kazif :


islâm hukuku'nda namuslu kadınlara zina isnadında bulunma suçudur.

Kazif (kadını zina yapmakla suçlamak, iffetine dil uzatmak) suçu ile ilgili âyetler (Nur: 24/4) gelince birçok kimsenin zihninde sorular oluşmuş, bunu gelip Hz. Peygamber'e (s.a.) açmışlardır. Bu cümleden olarak Sa'd b. Ubâde "Yâ Resûlellah, karımla bir erkeği yakaladığım zaman dört şahit bulacağım diye onları bırakır mıyım? Vallahi sorgusuz süalsiz kafasını uçururum!" demiş ve şu cevabı almıştır: "Sa'd'in kıskançlığı ve namusuna düşkünlüğü sizi şaşırtmasın, ben ondan daha kıskancım, Allah da benden daha kıskançtır." (Buhârî, Nikah, 107; Hudûd, 40). Hilal b. Ümeyye Peygamberimiz'e gelerek Şerîk isimli birisi ile karsının zina ettiğini iddia etmiş, o da dört şahit getirmezse kendisine iftira cezası vereceğini bildirmişti. Hilal, "Ey Allah'ın elçisi, bir kimse karısının üzerinde bir erkek görürse şahit arar m?" diye savunma yapmış ise de Peygamberimiz "Ya dört şahit veya sırtına sopa" diyerek ısrar etmişti. Hilal doğru söylediğini ifade ederek işi Allah'a bıraktı, O'nun vahyile durumu aydınlatacağı ümidini dile getirdi, arkasından da "mülâ'ane: lanetleşme" ismi verilen âyetler geldi (Ebû Dâvûd, Talâk/li'ân, 27) Bu hadislerin açık ifade ve hükmü şudur: Hiçbir kimse kendini hakim yerine koyarak bir başkasını muhakeme edemez, hakkında hüküm veremez ve hükmü infaz edemez. Karısını zina halinde yakalayan bir koca bile bunu ya dört uygun şahitle ispat edecek veya iddiasının iftira olduğuna hükmedilerek bunun cezasını çekecektir. Ayrıca mülâane (hakim huzurunda karşılıklı olarak, yalan söyleyenin lanetlenmesini dilemek ve sonunda ayrılmak) talebinde bulunabilir. Bunları yapmaz da kadını öldürür veya yaralarsa bu suçların cezasını çeker.
kaynak