Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 Toplam: 4

Mahzen-i Esrardan secmeler....

Eğlence ve Mizah Kategorisi Öykü ve Hikayeler Forumunda Mahzen-i Esrardan secmeler.... Konusununun içerigi kısaca ->> SÜLEYMAN PEYGAMBER'İN HİKÂYESİ / NİZAMÎ 1010: Süleyman Peygamber, bir gün saltanat işlerini bitirmiş, havalarda gezen tahtını Tanrı erenlerinden birine doğru ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Mahzen-i Esrardan secmeler....

    SÜLEYMAN PEYGAMBER'İN HİKÂYESİ / NİZAMÎ

    1010:
    Süleyman Peygamber, bir gün saltanat işlerini bitirmiş,
    havalarda gezen tahtını Tanrı erenlerinden birine doğru
    yöneltmişti.
    Gök kubbe altında havalanan tahtı bir ova yolunu tuttu.
    Çölde bir çiftçiye rastlayınca gönlünde bir nevî tazelik
    duydu.
    Çiftçi, kulübesinden alarak getirdiği ekinlerin bir kısmını
    tarlasına saçıyor, her yana tohum atıyordu.
    Ektiği tohumların her danesinden bir başak filizlenmişti.

    1015:
    Köylünün emeği ile yeşillenmiş tohumların manzarası,
    Süleyman'a konuşma fırsatını verdi:

    "Ey eşsiz ihtiyar!" dedi.
    "Biraz cömert davran..
    Madem ki bu kadar ekinin var, bunları yemeye bak..
    Tuzağın yoksa boşa tane saçma..
    Benim gibi kuşların dilinden de anlamıyorsun, bari
    bu zahmetten vazgeç..
    Elde belin yok ki ovanın toprağını kazasın, suyun
    yok ki ektiğini yeşertesin..
    Bırak şu boş savaşı!
    Biz en sulak yerlere tohumu ektiğimiz halde,
    ektiğimiz şeylerden ne biçebildik?

    1020:
    Sen bu çorak çöllerden ve bu kurak topraklardan
    neler kazanabilirsin?"

    İhtiyar cevap verdi:

    "Sözlerimden incinme..
    Ben su ve toprağın feyzinden bir şey beklemem,
    benim kuru ile yaş ile de işim yok.
    Emek benden, yetiştirmek Allah' tandır.
    Benim suyum işte şu alnımdan çıkan ter,
    belim ile sabanım tırnaklarımın ucudur.
    Başımda memleket, saltanat kaygısı da yok.
    Ömrüm oldukça bu ekin bana bol bol yetişir.

    1025:
    Bana, tek bir tanenin yedi yüz misli artacağı
    müjdesi verilmiştir.
    Tânede şeytanın ortaklığı yoktur,
    bire yedi yüz verir.
    Her şeyden önce sağlam tohum gerektir ki
    başağın düğümü iyi çözülebilsin.."

    Tanrı nurundan ışık alan gözler,
    elbiseyi vücuda göre dikmesini bilirler.
    Her eşek, İsa'nın yükünü çekemez,
    her baş devlet işlerini kavrayamaz..

    1030:
    Bir gergedan filin boynunu koparır,
    fakat karınca çekirgenin ayağından çekemez.
    Deniz, içine boşanan yüzlerce ırmaktan ses çıkarmaz,
    fakat ırmak bir sel suyu ile gürültü koparır.
    Bu gök kubbe altında herkesin mertebesi
    kendine göredir.
    Devletlûlere meşakkat çekmek yaraşır.
    Onlar ufak tefek ıstıraplardan şikâyet etmezler.
    Her nefes, saz ahengi olmadığı gibi,
    her kalb de Tanrı sırlarına gebe değildir.
    Bu gerçeği tekrar etmiyeceğim,
    çünkü çiğlik olur.
    Zaten naz çekmek Nizamî'nin işidir..
    BİR MOORTİP VERSİYONU..

    devam edecek........

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    -Bu göz, aldatıcı hayal perdesinin arkası, bize
    her an garip oyunlar gösterir.
    Dünya sazı nağmeler ile dolu ama oynayan yok.
    Deniz mücevherler ile dolu, fakat dalgıç nerede?
    -Altından, mücevherlerden, taçtan, kılıçtan
    bir şey istemiyorsan yazık değil mi sana?
    Sana zaman zaman cebrail ilhâm verebilirse,
    kaza cimri ve kudret verimsiz değildir.
    Bu saraydaki hazineler, kaldıranların bileklerini
    kıracak kadar bol ve ağırdır.
    Bu hazineden ne kadar götürsen, yerine yenisi
    dolar.
    Gelirin daima masrafından fazladır.
    Ayağını bu yola bas da yürümeyi seyret!.
    Bu kapının halkasına yapış da içindeki esrarı gör!.
    -Taşları yakut, otları kimyadır.
    Sen anlamazsan kabahat kimde?.
    Bu bağda her an meyveler, tazeden taze
    yemişler yetişir.
    Bu mücevherlerin dizildiği gönül bağları ile
    gerdanlıklar biri birinden güzeldir.
    Dünya yolculuğunda birbiri arkasından gidenlere
    dikkat edersen, bir kısmı ötekisinden daha
    akıllıdır.
    Akıl, mâna ehlinden başkalarına şeref vermedi;
    değer, ihtiyarlıkta veya gençlikte değildir.
    -İşittim ki taş ihtiyarladıkça mercan olur.
    Bu söz şüphelidir.
    Gafiller arasında en eski olanlardan bile, dağ
    gibi bir ses-seda çıkmadı.
    Senin henüz ağzı süt kokan çocuk dediğin
    niceleri var ki, senin bilgin onlar nazarında acı
    süt gibi kalır.
    İhtiyarlıkta kuvvet azalır.
    Kendi havasında dolaşan ihtiyarlar ise cılız
    gençlere benzerler.
    Taze açılan gülün rahat ve neş'esi yerindedir.
    Fakat bir de solmuş dikenlere bak..
    ..yara-bere içindedir..
    -Asma taze iken tutya gibidir.
    Bir de solup-döküldü mü ejderhaya döner.
    Aklın yeri kafatasıdır.
    Ama bayatlamış beyinlerde yer tutmaz.
    Ayları, günleri öğrenmek isteyenler, eski takvimlere
    bakmazlar.
    Yaşlı köpekler, arslanlardan daha çok yedikleri
    halde, kurtlar gibi ceylânların göbeğini paralamak
    isterler.
    İhtiyar kurtlardan sakınırsam, Yusuf gibi mazlum
    olduğumu anla da, beni kınama!..
    -Benim açtığım yaralar, ihtiyarların merhametinden
    daha hoştur, ama ne yapayım ki gençlik kudreti de
    ateştir.
    Gençlik, gerçi zekâ ve anlayış çağıdır, fakat delikanlılık
    denilen bu yaş, aynı zamanda delilikten bir örnek
    değil midir?
    Bir yasemen, ne kadar söğütlükten dem vurabilir?
    Ak saçları ile ne zamana kadar hindûluk dâvasına
    kalkışabilir?
    Ben ki gül gibi gonca saçmak isterim, gençlikte
    nasıl ihtiyarlık dâvası güderim?
    Kendi aklını beğenmek köhnelerin işidir.
    Benciliğe düşman olmak da hakka yardım etmektir.
    -Şimdi hilâl gördüğün o yeni Ay, kemâl çağına erince
    adını "bedir" koy..
    Hurma fidanı serpilip büyüdükten sonra yemiş
    toplayabilirsin..
    Bir köşeye atılam tohum başak olunca, artık ona
    dane deme..
    Havuzu, deryaya çeviren akar suda ilk bakışta
    hiçbir şey görünmez.
    Gece, bütün yıldızlardan gözlerini kapadığı zaman,
    gündüz onu başka bir gözle "daha parlak bir bakışla"
    seyretti..
    -Şeker kamışı gerçi ottan yetişir, fakat bak ki
    tatlılıkta hangi mertebeye erişir?
    Kalbini hünere ver, dâvaya tapma..
    Sedef yetiştiren su bol ve geniştir.
    Fakat inci bir tek yağmur damlasından meydana gelir.
    Tacına bir mücevher takabilmek için can ve gönül
    yakmak gerektir..
    Bu bağları koparmadıkça bu yaygı toplanmaz..
    Tanrının sana öğrettiği her yeni bilgi gerektir ki
    hâfızanda çarçabuk yerleşsin..
    Allahın işlerine dil uzatma ki şeytan gibi kırbaç
    yemeyesin..
    Ey Tanrım, senin hükmünü kabul etmeyenlerin
    başlarını felek, bu yolda mahvetti.
    Nizamî

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!
    Diri iken ölüler gibi uyumak,
    ceza gününde gözlerinden kanlı yaşlar dökmek
    hoş olmaz.
    Seni böyle uyku sersemi gören "şefaatçi,"
    o zaman yüzünün peçesini örterek senden
    gizlenir.
    Kalk ey Nizamî..
    felek göçü yükledi.
    Sen gece yarısı burada ayağı bağlı ne duruyorsun?...
    Nizami hocadan...............

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!
    Ey işten anlayan hilekâr!
    Daha ne kadar gurur?
    Ey birkaç batman kemik yığını!
    Daha ne kadar benlik dâvası?
    Senin gibi daha birçokları mevki
    ve rütbe sevdasıle rahatlarını
    kaçırdılar.
    Bu varlıklarının sonucu bak, neye
    vardı?
    Onlar, kâr ettiler ama ne fayda ki
    ziyanlı gittiler.
    Güneş ve ay gibi nur saçsan, mevki
    ve mertebenle feleklere yükselsen
    ne çıkar?
    Bu daireden gerçi uzaklaşırsın ama
    yine topraktansın, yine aşağı düşeceksin.
    NİZAMÎ/MAHZEN-İ ESRAR

Benzer Konular

  1. Konfüçyus'tan Seçmeler
    dogangunes Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 03-03-2012, 01:42 AM
  2. Nietzsche'den secmeler.
    mopsy Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 15
    Son mesaj: 18-02-2012, 06:03 PM
  3. Cibran'dan seçmeler...
    diojen Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 39
    Son mesaj: 18-10-2011, 11:26 AM
  4. D. H. Lawrence’den secmeler!
    mopsy Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 5
    Son mesaj: 04-09-2009, 12:54 AM
  5. Nietzsche'den seçmeler
    Eftelya Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 18
    Son mesaj: 07-05-2009, 05:03 AM
Yukarı Çık