Beyaza küsmüş de beyaz olmayan bir beyaz gibi yaşıyordu renk denilen ömrün bir yerinde. Bazı sabahlar siyah bir muamma olarak uyanıyordu kendine. Gördüğü düşün görüleni oluyordu mesela. Ve bir düşten gerçek olarak uyanıp kâbusa devşiriyordu kendini. Bazı gecelerse bembeyaz bir son olup vakitsizce kefenliyordu tenini teniyle. Sonra da gözyaşını beklemeksizin defnediliyordu bomboş bir ömüre.

Bakıldığında beyaz bir sesti. Dokunulunca damarlarından son soluğu kendine çarpıp ses uçurumunda yankılanıyordu. Öylesine derin bir tınıydı ki yükselen ya duyan olurdunuz ya da duyulan. Görense görülenin ta kendiydi. Oysa o bambaşka bir şeydi. Beyaz bir sesten başka bir şeydi. Sorulsa belki bunu söyleyebilirdi. Ama ne olmadığına o kadar odaklanmıştı ki ne olduğunun bir anlamı kalmamıştı. Belki olduğu şeydi olmayışı. Veya olduğu şey olmak üzere olan şeyin ta kendiydi.

Bazen bir dokunuş kendisine ait olmayan ama kendisinden bağımsız değerlendirilemeyen bir neşenin rahmi olurken bazen de hüznünden ölüm ânı geldi sanılan bir nefese dönüşürdü. Öyle ki tınısında kefenlenmiş cümlelerin kemikleri sızladıkça dokunuşlarla kendisinden yükselen her feryat azap kapısına dönüşürmüş. Artık o kapıdan geçen her kimse azabın vicdanı olurmuş da insaf etmezmiş hiçbir günahkâr notaya.

Bazen tiz bir sesten kopup kendine düşerken bazen de kalın bir renkten parçalanıp bembeyaz avlusunda bir insanın sesine giyinip kınından çekermiş hançeresini… Saplandığı yerse duyuldukça bir ömür kanatacak olan bir anının ta kendisiymiş. İşte tam da bu anlarda kendi kendine “Öyleyse kimim ben?” diye sorarmış. Verdiği cevapsa alkışlardan hiç ama hiç duyulmazmış. Rivayet odur ki verdiği cevap koca bir gürültüymüş. Bazılarına göreyse tam olarak şuymuş:

— Ben o seslerin hepsine sinmiş hiçliğim!

Akşam olunca bulunduğu salonun ışıkları söndürüldüğünde ne bembeyaz teni kalırmış ne de o büyüleyici sesi. O anlarda sessizlikten parmaklıkları olan bir kafeste beyazından habersiz bir “Mi” sesi olurmuş. Ona tek dokunansa hapsolduğu sesteki bu sessizlikmiş.

23 Kasım 2009
Kartal-İstanbul
Saat: 20:33
Yunus B.