Pencerenin camlarından biri koli bantıyla yapıştırılmış. Bundaki amaç kırıklığın kendi işlevini gerçekleştirmesine engel olmak. Oysa o bantın oraya yapıştırılma nedeni işlevsizliğin farkındalığıdır. Diğer camsa çoktan kırılmış. Bir gazete parçası yapıştırılmış yerine. Hayli eski olmalı ki gazete sapsarı olmuş.

Boyası dökülmüş duvarlarda çatlaklar görünüyor. Bazı aralıklardan sızan haşerat odaya girdiği gibi başka bir delikten dışarı kaçma gayretine giriyor. Yerlerdeyse parçalanmış halının üzerinde öldürülmüş hamam böcekleri dikkat gerektirmeyen bir bakışla hemen kendilerini belli ediyorlar.

Sökülmüş koltuğun üzerinde öylece oturuyordu Bay T. Nerden bulduğunu kendisinin bile anımsamadığı siyah beyaz televizyonun karşısında oturup sabahtan akşama kadar kanallar arasında gezinip duruyordu. Özellikle akşamları televizyon seyretmek çok daha hoşuna gidiyordu. Aslında bir nevi mecburiyet gibiydi bu. Tavandaki nem ve rutubet yüzünden lamba çalışmıyordu. Televizyonun mat ışığıyla oda bir parça aydınlanıyordu.

Bu akşam da diğer akşamlar olduğu gibi oturmuş televizyondaki filmlerden birini dikkatlice izliyordu. Filmde iki sevgili bir odada tartışıyorlardı. Herhalde erkeğin eviydi. Çünkü yerde çoraplar duruyordu. Penceredeyse yağmur vardı. Bay T. içinden "Ne kadar inandırıcı bir yağmur" diye geçirdi. Muhtemelen bu filmi de yağmurlu bir günde çekmişlerdi. Sonra filmdeki odanın içinde gezinen sineği gördü. Sinirlendi ve kanalı değiştirdi hemen. "Madem yağmurlu ve kıştan kalma bir hava var o zaman o sineğin orada işi ne? Film az gerçekçi olmalı" dedi kendi kendine.

Diğer kanalda saçma sapan bir yarışma vardı. Sunucu abuk subuk hareketlerle televizyon tarihine kara bir leke olarak geçmekle meşguldü. O anda sunucunun ceketinde sineği gördü. Bu olamazdı. Diğer kanaldaki sinek değildi herhalde bu. Az önce filmi izlediği kanalı kontrol etmek için yeniden değiştirdi kanalı. Sinek yoktu. O anda gözü filmdeki televizyona takıldı; az önce izlediği saçma yarışma programı vardı. Derken sinek televizyondan çıkıp yeniden filmin içinde gezinmeye başladı. Hızla kanalı değiştirdi. Sineğin gelemeyeceği kadar uzak bir kanal seçmek istedi kendine. Zaten toplam yirmi kanal vardı. Yirminci kanaldaysa reklamlar başlamıştı.

Bu reklamı daha önce hiç izlememişti. Dikkatini oraya doğru yoğunlaştırdı; orkid reklamıydı. Bir kadın orkidini sihirli halı yapmış onunla gökyüzünde uçuyordu. Sonra yağmur yağmaya başladı. Orkidin geçtiği yerlere yağmur değmiyordu. "Kuraklık nedeni" diye düşündü içinden Bay T. O anda orkidin kenarında sineği gördü yeniden. Yeniden kanalı değiştirdi. Sevgililer hâlâ odada tartışıyorlardı. Pencerede yağmur yoktu. Evet, sahiden yoktu. O an odanın diğer penceresine baktığında yağmurun yağmaya devam ettiğini gördü Bay T. Filmdeki kız eline aldığı bir vazoyu içindeki çiçeklerle birlikte oğlana fırlattı. Oğlan eğilince vazo doğrudan camı kırdı. Ve camın kırılmasıyla birlikte sinek içeri girdi.

Filmdeki odaya giren sinek doğrudan gelip ekrana kondu. Arada başını Bay T'ye doğru çevirip sinsi sinsi gülüyordu. Derken sinek hafifçe havalandı ve televizyonun içinden Bay T'nin odasına girdi. Bay T'nin etrafında uçup onu rahatsız ediyordu. Bir kaç kere elleriyle yakalamak istedi ama başarılı olamadı. Sinek adeta onunla dalga geçiyordu. Sonra sinek Bay T'nin dizlerine kondu. Gözleri yuvalarından fırlayan Bay T dikkatle bakıyordu. Çünkü bu sinek siyah beyazdı. Bu şaşkınlıkla Bay T, sineğin kanını emdiğini fark etmedi. Ki acıyla irkilince yırtık pijamasındaki minik kandamlasını gördü. Yerinden fırladı ve sineği yakalamak için bir gazete parçası aramaya koyuldu. En sonunda üzerinde yemek yediği gazete parçasını hızla çekip katladı ve yere dökülen bir kaç günlük yemeklere aldırmadan sineğe savurmaya başladı. Sinek Bay T'den daha seriydi. Başının etrafında dönüp çeşitli zigzaglar çiziyordu.

Bay T sinek etrafında uçuşurken sesinin çıkmadığını anladı. Hemen televizyona yaklaşıp sesini yükseltti. Ses yükselince kendisinin ve sineğin seslerinin televizyondan geldiğini fark etti. Sinek başının etrafından bir kaç tur daha attıktan sonra yeniden televizyonun içine girdi. Bay T o kadar sinirlenmişti ki ekrana gazeteyle sağlam bir vuruş yaptı. Fakat bu hareketi hiçbir işe yaramadı tabii.

Odaya giren sinek etrafta uçuşuyordu. Sonra televizyonun renklendiğini gördü. Diğer kanallara baktığındaysa hâlâ siyah beyazdı. Yanındaki masada duran bıçağı kapıp kolunda bir kesik oluşturdu. Sonra kolunu televizyona yaklaştırdı. Sinek, sadece başını uzatıp Bay T'nin kanını emmeye başladı. Böylece tüm kanallar renklenmişti.