Merhaba!



"eksik olan neydi bizde? eksik olan neydi her şeyde? neyden hep son anda vazgeçtik? neden hemen her şeyden hep son anda vazgeçtik? neden hiçbir şeyin yerini başka bir şey tam olarak dolduramadı?"

o yankıyı ilkin ağır kanamalı bir vazgeçişini 'tekrarını denemeye cesareti olanlar'ın işgal ettiği bir düş alanına taşırken duymuştu. tekrarını denemeye cesaret etmek? bu olağanüstüydü, tutkuluydu, tanrısaldı ve umutluydu. aklının içinde durmaksızın cinayetler işleyen o vahşi yankıyı susturabilecek kadar umutluydu. sonsuz ve tartışmasız bir umutsuzluğa ulaşabilecek kadar umutluydu. bunu asla yapamayacak olsa da, bunun rastlantılar evreninde bir imkansızlığa tekabül etmemesinden dolayı mutluydu.

eksik olan neydi onda? bilmiyordu. eksik olan neydi hemen her şeyde? bunu hiç düşünmemişti. sadece bir süredir boğazında sakladığı şiiri bir hamlede kesip bütün kelimeleri kana bulayabilecek kadar mutluydu. yeni bir hamlesi daha vardı; işte bu kusursuzdu. tartışmasız bir umutsuzluğa ulaşmaktan, hiç olmadığı kadar umutluydu. o son ve kusursuz müdahalesinden önce, kurtarılmış düş bölgelerinde vakit öldürüyordu.
ölmemeye hiç bu kadar yakın olmamıştı.

sebebini ve niyetini bilmediğin bir savaşta
aklını yitirmiş çocuklarla dans etmekti
senin yaptığın.

medeniyeti dizlerinin altına almaktı senin yaptığın, kuşların öldürüldüğü bir yaşamın senaristine hesap sormaktı. sokağa şah çekmekti senin yaptığın, matlarını özenle saklayıp koca bir insanlığı kuralsız bırakmaktı. hiç değilse bir şeydi senin yaptığın, yasaklı ve çırılçıplak bir suya
akacak tüneller kazmaktı.

hiç değilse bir şeydi senin yaptığın, sebebini ve niyetini bilmediğin bir hayatta
aklını yitirmiş bir kendinle
baş başa kalmaktı.

CHARLES BUKOWSKI