Merhaba

“ Bir Müslüman olduğum için çok mutluyum. İslam benim hayatım kalbimin atışı, damarlarımda akan kanım, en büyük güç kaynağım, onunla hayatım güzelleşti ve mükemmelleşti. Onsuz ben bir hiçim, ve onsuz yaşamam imkansız.”

1999 senesinde Amerikan Posta Servisi tarafından sürüme konan, üzerinde Arapça olarak “Eid Mübarak” yani “Bayramınız Mübarek Olsun” yazılı pulun ortaya çıkmasında önemli rol oynamış bir isim Assilmi. Bugün onun da içinde bulunduğu bir ekibin gayretleri sonucundadır ki postaneye her gidişimizde “bayram pulu lütfen” der, bayram olsun olmasın, kullandığımız her zarfa üzerinde kaligrafik yazıyla süslenmiş bu pulu yapıştırırız.

***** uzun boylu, aslen kızıl derili Cherokee kabilesinden, bir hanımefendi. Altmış beş yaşında.
İlginç bir hikayesi vardır A minah’nın. “Her şey bir bilgisayar hatasıyla başladı “diyor İslam’la nasıl şereflendiğini anlatırken. Koyu baptist ve kuvvetli bir feministmiş üniversiteye başladığı yıllarda *****h. 1975 yılında bir gün okulunda alacağı yeni derslerin kaydını yapıyor internet üzerinden.

Sonra bir işi çıkıyor, Oklahoma’ya gidiyor. Orada işleri uzayınca ancak iki hafta gibi geç bir süre sonra oturduğu eyalete, Texas’a geri dönebiliyor. Döner dönmez de okulun yolunu tutuyor. Giriyor sınıfa. Bir süre sonra bu dersin kayıt yaptırdığı zannettiği ders olmadığını, yanlışlıkla tiyatro dersine kaydedildiğını fark ediyor. *****h o güne kadar hiç kimsenin önünde konuşma yapmamış, rol için de olsa sahneye çıkmamış, kısacası çekingen bir yapıya sahipmiş.

Ders sonrası hocasıyla konuşup durumunu izah ediyor ve onu tiyatroda rol oynamak yerine başka bir alternatif ödevle değerlendirmesini istiyor. *****h’nın teklifini kabul eden hocası, Ortadoğu kültürünün kıyafetlerini tanıtmasını istiyor ve onu Arap öğrencilerin dolu olduğu bir başka sınıfa yolluyor. *****h ilk anda bu kadar Müslüman Arap öğrenciyi bir arada görünce “Ben kesinlikle bunlarla çalışmam, asla bu sınıfta oturmam” diyor. Diyor demesine de iki gün boyunca kocasının “Ne yapacaksın, dönem içinde çok geç kaldın, şimdi bu dersi bırakamazsın, girmeyip dersten de kalamazsın, burslu okuyorsun, zira bu sefer de bursunu keserler, o zaman ne yapıp edip bu dersten geçer not almalısın” demesiyle *****h sonunda derse girmekten başka çaresinin olmadığını idrak ediyor.

“Bu” diyor, “Yaratan’ın bir işareti olabilir benim için, bu Arapların hepsini hıristiyanlaştırmam için O beni bu sınıfa gönderdi ” diye de kendi kendine telkinde bulunuyor. Böylece kolları sıvar, *****h. Derse her girdiğinde, her fırsatta arkadaşlarına Hıristiyanlığı anlatır, onların anlattıklarından etkilenmesini bekler, kafalarında oluşan sorulara cevap vermek istermiş. Ancak her seferinde de sakın sakın onu dinleyen Müslüman çocuklar, Hz. İsa’yı ne kadar sevdiklerini tekrar eder, ama sonunda ona saygısızlık etmeksizin yaptıkları işe devam ederlermiş. Duruma iyice canı sıkılan *****h bakmış ki böyle olmayacak. Başka bir yöntem bulmam lazım demiş ve “en iyisi ben onların dinini iyice bir öğreneyim ve onlarla, tabiri caizse kendi sahalarında karşılaşayım,” demiş. Olanlar da zaten bundan sonra olmuş.
*****h Qur’an’ı okudukça değişmeye başlamış. Ama bunu farkeden kendisi değil, ilk önce kocası olmuş. Gece hayatına düşkün çift bir süre sonra *****’nın karşi çıkması, içki içmek istememesi, domuz etini ister istemez yiyemez olması sebebiyle çatışmaya düşmüşler.
Kocası *****h’nın yeni halinden çok rahatsız olmuş ve iyice problem çıkartmaya başlamış. *****h sonunda evini terk etmiş. Ancak İslam’la ilgili araştırmasına da ara vermemiş. Gel zaman git zaman bir gün kapısı çalınmış, karşısında civar bölgedeki camiden gelen üç tane Müslüman adam peyda olmuş . Demişler ki “Sizinle İslam’ı konuşmaya geldik.” “Benim buna ihtiyacım yok zira koyu bir hıristiyanım” diye cevap veren *****h eklemiş: “Ama vaktiniz varsa bazı sorularım var, size sormak isterim dininizle ilgili” demiş. O günün akşamında 21 Mayıs 1977’de *****h evinin oturma odasında bu üç müslümanın şahitliğinde kelime-ı şahadet getirmiş.

Hayatı bundan sonra çok zorlaşmış *****h’nın. Başını örttüğü için zaman geçmeden işinden atılmış. Annesi geçici bir hevestir bu diye düşünerek aldırmamışşa da babası eline geçirdiği tüfekle “böyle kızım olacağına, hiç olmasın” diyerek *****h’nın evinin yolunu tutmuş. Kız kardeşi aklını oynattı düşüncesiyle akıl hastanesine yatırmaya kalkışmış. Asıl imtihanıysa çocuklarıyla vermiş *****h. “On sene görmedim çocuklarımı” diyor, “neden” diye sorduğumuzda da anlatıyor: “Kocamdan boşanınca çocuklarımı mahkeme ben müslüman olduğum için babalarına verdi. O zamanlar Amerika şimdiki gibi değildi. İyileşmeler çok zaman aldı. O yıllarda korkunç bir önyargı vardı İslam’a karşı” diyor ve o günün acısını şöyle paylaşıyordu: “Hakim, karar vermem için tam yirmi dakika verdi, düşün taşın, İslamdan vazgeçersen çocuklarının velayetini sana vereceğim, dedi. Benim için hayatımın en ızdıraplı yirmi dakikasıydı, maalesef. O gün oradan iki küçük evladımdan koparıldım” derken gözlerinden de yaşlar boşanıyordu.

“Daha önce hiç etmediğim kadar dua ettim çünkü çocuklarımı bırakmak için Allah’tan emin ve güvenli bir yer olmadığını biliyordum.Eğer Allah’ı reddedersem çocuklarıma ileride O’nu gösterme gibi bir şansım olmayacaktı” diyor *****h.
Başörtüsü kullandığından dolayı işinden atılan *****h, daha sonra Uluslararası Müslüman Kadınlar Birliği’nın (International Union of Muslim Women) başkanlığını yaptı. Ülke çapında rağbet gören seminerler verdi. Son çalışması ise Ramazan ve Kurban bayramlarının ABD’de resmi tatil olarak Kabul edilmesi idi.

Bir süre sonra birbir İslam’la şereflenen aile bireylerinden ilki *****h’nın yüz yaşındaki anneannesiydi. Daha sonra onu silahıyla öldürmek isteyen babası İslamla şereflenmiş. Kızkardeşinin müslüman olduğunu öğrendiğinde onu öldürmek için evine giden sonrasında İslami Kabul eden Hz, Ömer gibi! Sırayla onu akıl hastanesine yatırmak isteyen kız kardeşi ve annesi ümmete katılmışlar. *****h’nın müslüman oluşundan tam on altı sene sonraysa eski eşi de İslam’ı kabul etmiş. Sonra da ilk eşinden olan oğlu.
Doktorların bir daha çocuk sahibi olamayacağını söylediği *****h, Allah’ın ikramı sayesinde bir erkek evlada daha sahip olmuş. Eğer Allah kuluna bir lütufta bulunmak isterse kim O’nu bundan alıkoyabilir diyor *****h.

*****h Assilmi’nin Allah yolunda yaptığı fedakarlık akıl almazdı. Onun hayat hikayesi bir inanç hikayesi. Bir sınav ve başarı hikayesi, inancın zaferinin hikayesi. Hepimiz için örnek alınacak bir hikaye. Allah’a güvenmenin ve inanmanın hikayesi.
6 Mart 2010 Cuma günü uzun süredir mücadele verdiği kanser hastalığına yenik düşen kardeşimizin vefat haberini aldık. Kaybettiği hiç şüphesiz dünya hayatıydı *****h’nın. Ahiret se asıl ebediyetti. Onu kazandı hiç şüphesiz.

İnna lillah ve inna ileyhir-raciğun. Entum lena selef ve inşhaallahu bikum lahikun…
Tercüme; Hacer BAŞER 28 MART 2010

America Kotku Women's Association