Merhaba!

Uykucu Cin, Hilmat'ı yatağına yatırıp uyuttuktan
sonra:

"Şimdi dinle bakayım," dedi.
Önce şu odanı bir süsleyelim.

Böyle söyleyerek elindeki sihirli değneği odanın
içinde şöyle bir havada dolaştırdı. Duvarları, tavanları,
kapıyı, pencereyi birçok çeşitli renkler doldurdu.

Masanın üzerindeki vazoda duran çiçekler birden
büyüdü, büyüdü, her biri kocaman birer ağaç gibi
oldu. O kadar güzelleşti, o kadar güzelleşti ki,
hem renkleri, hem kokuları doyulamayacak kadar
çoğaldı. Hatta tatları bile dünyanın en güzel
yemişleri gibi lezzetli oldu. Her bir daldan da
yalnız çiçek değil renk renk meyvalar, armutlar,
üzümler, kirazlar, narlar, portakallar sarktı.

Bütün bu güzellikler beliriyorken birden Hilmar'ın
okul defterlerini, kitaplarını doldurduğu masanın
çekmecesi içinde bir hıçkırık, bir ağlama işitildi.

Uykucu Cin:

"Ne oluyor orada?" diye çekmeceyi açınca bir de
ne görsün? Hilmar'ın küçük taş tahtasının üzerinde
tebeşirle yazılmış sayılar, sırayı şaşırmışlar.
Ve tebeşir de olduğu yerden sıçrayıp yanlış rakamı
oradan çıkarmaya çalışıyormuş ama, kan ter içinde
kalıp tozlarıyla çekmeceyi doldurduğu halde bunu
başaramıyormuş.

Onların yanında da Hilmar'ın defterinin sayfası
açılmış. Harfler satırdan kaymış. Kimisi satırın
altına, kimisi üstüne fırlamış. Kurşun kalem de
harfleri düzelteyim diye, defterin elini, yüzünü
simsiyah etmiş bırakmış fakat düzenleyememiş.

Büyük harf yanına küçük harf, alt sıraya girmesi
gereken harflerde üst sıraya sıçramış. Defterin
yanında da kitabın kopya edilecek sayfası açık
duruyormuş.

Kitap, deftere:
"Bana baka baka düzeltsene harflerini," diyerek
çıkışıyormuş. Kolaylık olsun diye de deftere doğru
biraz eğiliyor fakat Hilmar'ın defterindeki harfler
hiç düzelmiyormuş. "Ne yapalım, olmuyor işte, zarar
yok, pek de fena değiliz ya, az çok okunabilecek gibiyiz,"
diyorlarmış.

Uykucu Cin, bu hali görünce dayanamamış:

"Bu akşam masalı bırakalım da şu harflere biraz talim yaptıralım.
Böyle olur mu daha hizaya gelmesini bile bilmiyorlar," diye eline
değneği almış, geçmiş defterin karşısına, başlamış harflere komut
vermeye:

"Sağ-sol! Sağ-sol! Yukarı-aşağı! Hah! Şöyle."

Böyle söyleyerek bütün çarpık çurpuk dizilmiş harfleri bir sıraya ve
diziye sokmuş ve defterdeki yazılar, kitaptakinin aynısı gibi olmuş.

Sabahleyin Hilmar uyandığı vakit, defterdeki harflerin eskisi gibi
yanlış yerlerine yerleştiklerini hayretle görmüş.

Ancak ve bu sefer O, yazıyı yeniden yazıp rüyasındaki gibi doğru
yerlerine koymuş.

Hans Christian Andersen