olayların yalnızca anafikrini belleğe alan bölgenin daha etkin olduğu gözlendi. Öncelikle bu bölümdeki anılarını düşünen kişilerin yanlızca kimi olayların genel hatlarını hatırlayabildikleri ve yanılabilecekleri ortaya çıktı.

    Duke Üniversitesi'nden nörolog Dr. Roberto Cabeza, insan belleğinin bilgisayarınkine benzemediğini belirterek, insanların sık sık, yaşanmamış olsa bile kimi olayları geçmişte yaşadıklarını sanabildiklerini söyledi. Cabeza, bu araştırmanın Alzheimer hastalığının erken tanısında yararlı olabileceğini bildirdi.

    Daha önceki araştırmalar, yaşlanıldığında beynin genellikle kesin olayları hatırlama özelliğini genel izlenimleri hatırlamaktan daha hızlı yitirdiğini göstermişti. Araştırma, Journal of Neurosciences adlı dergide yayımlandı.

    AA

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555

    Cevap: Dejavu

    Sizde sık sık ben bu anı daha önce yaşamıştım hissine kapılıyor musunuz? Uzmanlara göre, insanların yüzde 50’sinden fazlası, hayatları boyunca en az bir kez Deja-vu anını yaşamış. Peki Deja- vu nedir? Bir halüsinasyon mu? Yoksa bir hastalık mıdır? Uzmanlar Dejavu’nun peşine düştü; bu bilinmeyenin sırrını çözmeye çalışıyorlar! İşte Deja- vu ile ilgili yapılan çalışmalarda gelinen son nokta;

    Diyelim ki daha önce hiç gitmediğiniz, küçük kentin kalabalık ana caddesinde arabanızla ilerliyorsunuz. Aniden sol tarafınızda beliriveren yaşlı bir kadının karşıdan karşıya geçmek için kırmızı ışığın yanmasını beklediğini gördünüz. İçinizi bu kente daha önce geldiğiniz hisi kaplıyor. Bir arabadaydınız, aynı kavşakta bulunuyordunuz ve aynı yaşlı kadın kaldırımdan iniyordu. Ancak kadın arabanızın ön tamponuna kadargeldiği anda , hatırladıklarınızla o onda yaşadıklarınızın uyuşmadığını fark ediyorsunuz. Tanıdıklık, önceden yaşanmışlık hissi bir anda yok oluyor…
    Çeşitli araştırmaların ortaya koyduğuna göre , insanların yüzde 50 ’sinden fazlası, hayatları boyunca en az bir kez böyle bir deja-vu anını yaşamış. İçinizde uyanan belli belirsiz bir his o anı her ayrıntısyla yaşadığınızı söylüyor ama kimse tam oarak hangisinin daha önce olduğunu bilmiyor. Önceden yaşanmazlık hissi genelde bir kaç saniye sürüyor. Yaşlılara oranla gençle ve genç yetişkinler daha sık bu rüyamsı hayata düşselerde, her yaştan insan deja-vu yaşıyor. deja-vu özellikle stress nedeniyl eçok bitkin ya da aşırı uyarılm ahallerinde görülüyor. Buna karşıklık çok az insanda da rastlansa, bunun tersi de yeşenabiliyor. ‘Jamais-vu ‘( jemavü okunuyor. Bu durumdaki kişiler tanıdıkları, bildiklerindeki bir yere gittiklerinde ya da tanıdık birisi ile karşılaştıklarında o yeri ya da o kişiyi hiç görmediklerini söylüyorlar. Deja- vu Fransızca’da ‘daha önce görüldü’ anlamını taşıyor.

    İlk kez 1876′de Fransız Fizikçi Emile Boiraç tarafından kullanılmış. 20.yy boyunca psikiyatırlar, DEJA-vu yu Freud’çu açıklamlarla bastırılmış duyguların geri çağrılmaya çalışılması olarak anlamlandırdırlar. Bu ‘Paramnezi’ teorisine (ÇARPIK ANIMSAMA) o an yaşana olay, bir bunalımla ilintilidir. Ve biliçaltına atıldığından artık belleğimizde ulaşılamz durumdadır. Bu nedenle, benzer olay bir hatırlama yaratmasa da anlaşılması zor bir tanıdıklık hissiyle egoya esas olayı hatırlatır..DEjavu yaşayan bi rçok insan, bunun öistik bir güç ya da geçmiş yaşamlar reenkarsayon sonucu orataya çıktığı kanısını taşıyor. Böyle düşünmelerinin endenine gelince insanlar; olayın hemen önce ve hemen sonrasında zihin ve algılamalarının açık olduğunu, buna göre de durumun tek açıklamsının paranormal - telepatik- mistik bir güç olabileceğini söylüyorlar. Bu çıkarımla tatmin olmayan bilim inasanları, uzun zamandır DEJA-VU’nun ardınd ayatan fiziksel nedenleri araştırıyorlar. Ancak sis perdesi henüz aralanmış bile değil.

    Çünkü Deja-vu’nun gerçekleşmeden önce herhangi bir belirtesi yok. Bu durumda da araştırmacılar deneklerin hatıralarına ya da belleklerine dayanmak zorundalar. Ne varki durum o kadarda ümitsiz değil. Çünkü bilim insanlarının elinde De-javu’nun tanımını ve çıkış nedenlerini belirleyebilecek yeteri kadar veri bulunuyor.

    Halüsinasyon değil?

    İlk önce dejavu’yu diğer alışılagelmişin dışındaki algısal deneyimlerden ayırt etmek gerekiyor. Örneğin bu durum bir halüsünisyon değil …Halüsinasyon ruhsal hastalıkların ya da LSD gibi uyuşturucu maddelerin etkisiyle beyin içi dengesizliklerin tetiklediği, ileri düzeyde görsel , işitsel ya da diğer duyuların aşırı hassasiyeti ile ortaya çıkıyor.

    ‘Şakak lobu epilepsisi’ hastalarında da deja vu benzeri belirtiler görülüyor. Örneğin genç bir erkek Japon hast asürekli olarak hayatının ve evliliğinin bir çok yılını yeniden yaşadığından yakınıyordu. Bu kısır döngüden kurtulmak içinde umutsuzca intihar girişimind ebukunuyordu. Ancak genç JAapon’un durmunu DEJAVU’den belirgin vir şekilde ayıran bir yön var. Şaşak lobu epilepsisi hastaları da yaşadıklarının tıpatıp geçmişteki il eaynı olduğuna inanıyorlar .Oysa ki Dejavu yaşayan biri daha o sırda hemen bunun bir yanılsama ve mantıksızlık olduğunu fark ediyor. Almanya’da Martin Luther Üniversitesi’nde okuyan 220den fazla öğreci üzerinde yapılan bir araştırmada DEjavu’yu yaşadığını söyleyen deneklerden yüzde 80′i bunun geçmişte yaşadıkları bir olaya benzediğini söyledi.

    Bu çalışmanın ışığında bilişsel psikologlar belirtisiz, bildirimsiz , anılardan sorunlu olan bir başka bilinç dışı sürece yöneldiler. Onlara göre bunlar uzun zamandır unutulan bilinçli olarak geri çağrılamayan ama henüz sinir ağından silinemeyen yaşanmışlıklardır.

    1989 yılında bugün Washington Üniversitesi’nd egörevli psikolog Larry Jakobi önderliğinde bir deney yapıldı. deneklerin toplandığı sınıfın duvarına onların bilinçli olarak algıyamayacakları kadar kısa bir süre tek bir kelime yansıtıldı. Doğru dürüst algılanamayan bu görüntü beynin görsel merkezlerinde bir yerlerde kaydediliyor. Psikolog Jakobi daha sonra kelimeyi uzun süre duvar yansıttığında denekler bunu daha önce gördüklerini iddia ettiler.

    Bilinçaltında algılana uyarıcının bilinç dışı işlenişi daha sonra benzer uyarıcının çok daha yüksek bir hızda işlenmiş gibi algılanmasına yol açıyor. İşemeye hazırlama olarak tanımlanan bu olgu bilim insanlarınca o tarihten beri ciddi biçimde inceleniyor. İşlemeye hazırlama ve diğer dikkat nitelikleri Deja vu içeren durumlarla oldukça uyuşuyor.

    1900′li yıllarında başında Hollan’da psikolojinin kurucus Gerhard Heyman 42 öğreciyi 6 ay boyunca izledi. Bu öğrencilerden Dejavu yaşadıktan hemen sonra kısa bir anket doldurmaları istendi. Heyman ‘ın belirlediğine göre ruh durumu değişken olan ya da apati (kayıtsızlık) dönemi yaşayanarla düzensiz çalışma alışkanlıkları oan öğrenciler daha sık deja vu yaşıyordu. Diğer araştırmacılara göre ise bu öğrenciler çok yorgun ve aşırı stresli oldukları dönemlerde Dejavu yaşamaya daha yatkınlardı .

    Bilim insanları Dejavu’nun nörolojik kökenini çözebilseler onu tetikleyenen ne olduğunu da ortaya çıkarabilirler. Ama bugün için sinirsel bağlantıların yalnızca bir bölümine ulaşılmış bulunuluyor. Bu ara uzun süre gecikmeli sinirsel aktarımın sorumlusunun DEJAVU olduğu varsayılıyor. Algılama sürecinde bilgi parçacıkları farklı sinirsel yolları izleyerek beynin işlem merkezlerine ulaşıyor. Ve beyin bunları biraraya getirerek anlamlı bir bütün oluşturmaya çalışıyor,İşte bu süreçte aktarımın herhangi bir aşamsındaki gecikmenin karışıklığa ve dejavu oluşumuna yol açacağı düşünülüyor.

    1963 yılında Efron araştırmalarının sonunda beynin sol yarımküresindeki şaşak lobunun gelen verileri bire bir düzenlemekten sorumlu olduğunu ortaya koydu. Anı zamanda bu yerin görsel yollardan saliseler içinde iki kere mesaj aldığını (birini doğrudan diğerini normal dolaylı yollar aracılığıyla sağ yarımkürden aldığı sanılıyordu) buldu. Eğer herhangi bir neden ötürü dolaylı aktarımd abir gecşkme olursa sol şaşak lobu ikinci mesajda bir zmanla hatası kaydediyor. Ve görsel sahneyi sanki daha önce yaşanmış gibi yorumluyor.

    Hatıraları olmayan bellek

    Yapay olarak sağlanan bu dejavuların gerçekte yaşanan ile benzerliği tartııla dursun yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlar öenmli bilgiler sağlıyor. Nörologlar orta şakak lobunun bildirimsel be bilinçli belleğimizde doğrudan rol oynadığını kanıtlamış durumda . Algısal olayların sanki gerçek olaylarmış gibi kaydedilmesini sonrasında da sanki gerçektenyaşanmışlar gibi gözlerimizn önünden bir film şeridi gibi geçmesini sağlayan hipokankus beynin orta şakak lobund ayer alıyor. Ayrıca orta şakak lobunda parahipokampalgirus, rinalkorteks ve Amigdal’da bellek konusunda önemli bir role sahip. 1997 yılında Stanfoord Üniversitesi’nden meslaktaşlarının yürüttüğü bir çalışma hipokankus’un bilinçli hatırlamayı sağladığını parahipokampalgirus’un ise bellekten herhangi bi rolayı geri çağırmaksızın tanidik uyarıcı il eyabancı uyarıcıyı birbirinden ayırdığını gösteriyor.

    Beynin bir çok bölgesi dejavu üretiminde etkiliolabilir. Bireye kendinden ve çevresindne yabancılaştığını , zaman duygsunu kaybettiğini hissettiren bu duygu tarafındna tetiklenen dejavu çok karmaşık bir sürecin işlemekte olduğunu ortaya koyuyor. Nörologlar bu küçük yanılsamların zihin işlyeişine ilişkin önemli bir içgörü sağladığını düşünüyorlar. Dejavu’nun olgusu konusunda gelecekte yapılacak çalışmaların yalnızca belleğimizi nasıl yanılttığımızı değil aynı zamanda beynimizin hangi yolla turtarlı bi rgerçeklik hissi yarattığını da yardımcı olmadığı bekleniyor.

    kaynak

    --------Yeni Postalandı 02:05 AM ---------- Önce gonderilen mesaj at 02:02 AM ----------

    Dejavu

    Dejavu, halihazırda yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık veya görülen bir yeri daha önceden görmüş olma duygusudur. Fransızca; déjà (daha önceden) ve voir (görmek) fiilinin geçmiş zamanda çekimi olan vu nun birleşiminden türemiştir.

    Beynin, yorgunluk veya başka sebeplerden dolayı bir görüntü, ses, vb. herhangi bir girdiyi, giriş anı sırasında algılayamamasından kaynaklanabilir. Beyin bu girdiyi algıladığında kişi bu olayı daha önce yaşadığı hissine kapılabilir.


    Ayrıca, beynin sağ lobu ile sol lobunun milisaniyeden daha küçük bir zaman farkı ile çalışmasından da kaynaklanabilir. Bir taraf diğer taraftan önce algıladığı için, geç algılayan taraf bu olayın daha önce yaşanmış olduğu yanılsamasına kapılır. Bu durum sinir aksonlarındaki küçük bir sapmadan kaynaklanır.


    Dejavunun zıttı jamais-vu dur. Bu durumda insanlar tanıdığı bir çevrede yabancılık çekebilirler. Dejavu ya benzer sebeplerle ortaya çıkar.


    Araştırmalara göre insanların %50 den fazlası hayatlarında en az bir kere dejavu durumunu yaşamıştır.


    İnsanların çoğu bir süre sonra, en son ne zaman dejavu yaşadığını unutur.


    kaynak

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555

    Deja Vu Nasıl Oluşur?

    Deja Vu, Fransızca bir kelimedir ve anlamı “Zaten görülmüş olan” demektir. Deja Vu yaşayanlar bu deneyimi daha önceden yaşamadıkları bir olayı sanki daha önce yaşamış kadar yüksek oranda bir benzerlik hissi içinde deneyimlemek şeklinde tanımlamaktadır. Ayrıca bu deneyime “gariplik” “bir şeylerin ters gitmesi” gibi duygular da eşlik edebilir. Genellikle yaşanan şey muazzam derecede tanıdık gelen ama yine de yeni bir olay şeklinde olurken, bazı deneyimlerde yaşananlar geçmişte yaşanmış bir olaymış gibi de algılanabilir.

    Araştırmalar insanların %70’inin bu deneyimi hayatlarında en azından bir kez yaşadığını göstermektedir. Yani bu yazıyı okuyanların çoğunluğu bu deneyimi şahsen yaşadı.

    Deja Vu’nın kökeni çok eskilere dayansa da, konuyla ilgili bilimsel araştırmalar 20 yüzyılda başlamıştır. Her ne kadar bu olayın temeli tam olarak bilinmese de, bilimsel yaklaşım bu deneyimin doğa üstü bir olay olmadığını, hafıza ile ilgili yaşanan bir anomali sonucu deneyimlenen olayın daha önceden yaşanmış gibi algılanmasından ibaret olduğu yönündedir.

    Her ne kadar Deja Vu olayları önceden görebilmek veya 6.his gibi psişik yaklaşımlara, önceki hayata ait hafızanın canlanması gibi daha da gerçek üstü yaklaşımlara konu olsa da, bilimsel yaklaşıma göre Deja Vu beynin hafıza merkezi ile alakalı bir hatadır. İncelenen örneklerde yaşanan olay daha önceden yaşanmışlık hissini verse de, hiçbir örnekte daha önce yaşanan olayın nerede, nasıl, ne zaman yaşandığına dair bilgiler bulunmamaktadır. Bu durumun muhtemel nedeni beyindeki kısa-zamanlı hafıza (şu ana ait bilgileri kaydeden) ve uzun-zamanlı hafıza (geçmişe ait bilgileri kaydeden) merkezlerinin farklı olmasıdır. Bir anomali sonucu beynin bilinçli kısmındaki kısa-zamanlı hafıza merkezi daha bilgiyi alıp işleyemeden aynı bilgi uzun-zamanlı hafıza kısmında işlenirse aradaki fark beynin anlık olayları işlemesinde bir hata yapmasına ve o an yaşanan olayın daha önceden yaşanmış gibi algılanmasına neden oluyor olabilir.

    Ayrıca bilim, Deja Vu deneyiminin bilinen hastalıklarla ilişkisini de incelemiştir. Şizofreni, kişilik bozuklukları, anksiyete gibi nörolojik bozukluklarla ilişkili olabileceği düşünülen bu deneyim, bu bahsedilen hastalıklarla bir bağlantı göstermemiştir. En büyük yakınlık temporal lob epilepsisi ile olmuştur. Araştırmalar göstermiştir ki, temporal lob krizleri gelmeden hemen önce Deja Vu yaşanabilmektedir. Bu yakınlık, nörolojik düzeyde anomoli yaratacak elektrik akımlarının Deja Vu'ya neden olduğu sonucunu güçlendirmektedir.

    Farmakolojik araştırmalar dopaminergic etkilerin Deja Vu görülme ihtimalini artırdığını göstermiştir. Amantadine ve phenylpropanolamine içerikli gribin semptomatik tedavisinde kullanılan bazı ilaçların karıştırılması sonucunda Deja Vu deneyimini belirgin şekilde arttırdığı rastlantı eseri tespit edilmiştir.

    kaynak

Yukarı Çık