Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 10
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Alis Harikalar Diyarında

    Merhaba!


    ALICE-GİRİŞ :


    Altın renginde ışıldarken güneş
    Ağır ağır ilerliyoruz öğle vaktinde;
    O küçücük kollarımızla,
    Çekiyoruz kürekleri beceriksizce,
    Gideceğimiz yere varabilmek için
    Boşuna çabalıyoruz ufacık ellerimizle.

    Ah, hain Üç! Saat tam üç iken,
    Böylesine eşsiz bir günde,
    Güçsüz bir nefes değil bir masal için yalvarmak
    Kımıldatamaz en hafif tüyü bile!
    Fakat zavallı bir ses karşı koyabilir mi?
    Hem de üç tane dile?

    Haykırdı o gür sesiyle
    Buyurgan Birinci: "Masal başlasın!"
    Sakin bir sesle belirtti dileğini İkinci:
    "Masalın içinde gerçek olmasın!"
    Daha bir dakika bile olmamıştı ki
    Araya girdi Üçüncü ansızın.
    İşte, düşlerindeki sessizlik,
    Çöktü birden havaya
    İlerliyor masalımızdaki çocuk
    Bu yeni harikalar diyarında,
    Kuşlarla ve hayvanlarla dostça konuşuyor
    Pek azları inansa da doğruluğuna.

    Masalın sonuna yaklaşırken
    Düş gücünün kuyuları kurur;
    Sonraya saklamak için masalın gerisini,
    Gittikçe yavaşlar masalcının sesi;
    "Devamı bir dahaki sefere-" "Bir dahaki sefere!"
    Ve mutlu seslerin yerini alır gözyaşları.

    Harikalar diyarının öyküsü işte böyle başladı:
    Yavaş yavaş, bölüm bölüm,
    Tuhaf olaylar birer birer sıraya konuldu
    Ve en sonunda çözüldü düğüm
    Artık eve dönüyoruz, batan güneşin altında,
    Tayfamızda yok hüzün.

    ALICE! Bir çocuk masalının kahramanı,
    Masalın şefkatli kolları ile yerleşti,
    Çocukluk düşlerinin Saklı olduğu
    Hafızanın gizemli köşelerine.
    Hacıların çiçekleri solmuş çelenkleri gibi
    Gönderildi çok uzak ülkelere!

    Lewis CARROLL-Alice's Adventures in Wonderland

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Charles Lutwidge Dodgson (27 Ocak 1832 - 14 Ocak 1898)
    ya da daha çok tanındığı mahlasıyla Lewis Carroll, ünlü İngiliz
    yazar,
    matematikçi,
    mantıkçı,
    papaz ve
    fotoğrafçıdır.

    Carroll'ın en ünlü eserleri; Alice's Adventures in Wonderland
    ("Alice Harikalar Diyarında") ve onun devamı olan Through
    the Looking-Glass ("Aynanın İçinden") adlı kitapları ve "The
    Hunting of the Snark" ve "Jabberwocky" adlı şiirleridir.

    Kelime oyunları, mantık ve fantazideki üstün başarısı küçük
    çocuklardan, edebi açıdan seçkin kişilere kadar birçok insanı
    eğlendirmiştir. Ancak bunun ötesinde, eserleri modern kültüre
    iyice yerleşmiştir ve birçok sanatçıyı, direkt olarak etkilemiştir.

    Elli yıl boyunca Lewis Carroll'dan* başka hiç kimse, Boole'nin
    "düşünce yasaları" ile ulaşılan sonuçlarını tümüyle kavramış
    görünmedi; ama Alfred Whitehead ve Bertrand Russel,
    1.Dünya Savaşı'ndan kısa bir süre önce, mantığın sadece
    matematik için doğru bir alan olmakla kalmayıp, matematiğin
    köklerini de barındırdığını az çok ikna edici bir şekilde saptamak
    için bu yasalara dayandılar. O zamandan bu yana da Boole
    dalgasının önüne çıkan herhangi bir engel görülmedi.

    Boole'nin ulaştığı çözüm:

    Sözcüklerden bütünüyle kurtulun, onların yerine, düşünce
    bileşenleri olarak, simgeleri (a ve b, x ve y, P ve Q gibi her
    türden simgeyi; kesin oldukları sürece keyifli olmaları önemli
    değil) koyun; zaten simgeler çoğu kez biçimsel mantığın da
    ögeleridir ve bu tümüyle raslantısal da değildir.

    Sonra, olumsuzlama (kabaca, "değil" ile kast ettiğiniz şeye
    karşılık gelmektedir), birleştirme (bizim "ve" dediğimiz şey)
    gibi temel işlemlere dayanan bir tür "zihinsel" cebirle simgeleri
    matematiksel olarak kullanın.

    Bu yöntem ne kadar karmaşık ne kadar güç kavranır olursa
    olsun, her şeyi, her zaman, ya bir "1" e ("tümü" ya da "doğru"
    anl*****), ya da bir "0" a ("hiçbiri" ya da "yanlış" anl*****)
    indirger.

    Bununla yalnızca Boole cebiri doğmuş olmadı, aynı zamanda
    doğruluk tablosu (iki ya da daha çok önermenin bir araya
    gelmesinde ortaya çıkabilecek doğru ve yanlış değerlerin
    tüm olası kombinasyonlarının listesi) olarak bilinen araç ile
    simgesel mantık (mantığın felsefecilerin elinden zorla alınıp
    matematikçilere verilmesi) olarak bilinen düşünsel uzmanlık
    da böyle doğdu.

    İlk olarak avukatlar, doğruluk tablosunu mahkeme salonlarına
    taşıdılar. Daha sonra telefon şirketlerinin mühendisleri, paralel
    "açma/kapama" düğmelerini ve "açık/kapalı" elektrik devrelerini
    o ve 1 terimleriyle düşünmeye başladılar.

    Günümüzde ise, ilk olarak Boole tarafından geliştirilmiş olan bu
    ikili sistemle işlem yapmayan bilgisayar kalmamış durumda;
    teorinin-ne kadar akıl almaz ise o kadar iyidir- teknolojiyi nasıl
    harekete geçirdiği konusunda, atom bombası kadar şaşırtıcı bir
    örnek.

  3. #3
    Aktif Üye Guney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.117
    Rep Gücü
    80591
    Yine muhteşem bir seçki...
    sağolun sayın Mopsy...

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    GIRIS;

    Alice ablasının yanında, bankta boş boş oturmaktan sıkılmaya başlamıştı.
    Bir, iki defa ablasının okuduğu kitaba göz atacak oldu.
    Fakat bunda ne bir resim vardı, ne de bir konuşma.
    Alice, resim ya da konuşma olmayan kitapların ne yararı var, diye düşündü.

    Hava çok sıcak olduğu için sersemlemiş ve uykusuda gemişti.
    İçin için papatya toplamanın uygun olup olmayacağını düşünüyordu.
    İşte o sırada kırmızı gözlü, beyaz bir tavşan Alice'nin hemen yanından geçti.

    Bunda olağanüstü bir şey yoktu.
    Hatta Alice hayvanın, «Eyvah! Eyvah! Çok geç kalacağım!» demesine bile şaşırmadı.
    Daha sonra düşününce, buna şaşmak gerektiğine karar verdi
    Ama nedense o anda bu durum küçük kıza pek doğal gelmişti.
    ..........
    Alice : Deli insanların arasına gitmek istemiyorum.
    Cheshire Kedisi : Bunun sana pek bir yararı yok. Hepimiz burada deliyiz. Ben deliyim. Sen delisin.
    Alice : Benim deli olduğumu nereden biliyorsun?
    Cheshire Kedisi : Öyle olmalısın. Öyle olmasaydın buraya gelmezdin.
    ...

    Alice : Buradan gitmek için bana hangi yolu izlemem gerektiğini söyler misin?
    Cheshire Kedisi : Nereye gitmen konusunda iyi bir anlaşamaya bağlı bu.
    Alice : Neresi olduğunun önemi yok!
    Cheshire Kedisi : O zaman hangi yol olduğunun da bir önemi yok.
    Alice : Sonunda herhangi bir yere varsın da.
    Cheshire Kedisi : Elbette varacaksın. Eğer yeterince uzun yürürsen.

    Alice bir yol ayrımına gelmişti.
    "Hangi yolu seçmeliyim?" diye sordu.
    "Nereye gitmek istiyorsun?" diye sordu Çizgili kedi.
    "Bilmiyorum." dedi Alice.
    "O zaman" dedi kedi, "farketmez."
    Oldukca felsefik..............

  5. #5
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Alice Harikalar Diyarında kitabını bir çoğumuz çocuk masalı olarak bilse de aslında bu kitap bir çocuk masalının olmasının yanı sıra mantık ve matematik kavramlarının arka planda tartışıldığı bir eserdir. Yazarı her ne kadar Lewis Caroll takma ismini kullanmış olsa da Charles Lutwidge Dodgson aslında Britanyalı bir matematikçidir. Alice Harikalar Diyarı'nda isimli masalın ana karakterlerinden biri ise her daim onun karşısına çıkan ve mantığı temsil eden Cheshire Kedisi'dir. Ee bir kedi bir masala girince doğal olarak masal sadece masal olmaktan çıkar ve arka planında bir çok derin konuyu da beraberinde getirir.

    1865 yılında ilk baskısı yapılan Alice Harikalar Diyarında'nın günümüze ulaşan 22 kopyasından birinin 1.5 milyon dolara satıldığını da dikkate alacak olursak bu ilginç masal dünya edebiyatında eşsiz bir yer edinmiştir denilebilir. Bu ünlü masaldan esinlenen sanatçı sayısı da hiç az değildir. The Beatles'ın "Lucy in the Sky with Diamonds" şarkısında, Nabakov'un bir çok eserinde Alice'den izler görülür.

    Masal, kız kardeşi ile pikniğe çıkan küçük sarışın Alice'in "Geç kaldım" diyen bir beyaz tavşanın arkasından gitmesi ve tavşanın girdiği deliğe bakarken delikten içeriye düşmesiyle başlar. Küçük delik bir anda büyür ve Alice'i fantastik bir dünyanın içine çekiverir. Bir çok hayvan ve konuşan oyun kağıtları ile bezeli masal kahramanları Alice'i şaşkınlığa uğratır. Masal bu büyüleyici hayal dünyasından bir ağacın dibinde Alice'in uyanması ile sona erer.

    Masalda yer alan Cheshire Kedisi, Alice istediğinde ortaya çıkar ve genellikle Alice'i kızdıran konuşmalar yapar. Ama Cheshire Kedisi'nin tüm konuşmaları felsefi değer taşır ve Alice'i yaşam pencerelerini zorlar. Bir kanıya göre Cheshire, yazarının doğduğu kasabanın ismidir. Cheshire Kedisi her seferinde tebessüm ederek belirir ve tebessüm ederek gözden kaybolur. Alice, "hayatımda hiç gülümseyen bir kedi görmedim" der ve Cheshire Kedisi onu yanıtlar "Çünkü bu Cheshire Kedisi'dir. Ondandır."

  6. #6
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Evet bu bas yapitin en populer bolumu:
    İSTAKOZ KADRİL'İN ŞARKISI............

    YouTube - Alice in Wonderland Lobster Quadrille , Piano Cover , me singing , english + german !)
    [YOUTUBE]Hlm7tNK7nys[/YOUTUBE]

    "Biraz daha hızlı yürür müsün?"
    dedi mezgit salyangoz'a,
    "Hemen arkamızda bir yunus balığı var,
    basıyor kuyruğuma."
    Baksana hevesle ilerleyen istakozlarla
    kaplumbağalara
    Çakıllı kıyıda bekliyorlar, sen de gelip
    katılmaz mısın dansa?

    Katılır mısın, katılmaz mısın
    dansa katılmaz mısın?
    Katılır mısın, katılmaz mısın
    dansa katılmaz mısın?

    "İstakozlarla birlikte denize fırlatıldığında
    bilemezsin bu ne kadar gidecek hoşuna!"
    Ancak salyangoz
    "Çok uzak! Çok uzak!"
    deyip yan gözle bakmış
    Mezgit'e kibarca teşekkür edip
    dansa katılmaktan vazgeçmiş.

    Katılır mısın, katılmaz mısın
    dansa katılmaz mısın?
    Katılır mısın, katılmaz mısın
    dansa katılmaz mısın?

    "Ne olmuş uzaksa?"
    demiş pullu arkadaşı,
    "Var karşı tarafta başka bir kıyı.
    İngiltere'ye ne kadar uzak
    Fransa'ya o kadar yakın,
    Rengin atmasın canım salyangozum,
    benzeri yok bu dansın."

    Katılır mısın, katılmaz mısın
    dansa katılmaz mısın?
    Katılır mısın, katılmaz mısın
    dansa katılmaz mısın?

  7. #7
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba



    "Saçın uzamış, kesmek lâzım," dedi Şapkacı.

    "Başkaları hakkında yorum yapmamayı öğrenmen
    lâzım," dedi Alice biraz sertçe, "bu çok kaba
    bir davranış."

    "Kuzgun niçin yazı masasına benzer?" dedi
    Şapkacı.

    "İşte eğlence başlıyor!" diye düşündü Alice.
    "Bilmecelere başlamalarına sevindim-sanırım
    bunun cevabını tahmin edebilirim," diye
    ekledi yüksek sesle.

    "Ayın hangi günündeyiz?." diye sordu Şapkacı.

    "Dördü," dedi Alice.

    "İki gün geri!" dedi Şapkacı iç çekerek.

    Alice, tavşanın omuzunun üzerinden merakla
    saate bakıyordu;
    "Ne komik saat! Ayın hangi gününde olduğumuzu
    gösteriyor, fakat saati göstermiyor,"dedi.

    "Neden göstersin ki?" diye mırıldandı Şapkacı.
    "Senin saatin hangi yılda olduğumuzu gösteriyor mu?"

    "Tabi ki de hayır," diye cevap verdi Alice hemen:
    "fakat bunun nedeni uzun süre aynı yılı göstermesi."

    "İşte benimki de o yüzden göstermiyor," dedi Şapkacı.

    Alice son derece şaşırmıştı.
    Şapkacı'nın sözleri ona anlamsız gelmişti, fakat
    anladığı dilden de konuşmuştu!.
    "Sizi pek anlayamadım," dedi olabildiğince kibar bir
    biçimde.

    Şapkacı Alice'e dönerek,
    "Bilmecenin yanıtını bulabildin mi?" diye sordu.

    "Hayır, bulmaktan vazgeçtim. Yanıtı nedir?" dedi
    Alice.

    "En ufak bir fikrim yok," dedi Şapkacı.

    Alice bıkkınlıkla iç çekti.
    "Sanırım zamanınızı yanıtı olmayan bilmeceler
    sormak yerine daha yararlı işler yaparak
    harcamalısınız," dedi.

    "Eğer sen de zamanı benim kadar iyi bilseydin,"
    dedi Şapkacı, "onu boşa harcamak gibi lâflar
    etmezdin. Zaten asıl boşa harcayan o."

    "Ne demek istediğinizi anlayamadım," diye
    karşılık verdi Alice.

    "Tabi ki anlamazsın!" dedi Şapkacı başını
    karşısındakini küçümsercesine sallayarak.
    "Bahse girerim sen ZAMAN ile konuşmamışsındır
    bile!"

    "Belki konuşmadım," diye yavaşça karşılık verdi
    Alice, "ancak müzik derslerimde zamana karşı
    yarıştım."

    "Ah! İşte bu her şeyi açıklıyor," dedi Şapkacı.
    "O yarışılmaya gelemez. Şimdi, eğer zamanla iyi
    ilişkiler kurarsan, o da saati istediğin gibi
    gösterir."

    "Siz böyle mi yapıyorsunuz?" diye sordu Alice.

    Şapkacı üzüntüyle başını salladı. "Hayır!" dedi.
    "Geçen mart ayında kavga ettik!"

  8. #8
    Aktif Üye Guney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.117
    Rep Gücü
    80591
    Bahse girerim sen ZAMAN ile konuşmamışsındır

    bende küstüm zamana ama biz hep kavga ettik...sadece Mart ayı değildi sesimizi yükselten.biz 17 temmuz itibarıyla zamanı durdurduk..ve küstük...

    çok keyifle izlediğim flimdi...

  9. #9
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba

    Sözünü ettiğin yöntem öğrenicilerinin
    ruhlarında unutma oluşturacak!.
    Bundan böyle onlar anabellek'lerini
    kullanamayacaklar, önerdiğin işaretlere
    güvenecekler ve böylece ek bir bellek
    oluşturarak önceden kendilerinde olanı
    hatırlamayacaklar."

    "Buluşun, anabellek'in kendi işlev ve
    içeriğine bir katkı değil; belki hatırlama
    işlevine bir yardımdır ve öğrenicilerine
    gerçeği değil, yalnızca benzeşimlerini
    veriyorsun; onlar pek çok şey duyacaklar
    ancak anlayamayacaklar; sonsuz bilgiye
    sahip "gibi" görünecekler ve genelde, hiç
    bir şey bilmeyecekler; aslında olmadıkları
    halde, öyle imiş gibi görünecekler, ve
    çevrenizde sürekli tedirgin ederek gezen
    arkadaşlarınız olacaklar.."

  10. #10
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba

    Hayatta ilk olan hiçbir şey unutulmuyor; ilk yolculuk, ilk başkaldırı, ilk büyük keşif, ilk aşk, ilk günah, ilk kalp kırıklığı… İnsan bir bunları unutmuyor, bir de ilk kitaplarını. Lewis Carroll’ın şahane kitabı ‘Alice Harikalar Diyarında’ benim ilk kitabım değildi ama ona rastlayışım kesinlikle aşka yakın bir şeydi. Okumaya başladım ve bir daha hiçbir şey aynı kalmadı…



    Bir kitapçı rafında görür görmez karşı konulmaz bir biçimde elimi uzatıp aldığım ânı gayet net hatırlıyorum.
    Tıpkı kitaptaki gibi güneşli bir yaz günüydü, tıpkı Alice gibi ben de sekiz yaşındaydım ve çok çok çok sıkılıyordum…
    Üstelik gündüz vakti şekerleme yapmayı şimdiki gibi o zamanlar da, mümkün değil, beceremediğimden sıkıntıya hiç değilse bir müddet ara vermek söz konusu değildi. (Bütün yalnız büyüyen ve dolayısıyla her şeyi bizzat keşfetmek zorunda olan çocuklar gibi ben de uykudan hazzetmezdim.)

    Sonra işte ortalıkta ‘küçük dağları ben yarattım’ edasıyla dolanıp hiçbir şeyi beğenmeyen Alice, pürtelaş koşturan yelekli ve köstekli bir Beyaz Tavşan’a rastlıyor, onu takip edip ‘yerin dibini’ boyluyor, sonsuz gibi görünen o delikten aşağı düşerken önüne çıkan her nesneyi yoklamaktan geri durmuyor, bu arada raflardaki şişelerin içinde ‘meyveli turta, muhallebi, ananas, kızarmış hindi, elma şekeri ve tereyağlı ekmek’ tadındaki sıvıyı içerek bizim sıradan dünyamızda yeri yokmuş gibi görünen bir sürü acayip kişiyle ve durumla muhatap oluyordu.

    Ben çok uzun yıllar, büyüyüp koca kadın oluncaya kadar ve hatta sonrasında da o kitapla yatıp o kitapla kalktım. Çok şey öğretti bana, çok şeye hazırladı. İnsanın hayatta karşılaşabileceği herkesin ve her var oluş halinin Alice kitaplarında bir karşılığı olduğuna dair inancım hiç değişmedi. Onları karıştırarak başıma gelen mutlu mutsuz her şeye uygun bir cümle bulabilme alışkanlığımı sürdürdüm. Hayranlık duyduğum, kendime yakın hissettiğim, çok sevdiğim her büyük sanatçının şu hayatta bilerek ya da bilmeyerek mutlaka bir Alice Harikalar Diyarında ya da Aynanın İçinden uyarlaması yaptığı -ya da ileride yapacağı- türünden iddialarımdan vazgeçmedim. Alice L. Carroll takma adını kullandım. Sonra… Çocukluğuma ait birçok şeyi terk ettim ama Alice kitaplarım, hep elimin altında, görebileceğim yerlerde durdu.

    Anlayacağınız, benim için tehlikeli kitaplardı Alice’ler. Küçük imalar haricinde onun hakkında yazmaktan da kaçındım. Fazla açık sözlü olmama sebep olacağı korkusuyla veya anlattığım hiçbir şeyin yetmeyeceği endişesiyle… Şimdi sözünü ediyorsam Perihan Mağden yüzündendir.

    Onunla söyleşimizin bir yerinde “Sizin kitaplarınızı okurken insan kendini kırda yürürken aniden karşısına Beyaz Tavşan çıkmış Alice gibi hissediyor” dedim. Ve öğrendim ki ‘Alice Harikalar Diyarında’ onun için de bir nevi takıntıymış. “Yıllarca benim Bible’ım oldu, hayattaki her şeyin onunla açıklanacağına inandım.”

    Mağden’e söylemek istediğim şey, kendisinin, benim gibilerin içeri girip dolaşmayı bayılacağı yerlere açılan kapılar için “anahtar delikleri” yarattığıydı. Ya da yazdığı kitapların insanı çok acayip ama gene de bildik bir dünyaya çağıran davetiyeler, yani beyaz tavşanlar olduğuydu…

    Daha sonra kendisini Alice’e ne kadar benzettiğinden de söz etti: “O da benim gibi Başak burcundanmış, bu yüzden her şeyi didikleyip duruyor, sürekli yakınıyor, hiçbir şeyi beğenmiyor. Ya rahat olsana, gitmişsin o dünyaya ve başka çaren yok madem, tadını çıkart bari, öyle değil mi? Ama yok!”

    Beyaz Tavşan benim için hem buralara benzemeyen, bana özel bir dünyaya davetiye anl***** geliyor, hem de hâlâ olup bitenlere hayret edebilme yetisi taşıyan insanların var olduğunu hatırlatıyor.

    Eh, zaten bu yüzden Beyaz Tavşan’lar bu dünyanın olayların akışına uymakta zorlanan Başak’larının, Oğlak’larının karşısına çıkıyorlar ya. Sırf onları yalnız bırakmamak için, kendilerini trapezden hop diye bırakacak özgür ruhların da olduğunu öğrensinler diye…



    Trapez ve Beyaz Tavşan : Egoist okur

Benzer Konular

  1. Daktilodan Çıkan Harikalar
    SGOR Tarafından El Sanatları Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 08-02-2009, 11:05 PM
  2. Alis harikalar diyarında... ya siz...
    güney Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 31-07-2008, 01:05 PM
  3. Kumaslarla harikalar yaratin
    dogangunes Tarafından Ev Dekorasyonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-11-2007, 01:26 AM
Yukarı Çık