Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    İlk Cinayet O.Seyfettin

    Merhaba!

    Ben hep acı içinde yaşayan bir adamım! Bu sıkıntı âdeta kendimi
    bildiğim anda başladı. Belki daha dört yaşında yoktum. Ondan sonra yaptığım
    değil, hattâ düşündüğüm kötülüklerin bile vicdanımda tutuşturduğu sonsuz
    cehennem sıkıntıları içinde hâlâ kıvranıyorum. Beni üzen şeylerin hiç birini
    unutmadım. Anılarım sanki yalnız hüzün için yapılmış.

    ***
    Evet, acaba dört yaşımda var mıydım? Ondan önce hiç bir şey
    bilmiyorum. Bilinç, başımıza nasıl yakmayan bir yıldırım gibi düşer. Tolstoy,
    daha dokuz aylık bir çocukken kendisinin banyoya sokulduğunu hatırlıyor. İlk
    duygusu bir hoşlanma! Benimki müthiş bir sıkıntıyla başladı. Ben ilk kez
    kendimi Şirket vapurunda hatırlıyorum. Hâlâ gözümün önünde: Sanki dünyaya o
    anda doğmuşum, annemin kucağı... Annem, yanındaki çok sarı saçlı, genç bir
    hanımla gülüşerek konuşuyor, cıgara içiyorlar. Annem cıgarasını ince gümüş bir
    maşaya takmış. Ben bunu istiyorum.

    - Al ama ağzına sürme! diyor.

    Bana bu ince maşayı veriyor, cıgarasını denize atıyor. Galiba yaz. Çok
    aydınlık, çok güneşli bir hava... Annem, konuşurken mavi tüylü bir yelpazeyi
    yavaş yavaş sallıyor. Ben kucağından kayıyorum. Beni kollarımdan tutarak
    yanına oturtuyor. Gümüş maşacığın halkasına parmağımı takıyor, annem görmeden
    ucunu ağzıma sokuyor, dişlerimle ısırıyorum. Konuştuğu sarı saçlı hanımın
    çarşafı mavi... Ben beyazlar giymiştim. Başım açık. Saçlarım çok. Hem galiba
    dağılmış. Annem bunları düzeltirken başımı yukarıya kaldırıyorum. Güneşten kum
    kum parlayan tentenin kenarında el kadar bir gölge kımıldıyor.
    - Bak, bak! diyorum.

    Annem de başını kaldırıyor:
    - Kuş konmuş, diyor.

    Bu kuşu isteyince,
    - Tutulmaz, diyor.

    Ben yine istiyorum. Annem şemsiyesiyle bu gölgenin altına vuruyor. Ama
    gölgede kımıltı yok. Yine yanımdaki hanıma dönüyor:

    - A, kaçmadı.
    - Neye acaba?
    - Yavru olacak mutlaka.
    - ...
    - Anne, ben kuşu isterim! diye tutturuyorum.

    O vakit annem yelpazesini bırakıp ayağa kalkıyor, beni koltuklarımın
    altından tutuyor ve küçük bir top gibi dışarıya kaldırırken diyor ki:

    - Birdenbire tut ha!

    Başım keten tenteye yaklaşınca, gözlerim kamaşıyor. Ellerimi
    uzatıyorum. Tutuveriyorum. Bu, beyaz bir kuş... Annem alıyor elimden, öpüyor,
    sarı saçlı hanım da öpüyor, ben de öpüyorum.

    - Ah, zavallı daha yavru.
    - Martı yavrusu.
    - Uçamıyor olmalı.
    - Denize düşerse boğulur.
    - ...

    Öteki kadınlar da söze karışıyor, «Yaşamaz!» diyorlar. Annem beyaz
    kuşu «A zavallı, a zavallı!» diye uzun uzadıya okşadıktan sonra benim kucağıma
    veriyor.

    - Eve götürelim, belki yaşar, diyor, ama sakın sıkma yavrum.
    - Sıkmam.
    - Böyle tut işte.

    Gümüş maşacığına bir ince cıgara takıyor. Yanındaki hanımla yine
    dalıyor söze. Kuşcağızın tüyleri o kadar beyaz ki... Dokunuyorum...
    Kanatlarının kemikleri belli oluyor. Ayakları kırmızı. Kaçmak için hiç çırpınm
    yor, şaşırmış. Gözleri yusyuvarlak. Kırmızı gagasının kenarında sanki sarı bir
    şey yemiş de bulaşığı kalmış gibi sarı bir iz var. Boynunu uzatarak çevresine
    bakmağa çalışıyor. Ben o zaman gözlerimi anneme kaldırıyorum. Yanımdaki
    hanımla gülüşerek konuşuyorlar. Benimle ilgili değil. Sonra beyaz kuşun uzanan
    ince boynunu yavaşça elimle tutuyorum. Bütün gücümle sıkmağa başlıyorum.
    Kanatlarını açmak istiyor. Öteki elimle onları da tutuyorum. Mercan ayakları
    dizlerime batıyor. Sıkıyorum, sıkıyorum, sıkıyorum. Dişlerimi, kırılacak gibi
    sıkıyorum, gık diyemiyor. Sarı kenarlı gagacığı titreyerek açılıp kapanıyor.
    Pembe sivri dili dışarı çıkıyor. Yuvarlak gözleri önce büyüyor. Sonra
    küçülüyor, sonra sönüyor... Birdenbire, kasılmış ellerimi açıyorum. Beyaz
    kuşçağızın ölüsü «pat!» diye düşüyor yere.

    ...

    Annem dönüyor, eğiliyor. Yerden bu henüz sıcak masum ölüyü alıyor.
    «A... Aaa... Ölmüş!..» dedikten sonra bana dik dik bakıyor:

    - Ne yaptın?
    - ...
    - Sıktın mı?
    - ...
    - Söyle bakayım?
    - ...

    Karşılık veremiyor, avazım çıktığı kadar ağlamağa başlıyorum. Annemin
    elinden beyaz kuşun ölüsünü sarı saçlı hanım alıyor:

    - Ah, ne günah!
    - ...
    - Zavallıcık.
    - ...

    Başka kadınlar da söze karışıyor. Karşımızda oturan şişman, yaşlı bir
    kadın cinayetimi bildiriyor:

    - Boğdu. Gördüm vallahi, ne hain çocuk...
    - ...
    - Annem sapsarı kesilmiş, sesi titriyor:

    «Ah insafsız!» diye bana yine acı acı bakıyor. Daha beter ağlıyorum. O
    kadar ağlıyorum ki... Beni artık susturamıyorlar. Ne vakit, nerede, nasıl
    sustuğumu bugün hatırlayamıyorum. Sanki sonsuza kadar ağlıyorum.

    Kendimi bilir bilmez yaptığım bu cinayetin üzerinden işte otuz yıldan
    fazla bir zaman geçti. Şimdi Şirket vapurlarının güvertelerinde otururken ne
    zaman bir martı görsem, birdenbire, neşemi kaybederim. Bir çocuk haykırışıyle
    ağlamak isterim. Yüreğimin içinde derin bir sızı büyür, büyür. Göğsümü acıtır.

    «Ah insafsız!» diye beni azarlayan anneciğimin hiç bitmeyen
    paylamasını duyar gibi olurum.

    Omer Seyfettin

  2. #2
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573
    Ömer Seyfettin!
    Unutulmaz şahsiyet...
    Müthiş tesir etmişti hikayeleri...sanki benim kardeşim kuş palazına yakalanmıştı,sanki ben kırmıştım kaşağıyı...sanki ilk cinayeti ben işlemiştim...

    Ruhu şad olsun!
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

Benzer Konular

  1. Keramet /O.Seyfettin
    mopsy Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 19-11-2009, 11:28 AM
  2. Yalnız Efe.O.Seyfettin
    mopsy Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 14-11-2009, 09:29 PM
  3. Ant /O. Seyfettin
    mopsy Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 12-11-2009, 11:50 AM
  4. Forsa O.Seyfettin.
    mopsy Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-10-2009, 11:41 AM
  5. Kütük O.Seyfettin
    mopsy Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 26-10-2009, 05:24 PM
Yukarı Çık