Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4

Nükte'ler

Eğlence ve Mizah Kategorisi Öykü ve Hikayeler Forumunda Nükte'ler Konusununun içerigi kısaca ->> Sultan IV. Murat Han Bağdat seferi sırasında kurduğu divanda müzakereler devam ediyordu. Herkes düşüncesini söylemekte iken o sırada dışarıda ahırların ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2005
    Nerden
    Uzay:))
    Burç:
    Kova
    Cinsiyet
    Erkek
    Yaş
    42
    Mesaj
    11.460
    Blog Mesajları
    33
    Rep Gücü
    93742

    Nükte'ler

    Sultan IV. Murat Han Bağdat seferi sırasında kurduğu divanda müzakereler devam ediyordu. Herkes düşüncesini söylemekte iken o sırada dışarıda ahırların birindeki eşekler de anırmaya başlamış. Bunu üzerine padişah şöyle konuşmuş:
    "Hep bir ağızdan konuşmayın, zira dışarıda zırlayan ile içeride dırlayanlanı fark edemiyoruz."

    Yavuz Sultan Selim devlet harcamalarında olduğu gibi şahsi harcamalarında da sadeliği ön planda tutardı. Lüks ve israfa kaçan süslü elbiseleri giymeyi sevmezdi
    Süslü elbiselerin kadınlara yakıştığını düşünür ve erkeklerin böyle giyinmelerini de doğru bulmazdı..
    Günün birinde oğlu Şehzade Süleyman , pek süslü ve parlak elbiseler giyinmiş ve pahalı mücevherleri takınmış olduğu halde huzuruna çıktı
    Oğlunun bu süslü giyimini gören Padişah, şöyle dedi
    Sen böyle giyinirsen anan ne giyinsin Süleyman? Anana takacak ziynet bırakmamışsın."

    Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa, İstanbul'a gidecek olan Nedimi Şair Nihat Bey'den gelirken getirmesi için beyaz renkli, çok iyi bir eşek istemiş. Fakat Nihat Bey eşeği almayı unutmuş. Mısır'a geldiğinde ise Paşa haklı olarak hemen sormuş;
    Nihat Bey, bizim eşek nerede kaldı?" Şair şaşkınlıkla şöyle demiş:
    Vallahi unuttum Paşam, şimdi sizi gördüm de hatırıma geldi."
    Paşa, aldığı cevaba memnun olmamış; ama yine de gülümseyerek şöyle demiş:
    Neyse, siz geldiniz ya, artık lüzumu kalmadı."

    Sultan Mahmut Han, İzzet Molla'ya camsız bir gözlük hediye etti. Molla, gözlüğü gözüne taktı, Edirne kapısına doğru bakarak:

    "Hüvel Hallâkul Bakî" diye okumaya başladı. Padişah:
    "Efendi Maşallah pek uzakları görüyorsun" deyince,
    Molla:
    - "Padişahım camları olsaydı Lehv-i Mahfuzu okurdum" dedi.

    Sultan Mahmud Han asrı ricalinden bir zat, ramazanda bazı ahbab ve tanıdıklarını iftara davet etmiş. Meşhur şair İzzet Molla da davetliler arasındaymış.

    Yatsı ezanı okunmuş, cemaatle teravih namazına başlamışlar. İmamlık eden zât, neredeyse iki secdeyi bir edecek kadar namazı acele kıldırıyormuş. Daha beş dakika olmadan onuncu rekatın tahiyyatına gelmişler. O aralık dışarıdan bir adam gelip bunların namaz kıldıklarını görünce:

    - "Hazır abdestim var iken ben de namaza yetişeyim" diye düşüp safa dahil olacağı zaman, cemaat selam vermiş. İzzet Molla dönüp şöyle demiş.

    - "Be adam! Biz içinde iken yetişemiyoruz, sen dışarıdan gelip nasıl yetişeceksin?"

    Hayatı Seyretmek..
    Yazar Kazancakis, bir ihtiyara "neye bakıyorsun?" diye sorduğunda, ihtiyar adam gözlerini akan sudan ayırmadan şu cevabı verir:
    - Hayatıma oğlum, akıp giden hayatıma.

    Necip Fazıl Kısakürek
    Allahın bildiğini kuldan saklamamak!!

    Kayseri’deydik, Büyük Doğu teşkilatında… Bir adam getirdiler, “şununla iki kelime konuş!” dediler bana… Adam geldi. Elinde sigara, Ramazan günü… Anladım ne tip olduğunu…
    Hitap ettim:
    “- Sigaranı at da öyle gel karşıma!”
    Gayet ucuz bir formülü vardır bu işin… Günün hemen bütün formülleri gibi…
    O da aynı şekilde cevap verdi:
    “- Allah’ın bildiğini kuldan niye saklıyayım?”
    Bu umumî formül…
    Devam ettim:
    “- Allah senin tenasül aletin olduğunu da biliyor. Niye saklıyorsun?”
    Bozuldu, kala kaldı, hiçbir şeye aklı eremedi. “- Senin bu susman mağlûp olman değildir. Şimdi seni mağlûp edeyim dedim; Allah’ın bilmediği bir şey olabilir mi?.. O her şeyi biliyor. Yalnız senin, Allah’ın bildiğini, yalnız ondan af dileyerek ona tahsis etmen ve onun bildiği şeyi ortaya açıkça, hayâsızca dökmemeni gerektiren bir fakülteye malik olman lâzım… Sen bundan da mahrum bir bedbahtsın!..”

    İngiltere kralı George ile görüştüğü sırada, Gandhi'nin üzerinde her zamanki beyaz örtüsü vardır. Bir gazeteci sorar:

    -Kıyafetiniz, bir kralla buluşmak icin yeterli miydi?
    Gandhi hic aldirmadan cevap verir:
    -Kral ikimize yetecek kadar giyimliydi..

    Bir toplantida zamane genclerinden biri Mehmet Akif Ersoy' u güya küçük düşürmeye calisarak;
    -Afedersiniz siz baytardiniz değil mi?
    M.Akif hic istifini bozmadan:
    -Evet, bir yerin mi ağrıyordu?

    Necip Fazil Kısakürek vapurla Karaköye gecerken yanina biri yaklasip;
    -Üstad peygamberlere ne diye gerek duyuldu biz kendi yolumuzu bulabilirdik. demis
    Necip Fazil okudugu kitaptan basini kaldirmadan:
    -Ne diye vapura bindin ki yüzerek geçsene karsiya. "demis

    Dostlarindan biri, Fransiz krali 15. Lui' ye:
    Majesteleri, demis. Akil vergisi almayi hiç düsündünüz mü? Hiç kimse budalaligi kabul etmeyecegine göre,herkes böyle bir vergiyi seve seve öder.
    Kral, alayli alayli gülerek:
    Hakikatten enteresan bir fikir, cevabini vermis. Bu bulusunuza karsilik, sizi akil vergisinden muaf tutuyorum.

    Bildiğiniz Duyduğunuz NUkte'leri bu başlık altında yazabilirsiniz

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye tntcool - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nerden
    Antalya
    Mesaj
    2.191
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    54809
    Mehmet Akif Ersoy'u sakallı gören birisi istihzayla "Ayıya dönmüşsün!" der.
    Bunun üzerine Mehmet Akif : "Öyle mi? Biraz da başka yöne döneyim" der ve yönünü değiştirir.

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye SEBLA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nerden
    Gurbet'den...
    Mesaj
    577
    Rep Gücü
    3515
    Osmanlı Arması

    Merhum Necip Fazıl Kısakürek in 1954 lü yıllarda çıkardığı Büyük Doğu mecmuasının bir sayısının kapağında, Osmanlı arması işlemeli sanat eseri bir kumaş resmini yayınlayınca, “padişahlık propagandası yapmak ” gibi saçma bir gerekçe ile derginin o sayısının toplatıldığını ve kendisinin de suçlanarak mahkemeye sevkedildiğini..

    Necip Fazıl’ın mahkemede kendisini suçlayan savcıya gayet ibretli bir şekilde:

    ”İçinde adalet işlerine bakılan bu binanın tepesinde aynı Osmanlı arması var Siz de mi padişahlık propagandası yapıyorsunuz?” diye haykırdığını..." biliyor muydunuz?
    ''İslam’a gelmek bir yere gelmek değil, ‘kendine gelmek’tir.''

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye SEBLA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nerden
    Gurbet'den...
    Mesaj
    577
    Rep Gücü
    3515
    Sobadaki Sır

    Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir araştırma ekibinin yolu, soğuk bir günde bir kır evine düşer. Bir süreliğine misafir olurlar. Ev sahibi, bir şeyler ikram etmek için yanlarından ayrılır.

    Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden bir metre kadar yüksekte, altına dizilmiş taşların üzerinde durmaktadır. Aralarında sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı:

    "Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece sobayı daha kolay yakmayı amaçlamış" der. Fizikçi:

    "Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş" der. Jeolog:

    "Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış" der. Matematikçi:

    "Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece odanın dengeli bir şekilde ısınmasını sağlamış" der. Antropolog ise:

    "Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş" der.

    Biraz sonra ev sahibi gelir. Ev sahibine sobayı neden yukarı kurduğu sorulur. Ev sahibinin cevabı bütün teorileri alt üst eder:

    "Boru yetmedi."
    ''İslam’a gelmek bir yere gelmek değil, ‘kendine gelmek’tir.''

Benzer Konular

  1. Nükte
    M ü e l l i f... Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 14-03-2009, 01:09 PM
Yukarı Çık