Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 Toplam: 5
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Küçük prens..

    Merhaba!

    Küçük prens çölü geçerken
    yalnızca tek bir çiçeğe rastladı.
    Üç taç yapraklı önemsiz bir
    çiçekti bu.

    "Günaydın," dedi küçük prens.
    "Günaydın," dedi çiçek

    Küçük prens, "İnsanlar nerede?"
    diye nazikçe sordu.

    Çiçek bir kez bir kervanın geçtiğini
    görmüştü.

    "İnsanlar mı?" dedi.
    "Sanırım onlardan altı ya da yedi
    tane var. Birkaç yıl önce görmüştüm.
    Ama nerede olduklarını kimse bilemez.
    Rüzgâr sürüklüyor onları. Kökleri yok,
    bu yüzden de yaşam onlar için güç."
    "Hoşça kal," dedi küçük prens.
    "Hoşça kal," dedi çiçek..

    Antoine de saint-exupery/kucuk prens

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba



    "Büyükler sayılara bayılırlar. Tutalım,
    onlara yeni edindiğiniz bir arkadaştan söz açtınız, asıl sorulacak
    şeyleri sormazlar. Sesi nasılmış, hangi oyunları severmiş, kelebek
    biriktirir miymiş, sormazlar bile. Kaç yaşında, derler, Kaç kardeşi
    var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor? Bu türlü bilgilerle onu
    tanıdıklarını sanırlar.

    Deseniz ki: "Kırmızı kiremitli, güzel bir ev
    gördüm. Pencerelerde saksılar, çatısında kumrular vardı". Bir türlü
    gözlerinin önüne getiremezler bu evi. Ama "yüzbin liralık bir ev
    gördüm" deyin, bakın nasıl: "Aman ne güzel ev" diye haykıracaklardır."

    Küçük Prens-Saint Exupery

  3. #3
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba



    BUĞDAY TARLALARININ RENGİNİ GÖRDÜKÇE SENİ HATIRLAYACAĞIM

    İşte o sırada bir tilki çıkıverdi ortaya.
    “Günaydın” dedi tilki.
    “Günaydın” dedi küçük prens kibarca. Ama etrafına baktığında kimseyi göremedi.
    “Buradayım! Elma ağacının altında.”
    “Sen kimsin? Çok güzel görünüyorsun.”
    “Ben bir tilkiyim.”
    “Gel, birlikte oynayalım. Öyle mutsuzum ki” dedi küçük prens.
    “Seninle oynayamam” dedi tilki, “ ben evcil bir hayvan değilim.”
    “Buna çok üzüldüm” dedi küçük prens. Ama biraz düşündükten sonra: ”Evcil ne demek?” diye sordu.
    “Anladığım kadarıyla burada yaşamıyorsun” dedi tilki, “kimi arıyorsun?”
    “İnsanları arıyorum,” dedi küçük prens, “ peki ama ‘evcil’ ne demek?”
    “İnsanlar,” dedi tilki, “tüfeklerle dolaşırlar ve avlanırlar. Tam bir baş belasıdırlar. Bir de tavuk yetiştirirler. Tüm işleri bundan ibarettir. Sen de mi tavuk arıyorsun?”
    “Hayır, ben arkadaş arıyorum. Ama ‘evcil’ ne demek?”
    “Bu pek sık unutulan bir şeydir. ‘Bağ kurmak’ anl***** gelir.”
    “Bağ kurmak mı?”



    “Evet. Örneğin, sen benim için sadece küçük bir çocuksun. Diğer küçük çocuklardan hiçbir farkın yok benim için. Sana ihtiyacım da yok. Aynı şekilde, ben de senin için dünyadaki yüz binlerce tilkiden biriyim sadece. Bana ihtiyaç duymuyorsun. Ama beni evcilleştirirsen eğer, birbirimize ihtiyacımız olacak Sen benim için tek ve işsiz olacaksın, ben de senin için.”
    “Anlamaya başlıyorum” dedi küçük prens. “Bir çiçek var. Sanırım o beni evcilleştirdi.”
    “Olabilir. Dünyada her şey mümkündür.” dedi tilki.
    “Ama bu çiçek dünyada değil.”
    Tilki şaşırmıştı. “Başka bir gezegende mi?”
    “Evet.”
    “Peki orada avcılar da var mı?”
    “Hayır, yok.”
    “Bu çok ilginç. Peki ya tavuklar?”
    “Hayır. Tavuklar da yok.”
    “Eh, hiçbir yer mükemmel değildir” dedi tilki içini çekerek. Sonra kendini anlatmaya başladı:
    “Yaşamım çok monotondur. Ben tavukları avlarım, avcılar da beni.

    Bütün tavuklar birbirine benzer. Bütün insanlar da öyle. Bu yüzden biraz sıkılıyorum. Ama beni evcilleştirirsen eğer, yaşamıma bir güneş doğmuş olacak. Senin ayak seslerin benim için diğerlerinden farklı olacak. Ayak sesi duyduğum zaman hemen saklanırım. Ama seninkiler, bir müzik sesi gibi beni gizlendiğim yerden çıkaracaklar. Şu ekin tarlalarını görüyor musun? Ben ekmek yemem. Buğday benim hiçbir işime yaramaz. Bu yüzden de bu tarlalar bana hiçbir şey hatırlatmazlar. Buna üzülüyorum. Ama sen beni evcilleştirseydin, bu harika olurdu. Altın renkli saçların var senin. Ben de altın renkli başakları görünce seni hatırlardım. Ve rüzgarda çıkardıkları sesi severdim.
    Sustu tilki ve uzun bir süre küçük prensi izledi.

    “Senden rica ediyorum. Lütfen beni evcilleştir!” dedi.
    “Elbette” dedi küçük prens. “Ama pek fazla vaktim yok. Yeni arkadaşlar edinmem ve birçok şeyi anlayabilmem gerekiyor.”
    “Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de, hiç arkadaşları olmaz. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni

    KÜÇÜK PRENS- TİLKİ

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba

    “Ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens.
    “Çok sabırlı olman gerekiyor. Önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. Ben gözümün ucuyla seni izleyeceğim, sen hiçbir şey söylemeyeceksin. Sözcükler yanlış anlamalara neden olurlar. Ama her gün, biraz daha yakına gelebilirsin.”
    Ertesi gün küçük prens yine geldi.
    “Her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki. “Örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. Zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. Saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. Mutluluğun bedelini öğrenirim.



    Ama günün herhangi bir vaktinde gelirsen, seni karşılamaya hazırlanacağım zamanı asla bilemem. İnsanın gelenekleri olmalıdır.
    “Gelenek nedir?”
    “Bu da çok sık unutulan bir şeydir” dedi tilki. “Bir günü diğer günlerden, bir saati diğer saatlerden ayıran şeydir. Örneğin, şu benim avcıların da gelenekleri vardır. Perşembeleri kızlarla dansa giderler. Bu yüzden de Perşembe benim için harika bir gündür. Üzüm bağlarına kadar yürüyebilirim. Ama avcılar dansa herhangi bir gün gitseydi, benim için hiçbir günün özelliği olmayacaktı ve asla tatil yapamayacaktım.”



    Böylelikle küçük prens tilkiyi evcilleştirdi. Ve ayrılma vakti geldiğinde “Ah! Sanırım ağlayacağım” dedi tilki.
    “Bu senin hatan” dedi küçük prens. “Ben sana zarar vermek istemedim. Seni evcilleştirmemi sen istedim.
    “Doğru, haklısın” dedi tilki.
    “Ama ağlayacağını söyledin!”
    “Evet, öyle.”
    “O halde bunun sana hiçbir yararı olmadı.”
    “Hayır, oldu. Buğday tarlalarının rengini gördükçe seni hatırlayacağım. Şimdi git ve güllere bir kez daha bak. O zaman kendi gülünün evrende eşsiz ve tek olduğunu anlayacaksın. Sonra bana veda etmek için buraya geri döndüğünde, sana hediye olarak bir sır vereceğim.”
    Küçük prens güllere bir kez daha bakmaya gitti.
    “Hiçbiriniz benim gülüm gibi değilsiniz. Çünkü henüz hiçbiriniz evcilleşmediniz. Ve siz de hiç kimseyi evcilleştirmediniz” dedi onlara. “Siz tıpkı tilkinin benimle karşılaşmadan önceki hali gibisiniz. Dünyadaki binlerce tilkiden yalnızca biriydi o. Ama ben onunla dost oldum ve şimdi artık o özel bir tilki.”
    Güller bu duyduklarına çok bozuldular.
    “Evet, güzelsiniz. Ama boşsunuz. Sizin için kimse yaşamını feda etmez. Yoldan geçen herhangi biri, benim gülümün de size benzediğini söyleyebilir. Ama benim gülüm sizin her birinizden çok daha önemlidir. Çünkü ben onu suladım. Ve onu camdan bir korunakla korudum. Önüne bir perde gererek rüzgarın onu üşütmesini engelledim. Tırtılları onun için öldürdüm ( ama birkaç tanesini kelebek olmaları için bıraktım). Onun şikayetlerini ve övünmelerini dinledim. Ve bazen de suskunluklarına katlandım. Çünkü o benim gülüm.”
    Bunları söyledikten sonra tilkinin yanına döndü.
    “Elveda” dedi.
    “Elveda” dedi tilki de. “Ve işte sırrım: Bu çok basit. İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. En temel şeyi gözler göremez.”
    “Temel olan şeyi gözler göremez” diye tekrarladı küçük prens. Öğrendiğinden emin olmak istiyordu.
    “Senin gülünün diğerlerinden daha önemli olmasını sağlayan şey, ona ayırdığın vakittir” dedi küçük prens.
    “İnsanlar bu en önemli gerçeği unuttular. Ama sen unutmamalısın. Evcilleştirdiğin şeye karşı her zaman sorumlusun. Gülüne karşı sorumlusun.
    “Gülüme karşı sorumluyum” diye tekrarladı küçük prens, öğrendiğinden emin olmak için. Sonra yoluna devam etti.

  5. #5
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: Küçük prens..

    Merhaba



    1. “Kendini yargılamak, bir başkasını yargılamaktan çok daha zordur. Eğer kendini iyi bir şekilde yargılamayı başarırsan bu, senin gerçek bir bilge olduğunu gösterir.”

    Başkalarını değil kendini yargıla!

    2. “Eğer kelebekleri tanımak istiyorsak bir kaç tırtıla katlanmak gerekir.”

    Hiçbir şey kolay kazanılmaz.

    3. “Sahibi olmayan bir elmas bulursan, o elmas senindir. Sahibi olmayan bir ada bulursan, o ada senindir. Bir buluş yaparsan patentini alırsın, buluş senin olur. Madem ki yıldızlara sahip olmak benden önce kimsenin aklına gelmedi, yıldızlar benimdir.”

    Hayal etmek parayla değildir.

    4. “Çölü güzelleştiren bir yerlerde bir kuyu saklıyor olmasıdır.”

    Bakış açımızı değiştirirsek, her şeyin güzel yanını keşfedebiliriz.

    5. “İnsanların artık anlamaya zamanları yok. Dükkânlardan her istediklerini satın alıyorlar. Ama dostluk satılan bir dükkân olmadığı için dostları yok artık. Eğer dost istiyorsan beni evcilleştir.”

    İnsanları tanı, onlara şans ver…

    6. “Aynı saatte gelmen daha iyi olur,” dedi tilki. “Örneğin sen öğleden sonra dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Mutluluğum her dakika artar. Saat dörtte artık sevinçten ve meraktan deli gibi olurum. Ne kadar mutlu olduğumu görmüş olursun. Ama herhangi bir zamanda gelirsen yüreğim saat kaçta senin için çarpacağını bilemez.”

    İnsanın belli alışkanlıkları olmalı…

    7. “Peki insanlar nerde?” dedi Küçük Prens. “İnsan kendisini çölde çok yalnız hissediyor.” “İnsanların içinde de öyle hissedersin” dedi yılan. “Arada pek fark yoktur.”

    İnsanlarla birlikteyken bile yalnız kalabilirsin.

    8. “İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. En temel şeyi gözler göremez.”

    Bazen duygularımızla hareket etmemiz gerekebilir.

    9. “Hiçbir şey mükemmel değildir.”

    Tıpkı bizim gibi…

    10. “Ve geceleri gökyüzüne bakarsın. Her şeyin çok küçük olduğu gezegenimin yerini gösteremem sana. Belki böylesi daha iyi. Yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. Böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin… Hepsi senin dostların olacak.”

    Bazen birisinin nerede olduğunu bilmeden onu sevmeye devam etmek yeterlidir…

    Frankurt Okulu-Türkiye

Benzer Konular

  1. Halife - Prens mi ya da Eyyubi mi?
    bursali68 Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 15-09-2011, 11:52 AM
  2. Melez Prens YKY yayını
    unreal4 Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-01-2010, 12:02 PM
  3. Yorum: 1
    Son mesaj: 20-11-2009, 01:39 PM
  4. Kurbağa mı?Prens mi?
    Eftelya Tarafından Sohbet ve Dedikodu Foruma
    Yorum: 38
    Son mesaj: 04-02-2009, 05:19 AM
  5. Kurbağa, Prens ve Güzel Kız
    afrodisiak Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-05-2008, 01:13 AM
Yukarı Çık