SAGLIK Madde Bağımlılığı
Çocuğunuz bir bağımlı mı? Nasıl anlarsınız?Türkiye`de gençlerde madde bağımlılığı her geçen gün artıyor. Kullanım yaşı da gittikçe düşüyor.


Uzmanlar zaman geçirilmeden önlemlerin alınması yönünde anne-babaları uyarıyor.Anne-babaların çocuklarına sevgiyle yaklaşmaları, onları dinlemeleri ve onlarla ilgilenmeleri halinde çocuklarının madde bağımlısı olmaları engellenebilir.

Madde bağımlılığına işaret eden davranış biçimleri nelerdir?


Bir çocuk çok iyi bir öğrenciyken veya bir çocuk çok iyi bir çırak iken, dersler kötüleşmişse veya işinde performans düşmüşse, hiç adeti yokken işe gitmiyor, okulu kırıyorsa neden? diye anne-baba sormalı.

Çocuğun harçlık talebi birden bire çok fazla artmış ise bazen de çocuk evden veya işyerinden birşeyler çalmaya başlamışsa (para veya eşya gibi)

Çocuk arkadaş grubunu birden bire değiştirmişse hele hele yeni arkadaş grubunda madde kullanan biri varsa o zaman çok dikkatli olmamız lazım.

Çocuğun davranışlarında ve konuşmasında değişiklikler varsa, örneğin daha önce hiç kullanmadığı kelimeleri (zula, ispiyon, sinyal çekmek gibi) madde alt kültürüne ait kelimeleri kullanmaya başlamışsa, bu çocuğun madde kullananlarla birlikte olmaya başladığını anlamamız gerekiyor.

Çocuk annesinin babasının yanında kollarını hiç açmıyorsa, soyunmuyorsa, iki de bir karnım ağrıyor diye ilaç istiyorsa, ya da bazen çok neşeli, bazen çok öfkeli, bazen çok canlı bazen de çok durgun ise bunlar hep madde bağımlılığına işaret eden davranış biçimleridir.

Anne babalar bunlara daha çok dikkat etsinler. Çocuklarının nereye gittiğini, nerede vakit geçirdiğini çok iyi izlesinler. Çocuklarının zevkleriyle ilgilensinler. Eskiden çalışmaktan zevk alırken şimdi almıyorsa, eskiden müzik dinlerken şimdi başka tür müzikten hoşlanmaya başlamışsa, eskiden bazı arkadaşlarıyla belli kafelere giderken şimdi hızlı dansların yapıldığı yerlere gitmeye başka ortamlara girmeye başlamışsa, anne-babalar çocuklarına hemen `nedir senin derdin` diyerek değil de, `çocuğun bir problemi var mı?` diye araştırmalılar. Çocuğa sevgiyle yaklaşıp, sorunlarını dinlemeye çalışsınlar. Ama olmuyorsa o zaman profesyonel yardım alsınlar.

Alkol ve Madde Bağımlılığının Yaygınlığı
EPIDEMIYOLOJI
Bir toplumda psikoaktif madde kötüye kullanımı buz dağına benzer. Polisin yaptığı tutuklamalar, tıbbi problemler, madde bağımlılığı tedavisi yapan programlara başvuru ve taramalara yansıyanlar problemin yüzeyde görünür kısmıdır. Bu belirteçler altta yatan problemin ancak bir kısmına ulaşabilir.İş kaybetme riski, fazla madde kullanımının getirdiği sosyal etiket ve problemi inkar etmeye yol açan diğer faktörler veri toplamayı daha da güçleştirir.

Madde bağımlılığı alanında epidemiolojik veri elde etmeyi güçleştiren başka bir faktör de bağımlılık, kötüye kullanım, zararlı kullanım gibi tanıların tanımlanmasındaki güçlüktür. Kimine göre yasadışı herhangi bir maddenin kullanımı bağımlılık anl***** gelirken kimileri bağımlılık deyince fiziksel bağımlılığı anlar. Sosyal içiciliğin norm olduğu bir ülkedeki psikiyatrist alkol kötüye kullanımını, alkolün yasak olduğu bir ülkedeki psikiyatristten farklı tanımlayabilir. Yasal düzenlemelerin zaman ve toplumlara göre değişebildiği de hesaba katılarak tıbbi tanımlamalarda maddenin bu yönü tanı içine alınmamıştır.

Tip camiası dahil olmak üzere çogu kişinin kafasındaki bağımlı imajı, maddeyi kullanmayınca (örneğin alkol içmeyince ya da eroin kullanmayınca) ciddi tıbbi krize giren, is ve gücünü tamamen yapamaz hale gelmiş kişilerdir. Oysa yoksunluk krizlerine hiç girmeyen ya da çok az olan, iş ve güçlerini bir ölçüye kadar sürdürebildikleri halde hayatları bu tanıyı tıbbi olarak alacak kadar etkilenmiş kişiler hiç de az değildir.

Madde bagimliliginin sıklığı hakkında veri toplamaktaki engeller kızamık ya da kolera ile ilgili veri toplamaktan oldukça farklıdır. Çünkü kızamık ve kolera vakaları kolaylıkla sayılabilir ve kültürel, dinsel faktörlerle ilgisi yoktur. Madde bagimliligi problemlerinin değerlendirilmesi genellikle ikincil veri kaynakları (tutuklama, ölüm istatistikleri gibi) sayesinde mümkün olur. Bu ikincil kaynakların algılanış ve değerlendiriliş sekli oldukça öznellik gösterir. Bölgeleri ya da ülkeleri karsılaştırırken veri toplamadaki bu tip faktörler göz önüne alınmalıdır.

Madde bagimliligi ve kötüye kullanımı dinamik fenomenlerdir ve kısa zaman içinde birbirlerine değişebilirler. Geniş ve pahalı çalışmalar bu değişimleri izlemekte yetersiz kalır. Bu nedenle daha az masraflı, ince tanısal ayırımların üzerinde durmak yerine kesin bilgi veren çalışmaların belli aralıklarla yapılması toplumdaki eğilimleri ve madde kullanımındaki değişimleri izlemek açısından yararlıdır.

Bütün zorluklarına rağmen, bu alandaki epidemiolojik çalışmalar madde kullanımı sıklığını azaltmak için yapılacak bütün girişimlerin birinci lazımıdır. Öncelikle madde bagimliligini bölge ya da ülke hangi çapta olursa olsun kontrol altına almak için problemin boyutları ve doğası bilinmelidir. Hedeflenecek yüksek risk taşıyan grupların, coğrafik bölgelerin hatta seçilecek tedavi yönteminin kararlaştırılabilmesi epidemiolojik çalışmalarla mümkündür. Ayrıca tekrarlayan epidemiolojik çalışmaların sürdürülmesi madde bagimliligi istatistiklerindeki değişimlerin izlenmesi yönünden önemlidir. Bu sayede tedavi yaklaşımlarının ve ayrıca halkın eğitimi ve yasal düzenlemelerin gerekli biçimde gözden geçirilmesi mümkün olur.