Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4
  1. #1
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960

    BiM'de eski sevgiliyi görmek

    Bim'e doğru yola çıktım. zaten iki adım ötesi bim. annemin terliklerini giyip
    çıkayım lan dedim, kim iki saat şimdi bağcık bağlayacak. ama olgun bir erkek insanda eğreti duran şeylerin başında anne terliği geliyormuş canlar, ben bunu anladım.


    Bim her zamanki gibi sakindi. klima çalışıyor ama soğutmuyordu. nasıl bir
    klima lan bu diyerek incelemeye başladım. ama görevli beni balici sandı, çünkü ayaklarımda da acayip terlikler altımda çamaşır suyu sıçrayıp da rengi atmış bir pijamayla pek de güzel bir gaspçı havası veriyordum.


    "abi bu klima üflemiyor galiba" dedim. ama cevap vermedi, işine döndü.


    tam arkamı dönüp gidecekken tanıdık bir ses duydum. pek bir tanıdık. sanki bir zamanlar kulağıma "aşkım" ,"seni seviyorum" diyen bir ses. yavaşça arkamı döndüm. Evet, eski sevgilimdi bu. bir zamanlar sevdiğim kadındı. bir zamanlar elele tutuşarak mal gibi gezdiğimiz kadın. şimdi nişanlısıyla bim'e gelmiş alışveriş yapıyordu. bir zamanlar aşık olduğum kadındı bu.


    evet bir zamanlar uğruna canımı verebileceğim kadındı bu.


    ben şaşkınlıktan elimdekileri yere düşürünce bunlar birden irkildi ve hemen arkasını döndü. ben, beni görmesinler diye hızlıca aşağıya eğildim ama lanet olası bim'de raf diye bir şey yok ki. tansaş olsa arkadaki adam seni göremez ama raf yerine kolilerde ürün sergileyen bim sayesinde saklanamadım.


    peki size sorarım. siz arkanızı döndüğünüzde, devekuşu gibi saklandığını sanan ama ayağında ufak numara anne terlikleriyle çömelmiş ve k.ç çatalı gözüken bir adam görseniz ne yaparsanız? işte onlar da öyle yaptılar. bastılar kahkahayı. yavaş ve gururum yıkılmışçasına ayağa kalktım.


    gözlerine baktım. bana baktı, mahzun bir bakış görmek isterdim ama alay ediyordu resmen. ayaklarıma bakıyordu. anne terliği giymiş, parmakları ucundan çıkmış bir ayak. buydum işte. sen bu adamla bir zamanlar çıkmıştın. şimdiki sevgilin çok iyi giyinmiş ama bir bak bakayım ona. bim'de bu şıklık? sence de biraz samimiyetsiz değil mi? ben en azından yakışıyorum buraya. içimden geldiği gibiyim.


    böyle düşündüm ama sonra has.... dedim. adam kapmış kızı, ben de salak gibi pijamayla terlikle geziyorum. kim naapsın lan beni. "nasılsın görüşmeyeli?" dedim. "iyiyim" dedi. "ne güzel" dedim. "hıhı" dedi. gittikçe gerginleşiyordu ortam. yeni sevgilisi kıllandı mı acaba diye baktım ama "nasıl olsa bu salaktan bir zarar gelmez" düşüncesi hasıl olduğundan zerre umrunda değildim herifin. adam en ucuz kangal sucuğu seçmekle meşguldu.


    "niye böyle olduk biz?" der gibi baktım. "ne diyorsun?" der gibi baktı bana. "niye böyle olduk diyorum?" der gibi tekrar baktım. "ne diyorsun anlamıyorum" der gibi tekrar baktı bana. "neyse boşver" der gibi baktım. Gitti alışverişe devam etti. bir "güle güle" bile demeden.


    gözyaşlarımı saklayarak elimden düşürdüklerimi aldım ve kasaya gittim. bir de peçete aldım, gözyaşlarımı silmek için. kasadaki görevli yine baliciymişim gibi baktı bana, "paran var mı" der gibi baktı bana, bana bakmasın artık kimse. al lan paranı der gibi uzattım, para üstü beklemeden çıktım ama sonra hemen geri dönüp şahsiyetsizce aldım paranın üstünü. tam çıkacakken fiş almayı unuttuğum aklıma geldi. dönüp onu da aldım. Hay anasını, bir romantizm de yaşayamadık be.


    eve giderken serkan geldi yavaşça yanıma. tek dostum, yoldaşım, üzgün olduğumu anlayabilen tek insan.


    "abi bir şey diycem. pijamanın k.çında delik var, k.çın gözüküyor, baya bir büyük"


    o günden beri evdeyim. bim'e de kapıcıyı yolluyorum.
    Konu Apollonius tarafından (18-01-2010 Saat 09:48 AM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    erkek arkadaşımla birlikte rutin alışverişlerimizden birine çıkmıştık. pırıl pırıl bir sonbahar havası vardı. "patito da alalım hayatım olur muu?" dedim, sağolsun beni kırmadı. zaten beni hiç kırmaz. öl desem şaak diye düşer ölür (hade len). aslanm benim (heheyt babalar ne sevgili yapmışım kendime). her neyse, sıcak bir yaz günüydü (hiç unutmam) tuttuk bim'e gittik. rafların arasında amaçsızca dolaşıyorduk. ben patito mevzusuna kilitlenmiştim zira, evde deterjan mı bitmiş, kağıt havlunun son rulosunu mu takmışım, hiç düşündüğüm yoktu. üzerinde çalıştığım çizimi renklendirirken tek eksiğim vardı.

    patito.

    o patito'nun hatırına, ol patito'nun yüzü suyu hörmetine bim'e geldik. içeri girer girmez patitoların dizldiği rafların olduğu bölüme ilerledim hemen. ne güzel de duruyordu patitocuklar, bayrak törenindeki öğrenciler gibi. işte o sırada tanıdık bir sesle irkildim;

    "abi bu klima üflemiyor galiba.."

    yanıt gelmedi. kafamı çevirmeye tırstım. geçmişimle yüzleşmekten it gibi korkuyordum. sevgilime baktım, o peripella rafının önünde fındıklı çikolatalı olan (iki renkli var ya, hah o) kaseyi elinde evirip çevirmekteydi. kafamdaki düşünceleri bir çırpıda dağıttım. o an her nedense aklıma akşam puding yapmak istediğim geldi, sevgilimin yanına gidip "süt de alalım. dost süt olsun" dedim. peynir reyonunda da kafasını ütülemeyi sürdürdüm sevgilimin. onu vır vır vır yedim bitirdim. ömrünü çürüttüm adamın. kaanbey peynir daha kaliteli olmasına rağmen sırf daha ucuz olduğu için "muratbey kaşar alalım o daha ucuz" dedim.

    tam o esnada haşırt diye bir ses duyuldu. birisi elinden bir şeyler düşürmüş olmalıydı. yavaşça arkamı döndüm ve bir şey, biri, adet ışık hızıyla rafın (raf demeye de yedi yüz tane şahit ister, bim'deki raflar portakal kasasından hallicedir zira) arkasında kaybolmaya çalıştı. ama kaybolamadı. tam olarak saklanamamıştı işte. ebelemiştim onu! eski sevgilimi...

    ayaklarına en az 3 numara küçük gelen anne terlikleriyle yere çömelmiş, k.ç çatalı da piyasada gezinen mutsuz bir adamdı eski sevgilim. içim burkuldu ama nedense sinirlerim bozulmuştu. o yüzden de histerik bir kahkaha atarken buldum kendimi ama her an psikopat bir ağlamaya dönüşebilecek türden bir kahkahaydı. bazı filmlerdeki gibi hastalıklı bir kahkaha... gözlerim yerdeki le porta ve patito'ya ilişti. eğilip onları yerden kaldırıp kendisine uzatabilmek için dayanılmaz bir istek duydum ama yanımdaki sevgilimden çekindim.

    ben bu adamla bir zamanlar çıkmıştım. bir ona, bir de yanımdaki (duygularım konusunda hala emin olamadığım) adama baktım. "ulan" diye geçirdim içimden, "bim'e bile senfoni orkestrası elemanı gibi giyinip geliyorsun, kime hava basıyorsun nedir bu artistik?" diye düşündüm. "ben neden bu adamla beraberim ki" diye kahrettim. küfrettim (içimden). oysa eski sevgilim öyle miydi ya? halk adamıydı o, gönül adamıydı.

    "nasılsın görüşmeyeli?" dedi. "iyiyim" dedim. "ne güzel" dedi. "hıhı" dedim. gittikçe gerginleşiyordu ortam. yeni sevgilim kıllanır mı ola ki diye baktım ama o beni kıskanmazdı ki... adam en ucuz kangal sucuğu seçmekle meşguldu!

    "niye böyle olduk biz?" der gibi baktı. "niye böyle olduk hagaden yaw?" der gibi baktım ona. "niye böyle olduk diyorum?" der gibi tekrar baktı. "ooof of" der gibi tekrar baktım. "neyse boşver" der gibi baktı. o pozisyonda yapılabilecek en uygun şey yapmak suretiyle mevzuyu boşverdim, alışverişe döndüm. bir güle güle demeyi çok istedim ona ama bir şeyler beni engelledi. basiretim bağlandı.

    zamanı geri çevirmek mümkün olaydı keşke. dr emmet brown geleydi de de lorean'a ataydı beni, "aha" diyeydi, "bu adamla birlikte geçirdiğin o güzel günlere dön" diye de ekleyeydi. ama emmet brown yoktu ortalıkta.

    eski sevgili, blume peçetelerin olduğu reyona giderken, pijamasının arkasında koca bir delik olduğunu fark ettim. bizden saklanmaya çalışırken yırtılmış olmalıydı. vicdan azabı duydum. eski günlerde olsak dikerdim ben onun söküklerini.

    ama eski günlerde değildik ki.

    yeni sevgilim bir kaç gün sonra arabayı sanayiye götürürken bile smokin giyme gafletinde bulundu. ben de bunu bahane edip hırgür çıkarıp ayrıldım ondan.

    ne zaman rüzgarlı havalarda yolda sürüklenen bir bim poşeti görsem o günü hatırlarım. o gün bugündür bim'e gitmedim. arka sokağında tansaş var ve en azından tansaş'ta hasbelkader rastlayıp da köpekler gibi pişmanlık duyacağım bir eski sevgilim yok.

    devamı: 1 - 2

  3. #3
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041
    BiM'de eski sevgiliyi görmek
    daha öncede okuma fırsatı bulmuştum ..çok samimi bir anlatım çok hoşuma gitti teşekkürler..

  4. #4
    Süper Aktif Üye kirmizigül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    Istanbul, Turkey, Turkey
    Mesaj
    3.148
    Blog Mesajları
    22
    Rep Gücü
    18820
    güzel bir paylasim emeyinize saglik bizle paylastiginiz cin.

Benzer Konular

  1. Giden sevgiliyi unutmak ...
    Venhar Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-04-2010, 10:23 PM
  2. Halüsinasyon görmek
    onairci Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 04-10-2009, 12:57 PM
  3. Bazen Sevmek Sevgiliyi Terkedebilmektir...
    mavi_gece Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 08-12-2008, 03:37 PM
  4. Sevgiliyi Öpmek İçin ßahaneler
    blueice Tarafından Ask ve Sevgi Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 03-04-2008, 06:12 PM
  5. Bakmak her zaman görmek değildir görmek için bakmak gerekir
    Venhar Tarafından Sohbet ve Dedikodu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-03-2008, 10:04 PM
Yukarı Çık