+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3
  1. #1
    Tecrübeli Üye Kafka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Nerden
    Labirent
    Mesaj
    278
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    16024

    Güzergâh Tragedyası

    - Arka taraf boş. İlerler misiniz?

    - Onca ağırlık oraya çökmeseydi arkada kalmazdı.

    - Yatağınızın Helen tarafından kalktınız sanırım. İlerleyin lütfen.

    - Hanımefendi boş yer yok!

    - Sizin gibi bir cüsse için herhalde olmaz.

    - Hanımefendi bu bedene onca fikri sığdırdım değil bir adımlık yere mi sığmayacağım?

    Buğulu camların hangisine yansıdı bu cevap bilmiyorum ama bir durağın otobüsün camından silindiğine tanık olduğuma yemin etmeden and içebilirdim. Ki bunda sabah içtiğim çayın açık olmasının ve görüş açımı netleştirmesinin yardımını saymıyorum bile. Ama bu cevapla birlikte tek özelliği kadın olmak ve biraz da Türkçe konuşmak olan birinin kendini herhangi bir nesneye tercüme ettiğine emin olabilirsiniz. Ki geçen sabah aynı bayanı otobüsde ingilizce bir çakmak olarak görmem bu görüşümü sağlamlaştırıyor.

    Bunun yanında her sabah otobüse geç kalan birine şoförün sorusu ve o adamın cevabı da hâlâ diriliğini korumaktadır:

    - Bir daha sizi beklemeyeceğim. Her sabah neden geç kalırki insan?

    - Erken gelirsem bu sefer bekleyecek bir şeyiniz kalmayacağından korkumdan!

    Ki bu cevap üzerine bu adamı her gün farklı bir sorunun derinliğinde beklediğimden emin olabilirsiniz. Ama hiçbir bekleyiş orta koltuktaki o bayanın okuduğu bir kitapta sevdiği cümleye denk gelince yüzünde beliren gülüş denli anlamlı olamaz. Sırf o okuyor diye aynı kitaptan almam pek çok kişi için acınası bir durum olsa da benim için amacına hizmeti noktasında son derece önemli.

    - Karar verdim o kızı takip edeceğim yarın.

    - Ya seni fark ederse?

    - Mümkün değil!

    - Neden?

    - Ben kendi kitabımdan izleyeceğim onu.

    Tahmin edeceğiniz üzere onu o çok sevdiği kitabı okuyarak izlemeye başladım. Böylece onun sevdiği cümlenin sokağını bulup orada bir dizeye yerleşebilecektim. Ve kendisi bir daha o dizeyi okuycak olursa kesin olarak beni görecekti.

    O kitabı çantasından çıkartıp okumaya başlayınca ben de cebimden ayn kitabı çıkartıp onun okuyuşunu takip etmeye başlardım. O sayfa çevirince doğrudan ben de çeviriyordum. Bir keresinde;

    - Pardon, sesinizden şiiri göremedim. Rica etsem gözlerinizle seslendirir misiniz?

    Dediğimde sert bir akışla bana bakıp cevap bile vermemişti. İnandığım odur ki sesler taklit edilebilir ama bakışlar asla. Başka bir gün yine kitabı okurken heyecanlanıp;

    - O şiire bir daha bakar mısınız? Diye sordum.

    Bu sefer bana cevap vermişti;

    - Neden?

    - O şiiri hiç bu gözle okumamıştım.

    Gülümsemişti. O an kendimi daha da bir anlamlı hissetmiştim. En sonunda beni de o çok sevdiği kitaptaki, o çok sevdiği şiirlerle bir tutmuştu çünkü.

    O sabah bir şeylerin farklı olacağını yanındaki boş koltuğu görünce anladım. Bu anlayıştan bile hızla davranıp hemen yanına oturdum. Öyle hızlı oturmuştum ki yanına cama yansıyan suretim az kalsın karşı binanın ikinci katının balkonunda kalacaktı. Çantasından kalbini çıkartırcasına bir dikkatle kitabı çıkartınca ben de cebimden hızla bozuk paralara dönüşen kitabı çıkardım. Birden elimdeki kitabı görüp;

    - Siz de aynı kitabı okuyorsunuz! Diye şaşırdı.

    Bir fark koymak n***** saçma da olsa cevap verdim:

    - Aynısı değil... Ben daha ziyade geceleri okuyorum.

    O an yüzüme uzun uzun baktı. Keşke imkanım olsaydı da yüzüme baktığı yeri katlayabilseydim. Veya altını çizebilseydim baktığı yerin. Hiç olmazsa ayraç koyabilseydim bari. O uzun bakışın ardından kısa bir sözcükle baktı bana:

    - Neden bu kitap?

    Burada kısa bir ara verip bu soruya özünde verilebilecek o derin cevapların çetelesini tutmayı isterdim. Ama otobüs hareket ettiğinden ve benden cevap beklediğinden hemen cevabı verdim:

    - Çünkü sizi tanımaya giden yolun sevdiğiniz cümlelerden geçtiğine inanıyorum.

    - Peki, beni ne kadar tanıyorsunuz?

    - Size bakınca hangi yalnızlıkta kaldığınızı bilecek kadar.

    Durdu o an. Kitabını çantasına yerleştirdi. Bense elimde bir kitapla yapayalnız kaldım o an. Ve yenien gülümsedi.

    - Ya sizi okumaya başlarsam?

    Cevaplarımı şimdiye okumuş sizler için bu soruya cevap veremeyişim yadırganabilir. Ama herkesten özür dileyerek bu soruya "Anlayamadım" diye cevap verdim. Yüzündeki gülüşün sayfasını değiştirmeden:

    - Sevdiğim cümlelerden beni takip ediyorsunuz ya! Ya sizi okumaya başlarsam? O zaman nasıl takip edeceksiniz?

    Bu cümleyi duyduğum anda artık ineceğim durağa gelmiştim. İşte o an zamana bir ayraç yerleştirip hızla cevabımı verdim:

    - O zaman da sizin beni takip etmeniz gerekecek.

    - Neden?

    - Baştan beri benim sevdiğim cümle sizdiniz zaten. Şimdi cevaplayın lütfen, peki ben nerde kaldım?

    Gülümseyerek gözlerimin içine baktı. İnsanın gözlerindeki gülüşün gamzesi olabilir mi? Onun vardı işte. Ve bana daha da bakarak:

    - Bilmiyorum. Nerde?

    - Adresi aşkınız olan bir mektubun ilk cümlesinde...

    Yirmibirinci Aralığın ikibindokuzu

    Yunus B.

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Forma giris yaptiginizdan beri yazdiginiz en carpici nesir.
    Kendinizi de astiniz.

    Her bolum bir hikayeyi dolduracak cumle ve fikir yigini.
    Hepsini tek hikayede kullanarak kendinize yazik ettiniz.
    Bu baglamda yazacaginiz benzeri yazilarin artik tekrar olacagindan korkarim.

    Citayi cok yukari cekmissiniz cooook............

  3. #3
    Tecrübeli Üye Kafka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Nerden
    Labirent
    Mesaj
    278
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    16024
    Sayın Mopsy çok teşekkür ederim bu değerli görüşleriniz için. Özünde her yazınsal çalışmada bir tekrar oluyor. Ama bu tekrarı nasıl kullandığımız önemli diye düşünüyorum. Hoyratça davrandığımı düşünmüyorum. Çünkü metnin kendisi bunu istiyordu. Ben sadece aracılık ettim.

Yukarı Çık