Merhaba!


her parmağın inceden, tırnakla derideki öykünün kesiştiği yerden ağrıdığı bir gece neredeyse. "neredeyse", çünkü fazlası da var.

tökezlemeyi, insandan insana koşarken, insandan insana koşarayakken, insandan insana cama bakar gibi bakarken öğrenenler yola çıkmayı nasıl karşılarsa öyle karşılıyordun sen de. cümle kurarken bütün son kelimelerin devasa paragraflar ördüğü bir çıkmazda öğrenmiştin a'yı, aksayan kalp ritmindeki son heceden çalmıştın
uyurayak yaşayanların
öfkesindeki z'yi.

elim sende küçük, üzerine anıtlar dikilecek öykülerim yok benim, yerden anıtlar sökmekse pek ala; hepi topu kızıla çalan bir yama izi var bende, iki insanı bir arada tutabilecekse, iki insan hakk'ın üzerine yemin edebilecekse ne ala.

her parmağın inceden, tırnakla derideki öykünün kesiştiği yerden ağrıdığı bir gün demiştin. "neredeyse", çünkü 'yola çıkıyorum, çünkü yola çıktığımda, bugüne dek işittiğimden daha az kelime işitebileceğim,' demiştin.

öyle demiştin.

CHARLES BUKOWSKI