Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555

    Exclamation Yazım (imla) kuralları

    YAZIM (İMLA) KURALLARI


    1) “ki” bağlacının ve “-ki” ekinin yazımı:

    Türkçede üç çeşit “ki” vardır:Bağlaç olan“ki”,sıfat yapan “–ki” ve zamir olan(ilgi zamiri) “–ki” dir.Bağlaç olan “ki” daima ayrı yazılır.Sıfat yapan “–ki” ve zamir olan “-ki” eklendiği sözcüğe bitişik yazılır.

    Dilimizdeki bu üç farklı “-ki”yi birbiriyle karıştırmamak için şu pratik yöntemleri uygulayın.

    *Cümle içerisinde –ki’den sonra –ler çokluk ekini getirebiliyorsanız o –ki zamir olan –ki’dir.

    Ayrıca zamir olan –ki’nin bir ismin yerini tuttuğunu ve genellikle zamirlerin üzerine geldiğini de unutmayın.

    ---Arabam bozuldu , seninki(ler)ni kullanabilir miyim?

    ---Onunki(ler) seninki(ler)den daha iyi olmuş.

    Görüldüğü gibi cümle içerisinde –ki zamirinden sonra –ler ekini getirdiğimizde cümlenin yapısında herhangi bir bozukluk meydana gelmiyor.Öyleyse bu –ki’ler ilgi zamiridir.



    *Sıfat yapan –ki de sıfat tamlaması kurar. Sıfat yapan –ki her zaman bitişik yazılır.Pratik olarak önündeki isme “hangi” sorusunu yönelterek bulur ve diğer –ki’lerden ayırt ederiz.

    ---Sokaktaki çocuklara sahip çıkmamız gerekiyor.(Hangi çocuklar?)

    ---Sınıftaki öğrenciler dışarı çıksın.(Hangi öğrenciler?)

    Görüldüğü gibi sıfat yapan –ki’yi alan sözcüğün hemen önündeki isme hangi sorusunu yöneltebiliyoruz.Öyleyse bu –ki sıfat yapan –ki’dir ve eklendiği sıfata daima bitişik yazılır.



    *Bağlaç olan “ki” ise daima ayrı yazılır.Diğer “ki” ekleriyle karıştırmamak için cümleden çıkartırız, cümlenin yapısında ciddi bir bozukluk olmuyorsa o “ki” bağlaç olan “ki”dir. Ayrıca bağlaç olan ki’nin daha vurgulu söylendiğini de göz önünde bulundurmak gerekir.

    *Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini.(Duydum unutmuşsun gözlerimin rengini)

    *Sen ki dünyalara değersin.(Sen dünyalara değersin.)

    *Şimdi anlıyorum ki o yaptıklarım bir hataydı.(Şimdi anlıyorum o yaptıklarım bir hataydı)

    Görüldüğü gibi bağlaç olan –ki cümleden çıkartıldığında cümlenin anlamında bir daralma olsa da yapısında ciddi bir bozukluk olmuyor, öyleyse bu –ki’ler bağlaçtır ve daima ayrı yazılır.



    NOT:

    Mademki,halbuki,oysaki,çünkü,sanki… sözcüklerindeki ‘ki’ ler bağlaç olmasına rağmen kalıplaştığı için bitişik yazılır.



    2) “de” bağlacının ve “de” bulunma durum ekinin yazımı:



    “de” “da” bağlacı da tıpkı “ki” bağlacı gibi ayrı bir sözcük olduğu için daima ayrı yazılır.Bulunma durum eki olan “-de,-da, -de,-ta” ise eklendiği sözcüğe bitişik yazılır. “de,da” bağlacıyla “-de,-da,-te,-ta” ekleri birbiriyle karıştırılmamalıdır.Pratik olarak birbirinden şu şekilde ayırt ederiz: Cümle içerisinde cümleden “de”yi çıkartırız,eğer cümlenin yapısında bir bozukluk olmuyorsa o “de” bağlaçtır.Cümlenin yapısı bozuluyorsa o “de” bulunma durum ekidir.

    *Kitap da alacağım.(Kitap alacağım)

    *Sen de onun gibisin.(Sen onun gibisin)

    Görüldüğü gibi bağlaç olan “de ,da” cümleden çıkartıldığında cümlenin yapısında bir bozukluk olmuyor.Şimdi de aşağıdaki örnekleri inceleyelim:

    *Sende bir şeylerim kaldı.(Sen bir şeylerim kaldı)

    *Onu otobüste gördüm.(Onu otobüs gördüm)

    Görüldüğü gibi bulunma durum eki cümleden çıkartıldığında cümlenin yapısı bozuluyor.

    Önemli uyarı: Bağlaç olan “de,da”nın kesinlikle “te,ta” biçimi yoktur.

    *Sana kazak ta alacağım.(yanlış)

    *Sana kazak da alacağım.(doğru)

    Ayrıca bağlaç olan “de,da” bir özel isimden sonra gelirse kesme işaretiyle ayrılmaz.

    *Bize Ahmet’de gelecek.(yanlış)

    *Bize Ahmet de gelecek.(doğru)



    3. “mi” soru edatının yazımı:



    “mı,mi,mu,mü” soru edatı eklendiği sözcükten her zaman ayrı yazılır,kendinden sonra gelen ekler soru edatına bitişik yazılır:



    *Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun?

    *Bize gelecek misiniz?

    *Sen miydin dün rüyalarıma giren?

    Soru edatı olan “mı mi mu mü” ile fiilden fiil yapan olumsuzluk eki olan –ma,-me’nin darlaşmış biçimi birbiriyle karıştırılmamalıdır:

    *Niçin beni dinle miyorsun?

    Yukarıdaki cümlede ‘mi’ ayrı yazılmamalıdır;çünkü buradaki mi soru eki değil, –ma,-me olumsuzluk ekinin darlaşmış biçimidir.Cümleden mi’yi çıkartıp cümleyi tekrar okuduğumuzda cümledeki soru anlamının kaybolmadığını sadece olumsuzluğun kaybolduğunu görürüz.Cümleye soru anlamını katan mi değil, ‘niçin’ sözcüğüdür.

    Soru edatı olan “mı,mi,mu,mü” cümleye soru anlamından başka anlamlar da katabilir.

    *Sana güzel mi güzel bir elbise aldım.(pekiştirme göreviyle kullanılmış)

    *Bu testi de çözdün mü konuyu daha iyi anlarsın.(Çözdüğün zaman)

    *Tüm bunları ben mi yapmışım?(reddetme,kabullenmeme)



    4)Sayıların yazımı:



    Sayılar daima ayrı yazılır;ancak çek ve senetlerde sahtekarlığın önlenmesi amacıyla bitişik yazılır.

    *Yaş otuz beş yolun yarısı eder.

    *Bu yıl dershanemize tam bin beş yüz altmış kişi kayıt yaptırdı.



    5)Kısaltmaların Yazımı:



    Birkaç kelimeden oluşan kurum ve kuruluş adlarının kısaltmaları yapılırken araya nokta konmaz.

    *TBMM *PTT *THY *TEK *KKTC *MTA *DSİ

    Cümle içerisine kısaltmalara bir ek getirileceği zaman kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır.

    *Kardeşim THY’da çalışıyor.(yanlış)

    *Kardeşim THY’de çalışıyor.(doğru)

    *Aç bakalım TV’da ne var? (yanlış)

    *Aç bakalım TV’de ne var? (doğru)

    Tek bir sözcüğün kısaltması yapılıyorsa kısaltmanın sonuna nokta konur:

    *Dr. *Prof. * c. * s. * bk.



    6)Gün ve Ay Adlarının Yazımı:



    Cümle içinde geçen gün ve ay isimleri küçük harfle başlar;ancak gün ve ay isimleri bir tarihe bağlanmışsa yani yanında bir rakam varsa büyük harfle başlatılır.

    *Okullar haziranda kapanıyor.(doğru)

    *Okullar 14 Haziran’da kapanıyor.(doğru)

    *Ben 21 Mart 1978 Salı günü doğmuşum.(doğru)

    *Sınav 16 haziran’da yapılacak(yanlış)

    *Sınav 16 Haziran’da yapılacak. (doğru)



    7)Yön İsimlerinin Yazımı:



    Yer-yön bildiren (doğu ,batı,güney,kuzey,orta…) sözcükler, tek başına ya da özel isimden sonra kullanıldıklarında küçük harfle,özel isimden önce kullanıldıklarında büyük harfle başlar:

    *Siz Kuzey Amerika’yı gördünüz mü?

    *Siz Amerika’nın kuzeyini gördünüz mü?

    *Bu insanlar buraya Güney Asya’dan gelmişler.

    *Bu insanlar buraya Asya’nın güneyinden gelmişler.

    *Sizin daha da batıya gitmeniz gerekiyor.



    NOT:

    Yer-yön bildiren kelimeler eğer bir insan topluluğunun yerini tutuyorsa büyük harfle başlatılmalıdır.

    *Bu konuda Batı bizi anlamıyor.

    *Dün Doğu bu haberle çalkalandı.



    8.Coğrafi Terimlerin Yazımı:



    “Ay,Güneş,Dünya,Mars…” gibi kelimeler eğer coğrafi bir terim olarak gök cisimlerini anlatmak için kullanılırsa büyük harfle, bunun dışında kullanılırsa küçük harfle başlar:

    *Ay,Dünya’nın uydusudur.

    *Siz, Dünya’nın Ay’a ve Güneş’e olan uzaklığını biliyor musunuz?

    *Daha dünyalar kadar işim var.(terimlikten çıkmış)

    *Pencereden içeriye güneş giriyordu.(terimlikten çıkmış ,güneş ışığı anlamında)



    9)Tarihlerin Yazılışı:



    Gün ve yıl sayıları rakamla ;ay, hem rakamla hem de yazıyla gösterilebilir:

    *21 Mart 1978 *25.11.1930 *11.X.2000 *18/01/1919

    Not:Tarih bildiren sayılardan sonra gelen ekler,kesme işaretiyle ayrılır.

    *19 Mayıs 1919’da *18.12.1933’te



    10)Birleşik Sözcüklerin Yazımı:



    İki ya da daha çok sözcüğün yeni bir kavramı karşılamak üzere birleşip kalıplaşmasıyla oluşan sözcüklere birleşik sözcük denir.

    Birleşik sözcüklerden bazıları bitişik yazılırken bazıları da ayrı yazılır.Bir birleşik sözcüğün bitişik yazılması için şu özellikleri taşıması gerekir:



    a)Anlam Kaymasıyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır:

    Hanımeli, Kabakulak,Suçiçeği,Kuşpalazı,



    b)Ses Değişikliği Yoluyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır: Sütlaç,Kaynana,Cumartesi,Nasıl,Niçin,Zannetmek,His setmek,Emretmek,Sabretmek,

    Kaybolmak,Kahrolmak,reddetmek



    c)Tür Değişmesi Yoluyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır:



    Gecekondu,Biçerdöver,Bilirkişi,Dedikodu,Ateşkes



    d)Kurallı Birleşik Fiiller Bitişik Yazılır:



    *Yapıverdi,Alıverdi,Öpüver,Koşuver (Tezlik birleşik fiili)

    *Yapabildi,Yürüyebiliyor,Çalışabilmiş (Yeterlilik birleşik fiili)

    *Bakakaldı,Süregelmiştir,Koşadursun (Süreklilik birleşik fiili)

    *Düşeyazdı,Öleyazdı(Yaklaşma birleşik fiili)



    Not:



    Etmek, olmak yardımcı eylemleri önündeki isimle birleşirken önündeki isimde bir ünlü düşmesi ya da bir ünsüz türemesi varsa bitişik, yoksa ayrı yazılır:

    *Hissetmek ,Reddetmek,Emretmek, Terk etmek,Hasta olmak,Ayırt etmek…

    11)İkilemelerin Yazımı:



    İkilemeler ayrı yazılır ve aralarına herhangi bir noktalama işareti konmaz.

    *Beni er geç anlayacaksın.

    *Sen de doğru dürüst bir iş bulamadın gitti.

    *Beni görüce koşa koşa yanıma geldi.



    12)Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler:



    1)Her cümle büyük harfle başlar:

    *Sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlatmaktır.

    *Yazdığım bütün şiirler,sana başlayan bir kitap için önsöz.

    *Aşk sorgusunda şahanem yalnız kelepçeler sanıktır.



    2)Yazı başlıklarının her sözcüğü büyük harfle başlar:



    *Türk Dilinin Korunması *Aile Eğitiminin Önemi



    3)Bütün özel adlar büyük harfle başlar.Özel adların başlıcaları aşağıda belirtilmiştir:



    a)Kişi ad ve soyadları:

    *Faruk Nafiz Çamlıbel *Halit Ziya Uşaklıgil

    b)Hayvanlara verilen adlar:

    *Sobanın başında uyuyan Pamuk mu?

    *Bugün Boncuk keyifsiz gibi.

    c)Ulus,mezhep,tarikat din adları:

    *Biz İslamiyet’i 10. yüzyılda kabul ettik.

    *Anadolu’da kurulan tarikatlardan biri de Aleviliktir.

    d)Ülke adları:

    *Türkiye ile Yunanistan ilişkileri eskisine göre şimdi daha iyi.

    e)Bulvar,sokak,mahalle adları:

    *Biz Turgut Özal Bulvarı’nda oturuyoruz.

    *Mimar Sinan Mahallesi’ne yeni bir okul yapılıyor.

    f)Kıta,bölge,dağ ,ova,deniz,göl,ırmak…adları:Dağ,ova,deniz,göl,ırma k adları eğer kendinden önceki özel isme dahilse büyük harfle başlar,dahil değilse küçük harfle başlar.

    *Konya Ovası Türkiye’nin buğday ambarıdır.

    Yukarıdaki cümlede ‘ova’ sözcüğü özel isme dahil olduğu için yani ikisi bir olup bir yeri karşıladığı için büyük harfle başlar.Eğer ‘ova’ sözcüğünü çıkarıp sadece Konya dersek aklımıza Konya Ovası değil, Konya şehri gelecektir.

    *Toros dağları Akdeniz’dedir.

    Yukarıdaki cümlede ‘dağ’ sözcüğü özel isme (Toros) dahil olmadığı için küçük yazılır.

    Özel ismin önündeki dağ sözcüğünü çıkarttığımızda Torosların tek başına yer adını karşıladığını görürüz.Öyleyse ‘dağ’ sözcüğü özel isme dahil değildir ve küçük harfle başlatılmalıdır.

    *Siz Tuz Gölü’nü hiç gördünüz mü?

    Yukarıdaki cümlede ‘göl’ sözcüğü büyük harfle başlamalıdır;çünkü ‘göl’ sözcüğü özel isme dahildir.Göl sözcüğünü cümleden çıkartıp tek başına ‘tuz’ dediğimizde yine tek başına kast edilen yeri karşılamadığını görüyoruz.Öyleyse buradaki göl sözcüğü özel isme dahildir ve büyük harfle başlatılmalıdır.Aşağıdaki örnekleri de bu mantık çerçevesinde inceleyiniz.

    *Meriç nehri *Alp dağları *Van Gölü *Ağrı Dağı *Çanakkale Boğazı

    g)Kurum,kuruluş,örgüt,parti,dernek adları:

    *Sosyal Sigortalar Kurumu bugün zor durumdadır.

    *Cumhuriyet Halk Partisi ,Atatürk tarafından kurulmuştur.

    h)Yapı,yapıt,kitap,dergi,gazete adları:

    *Ben Topkapı Sarayı’nı görmeyi çok isterdim.

    *Sizlere Küçük Ağa’yı ve Çalıkuşu’nu okumanızı tavsiye ediyorum.

    *Geçenlerde bu makalem Türk Dili’nde de yayımlandı.

    Not:Özel ada dahil olmayan gazete ve dergi adları büyük harfle başlamaz:

    *Dün Hürriyet gazetesinde yayımlanan köşe yazısını okudun mu?

    *Kanun Resmi Gazete’de yayımlandı.

    *Dergah dergisinde yayımlanan Kırık Aynalar adlı öyküyü okuduktan sonra öyküyü sever oldum.

    i)Unvanlar,takma adlar:Lakaplar, unvanlar büyük harfle başlar.

    *Tarık Buğra eserinde Çolak Salih’in fiziki betimlemesini çok güzel yapar.

    *Ahmet Mithat Efendi adeta bir yazı makinesidir.

    *Ahmet Bey içeride mi?

    *Sultan Hanım da mı yok?

    *Dün Doktor Ahmet Bey bizdeydi.

    *Ahmet doktor olmak istiyormuş.

    Not:



    Akrabalık bildiren sözcükler küçük harfle başlar.

    *Ne güzel komşumuzdun sen Fahriye abla!

    *Yarın Ayşe teyzem gelecek.

    Ancak akrabalık bildiren sözcük kişinin lakabı olmuşsa büyük harfle başlatılmalıdır.

    *Burada ona herkes Nene Hatun derdi.

    ı)Dil adları:

    *Türkçeye,Arapça ve Farsçadan pek çok kelime girmiştir.

    j)Din ve mitoloji kavramları:

    *Tanrı,Allah,Cebrail,Zeus …

    Not: Tanrı sözcüğü özel ad olarak kullanılmadığı zaman küçük harfle başlatılır.

    *Yunanlılar da tanrılarına kurban sunarmış.

    Bazı dini kavramlar gelenekselleşmiş olarak küçük harfle başlar:cennet,cehennem,sırat köprüsü…

    k)Milli ve dini bayramların adları büyük harfle başlar:

    *Kurban Bayramı *Ramazan Bayramı *Cumhuriyet Bayramı….



    13)Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi:



    Türkçede satır sonuna sığmayan kelimeler bölünebilir;fakat heceler bölünemez.

    ………………………………………………………………………………………………gel-

    iyorum (yanlış)

    ………………………………………………………………………………………………..ge-

    liyorum (doğru)

    Birleşik kelimeler satır sonunda bölünürken tek bir sözcükmüş gibi hecelere ayrılır.

    ………………………………………………………………………………………………baş-

    öğretmen (yanlış)

    ………………………………………………………………………………………………..ba-

    şöğretmen (doğru)

    ……………………………………………………………………………………………….ilk-

    okul (yanlış)

    ………………………………………………………………………………………………...il-

    kokul (doğru)

    ……………………………………………………………………………………........Durmu ş-

    oğlu (yanlış)

    …………………………………………………………………………………………..Durmu-

    şoğlu (doğru)

    Ayırmada satır sonunda ve satır başında tek harf bırakılmaz.

    ………………………………………………………………………………………..………..a-

    raba (yanlış)

    ...…………………………………………………………………………………………….ara-

    ba (doğru)

    .…………………………………………………………………………………………….niha-

    i (yanlış)



    ………………………………………………………………………………………………..ni-

    hai (doğru)

    Kesme işareti satır sonuna geldiği zaman yalnız kesme işareti kullanılır;ayrıca kısa çizgi kullanılmaz.

    ………………………………………………………………………………………….Edirne’-

    nin (yanlış)

    …………………………………………………………………………………………...Edirne’

    nin (doğru)

    ……………………………………………………………………………………………2005’-

    te (yanlış)

    ...…………………………………………………………………………………………..2005’

    te (doğru)



    14)Ses Olaylarıyla İlgili Yazım Kuralları:



    a)Ünsüz değişimi (yumuşaması) yazıya yansıtılır;ancak özel isimlerin yumuşaması yazıya yansıtılmaz.

    *Kitapı (yanlış) kitabı (doğru)

    *Mehmed’in (yanlış) Mehmet’in (doğru)

    b)Sert ünsüzlerin benzeşmesi yazıya yansıtılır.

    *Dolapda (yanlış) dolapta (doğru)

    *2005’de (yanlış) 2005’te (doğru)

    c)Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi(iç ses benzeşmesi) yazıda gösterilmelidir.

    *Perşenbe (yanlış) Perşembe(doğru) *penbe (yanlış) pembe (doğru)

    *Tenbel (yanlış) tembel (doğru) *çenber (yanlış) çember (doğru)

    Ancak kimi özel isimlerde ve birleşik sözcüklerde n’li yazılış doğrudur.

    *Saframbolu (yanlış) Safranbolu (doğru) *ombaşı (yanlış) onbaşı(doğru)

    d)Ünlü düşmesi yazıda gösterilir.

    *ağızı (yanlış) ağzı (doğru) *sabır et (yanlış) sabret (doğru)

    e) ‘y’ kaynaştırma ünsüzünden kaynaklanan söyleyişteki daralma yazıya yansıtılmaz.

    *Sevmiyecekmiş (yanlış) sevmeyecekmiş (doğru) *yaşıyan (yanlış) yaşayan (doğru)

    f)Söyleyişte bazı sözcüklerde yer değiştirme (göçüşme,metatez) olur;ancak bunlar yazıya yansıtılmamalıdır.

    *yanlız (yanlış) yalnız (doğru) *yalnış (yanlış) yanlış (doğru)

    *kiprik (yanlış) kirpik (doğru) *kirbit (yanlış) kibrit (doğru)


    edebiyatogretmeni

  2. #2
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    1. Büyük ve Küçük Harflerin Kullanımı

    Alfabemizde (Lâtin alfabesi) her harfin bir büyük, bir de küçük şekli vardır. Yazıda yaygın olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harf kullanılmalıdır.
    Büyük harfle küçük harf arasında okunuş olarak fark olmasa da yazılış olarak büyük farklar vardır.
    Büyük ve küçük harflerin kullanımı ile ilgili kurallar şunlardır:

    ] Her cümlenin ilk kelimesi büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamayan bir kelime dizisi, öncesi yazılmamış ya da silinmiş bir cümle zannedilebilir.

    “Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!”

    “Ömür, yarınlara bağlanan ümitlerle geçip gitmekte, gafilcesine kavgalarla, gürültülerle, didinmelerle tükenip durmadadır. Sen aklını başına al da, ömrünü, şu içinde bulunduğun bugün say.” (Mevlâna)

    „ Noktayla, iki noktayla, üç noktayla, soru ve ünlem işaretleriyle biten cümlelerden sonra gelen cümleler büyük harfle başlar.

    -Ah, bilsen biz senin ıstırabını ne iyi anlıyoruz! Biz ki her şeyi görür ve anlarız. Düşün, bir elbiseyle bir vücut arasındaki esrarlı rabıtayı düşün. O elbise ki terzinin elinden vücudun basit hendesesine göre yapılmış mânasız bir kalıp hâlinde çıkar ve sonra bir vücuda yapışıp onun bütün hareketleriyle yaşamaya başlayınca ne hâle gelir, düşün! Başlangıçta hiçbir şey ifade etmeyen elbiseler atılacağı güne kadar vücudun her hareketini saniyesi saniyesine kaydeden korkunç bir hâfızadır. Birçok oturuş şekillerinin kabarttığı diz kapaklarımızı düşün! Her duygunun hususi bir biçim verdiği omuzlarımızı düşün! Kambur vaziyetlerinde nasıl arkaya toplandığımızı, bütün mafsal yerlerinde nasıl halkalaştığımızı düşün! Vücudun sonsuz hareketleri içinde bize düşmeyen pay hangisidir? Bunların içinde sefaletlerin, açlıkların, ihtirasların, cinayetlerin, coşkunlukların, kahkahaların alnımıza çizdiği hep hususî bir çizgi vardır. İnsanlar sanırlar ki, bizim üstümüzdeki her çizgi, her intiba, bir diğer çizgi veya intiba ile silinir, hepsi birbirine karışır, manasız bir halita olur ve sonunda biz eskimiş bulunuruz. Eskiriz, fakat insanlardan evvel eskidiğimiz için onlardan daha ince ve hassas olan biz, bütün çizgiler ve intibalarımızı hep birbirinin içinde saklarız. Bu böyle bir halitadır ki, bunun düğümünü ele geçirebilen göz onu çözdükçe, doğumumuzdan ölümümüze kadar bütün hayatımızı, zamanın atomları içinde sıkıştırır ve bu korkunç, ah, bu korkunç hafıza küpü içinde, mazinin, birbirinin üstünden akan küçük yılanlar hâlinde nasıl kaynaştığını görür. Fakat o göz kimde vardır? Kimsede... Yalnız bizde... Biz, ki her şeyi görür ve anlarız, seni görüyor ve anlıyoruz... Bize artık hikâyeni anlatma!... Ne lüzum var? Biz onu biliyoruz. Ben sana kendi hikâyemi ne diye anlatayım? Sen de onu bilirsin. Beni bir ölünün üstünden çıkardılar. Burada satın alacak adam bekliyorum. Öbürü tıpkı benim gibi, bugün bir ölünün üstünden çıkmadıysa yarın ikinci gün veya üçüncü gün çıkacak. Düşün, düşün, biz insanlardan evvel eskidiğimiz hâlde kaç insan eskitiyoruz? Bizim ıstırabımızı düşün! Biz vücutsuz kalan bir elbise miyiz, yoksa elbisesiz kalmış bir ıstırabın vücudu mu? (Necip Fazıl, Eski Elbiselerin Hafızası)

    Orhun Kitabesi’nde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım. (Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları)

    „Bu işaretler asıl cümlenin içinde, yani iç cümlede ise sonraki kelime büyük harfle başlamaz:

    "Durun!" diye bağırdı annem.
    Bu kez çocuk, "Bu peri midir, melek mi?" diye düşünerek, öğretmene hayranlıkla baktı.

    „İki noktadan sonra cümle gelmiyorsa, örnekler sıralanıyorsa bunlar büyük harfle başlamaz:

    Bazı mastarlar kalıcı nesne adı olmuşlardır: yemek, çakmak, dolma, dondurma, kavurma, buluş...

    „Örneklerle başlayan cümleler de büyük harfle başlar:

    Bilgisayar, sinema, tiyatro, internet, fotoğraf gibi hobiler, pahalılık yüzünden lüks gibi görülmektedir.

    „Cümle içerisinde başkasından aktarılan ve tırnak içinde verilen cümleler de büyük harfle başlar:

    Atatürk gençliğe seslenirken ilk önce “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.” demektedir.

    „Tırnak içinde verilen söz tam bir cümle değilse veya cümlenin baş kısmı verilmemişse büyük harfle başlamaz.

    Nabi’nin “......... var içinde” redifli gazeli açıklanacak.

    „İki kısa çizgi veya iki virgül arasında verilen ara sözler, ara cümleler, açıklama cümleleri büyük harfle başlamaz.

    Bu konuda kararlı olduktan sonra –geç karar vermiş olsan da- başarıya ulaşırsın.
    Başımın ağrısı yazları –sıcaklardan olmalı- daha da artar.
    Kalıcı konutları bu yıl sonuna kadar –geçen seneki lâf- yetiştireceklermiş.
    Çıkmamız gereken uygar milletler seviyesini –ki bu seviyeye hâlâ çok uzağız- Mustafa Kemal hedef olarak göstermişti bize.
    Bu işi 2000 sununa kadar bitireceklerini –inanılacak gibi değil- söylüyorlar.
    Bu adam, seni temin ederim, sahtekârın biridir.
    Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz.

    „Rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz.

    1998 yılında ortaokulu bitirdim.

    ] Şiirde her mısra (birkaç mısra bir cümle oluştursa da) büyük harfle başlar. Küçük harfle başlatılmış bir mısraın ilk kelimesi veya kelimeleri silinmiş veya yazılmamış zannedilebilir. Günümüz şiir kitaplarında bu kurala çoğunlukla uyulmamaktadır:

    ...
    Bir de baharlar bilirim,
    Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği.
    Anadolu bozkırlarında
    İstanbul'dan çıkıp, Diyarbekir'e doğru, tekerleri
    Yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğuyla içen
    Cesur otobüs pencerelerinden
    Bilinçsiz bas kaymasıyla görülen
    Evrensen kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
    Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının
    Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken
    Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.

    ] Bütün özel isimler (özel ismi oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler:

    „ Kişi adları ve soyadları, takma adlar, kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları, tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar büyük harfle başlar:

    Ali, Meltem, Mehmet, Meral, Yasemin, Uğur, Barkın...
    Binbaşı Ömer, Doktor Kenan, Mütercim Asım, Ankaralı Âşık Ömer...
    Mustafa Kemal Atatürk, Mehmet Akif Ersoy, Nazım Hikmet Ran, Yavuz Bülent Bakiler, Kâmuran İnan, Victor Hugo, Halil Cibran...
    Nedim, Fuzulî, Bakî, Muhibbî (Kanuni), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Eniz Avni), Kirpi (Refik Halit), Deli Ozan (Faruk Nafiz), Halide Salih (Halide Edip), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli)...
    Sayın Kenan Evren, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel...
    Fatih Sultam Mehmet, Mimar Sinan, Yavuz Sultan Selim, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Aslan Yürekli Richard, Deli Petro...

    „Akrabalık adları bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz. Ancak akrabalık kelimeleri başta gelirse büyük harfle başlar.

    Fahriye abla, Ayşe teyze, Numan amca...
    Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal...

    „Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen makam mevki, unvan bildiren kelimeler büyük harfle başlar:

    Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Profesör, Sayın Vali...

    „ Kurum, kuruluş, kurul, müessese, makam, üniversite isimleri:

    Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mamak Anadolu Lisesi, Yeşilay Derneği, Türk Dil Kurumu, Ege Üniversitesi, Kars Valiliği, Mamak İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü, Bakanlar Kurulu, Emek İnşaat, Millî Kütüphane, Türk Ocağı...

    „Kurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. ifade eden kelimelerden herhangi biriyle belli ve özel bir kurum, kuruluş vb. kastedildiği zaman bu kelime büyük harfle başlatılabilir:

    Bu yıl Meclis yine boş, faydasız ve sadece milletvekillerinin işine gelecek şeylerle uğraşacak gibi.
    Son yıllarda Bakanlık, kendi elemanları aleyhine çalışmaya başladı.

    „ Millet, kavim, boy, oymak, din, mezhep isimleri ve bunlara mensup olanlara verilen isimler:

    Türk, Türkler, Yunan, İngiliz, Çeçen, Ruslar, Alman, Arap...
    Oğuz, Kazak, Tatar, Özbek, Tacik...
    Müslüman, Musevî, Hıristiyan...
    Müslümanlık, İslâm, Musevîlik, Hıristiyanlık...
    Şiilik, Budizm, Malikîlik, Hanefîlik...
    Hanefî, Şafiî, Alevî, Budist, Katolik...

    „Din ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar. Bazı dinî kavramlar küçük harfle başlar. Tanrı kelimesi özel isim olarak kullanılmıyorsa küçük harfle başlar:

    Allah, Tanrı, Cebrail, Zeus, Kibele...
    cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat köprüsü...
    Eski Yunan tanrıları...

    „ Dil ve lehçe isimleri:

    Türkçe, Farsça, Fransızca, Macarca, Fince, Tibetçe, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca, Oğuzca...

    „ İl, İlçe, Semt, mahalle, cadde, bulvar, sokak, pasaj, çarşı, park isimleri (bunlarda geçen tüm kelimeler) büyük harfle başlar:

    Sivas, Ankara, İstanbul, Mamak, Yenişehir, Şirinevler, Dikimevi, Atatürk Bulvarı, İvedik Caddesi, Gönül Sokak, Şaziyem Pasajı, Kuyumcular Çarşısı, Güvenpark, Altınpark, Kuğulu Park...

    „Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb yapı adlarına ait bütün kelimeler büyük harfle başlar:

    Topkapı Sarayı, Çankaya Köşkü, Ankara Kalesi, Galata Köprüsü, Atakule...

    „ Devlet, ülke ve bölge isimleri:

    Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Afganistan, İran, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti...
    Batı Almanya, Batı Trakya, Güney Yemen, Doğu Avrupa, Doğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu (Bölgesi), Ege, Marmara...

    Not: Yön bildiren kelimeler bir bölge veya ülke adından önce gelirse büyük, sonra gelirse küçük yazılır.
    Kuzey Kıbrıs’a tatile gittik.
    Kıbrıs’ın kuzeyine tatile gittik.
    Doğu Anadolu’nun coğrafyası...
    Anadolu’nun doğusundaki dağlar...

    „ Kıta isimleri:

    Avrasya, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Antarktika, Arktika, Avustralya.

    „ Deniz, okyanus, göl, akar su, boğaz, geçit isimleri:

    Akdeniz, Karadeniz, Manş Denizi, Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu
    Van Gölü, Hazar Denizi, Beyşehir Gölü, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Seyhan, Fırat, Nil, İstanbul Boğazı,Panama Geçidi, Süveyş Kanalı ...

    „ Dağ, tepe, ova, yayla isimleri:

    Elmadağ, Uludağ, Ağrı Dağı, Erciyes (dağı), Everest Tepesi, Çukurova, Konya Ovası...

    Dikkat!
    “Çanakkale Boğazı, Gülek Geçidi, Haymana Ovası, Konya Ovası, Van Gölü, Ağrı Dağı” gibi her iki harfi de büyük yazılan özel isimlere dikkat edilirse, birinci kelimenin zaten il olarak mevcut olduğu; ikinci kelime eklenince oluşan ismin o ile ait ama yeni ve özel bir varlığı karşıladığı görülür. Yani iki kelime birden kastedilen varlığa aittir. Meselâ Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle ifade edilemez.

    Hâlbuki Hürriyet gazetesi, Marmara denizi, Altay dağları, Nil nehri, Ankara şehri, Fırat nehri, Erciyes dağı gibi örneklerde birinci kelime büyük, ikinci kelime de küçük harfle başlamaktadır. Bunun sebebi bu kelimelere eklenen ikinci kelimelerle yeni bir özel isim oluşturulmuş olmamasıdır. Hürriyet zaten bir gazete adı; Nil zaten bir nehir adı; Ankara zaten bir şehir adı; Erciyes zaten bir dağ adıdır. Erciyes dağı, Erciyes kelimesi ile de ifade edilir.

    „ Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar. Ancak dünya, güneş ve ay kelimeleri terim olarak (astronomi ve coğrafya terimi) kullanılıyorsa özel isim olduğu için büyük; diğer anlamlarında (gerçek, mecaz, yan, eş, deyim vb.) kullanılıyorsa cins ismi olduğu için küçük harfle başlar:

    Merih, Mars, Jüpiter, Venüs, Küçükayı, Halley...

    Ay’ın yakından çekilmiş fotoğrafları insanlığı pek şaşırtmıştı.
    Yazın Güneş ışınları Dünya’ya dik olarak gelir.
    Türkiye’nin birçok yerinde insanlar Güneş tutulmasını seyretti.

    Sabahtan beri dünya kadar yer dolaştık.
    Şair sevgilisinin yüzünü aya benzetir. (ayın kendisine değil, görünüşüne)

    „ Kitap, gazete, mecmua, eser, kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge isimleri büyük harfle başlar. Bunlara dahil olmayan kelimeler küçük harfle başlar:

    Tercüman (gazetesi), Zaman (gazetesi); Nokta (dergisi), Aktüel (dergisi); Türk Dili (dergisi), Virgül; Yaprak Dökümü, Semerkant; Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ansiklopedisi; Halı Dokuyan Kızlar (tablosu), Düşünen Adam (heykeli), Medenî Kanun, Borçlar Hukuku...

    „ Hayvanlara takılan özel isimler:

    Düldül, Sarıkız, Fino, Tekir, Karabaş, Yumoş, Minnoş...

    „Yer ve millet adlarıyla kurulan birleşik kelimelerdeki özel adlar büyük harfle başlar.

    Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Maraş dondurması, Van kedisi...

    ] Yazı başlıkları, konu adları büyük harfle başlar:

    İmlâ Kuralları, Dil Bilgisinin Bölümleri, 19. Yüzyılda Türk Edebiyatının Seyri...

    ] Gazete ve dergiler konu başlıklarında sadece ilk kelimeyi büyük harfle başlatırlar:

    Kamyon eve girdi, Büyük seçim yarın...

    ] Kitap, gazete, dergi isimleriyle konu başlıklarındaki “ile, ve, de, ya da, ki” bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:

    Başarmak ve Kazanmak, Türk Dili ve Edebiyatı, Karga ile Tilki, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım...

    ] Kitap, gazete, dergi isimleri ve konu başlıkları -dikkat çekmek için- bütünüyle büyük harfle yazılabilir. Bu durumda aralardaki “ile, ve, de, ya da, ki” bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:

    Başarmak ve Kazanmak, Türk dili ve edebiyatı, karga ile tilki...

    (Başka bir bilgi: Yazı başlıkları tamamen büyük harfle yazılmışsa, bağlaçlar da tamamen büyük harfle yazılır. Başlıkların sadece baş harfleri büyük yazılmışsa, bağlaçlar küçük harfle başlar.)

    ] Mektuplarda ve resmî yazılarda hitapların ilk kelimeleri büyük harfle başlar:

    Aziz kardeşim, Canın anneciğim, Sevgili kardeşim Hakan...

    ] Ay ve gün adları, belirli bir tarih belirttiğinde büyük; bunun dışında küçük harfle başlar:

    Bu yıl 2 Eylül’de döneceğiz.
    15 Kasım 1999 Pazartesi günü konferans yapılacak.

    Bu yıl temmuz sıcaklarında kavrulduk.
    Bu sokakta salı günleri pazar kurulur.

    ]Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar. Yazı birkaç kelimeden oluşuyorsa ilk kelime büyük harfle başlar. Yazı rakamla başlamışsa ondan sonraki kelime küçük harfle başlar.

    Giriş, Çıkış, Müdür, Müdüriyet, Vezne, Başkan, Doktor
    Otobüs durağı, Şehirler arsı telefon...
    III. kat, IV. sınıf, I. blok...

    ]Kurultay, sempozyum, panel vb toplantıları bildiren özel adlar büyük harfle başlar:

    Manas Bilgi Şöleni, Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı...

    ]Millî ve dinî bayramlarla bayram niteliği kazanmış günler büyük harfle başlar. Ancak genel nitelik arz edenler küçük harfle başlar:

    Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Nevruz Bayramı, Anneler Günü, Öğretmenler Günü, Tıp Bayramı,
    tiyatro günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı.

    ] Çağ, dönem ve tarihî olay adları büyük harfle başlar:

    Cilâlı Taş Devri, İlk Çağ, Millî Mücadele, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı...

    ] Özel isimlerden türetilen isim, sıfat ve fiiller büyük harfle başlar ve ekleri de kesme işareti ile ayrılmaz. Bu özel isimler türetilen kelimenin içinde kalıyorsa büyük harfle başlamaz:

    Türkleşmek, İslâmlaşmak, Türkolog, Darvinci, Sivaslı, Ankaralı, Türkçecilik, Avrupalı...
    Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm...

    „Özel isim kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa küçük harfle başlar. Müzik terimleri için de bu geçerlidir:

    acem, acemi, hicaz, nihavent, amper, jul, allahlık, donkişotluk...
    acembuselik, acemaşiran, bayatî, hicazkâr, türkü, varsağı...

    2. Kısaltmaların Yazımı
    Kısaltma; bir kelime, terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesidir. Yapılan kısaltmaların benimsenmesi, yaygınlaşması ve herkes tarafından anlaşılması gerekir.

    AA, AB, ABD, age., AGİK, AIDS, aids, AKM, Alb., Alm., anat., AOÇ, AP, APS, Apt., Ar., Ar. Gör., ark., Asb., ASELSAN, Asist., ASKİ, AŞTİ, AT, Atğm., ATO, AÜ, AÜ, AÜ, Av., B (batı), B. (bay), bağ., BAĞ-KUR, BBC, BCG, BDT, bk. (bakınız), BM, Bn. (bayan), BOTAŞ, Bşk., C. (cilt), DGM, dm, EKG, ed. (edebiyat), FIFA, Fr., g, GAP, gr, HABITAT, Hz., İETT, KBB, km, l, m, Mah., MKE, No. veya Nu., öl., sn (saniye), TIR, TL, yy., zool.

    „ Kurum, kuruluş, müessese, makam, üniversite adlarının kısaltmalarında bütün harfler büyüktür. Harfler arasına nokta koymaya gerek yoktur.

    TRT, TBMM, İTÜ, DSİ, TDK, TTK, MEB, AÜ DTCF, DAÜ, D, B, K, G, KB, GB, KD, GD (son sekizi yön adı)

    Bu kısaltmalardan sonra gelen çekim ekleri kesme ile ayrılır. Ekler son harfin okunuşuna göre belirlenir; kelimenin uzun şeklinin okunuşuna göre değil:

    MEB’e, TBMM’nin, DTCD’ne değil DTCF’ye, İTÜ’nden değil İTÜ’den

    ]Bazı kısaltmalar da kelime gibi oluşturulmuştur.

    ASELSAN, BOTAŞ, İLESAM, SEKA, TÖMER, TEDAŞ

    Bunlara getirilen ekler de düz okunuşa göre belirlenir:

    ASELSAN’da, BOTAŞ’a, İLESAM’ın, SEKA’nın, TÖMER’den, TEDAŞ’ta

    ]Nokta kullanılan kısaltmalar da vardır. Bunlardan sonra getirilen ekler kesmeyle ayrılmaz:

    K.K.K., M.Ö., M.S., P.K., T.C.

    „ Özel isim veya unvan olan bir kelime birkaç harfle kısaltılıyorsa yalnız ilk harf büyük yazılır.

    Prof., İst., Doç., Dr., Av., Alb., Gen.
    Alm. (Almanca), İng., Kocatepe Mah., Güniz Sok.

    Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler kesmeyle ayrılmaz:

    İst.da, Alm.yı, İng.ye

    „ Özel isim olmayan kelimelerin kısaltması küçük harfle başlar.

    C. (cilt), s. (sayfa), bkz.(bakınız), vb. (ve benzeri), vs. (ve saire), is. (isim), sf. (sıfat), hz. (hazırlayan), çev. (çeviren), ed. (edebiyat), fiz. (fizik), kim. (kimya)

    Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler kesmeyle ayrılmaz:

    vb.leri, vs.den, is.ler, sf.lar, hz.da, çev.e, ed.ı, fiz.le, kim.da

    „Elementlerin ve ölçülerin kısaltmalarında nokta kullanılmaz:

    C, Ca, Fe, m, mm, cm, km, g, kg, l, mg...

    Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler nokta kullanılmadığı için kesmeyle ayrılır:

    m’ye, mm’de, cm’yi, km’ye, g’dan, kg’dan, l’de, mg’ı

    „Sert sessizle biten kısaltmalara ünlüyle başlayan ek getirildiğinde okunuşta sondaki sert ünsüz yumuşamaz:

    AGİK’in (agiğin değil agikin), TÜBİTAK’a (tübitağa değil tübitaka)

    Ancak “birlik” kelimesiyle kurulan kısaltmalarda yumuşama görülür:

    ÇUKOBİRLİK’e (çukobirliğe)

    3. Ek-Fiilin Yazımı
    Ek-fiil isimlerin yüklem olmasını sağlayan ektir..

    a. Ek-fiil (imek fiili) eklendiği kelimeye bitişik de yazılabilir ondan ayrı da... Ama genellikle bitiştirilir. Ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uyup uymadığına bakılmaz. Bitişik yazılan ek-fiil “büyük ve küçük ünlü uyumu” kurallarına uyar.

    1. Sessiz harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki “i” düşer:

    rahatsız idim›rahatsızdım,
    çocuk ise›çocuksa,
    Serkan imiş›Serkan’mış,
    koşar iken›koşarken
    Suçlanan ben imişim›benmişim
    Biz imişiz›bizmişiz
    Meğer sen ne çalışkan imişsin›çalışkanmışsın
    Çalışkan imişsiniz›çalışkanmışsınız
    Adam yirmi yıldır evine hasret imiş›hasretmiş

    2. Sesli harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki “i” düşer ve yerine “y” kaynaştırma harfi gelir:

    Bir güzelin hayranı i-di-m›hayranıydım, hayranı idik›hayranıydık
    Zeki idi›zekiydi
    Ali imiş›Ali’ymiş,
    Hasta ise›hastaysa,
    Nöbetçi iken›nöbetçiyken,
    Merhametli imişler›merhametliymişler
    Merhametliler imiş›merhametlilermiş

    b. Fiillere getirildiğinde onların birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı sağlayan ek-fiil bitişik de ayrı da yazılabilir:

    çalışmış i-di-k›çalışmıştık
    okuyor i-se›okuyorsa
    okuyor i-miş-ler/okuyorlar imiş›okuyorlarmış

    4. “ile” Edatının (Hem edat, hem bağlaç)Yazımı
    Edat ve bağlaç olarak kullanılır.
    Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.
    Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da...

    Bitişik yazılan “ile” kelimesi “büyük ve küçük ünlü uyumu” kurallarına uyar. Ayrı yazıldığında ünlü uyum kuralları aranmaz:

    arabası ile›arabasıyla, konu ile›konuyla,
    annem ile babam›annemle babam

    Ünlüyle biten kelimelere bitiştirildiğinde, baştaki “i” ünlüsü düşer ve yerine “y” kaynaştırma harfi gelir:

    Bora ile›Bora’yla, sopa ile›sopayla, dava ile›davayla, arkadaşı ile›arkadaşıyla, dolayısı ile›dolayısıyla...

    Ünsüzle biten kelimelere bitiştirildiğinde, sadece baştaki “i” ünlüsü düşer, büyük ünlü uyumuna göre “la” veya “le” şeklinde kullanılır.

    Murat ile›Murat’la, cam ile›camla, deve ile›deveyle...

    5. “mi” Soru Ekinin Yazımı
    Hem isimlere hem de fiillere getirilen bir çekim ekidir.

    „ “-mİ”, kendinden önceki kelimden her zaman ayrı (bir kelime gibi) yazılır:

    Gelecek miydin? (fiile)
    Sen misin? (isme)
    Geldi mi?, okuyor mu?, onlar mı?, özgün mü?...
    Sen burada mısın?
    Bizi duyuyor musunuz?
    İzmir mi yoksa İstanbul mu daha güzel?
    Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda?

    „ Eklendiği kelimenin son sesine, dolayısıyla büyük ve küçük sesli uyumu kurallarına uyar:

    Salı mı? Sen mi? O mu? Ölü mü?

    „ Soru ekinden sonra gelen ekler kendisine bitişik yazılır.
    Seni çağıran bu çocuk muydu?

    „ Soru anlamı vermediği zamanlarda da ayrı yazılır.

    Yağmur yağdı mı dışarı çıkmak isterim.
    Güzel mi güzel bir evi var.

    6. “dE” Bağlaının ve “-dE” Hâl Ekinin Yazımı
    “de” bağlacı ve “de” eki birbirinden kolayca ayırt edilebilir. Aşağıda, dikkat edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.

    a. “dE” Bağlacı
    Her zaman kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı ve “de, da” şeklinde yazılır; bitiştirilmez, “te, ta” şeklinde yazılmaz.

    “ya” ile birlikte kullanıldığında da ayrı yazılır: “ya da”
    İsimlerden sonra da kullanılabilir, fiillerden sonra da.

    Kelimenin son hecesine kalınlık-incelik bakımından uyar. Ama ünsüz uyumuna bağlı değildir, yani –te, -ta şekilleri yoktur.

    Gölgende ban da bana da yer ver.
    Ateşten kızaran bir gül arar da
    Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.
    Bu soruyu Ali de mi bildi?
    Sorsan da söylemem.
    Çalış da çalış...
    Büyüyecek de bana bakacak.
    Çalışıp da kazanacaksın.
    Alacak ya da almayacak.

    b. “-dE” Hâl Eki
    İsim çekim eklerindendir.
    İsmin bulunma hâlini yapan hâl ekidir.
    Yer ve zaman bildirir.
    Sesli uyumlarına uyar.
    “dE” bağlacının yalnız “de”, “da” biçimleri varken; “-dE” hâl ekinin “-de”, “-da”, “-te”, “-ta” biçimleri vardır. Bunun sebebi ekin bitişik yazılıyor olmasıdır.
    Yapım eki olarak da kullanılabilir:

    Eski İstanbul'da ne güzel günler yaşanmış.
    Saat yedide mi gelecekmiş?
    Her şey yerli yerinde.
    Suyu bir yudumda içti.
    Siz ayakta kaldınız.
    Çamaşırları elde yıkıyormuş.
    Yılda yirmi gün izni var.
    Yüzde yetmiş başarı vardı.
    Ayda yılda bir uğrar oldu.
    Elde avuçta ne varsa bitti.
    Parmak kalınlığında yaprakları var.
    Peyami Safa'nın "Sözde Kızlar"ını okudun mu?

    7. “ki” Bağlacının, “-ki” İlgi Zamirinin ve “-ki” Yapım Ekinin Yazımı
    Aşağıda bu bağlacın ve iki ekin birbirinden ayırt edilmesi için dikkat edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.

    a. “ki” Bağlacı
    Sadece “ki” biçimi vardır.
    Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
    Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.
    “ki” ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:

    Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
    Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.
    Atatürk diyor ki: ...
    Bir şey biliyor ki konuşuyor.
    Ben ki hep sizin için çalıştım.
    Sınavı kazanabilir miyim ki...
    Baktım ki gitmiş.

    Ancak bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak bitişik yazılmaktadır.

    belki, çünkü (ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.

    b. “-ki” İlgi Zamiri
    Ek hâlindeki tek zamirdir.
    Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
    Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece –ki şekli vardır:

    senin kalemin›seninki, Ali’nin eli›Ali’ninki, onun düşüncesi›onunki...

    c. “-ki” Yapım Eki
    İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
    Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken
    “-dE” hâl ekiyle birlikte kullanılır.
    Sadece –ki ve az da olsa –kü şekilleri vardır:

    bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım...
    masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap...

    8. Birleşik Kelimelerin Yazımı
    İki ya da daha fazla sözcüğün, yeni anlamda bir sözcük oluşturması için birlikte kullanılmasına "birleşme" denir. Birleşme sırasında sözcüklerde anlam, tür ve ses değişiklikleri olabilir:

    * Birleşme sırasında sözcüklerde ses aşınması ya da ses türemesi olabilir.

    pazar - ertesi -> Pazartesi
    sütlü- aş -> sütlaç
    his etmek -> hissetmek
    af olmak -> affolmak

    * Birleşme, farklı türdeki sözcüklerin farklı biçimlerde kullanılmasıyla oluşabilir:

    Hanımeli (belirtisiz ad tamlaması biçiminde)
    Atatürk (eksiz iki ad)
    Akciğer (sıfat tamlaması biçiminde)
    Mirasyedi (bir isim, bir çekimli fiil)
    Gökdelen (bir isim, bir fiilimsi)
    Birkaç (iki sıfat)
    Biçerdöver (iki çekimli fiil)
    Çıtçıt (ikileme)
    Bakakalmak (iki fiil)

    * Birleşme sırasında sözcükler anlamlarını yitirebilir:

    bal arısı (iki sözcük de anlamını taşıyor)
    suböreği (birinci sözcük anlamını yitir*miş)
    rüzgârgülü (ikinci sözcük anlamını yitir*miş)
    aslanağzı (iki sözcük de anlamını yitir*miş)

    a. Anlam kayması yoluyla kurulan bileşik sözcükler bitişik yazılır:

    Akbaba, suçiçeği, devetabanı

    b. Ses değişimi yoluyla oluşmuş bileşik sözcükler bitişik yazılır:

    Güllaç (güllü aş), Kahvaltı (kahve altı), Niçin (ne için)

    c. Tür değişmesi yoluyla oluşmuş bileşik sözcükler bitişik yazılır:

    mirasyedi, uyurgezer, sıkboğaz

    d. Yardımcı birleşik eylemler, bileşme sırasında ses değişikliği olmuşsa bitişik; ses değişikliği olmamışsa ayrı yazılır:

    hal-olmak, zan-etmek, seyir-etmek, kayıp-olmak, fark-etmek, muhtaç-olmak

    -> hallolmak -> zannetmek -» seyretmek
    -> kaybolmak -» fark etmek -»muhtaç olmak

    e. Kurallı birleşik eylemler her zaman bitişik yazılır

    anlayıvermek, görebilmek, uyuyakalmak, düşeyazmak

    Anlamca kaynaşmış birleşik fiiller bitişik yazılır:

    vazgeçmek, başvurmak, hoşgörmek

    Detaylı bilgi için ayrıca bakınız>>> Birleşik Kelimelerin Yazımı

    9. İkilemelerin Yazımı
    İkilemeler genellikle ayrı yazılır. Araya hiçbir noktalama işareti de konmaz.

    Anlata anlata, ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek,
    Eş dost yüzümüze gülmez mi?
    O adam hatır gönül dinlemez.
    Bu zamanda ev bark edinmek zor.
    Delikanlıda boy pos yerinde.
    Marangoz eğri büğrü tahtaları rendeledi.
    Bu adamın neyin nesi olduğunu bilen yok.
    O kadar üzülme, beterin beteri var.
    Yıllar yılı dost bildiğin insanlar hani?
    Boşu boşuna herkesi telâşlandırdın.
    Meydandaki kalabalığı görünce coştu da coştu.

    Bitişik yazılan ikilemeler de vardır:

    cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (terlik), yüzgöz (olmak)...
    darmadağınık, darmaduman, karmakarışık.

    10. Sayıların Yazımı
    Sayılar rakamla yazılabildikleri gibi harfle de yazılabilir.

    ]Küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar harfle gösterilir.

    İki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, yüz yıllık tarih, bin yıldan beri...
    Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.

    ]Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır.

    Öğleden sonra saat 17.30’da, 1.500.000 lira, 25 kilometre, 150 kg, 15 metre kumaş, 60.000.000.000 insan...

    Saat ve dakikaların metin içinde harfle yazılması da mümkündür.

    Saat dokuzda, dokuzu beş geçe, yediye çeyrek kala, sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda...

    ]Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir:

    25, 150, 15.000...

    Romen rakamları, yüzyıllarda, hükümdar adlarında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının (harflerinin değil) kullanılması da mümkündür. Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce gelir.

    XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, V. Karl, I. Cilt...

    ]Rakamlardan sonra getirilen ekler kesme işareti (‘) ile ayrılır:

    Saat 10.30’da, 1972’de, 2000’den, 12’nci...

    ]Sıra sayıları harfle de gösterilebilir, rakamla da:

    beşinci, yirmi ikinci...

    Rakamlardan sonra, sıra belirtmek üzere nokta da kullanılabilir, “-ncİ” eki de:

    16., 20., XXI., 16’ncı, 121’inci, 110’uncu...

    ]Üleştirme sayıları harfle gösterilir:

    ikişer, yedişer, dokuzar, üçer üçer, onar onar, ellişer bin lira, yüz yirmi yedişer milyon...

    ]Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır. Gruplar arasına nokta da konabilir:

    22 605, 111 548 600,
    22.605, 111.548.600

    ]Sayılarda kesirler virgülle ayrılır:

    15,2 5,26

    ]Harflerle yazılan birden fazla sayının her biri ayrı yazılır.

    Yüz yirmi beş milyon, on altı, yedi yüz iki,

    Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde (senet, çek vb.) harflerle yazılan sayıların tamamı, aralarına sonradan başka harfler konmasın diye birbirine bitişik yazılır:

    onbirmilyonyediyüzaltmışikibindokuzyüzkırkaltı

    11. Tarihlerin Yazımı
    a. Tarihler zaman birimi olarak en kısadan en uzuna doğru sıralanır: gg.aa.yyyy:
    30 Haziran 1998
    30.06.1998
    30/06/1998

    b. Gün, ay, yıl rakamlarının arasına nokta ya da eğik çizgi konur:
    11.12.1999=11/12/1999

    c. Tarihlerde aylar harfle de rakamla da yazılabilir. Ayların adı harfle yazılırsa gün, ay ve yıl arasına işaret konmaz:
    2 Eylül 2000=02.09.2000

    12. Pekiştirmeli Kelimelerin Yazımı
    Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır:
    dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre

    13. Düzeltme İşaretinin Kullanımı
    Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece “g, k, l” ünsüzleri için; uzatma görevi de “a, i ve u” ünsüzleri için söz konusudur.

    a. İnceltme görevi
    „Bazı yabancı kelimelerde -Türkçede kalın ünlülerle birlikte kullanılmayan- ince ünsüzler (g, k, l) vardır. Bu ünsüzlerin ince olduğunu, yani ince okunmaları gerektiğini kendilerinden hemen sonra gelen kalın ünlülerin (a, u) üzerine düzeltme işreti koyarak anlarız. Bu ünsüzlerin ince okunmasının gereği asıllarının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:

    dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, rüzgâr, yegâne
    bekâr, dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, kâtip, mekân
    mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût,
    ahlâk, evlât, felâket, hâlâ, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle, telâş, villâ, vilâyet
    billûr, üslûp, velût

    Batı dillerinden alınan kelimelerde de durum böyledir.

    plâj, plân, plâk, klâsik, lâhana, lâik (a kısa okunur) , lâmba, Lâtin, melânkoli, reklâm...

    Ses yansımalı kelimeler için de aynı kural geçerlidir.

    lâklâk, lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak...

    Eğer bu kelimelerden bazılarında düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır:

    Hâlâ il hala
    Kâr ile kar

    b. Uzatma görevi
    Türkçede uzun ünlü yoktur. Arapça ve farsçadan alınan ve uzun ünlü barındıran kelimelerde uzun ünlünün üstüne gerektiğinde düzeltme işareti konur.

    Düzeltme işaretinin üç türlü uzatma görevi vardır:

    Birincisi: Düzeltme işaretinin bu görevi uzun ünlüleri göstererek yine aynı harflerle yazılan kelimelerin birbirinden ayırt edilmelerini sağlamaktır. Eğer bu kelimelerde düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır. Zaten bu kelimelerin hepsinin aynı harflerle, hem kısa hem de uzun ünlülerle yazılan şekilleri vardır:

    Âdet : gelenek, alışkanlık adet : sayı
    Yâr : sevgili yar : uçurum
    Âlem : dünya, evren alem : bayrak
    Şûra : danışma kurulu şura : şu yer
    Hâlâ : şimdi hala : babanın kız kardesi

    “âciz, âdem, âdet, âkit, âlâ, âlem, âli, âlim, âmâ, âmin, âşık, âyan, bâtın, dâhi, dâhil, dâr, fâni, hâdis, hâk, hâkim, hâl, hâlâ, hâsıl, hâşâ, hayâ, mâni, nâkil, nâr, nâzım, rahîm, sâdır, sâri, şâhıs, sûra, tâbi, vâkıf, vâris, vâsi, yâd, yâr”

    Not: ”katil” (öldürme) ve “katil” (öldüren) kelimeleri aynı şekilde yazıldıkları ve birbirine karıştırılma ihtimali olduğu hâlde, öldüren anlamındaki “katil” kelimesindeki uzun a, düzeltme işareti olmadan kullanılır. Bunun sebebi, düzeltme işareti kullanıldığında “k”nin ince (ke) telâffuz edilebileceği endişesidir. Aynı endişe gasıp, kaide, kail, kadir, kelimeleri için de geçerlidir. Bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı, telâffuzdan ve cümlenin anlamından çıkarılabilir.

    İkincisi: Arapça kelimeleri sıfat yapan ve yine Arapça bir ek olan nispet “i”sini belirtme hâl ekinden ve iyelik ekinden ayırt etmek için bu “i”nin üzerine konur. Bu harfin üzerinde kullanılmasının gereği aslının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:

    Abbasî, adlî, anî, adî, ailevî, an’anevî, askerî, bedenî, dünyevî, cevabî, edebî, ebedî, fizikî, garbî, hakikî, ırkî, ilmî, irsî, kalbî, mahallî, nebatî, örfî, ruhî, sun’î, şarkî, tarihî, ulvî, ümmî, vasatî, yabanî, zihnî...

    Söyleyişte kısa olan nispet “i”lerine düzeltme işareti konmaz. Çünkü bunlardaki “i”ler çekim ekiyle karıştırılmaz.

    çengi, çini, tiryaki, zenci, Kutsi, Necmi, Ruhi...

    Bazı Türkçe kelimelerde de nispet “i”si bulunabilir. Bu kelimelerde ikinci heceler de uzun okunur.

    altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî...

    Türkü, varsağı, Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet “i”si ünlü uyumlarına uymuştur.

    Nispet “i”si alan kelimelere ek getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır.

    ciddîleşmek, resmîlik, millîlik, mahallîleşme...

    Eğer bu kelimelerdeki nispet “i”lerinin üzerine düzeltme işareti konmazsa belirtme hâl ekiyle veya iyelik ekiyle karıştırılabilir:

    (Türk) askeri, askeri gördüm,askerî elbise
    (Türk) tarihi, tarihi bilirim, tarihî eserler
    (onun) zihni zihni geliştirir zihnî meseleler

    Üçüncüsü: Aynı harflerle yazılan, fakat hem farklı dillerden olan hem de işlevleri ve okunuşları farklı olan “bi”leri ayırt etmek için kullanılır. Farsça olan ve yokluk anlamı veren “bî” ön ekinde kullanılır; bu ön ekin “ile” anlamı veren Arapça “bi” ön ekinden ayırt edilmesi sağlanır:

    bîçare, bîvefa, bîtaraf;
    bihakkın, bizatihi, bilumum...

    14. İki Şekilde Yazılabilen Kelimeler
    Bazı kelimelerin söylenişinde “ğ”nin “v”ye dönüştüğü görülür. Bunları iki şekilde yazılması ve okunması doğrudur.

    döğmek›dövmek; göğermek›gövermek; oğmak›ovmak; öğmek›övmek; söğmek›sövmek, öğün›övün...

    Söyleyişte ğ›v değişimi görülen bu kelimeleri “v”li yazmak daha uygundur.

    15. Yabancı Kelimelerde Büyük “i”nin Yazımı
    Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük “i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Indiana... Türkçe metinlerde de bu isimler bu şekilde yazılır. Ancak bu isimler sözlüklerde “i” sırasında yer alır.

    16. Ses Değişikliği Görülen Bazı Kelimelerin Yazımı
    „Ünlü daralması görülen Türkçe kelimeler:

    söyle-yor›söylüyor,
    anla-yor›anlıyor,
    yaşa-yor›yaşıyor,
    de-yor›diyor
    de-e›diye
    de-en›diyen,
    de-e-lim›diyelim,
    ye-en›yiyen,
    ye-ince›yiyince,
    ye-ecek›yiyecek,
    kork-ma-yor›korkmuyor,
    gel-me-yor›gelmiyor...

    Birden çok heceli olan kelimelerde de sadece söyleyişte daralma vardır, atlayarak (›atlıyarak), başlayan (›başlıyan), yaşayacak (¦yaşıyacak),
    atlamayalım (¦atlamıyalım), gelmeyen (¦gelmiyen), gizleyeli (¦gizliyeli)...

    „Ünlü düşmesi olan kelimeler:

    ağız›ağzı, burun›burnu, koyun (bağır, döş)›koynuna, alın›alnı,
    oğul›oğlu, gönül›gönlüm, beniz,›benzi, ömür›ömrüm, cürüm›cürmü,
    hüküm›hükmü, fikir›fikri...
    ileri-le-mek›ilerlemek, koku-la-mak›koklamak,
    kavuş-ak›kavşak, uyu›uyku, devir-›devril-...
    nerede›nerde, burada›burda, şurada›şurda...

    kayıp›kaybolmak, emir›emretmek, keşif›keşfetmek, sabır›sabretmek...

    gönülden gönüle, ağıza, buruna, babadan oğula örneklerindeki gibi ekte geniş ünlü varsa hece düşmesi olmayabilir.

    oyunu, koyunu vb. hece düşmesi olmayan kelimelerdir.

    Özel isimlerde –hâliyle- hece düşmesi olmaz:

    Gönül’e, Ömür’ü...

    „ Ünsüz türemesi görülen kelimeler:

    aff›af›affetmek, affı
    hiss›his›hissetmek, hissi
    zann›zan›zannetmek ,zannı
    redd›ret›reddetmek, reddi
    şıkk›şık›şıkkı,
    zemm›zem›zemmetmek,
    hall›hal›halli, halletmek...

    fiat›fiyat, faide›fayda, zaif›zayıf,
    repertuar›repertuvar, lâboratuar›lâboratuvar,
    konservatuar›konservatuvar, tual›tuval, tualet›tuvalet...

    Bu kelimelere benzeyip de ünsüz türemesi görülmeyen kelimeler:

    Duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, lâik, puan, suare...

    „ Ünsüz düşmesi görülen kelimeler:

    Türkçede ikiz ünsüz bulunmaz. Bu yüzden Arapçadan dilimize geçmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunduran kelimeler yalın durumunda kullanıldığında ünsüzlerden biri düşer.

    hakk›hak, redd›ret, hiss›his, zann›zan, zemm›zem, hall›hal, şıkk›şık, afv›af...

    Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi gösterse de yazıda korunur.

    çift, rast, serbest...

    Farsça “hane” kelimesiyle yapılan birleşik kelimelerde “ha” hecesi korunmalıdır.

    Hastahane, pastahane, postahane, muayenehane, yazıhane, sarphane, dökümhane, yatakhane, yemekhane, dershane, eczahane...

    Fransızca’dan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesindeki r, yazıda da konuşmada da korunur.

    „ n›m değişimi görülen kelimeler:

    Türkçe veya yabancı kelimelerde b’den önce gelen n sesi m’ye dönüşebilmektedir.

    saklanbaç›saklambaç, dolanbaç›dolambaç, anbar›ambar, canbaz›cambaz, anber›amber, çeharşenbe›çarşamba, pencşenbe›perşembe, çenber›çember, sünbül›sümbül, penbe›pembe, tenbel›tembel, menba›memba...

    İstanbul, Safranbolu, Zeytinburnu, düzenbaz, sonbahar, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte m’ye doğru bir kayma olmasına rağmen yazda yine “n” olarak korunur.

    „ i›ı dönüşümü görülen bazı Arapça kelimeler. Bunlarda “k” sesi daima kalın okunur.

    inkılâp, inkıyat...

    „ b›p değişmesine uğratılan Arapça kelimeler:

    “s”den sonra gelen “b”, “p”ye dönüşür.

    nispet, ispat, kispet, müspet, naspetmek, tespit, tespih...

    “s”den sonra gelmeyen “b”ler ise olduğu gibi kalır.

    Makbul, ikbal, tatbik, teşbih...

    „ c›ç değişmesi görülen ve görülmeyen Arapça kelimeler:

    eçhel, içtihat, içtimaî, meçhul...
    mescit, tescil, teşci...

    „ d›t değişmesi görülen yabancı kelimeler

    Farsça “-dar” soneki bulunduran kelimelerde d, t’ye dönüşür.

    emektar, minnettar, silâhtar, taraftar...

    Bazı Arapça kelimeler:

    metfun, methal, methiye, tetkik...

    Bazı Arapça kelimelerde “d” korunmuştur:

    takdim, takdir (taktir farklı anlamdadır), takdis, tasdik, tekdir...

    „ “din” kelimesiyle kurulmuş Arapça isimler:

    Seyfettin, Necmettin, Hayrettin...

    „ “abd” kelimesiyle kurulmuş olan ve “u”lu veya “ü”lü kullanılan Arapça isimler:

    Abdullah, Abdurrahman...
    Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülaziz, Abdülhamit, Abdüsselâm...

    17. Hem Ayrı Hem Bitişik Yazılabilen Ekler
    Ek-fiilin çekimleri olan “iken, ile, ise” kelimeleri kendinden önceki kelimeden ayrı yazılır. Ama bunların bitişik yazılış şekilleri de vardır: -ken, -le, -se. Bitişik yazılırken araya kaynaştırma harfi de girebilir.

    Ama bu eklerden sadece “–ken”, hiçbir zaman ünlü uyumlarına uymaz; her kelimeden sonra “iken” ya da “–ken” olarak yazılır.

    Alır iken›alırken, okulda iken›okuldayken,
    gelenler ile›gelenlerle, Ali ile›Ali’yle, çanta ile›çantayla
    olacak ise›olacaksa, okumalı ise›okumalıysa...

    18. Ünlü Uyumlarına Aykırı Olan Eklerin Yazımı
    „-yor (şimdiki zaman eki): Sadece –yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır.
    geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor...

    „-ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece –ken şeklinde yazılır.
    alırken, koşarken, bakarken...

    „-leyin (isimden zarf yapan ek): Ünlü uyumlarına aykırıdır.
    sabahleyin, akşamleyin

    „-(İ)mtırak (sıfattan sıfat yapan ek):
    yeşilimtırak, mavimtırak, ekşimtırak...

    „-ki (Aitlik eki, ilgi zamiri ve sıfat yapan ek): “bugünkü, dünkü, öbürkü” kelimeleri hariç –ki eki ünlü uyumlarına aykırıdır; -ki şeklinde yazılır ve okunur.
    onunki, yukarıdaki, akşamki...

    „-Taş (isimden isim yapan ek):
    meslektaş, ülküdaş...

    „-gil (aile bildirir):
    halamgil, dayımgil, baklagiller...

    19. Alıntı Kelimelerde Kesme İşaretinin Kullanılması Kullanılmaması
    Bazı Arapça kelimeler gırtlak ünsüzü taşıdıkları, Türkçede de bu özelliği anlaşılacak şekilde telâffuz edildiği için kesme işreti barındırırlar:

    “an’ane, an’anevî, bid’at, cür’et, cür’etkâr, cüz’î, iz’an, kat’î, kat’iyen, kat’iyet, kıt’a, kur’a, Kur’an, mel’un, mes’ul, mes’uliyet, mes’ut, meş’ale, sun’î, sür’at, şer’î, vak’a.”

    Alıntı olup da kesmesiz kullanılan bu yapıda kelimeler de vardır.

    defa, defetmek, heyet, menetmek, mesele, neşe, neşet, sanat...

    Aşağıdaki kelimelere iyelik ekinin getirilmesi, aslında kelimenin sonunda bulunup da dilimizde eriyen gırtlak ünsüzünü ortaya çıkarır ve kesme işaretini gerektirir. (Bu kelimelerdeki ekler iyelik ekidir.)

    cem›cem’i, cüz›cüz’ü, kat›kat’ı, men›men’i, nev›nev’i, tab›tab’ı...

    Sonunda gırtlak ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini –ı, -i biçiminde alırlar. Bunlardan cami ve mâni kelimeleri camisi ve mânisi şeklinde de olabilir. Bunlar yalın hâlde kullanıldıklarında sonlarında tek ünlü vardır.

    bayi›bayii, cami›camii veya camisi, mâni›mânii veya mânisi,
    memba›membaı, mısra›mısraı, sanayi›sanayii...

    Bu kelimelere yönelme hâl eki getirildiğinde araya y sesi girebilir de girmeyebilir de. Her iki kullanış da doğrudur:

    bayiye, bayie; camiye; camie; membaya, membaa; mevzuya, mevzua, mısraya, mısraa...
    bayiyi, bayii; camiyi; camii; membayı, membaı; mevzuyu, mevzuu, mısrayı, mısraı...

    Bazı Arapça kelimelerde kısa ünlüden sonra gelen gırtlak ünsüzü dilimizde kaybedilerek ondan önceki ünlü uzun okunur.

    dava, mamur, mana, memur, resen, tamim, tecil, tediye, tehir, telif, tesir...

    20. Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi
    Satır sonunda, yer kalmadığı için yarım kalan kelimelerin bölünmüş olduğunu, yani devamının altta olduğunu göstermek için satır sonunda kısa çizgi kullanılır:

    ... O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor. Ses-

    sizce, titreye titreye ağlıyor.

    Birleşik kelimeler de tek kelime gibi telâffuz edilerek heceleme buna göre yapılır.

    .................................................. ............................................... ba-
    şöğretmen Atatürk .................................................. ................. il-
    kokuldayken .................................................. .............Karaosma-
    noğlu’nun......................................... .....................

    Kelimeler satır sonunda ve başında bir tek harf kalacak şekilde bölünmez. Aşağıdaki gibi kullanımlar yanlıştır:

    .................................................. .............................................a-
    rabayla .................................................. ...............................u-
    çurtmamızın .................................................. .................cami-
    i .................................................. ......................................niha-
    î......................................

    Doğruları şöyle olacaktır:

    .................................................. .......................................ara-
    bayla .................................................. ............................uçurt-
    mamızın .................................................. ............................ca-
    mii .................................................. ...................................ni-
    haî....................................

    Özel isimlerde ve rakamlarda kesme işareti satır sonuna geliyorsa ve kesme işaretinden sonraki kısmın alt satıra geçmesi gerekiyorsa bu durumda kısa çizgi kullanılmaz:

    .................................................. ............. Geçen yıl Ankara’
    daki akrabalarımıza .................................................. ....1996’
    da .................................................

    Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez.

    .................................................. ...................................meş’-
    aleyi değil .........................meş’a-
    leyi olacak ......................... kur’-
    dan değil .........................kur’a-
    dan. olacak

    “de” ve “ki” bağlacı ile “mi” soru ekinden önceki kelime satır sonunda kalıyor da bu ek ve bağlaçlar alt satıra iniyorlarsa araya (satır sonuna) kısa çizgi konmaz:

    .................................................. ..................... önünde kitap
    da yoktu .................................................. .............. gördüm
    ki söylüyorum .................................................. ...................................... geçen yıl
    mı kazanmış?

    Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür.

    21. Alıntı Kelimelerin Yazımının Dilimize Uyarlanması-Uyarlanmaması
    „Dilimize mal olmuş yabancı kelimeler Türkçede söylendiği gibi yazılır.

    kulüp, kent, kamu, duvar, merdiven, çamaşır, pencere, kitap, iskele, banka, sigorta, sandalye...

    Dilimize mal olan ya da olmayan bazı kelimeler söylendiği gibi yazılmamaktadır:

    beysbol, blender, funya, çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, kampus, master, mönü...

    „İki ünsüzle biten bazı Arapça ve Farsça kelimelerin son iki ünsüzü arasına ünlü girer:

    emr›emir, keşf›keşif, azl›azil, nakl›nakil, hükm›hüküm, bahs›bahis, fikr›fikir, nutk›nutuk, sabr›sabır, şahs›şahıs, şehr›şehir, ilm›ilim, zehr›zehir.

    Bu kelimelere ünlüyle başlayan bir ek veya yardımcı fiil eklendiğinde, sonradan konan ünlü, yazılışta da okunuşta da düşer.

    emir›emretmek
    keşif›keşfi
    azil›azli
    nakil›nakledilmek
    hüküm›hükmü
    bahis›bahsimiz
    fikir›fikrin
    nutuk›nutku
    sabır›sabretmek
    şahıs›şahsı
    şehir›şehrim
    ilim›ilminiz
    zehir›zehri
    zikir›zikreylemek

    „İçinde iki veya daha fazla ünsüzün yan yana bulunduğu yabancı kelimeler olduğu gibi yazılır:

    alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, orkestra, telgraf...

    „İki ünsüzle başlayan ve iki ünsüzle biten batı kökenli kelimeler olduğu gibi yazılır.

    gram, gramer, grup, kral, kredi, kritik, plân, pratik, problem, program, proje, prova, psikoloji, slogan, spor, stil, stüdyo, trafik, tren...
    film, aks, form, lüks, modern, natürmort, risk, slayt, teyp...

    „Bazı yabancı kelimelerde kelime başında veya iki ünsüz arasında ünlü türemiştir. Bunlar da bu yeni şekilleriyle kullanılırlar:

    iskarpin, iskele, istasyon, iskelet, istatistik, kulüp...

    „Ön ek, son ek veya edat bulunduran yabancı kelimelerle iki kelimeden oluşan yabancı kelimeler:

    alelhusus, alelâcele, bîçare, bilâistisna, bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar, namağlûp, namevsut, namüsait, namütenahi,
    Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm,
    reorganizasyon, sürrealizm, realizm, romantizm...
    otobiyografi, telekart, telekonferans, bankamatik...

    „Batı kökenli kelimelerin içindeki ve sonundaki “g” sesi korunur:

    lig, org, morg, biyografi, dogma, magma, monografi, paragraf, program, arkeolog, demagog, diyalog, jeolog, katalog, monolog, psikolog, Türkolog, ürolog...

    Ancak “coğrafya, fotoğraf, topoğraf” kelimelerinde “g”ler “ğ”ye dönmüştür.

    „Ödünçlemeler (dilimize mal olmamış kelimeler) özgün imlâları ile yazılır:

    by-pass, center, centrum, check-up, fuel-oil, pipeline, pizza, spaghetti...

    „Bilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan terimler de özgün imlâları ile yazılır.

    „Yabancı dillerden alıntı yapılan deyim ve sözler özgün imlâları ile yazılır.

    Mesele falan değildi öyle,
    To be or not to be kendisi için; (OV)

    22. Yabancı Özel Adların Yazımı
    a. Arapça ve Farsça özel adların yazımı
    „Türkler tarafından kullanılan kişi adları Türkçedeki söylenişine göre yazılır:
    Ahmet, Bedrettin, Fuat, Mehmet, Necmettin, Ömer, Rıza, Saadettin

    Aynı isimlerin Araplar ve Farslar tarafından kullanıldığı belirtilecekse yumuşak ünsüzler korunur. Bu imlâ, bilimsel çalışmalarda da kullanılabilir:
    Ahmed, Bedreddin, Fuad, Muhammed, Necmeddin, Saadeddin,

    „Arapça ve Farsça yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır:
    Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudi Arabistan, Bağdat, Cidde, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz

    b. Lâtin alfabesini kullanan milletlere ait özel isimlerin yazılışı
    Yabancı özel adlardan türemiş akım adlarıyla dilimizde eskiden beri Türkçe biçimiyle kullanılan kişi ve yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır. Bunların dışındaki yabancı özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır. Bu kelimelerdeki özel karakterler ve işaretler de mümkün olduğunca (baskı sırasında bulunabiliyorsa) korunur:

    Napolyon, Şarlken, Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Hollânda...
    Alain, Beethoven, Byron, Shakespeare, Nice, New York, Rio de Janerio, Molière...
    Marksist, Dekartçılık, Kartezyenizm...
    realist, realizm, romantizm, dadaizm, fütürizm vb.

    c. Yunanca adların yazımı
    Yunanca isimler, Yunan harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:
    Homeros, Herodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Papandreu...

    Bazıları dilimiz söyleyişine uyarlanarak kullanılmaktadır:
    Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid

    d. Rusça adların yazımı
    Rusça isimler, Rus harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:
    Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy, Petersburg

    Ancak “Moskva” kelimesi dilimizde “Moskova” olarak kullanılmaktadır.

    Rusçadan alınan bazı kelimelerin yazımı:
    Enisei›Yenisey
    Dostoevskiy›Dostoyevski
    Çexov›Çehov

    e. Çince ve Japonca adların yazılışı
    Çince ve Japonca adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır. Kişi isimlerinde tire kullanılır:
    Pekin, Şanghay, Tokyo, Hiroşima, Osaka, Sun Yat-sen, Lin Yu-tang...

    23. Diğer Türklere Ait İsimlerin Yazımı
    Türk devlet ve topluluklarına ait isimler, ünlüler bakımından Türkiye Türkçesine, ünsüzler bakımından ilgili Türk toplumundaki kullanıma göre yazılır:
    Azerbaycan, Özbekistan, Taşkent, Semerkant, Bakû, İslâm Kerimov, Nebi Hazri...
    Saparmurad Niyazov, Gasım Gasımzade...

    Öteden beri tanınan şahısların isimleri Türkçedeki yaygın imlâları ile yazılır:
    Cengiz Aytmatov...

    Lâtin alfabesinde bulunmayan harfler kullanılmaz:
    Baxtiyar›Bahtiyar, Baykoñur›Baykonur...


    kaynak

Benzer Konular

  1. Notebooktaki yazım sorunu.Yardım
    consume Tarafından Bilgisayar ve İnternet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-11-2011, 10:35 PM
  2. Yaşamın kuralları
    Venhar Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 8
    Son mesaj: 16-02-2009, 09:17 PM
  3. kayan yazım var pc tanımıyor
    qtex Tarafından Ev Elektroniği Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 04-03-2008, 03:51 AM
  4. Yazım yanlışları
    Go[rk]eM Tarafından Kültür, Sanat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-03-2008, 01:24 PM
  5. Yazım Kuralları
    dogangunes Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-06-2007, 12:26 AM
Yukarı Çık