Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Tanrı'nın doğum gün-lüğü

    Merhaba!

    Aksiyonla dolu bir Peygamber Çocuklar gecesi…

    Dün gece telefonda gideceğim gideceğim lokasyonun açık adresini verdim. Zaten telefonumun GPS özelliğini hep açık tutarım. Nerede olduğumun bilgisi, ilgilisine benim tarafımdan takdim edilmiş bir bilgidir. Nerede bulunduğumu görebilsinler isterim. Gün içinde ne konuşuyorsam, telefonda da onu konuşurum. Hiç kısmam. Neyse bu işte malzeme. Bil, ona göre ayarla kendini. Bir gün başıma bişey gelebilir diye, devlet ricalinden gücü elinde tutan falan filan amcalarla, yaşam güvencesi amaçlı ahbaplıklara falan hiç gelemem. Benim başıma gelecek kötülüğü sen mi durduracaksın? Aman eksik olsun. Davranışlarımızla yürüdüğümüz çizgi bir bedel gerektiriyorsa, senin istemene gerek yok onu sana ben verdim gitti.

    Dün gözaltına alındım. Vay bana şöyle yaptılar, böyle yaptılar diye yakınacak halim yok. Bu da, bunun azı da bunun çoğu da başımla beraber. Telefonda verdiğim lokasyona (atölyeye) giderken aracım durduruldu. Çevirmeyi uzakta gördüm, yolumu değiştirebilirdim değiştirmedim. Direkt girdim. Trafik çevirmesi olmamasını dileyerek :) 10 senedir ehliyet belgem yok çünkim. Kimlik istediklerinde bu yüzden rahatladım. ‘O kolay’ dedim verdim kimliğimi. Polislerin ellerinde Blackberry’ler bilgilerime ulaşıyorlar falan. No problem. Bu kadar teknolojiyle ulaştıkları ‘bilgi’ muazzamdı:

    ‘Siz asker kaçağısınız. Sizi gözaltına alıyoruz.’

    :) Yani benim bildiğim daha farklıydı. Yani ben 3 sene önce askerliğimi tamamladım, üstelik bunu Genelkurmay’dan Üstün Hizmet Takdirname Belgesi ile gerçekleştirdiğimi sanıyordum. Ben yanlış hatırlıyormuşum. Asker kaçağıymışım meğer :)

    Kitabımın çıktığı bir günde bu kadar sabuk bi gerekçe gözaltına alınmam bana şüpheli geldi. Çevirme noktasında ben gözaltına alındım. Benimle gözaltına alınmamla birlikte, oradaki çevrilmiş bütün araçları serbest bıraktılar. Çevirme noktasında tüm polisler, araçlarına bindiler, çevirme sona erdirildi, arabasına polislerin bindiği ben, bir polis konvoyunun içine alınarak, karakola bir ganimet olarak götürüldüm. Geceyi nezarethanenin en fazla tuvalet kokan hücresinde geçirdim. Aç, susuz bırakıldım diyemeyeceğim çünkü onlardan bişey isteyen olmadı zaten.

    Üstümdeki eşyaların envanteri çıkarılmış. Altını imzaladım. Liste çok komiğime gitti. Efendim açıklıyorum. Üstümden 15 lira çıktı :) 15 lira bi de iphone. Nezarete girince biraz sevinmedim dersem yalan olur. ‘Biraz uyurum sonunda’ dedim. Uyudum da. Aşırı soğuk oldu. Yatağın taş olunca, uykun da delikli oluyor. Gerçi kitap taşımaktan belim kilitlenmiş durumdayım, içeride açıldım diyebilirim :)

    Sabah oldu. 15 liramı ve iphone’umu geri alarak, mahkemeye çıkmak üzere bir polis minibüsüne bindirildim. Nezaretteki diğer tüm tutuklularla birlikte. Bir arkadaşımız, uyuşturucu işi yaptığını anlattı. Suç listesini bi saydı. Hey Maşallah :) CV diye buna derdim. Bir minibüs dolusu tutuklunun içinde bir benim kelepçeli olmam, günün en güzel olayıydı.



    Kelepçeli fotomu çekmemin hikayesi de şöyle. Yanımdaki arkadaşımdan iphone’umu cebimden çıkarıp birkaç hatıra poz çekmesini rica ettim. Siz ellerimin pozumu gördünüz. Onun bi de suratlı olanı var. Nasıl gülüyorum ama. Mapus damlarına düşüp de kelepçesiz geçmek olmaz.

    İnceliyorum bu metal aygıtı. Bu muymuş dedim filmlerdeki meşhur polis enstrümanı. Meraklı meraklı kurcalarken tırttt diye bileklerimi sıkıştırmasın mı. Sağ bileğim, moraracak derecede dar konuma geldi. Gevşemesi için çıkarılması gerekiyo aklınızda olsun. Bunu keşfettim. Onlardan böyle birşeyi, kessen istemem. Sağ bilek sızılı sızılı giderken, sol kelepçemi kurcalıyorken bir tırt da ondan gelmesin mi? 3-4 saat adliyede o şekilde bekledim. Minibüsten ineceğim sırada ‘Çözün şunun ellerini’ dedi şefleri. İSTEMEZ dedim. Bu kelepçeler ben nereye gidiyosam oraya gelecekler dedim. Cıvıl cıvıl bir caddenin içinden bir minibüs dolusu adam indi. İçlerinden sadece biri kelepçeliydi. İşte o da Jesse James’ti :) Heryeri façalarla dolu çocuklar zincirli bendenizin yanında sütçocuğu gibi kaldılar. Hakimin önüne çıkarken zorla çıkardılar kelepçelerimi. Aha. Gece bir ara uyandırılıp hastaneye götürülüp muayene edildiğimi bak şimdi hatırladım. Neyse. Hakim çok düzgün birisiydi. Adam polislerin benimle ilgili götürdükleri belegelere bakınca ‘Allah Allah’ dedi. Aynen öyle. Babamın sabah erkenden gittiği askerlik şubesi de öyle demiş. ‘Allah Allah’. Eskiden belki olabiliyormuş da. Bilgisayarlı sisteme geçilen bir çağda ‘Allah Allah’. Adam Blackberry’e bakıp böyle birşey söyleyince matrak oluyor gerçekten. Günün en muhteşem saçmalıklarından biri, ellerimi kelepçeleyen polislerin serbest bırakılmamdan sonra benden imzalı kitap istemeleri oldu. Dar bilezikleri elimden çıkarmış, bileklerimi avuşturuyorum. Bana ‘ee bi imzalı kitabını gönderirsin artık’ demesin mi? Durduğum yerdem adama nasıl baktıysam. ‘Ki sanıyorum bu fikre pek sıcak bakmıyorsunuz’ dedi.

    Açıkçası bu polislerin bişeyden haberinin olduğunu zannetmiyorum. Derinlerden bir yerden birileri bir küçük mesaj verdi. ‘Peygamber’ amcaların çocukları, PEYGAMBER ÇOCUKLARA bir mesaj gönderdi, günün kısa özeti bu. Mesajı verdiler de ben alamadım. Kafam kalın çünkü. İdrak problemi var bende. ‘Artık yazacak daha çok şey var ve şükür ki motivasyonum an itibariyle en üst seviyede’ diyen şu kafaya bir bakar mısın? Gözlerimde perde var yemin ederim :)

    1 günden bişey anlamadım açıkçası. Yani sen beni şöyle birkaç ay kapat. Sonra izle bakalım Levh-i Mahfuz’un versiyonları patır patır nasıl yükseliyor.

    Son söz. Günün anlam ve özetini içeren ibare. 15 tl’mle birlikte arabamın olduğu yere ulaşmak için biraz yürüdüm ve bir dolmuşa ulaştım. Dolmuşun önüne oturdum. Dolmuş bir eczanenin önünde duruyor. Eczanenin kapısında ne yazsa beğenirsin? DONA adıyla bi ilaç çıkarmışlar :) Bu aksiyonla dolu günün sırrı, Dona isimli ilacın sloganında gizliydi.

    kireçlenME
    DONA

    burakozdemir/ Burası: Tanrı'nın doğum gün-lüğü

    Aksiyonla dolu bir Peygamber Çocuklar gecesi… | Levh-i Mahfuz Tanrı'nın doğum günlüğü

  2. #2
    Aktif Üye Guney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.117
    Rep Gücü
    80591
    Az önce okudum ....

    1 Nisanda "peygamber çocuklar"... az kaldı....

  3. #3
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Bir birimiz için : Levh-i Mahfuz

    Dünya kendini yepyeni bir geleceğe taşıyor

    Gelecek, şu an ol’uyor, oluşuyor

    Bütün olan biteni fark ediyor

    O bizimle biz onunla doğmuşuz

    Hakikati yeniden doğurmak için buluşmuşuz.

    Görev bir’e verilmiş

    Bir, dağılmış bir’leşmiş

    Ol’an olmuş, oluşmuş

    Bütün dostlar bir arada buluşmuş.

    Birbirleriyle birlikte bir oluşumun içinde

    yürüyor akıyor gidiyor kainat

    birden bir’e uzanan yüce bir el ile

    bir kuranı olmalı bu düzenin

    bir yapanı bir bozanı

    bir yazanı bir okuyanı

    bir soranı bir cevaplayanı

    bir yaşam kuranı bir can kurtaranı

    her karanlığın, aydınlığı içindedir

    her gizem açıklar anlamını

    zaman, mekan ve insanın sonsuzluğunda

    bir ustanın ellerinden akarak bırakıverir kendini

    yüz yıllardır beklenen an, şu an

    kutlu an buluşmuş kutlu insanla

    yazılmış kainat bir kuranla

    çözülmüş sevgi düzleminde Levh-i Mahfuz’la

    rüyasında gördüğünü eline alınca neslim

    perdelerini açacak hayat

    tamamlananlar için

    ne ayrılık ne acı ne keder ne kader

    hep bir yaşamanın adıdır artık devrim

    ***

    Kırmızı maviyle buluşsa,mavi kırmızıya dokunsa

    İkisi birbirini itmese karışsa, koyu bir mor yaratsa

    Mor morluğunu beğenmese,biraz daha kırmızı ya da mavi istese,oranlasa,dengelese,kıvamı yakalasa karışır mıydı tüm renkler,yeni renkler yaratırlar mıydı tüm itirazlara rağmen.

    Birine mavi demişler,diğerine kırmızı.Bir isimleri olması gerektiğine inandırılmışlar.Hadi olsun demişler,nasılsa benim özümü değiştirmez.Bir bakmışlar o yapıştırılan isimler özleri değiştirmeye başlamış.

    Kırmızı baskın olmuş, baskın isminin etkisiyle.Mavi sessiz kalmayı tercih etmiş sessiz kalmaması gereken yerde…

    Ben karıştırdım çok yakıştı iki renk birbirine.O yakıcı ,itici mesafe kalktı aradan.Kırmızı kırmızılığını unuttu,mavi de maviliğini.Çünkü sonradan konmuş bu isimler kendilerine………..

    Şiir ölmedi buRAK ,ölmeyecek.Dona’ya şiirin ölmediğini şiirlerimizle kanıtlayalım.Sen ve senin gibi insanlar var oldukca ilham kanalları kapanmayan bizler şiir yazmaya devam edeceğiz.

    İyi kötüye karışmalı, kötü iyinin elinden tutmalı

    İyi biraz kötü olmalı, kötü iyiden çalmalı

    Siyah beyaz ile karışmalı, beyaz grileşmekten korkmadan siyaha yaklaşmalı

    Sevgili sevgiyken bulmalı beni

    Ben sevgiye açken görmeliyim gözlerini

    Kedi yaralıyken ilaç gelmeli

    İlaç kedinin yaralı olduğunu bilmeli

    burakozdemir Burası: Tanrı'nın doğum gün-lüğü |

    Okuyucu ailemizdeki şairlerden seçme gönderiler… | Levh-i Mahfuz Tanrı'nın doğum günlüğü

Benzer Konular

  1. Ben ve Tanrı
    mopsy Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-10-2011, 12:20 AM
  2. Yorum: 1
    Son mesaj: 16-07-2010, 02:48 PM
  3. Tanrı
    mopsy Tarafından Günün Fıkrası Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 22-04-2010, 12:00 PM
  4. Doğum sırasında bebekte oluşan zararlar (doğum travmaları)
    İnci Tarafından Çocuk Sağlığı Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-12-2009, 06:47 PM
  5. Moderatör'lüğü Bırakanlar
    Bay X Tarafından Duyurular-SSS Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 16-10-2007, 11:28 PM
Yukarı Çık