Kara Mizah olacak ama bulunsun istedim.


------------------------------------------------------------------

Geçenlerde eşraftan Cemal efendi beni ziyaret etti. Hoca efendi dedi, "bizim Deli Asiye'yi tanirsin, bu
kızcagız köyün orta yerinde üstü başı açık gezer, günün hangi vakti finduklukdadir bilenimiz yoktur,
kahvenin önünden geçti mi bütün bıyıgı terlememiş gençler iç geçirip Deli Asiye'nin peşinden bakar."

"Ee Cemal efendi, sonra",

"sonrasi hoca efendi bakarsın gençlerden biriyle başimiza bir iş geçer, testi
kırılmadan bu işin hal çaresine baksak..."

"Eee Cemal efendi nedir bunun çaresi,"

"çaresi hoca efendi,
jandarma bunları toplayip Bakırköy'e yolluyormuş, şu bizim köyden gitsin de başimizi belaya
sokmadan hayirlisiyla, nereye giderse gitsin."


Cemal efendinin derdi bu. Allah'un bir hikmetdir diye yolladigi zavallicik deliyi köyden atacak. Niye
Cemal efendi, Deli Asiye'nin üstü başi açikmış, gençlerin niyetini bozaymiş... E ne yapacuk, deliyi
kovacuk, deliyi kovacuk... Çözüm bu. Ey müminler, lafumu iyi dinleyin, bu niyet nasil niyettir ki, bir
Deli Asiye kahvenin önünden geçmeyle bu niyet bozulur.
Ha bu Deli Asiye'yi evimize alsak, üstünü başuni giydirsek demiy de, deliyi köyden kovalum. Bu
deliyi köyden kovmasina kovariz, ama Allah'ın işi belli olur mu, yollar başka deliler. Ha bu
memlekette deli mi araysin.
Sayun cemaat aklunuzu başunuza alun, Allah'un mazlum, garip delilerini köyden, şehirden kovarak
bu iş düzelmez. Bir deli senin ahlakunu namusuni bozacaksa senin ahlakunun içine ............ Ey Cemal efendi, gör namusumuz, ahlagumuz ne hale geldi, üstü başu açuk bir deli bozayi
oni. Millet işini gücünü bırakmış, kovmanin fetvasini gelmiş Ofli Hoca'dan alacaklar, olacak iş mi
cemaat, bana sorarsan, ben bu köyden Cemal efendiyi kovarim, derum ki, çek git ula, ne zaman ha bu
niyetini temizlersen o zaman gelürsin.

--------------------------------------------------------------

Bu Müslümanlarun işine benim aklim yetişmiy... Daha sübyan uşaklara yaz ayi geldi mi bizim Sari
Müezzin ders verur. Cemaata da haber salaruk uşaklari gönderin Allah'un kitabini ögrensunler.
Bir gün erken vakit camiye geldim, bizim Sari uşaklari başina toplamiş anlatiy: Böyle günah
yaparsanuz yetmiş bin sene yanacaksunuz, böyle sevap yaparsanuz yetmiş bin huri gelecekmiş,
bilmem kaç yüz tane Tugba Agaci, bunlari teker teker saya-yi. Dayanamadim, yeter kardaşum dedim,
yetmiş bin huriyi hamsi gibi kasaya dizsen üç kamyon almaz, uşagım birazcuk dikkatli ol, ha bu
uşaklara Müslümanluk mu ögretecesun, yoksa amcan Topal Haydar gibi toptanci tüccar mi
yapacasun, nedur yetmiş binden aşagi düşmeysin, kurban oldugum Allah işin gücüni birakti da sana
yetmiş bin kişilik huriler ordusu mi hazirlay, bir tane topal kariyla ha bu hayati nasil yaşadun ula,
insanda birazcuk kanaat olacak, kanaat etmesini bilmeyen ha bule sayulari kariştirir.
Ne zaman gelsem ha bu camiye şadirvanin yanunda güya abdest alayi, oturmiş, gelenle geçenle
konişiy, ayak parmacuklarini ovalay, ula uşagum, halilarin üstü tozdan yosun tutmuş, bir kere de
eline süpürge al, şu Allah'ın evini bir temizle, gel birlikte yapalum, yok, üsteluk utanmaz, bir huri
neyine yetmez senin, yetmiş bin huriyle içten içe pazarluk yapay, karşidan gören de der ki ne
mülayim adam, bu ne demektir, ula insan dua ederken der ki, cennetin bir köşesinde bir hasurcugun
bir kenarunda şöyle çömelecek kadar bir yer bana yeter, demiyor da, yetmiş bin huri, bilmem kaç bin
gilmanin peşinde bizim sari, ula sari, ezana bütün camilerden sonra başlarsin, bütün camilerden önce
bitirirsin, ama şadirvanin önünde ayaklarini kaşimaya başladin mi koniş da koniş, demek yetmiş bin
huri, kurban oldugum Allah işini bilir, sana orada yetmiş bini de topal hurileri verecek ki, benim de
yüregim serinlesin.
Ey Müslüman! Lafımi iyi dinle, sakın ola ki bizim sari Müezzin gibi, Allah'un kitabuni toplamayla
çikarmayla uşagunuza ögretmeyin, deyün ki uşaklariniza, top isteyene top verecek, araba isteyene
araba, gerisine karişmayun, daha yaşi ermemiş uşacuklarin aklina da sakin ola ki hurileri sokmayın,
çocuk aklidir döner der ki, bubacugum huri dedugun nedur, kime benzer, o zaman ne cevap verir, ne
bk yersün? Bu hatalari biz de yaptuk gençlugumuzda, aklima geldukçe gülerim, namazi bile fesata
sokmuşumdur bizim hanumun ha bu lafuna. Benüm kiz çocugum daha beş yaşindadur, kucaguma
almiş seviyrim oni, ha bu bizim Sari müezzin gibi cahil zamanlarumuzun cahul laflarini ediyrim,
bizim hanum sinirli sinirli uşagu kucagumdan aidi, "dinleme babani kizim, orasi bizim cennetumuz
deguldur, orasi babanin cennetidir, birak ta kendi kendine eglensün..." gene de gülerim bu lafa, şimdi
sana sorayrim Sari, senin niyetini anladuk, yetmiş binden aşagu düşmeyeceksün, bir de hanumuna
soralim, onin gönlünde acaba kaç yüz bin var?

------------------------------------------------------------------

Hayatını "hayat kadını" olarak geçirmiş bir kadının cenazesini cemaat kılmak istemez.
Ofli hoca: Niçün kılmazsunuz?
Cemaat: Kötü kadundur hocam.
Ofli hoca: Ha bu kadunla beraber olanlar öldü, hepsinin namazini kildiniz mi?
Cemaat: Kildik hocam.
Ofli hoca: Peki bu kadının günahı altta kalmak midur?

-----------------------------------------------------------------------

.. İyi dinle lafumi, aramızda bazi kenduni akilli sananlar var. Deyi ki bu kendini âlim sanan cahil
heruf: "hoca efendi, şimdi kuzey kutbunda namazi nasul kilacuk? Hani, orda geceler buranun geceleri
gibi degildur, lafun geluşu, farzumuhal, senede olir bir tek yatsi namazi." Namaz kumaya gönli yok,
kaçacak deluk arayi. Senede bir tek yatsi namazi benum de işime gelir, herkesun de işine gelur. Ama
sayun cemaat, İslam'un işine gelmez. Dedum ki bu akli evvele, hoca efendi fetva verdu, hadi git
kuzey kutbuna, olsin, hadi bir vakit kil, kilacaksan. Bir kere yatsi kilacaksun, lakün bir kere de akşam
yemegu yiyeceksun, işine gelürse.
Bu uşagun namaz kilmaya gönli yoktir, ha bule adamlari karşunuza alup konuşmak hatadir. Kibleyi
de kariştiriymiş ha bu uşak. Dedum ki, sen ha bule bizim tarafa, aşagiya dogru yüzünü dön de kil.
Demez mi bana, tamam hoca efendi, yüzümü aşagiya döndüm kildim, peki Ay'da kilarsam nereye
dönecum yüzümü. Bak göriy misin akilliyi. Bir vakut namaz kilmamak için, ha bu Trabzon'da
karisini, uşagunu, tarlasini birakti kuzey kutbuna kaçay, yine de merami yok, kalkti aya kaçay.
Nedur la derdun, kilacagun bir vakut namaz. Şimdi ben ha bu akulluya, pusulayla, taruflerle gitsem,
bak uşagum, yolin aya düşerse ha bule namaz kilacasun desem, bilurim akilliyi, bu sefer de diyecek
ki, hoca efendi peki, yildizlarda nasil kilunur?
Kilmaya niyeti olmayanda laf çok. La kardaşum, haçan kilmayacasun ha bu namazi, hoca efenduyi
yildizlara kadar peşunden niye koştiriysin? Bir vakit namaz kilacak, yildizlara kadar kaçay. Ula bir
Allah'ın akillisi sen misun? Kizdirma benu, saga sola kaçma uşagum, kaçma, ananin tövbe estagfurullah, ha bu mübarek gün, ananin donina girsen de kilacasun ha bu namazi. Ne kaçaysin. Kilmayacasan kilmayrim de, hoca efendunun agzini şu mübarek gün niye bozaysin.
Gülmeyin cemaat, böyle temsuller her gün olayi, güya Müslümanların aklini kariştiracaklar.

------------------------------------------------------------------

" .. Bir lafum daha vardur ki, müftüye taahhütlü yetuştururler, gazatalara bakaysin, Koca
Amerika'mın kafüri otirmiş aglay, bir kiyamet gidiy, ne oliy, ha bu kadar ............ yirtacak, dinle ne
oliy fikrun aculsün, bu kafirlerden iki kişi İsrail'un ha u taraflarda kaçirilmiş, iki kişi kafurdur bunlar
kafır, iki kişi için bütün gazatalar, televizyonlar anlatiy de anlatiy... İki kişinin lafumi olur
diyeceksunuz, ben de oni diyrim, iki kişinin lafı mi olir?
Peki sorayrim size, geçen yıl hac yolundaki otobüslerde kaç haci ölmüştür, 60 haci, her yil böyle.
Niye ölüy bu Müslümanlar, otobüslerin havalandirmasi yokmiş. Gazatalarin en dipköşecagızmda
yazay, 60 kişi ölmüştir. Soraylar Başkana, (Diyanet İşleri Başkanı) "Nedur bu durumlar Başkan?"
Başkanun keyfı yeründe, "Bir şanssuzluk!" Ey Başkan, hangüsi şanssuzluk, havalandirma mi, yoksa
senun Başkan olman mi, sen ha bu Müslümanlarla başa çikamadin da, hepsuni teker teker haci yapacum diye çöllerde mi bogaysin, bilmiy misin havalandirmali otobüs nasil olir, başinin üstünde
delukler vardur, bir de dügmesi, ha uni da bilmiy misin Başkan, o otobüsleri kim kiralay, parasini
kim veriy, nedur derdun başkan, açukla bu işun ayrinti-sini, işun gücün yok, milletun kafasuna kilçik
sokarsin, denuze girilirse oruç bozilir mi, yok bozilmaz mi, Müslümanlarun bütün dertleruni çözdün
de bu işin şimdi deniz tarafi mi kaldi, la uşagum ne orici, ne bozilmasi, millet denuze girmeden
otobüslerde çöllerde bogiliy, ha bu lafa cevabun nedir Başkan, millet burada boguliy, karada, ha bu
başkanlugu bilmiysen, bilmiyrim de, bir bilen çikar herhal...
Ey cemaat, hac yolinda ölen bu Müslümanlarun sahipleri yok midir, çoluklari, ço-cuklari, kadunlari
bir şey demez mi?
Demezler cemaat, niye demezler, dinle, birincusi, ne de olsa hac yolinda ölmüştir, yari yariya
şehutluk mertebesudur, haşa kim bir şey diyebilir Allah'un hikmetine...
İkincisi de dogrisidir, çünkü benum fikrumdur, haca giden Müslüman hali vakti yerunde adamdur,
ee ne diysin hoca, yani hacının vardur mali mülkü, çocuklar bekler ki haci babamiz Allah'a selamet
olsa da malin üstüne otursak. Nasil beklerler hem de, tavuk kümesinin kapusunda bekleyen çakal
gibi beklerler.
Diyeceksunuz ki, ee Ofli Hoca, eskiden otobüs de yokti, yokti ama Müslümanlar devenin
havalandirma diye bir durumi da yokti, doldurursun kümes gibi adamları otobüse, asarsun
bayraklaru, korna çala çala gidersün, nereye, hava gidersün, bu iş beni sarmay uşaklar, deveylen de
bir daha koca çölleri gözim kesmiy ama, otobüslen hiç kesmiy...
Hoca efendi bir kere haca gitmiş, Allah'un emrunu yerune geturmuştur. Lakün ikin-cusu dünya
üstüme gelse gitmem, tövbe, gitmem, hoca efendi bütün rezullugu ha bu gözlerle görmüştür, ne
diyrim size Müslümanlar, büyük abdestun gelur gidecek yer yok, ha bu kutsal topraklar bizim
findukluga benzemez, nereye yapacuk ula, bir cevap ver, ey cemaat nereye yapacuk. Getürdüler bir
tencere, şaşirdim kaldim. Ha bu tencereye mi dedum, yol yok ha bu tencereye. Rezulluk ki ne
rezulluk, düşündüm ki ey Ofli! Senun adun biraz da delu hoca olur, tencere tencere ne yapalum,
sulari kutulara koydun götürdin, helayi da sirtinda getüremezsün ya, ne yapalum, çare yok, peku
uşağum muhtar efendunun üç dönümlük camiş gibi karisi, o da mı ha bu tencereye, ne rezullukler
ne rezullukler, oturduk tencereye olduk haci... La kardaşum ne hacisi, bizim ki kepazelük, söyle bana
cemaat, senun de aklun vardur.

----------------------------------------------------------------------

Ey cemaat, bugün çok önemli konuşuklarum olacak, artuk buraya geldi, üç kuruşluk hakkım varsa üstünüzde vasiyetum bilun yerine getürin, yoksa öbür tarafta hepinizin yakasine yapişir, "ben sana demedum mu ula" der, hesabunu sorarim. İsimlerini vermek doğri olmaz, bizüm ha bu yakunlarda iki tane şeyh vardur, birinin müridleri öbürünün müridlerine der ki, maksat misal olsun, sigara içmek günahtur, niçün: mekruhtur, mekruhu tekrarlamak günahtır, öbürünün müridleri de der ki, bizim şeyh Allah'un bir evliyasidir, yalan söyleyecek hali yok ya, içilmesinde bir sakinca yokdir... Derken sayun cemaat, böyle misallerle, durumlar çoğalır, sözler, dedikodular, ayruluklar çoğalur.
Tabi laftın arasina beni de kariştirirlar. Kardaşum, ne konişik etsem derler ki, anlaşildi Ofli Hoca sen de öbür şeyhin tarafini tutarsin... Bu Ofli Hoca da ne sanay kenduni... Bizim şeyhden iyi bilemez ya, derler.
Sayun cemaat, bu tartuşmalar böyle kalsa iyi, laflar ilerliy, öyle yere geliy ki, artuk birbirleri içün ne kadar çirkün laf vardır hepsuni siralarlar. Sorarsan yaptıklari Müslümanluktur.
Sayun cemaat, şeyhlerünin ağzundan dinlemedum ama, bu Müslümanlar artuk birbirlerine tekfur (aforoz) ederler. Aman laftın orta yerüne kazayla girmeyun, bu tarafa laf söylesen bu tarafa, o tarafa laf söylesen o tarafa da seni koyar, haşa akillarunca dinden imandan senü çikartirlar...
Ey mümin kardeşlerum, Ofli Hoca'nun hiçbir kanuşuğu haşa kitaptan büyük değüldür, ben burdan konişir, birazcuk aklinizi fikrimizi açanım, açilmaz ya, gidip kitaba sen bakacasun, doğrilayacasun lafimi, öyle kulaktan dolmayla olmaz bu iş, kulaktan dolmayla olduğu içün, Müslüman kardaşuna küfür edersun... Nerde kaldum, Ofli Hoca hiçbir hocadan hâşâ büyük değuldur, büyük olan Allah'tır uşağum, şimdi ha bu Ahmet Efendü'nün müridleriyle Mehmed Efendü'nün müridleri tutturmuş ki, bizim şeyhimiz sizin şeyhinizden büyüktür, ondan iyi bilur, uşağum aklinizi başiniza alun, büyük olan Allah'tın, kim kimin içün büyük derse soni kötüdir, ha burdan ilân ediyrim, büyüklük küçüklük
Allah'un bilebileceği iştir, sen kimsin ula, bir de kalkmişlar ne diyler, bizim şeyhin lafidur, o evliyanın tekidir, onun yanlişi olmaz... Sayun cemaat, herkes yanulir, herkes hataya düşer, şeyhin ağzuna bakmayacasun, ula okima yazman yok midir, Kur'ân'a kitaba kendün bakacasun ula, düşün düşün kafayi oynatacağum, ha bu kadar cahulluk olir mi, ula uşağum Kur'ân bir tanedur, ama şeyh araysin, istemeduğun kadar, kurban olduğum Allah bütün müminleri çağurur toplar Kur'ân'm etraflında, nedür birlik olsun, şimdi ha bunlarun hepsi ayri ayri sofra kurar, yataklaruni başka taraflara doğru serer, ey kardaşum, uyan uyan, ahir zamana geldük, kıblenizi iyi kontrol edin, bir yanluşluğunuz olmasun, kulaktan dolmayla bir tarafa döniysin yüzüni ama, bir kontrol et, nereye gider bu konuşuklar, Tel-aviv'e mi gider, yoksa Kahire'ye mi, seni de anlayrum senin de niyetin Kabe'dir ama.
Ahmet Efendi'nin dizi dibinde, Mehmet Efendü'nin dizi dibinde bu Kâbeler karişiy haberin ola...
- Ne diysin uşağum; kötü bir konuşuk mu ettük, şeyhun ağzuna bakacasun, ama, bir de kitaba bakacasun, ben de diyrim ha burdan. Ofli Hoca'nun hiçbir kanuşuğuna inanmayun, gidip bir de kitaba bakun... Ne var ha bu kanuşuğumda, niçin kizarsiniz bu kadar, hâşâ yanunuzda Allah'a kitaba laf edilse ha bu kadar sinirlenmezsühüz, nedür ula derdünüz...