Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Anlamların Anlamsızlaşması

Eğlence ve Mizah Kategorisi Öykü ve Hikayeler Forumunda Anlamların Anlamsızlaşması Konusununun içerigi kısaca ->> Anlamların Anlamsızlaşması Anlamların anlamsızlaştığı iki kavram arasındayım, ve günden güne kayboluyorum. biri sen, diğeri de sensizlik... seni yaşarken hep sensizliğin ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555

    Post Anlamların Anlamsızlaşması

    Anlamların Anlamsızlaşması


    Anlamların anlamsızlaştığı iki kavram arasındayım, ve günden güne kayboluyorum. biri sen, diğeri de sensizlik... seni yaşarken hep sensizliğin içgüdüleri ile boğuşuyorum. ve tam kalbimin orta yerine özlemden bir ok saplanıyor. yaramdan yalnızlığım akıyor, umudum akıyor. tükeniyorum ve kendimi kaybediyorum. anlamıyorum sensizliği yaşadığım bir dönemde, nasıl oluyor da seni yokluğuna inat yaşamaya çalışan ben kayboluyorum. kitaplarımın arasında kurutup sakladığım geleceğimi arıyorum. hatırlıyorum ki; sensizlik ile boğuştuğum bir sende, o kurutulmuş geleceği sana vermiştim...


    Geceler besliyorum avuçlarımda sensizleştiğim gündüzlere inat....

    Bu akşam bir tuhafım hangi yöne baksam tanımadığım insanlar, hangi yöne yürüsem tanımadığım yolar var. o tanımadığım insanlar tanımadığım yollardan belirli belirsiz bir anlam ile yürüyor üzerime, hangi insana kaçsam sen, hangi yöne gitsem yine sen... bir kentin kavuşmayacak iki yakası gibiyiz. nereye baksam sensizlik, nereye baksam özlemin... herhangi bir kişinin, herhangi bir sevdası değil! ... seninle dopdolu olan benin, sana olan imkansız aşkı. herhangi bir kent değil! ... hangi kente gitsem her yerinde sen varsın...ve her yerinde yabancılığım var...



    Bir dosta gideyim diyorum ama kendimi hatırlamıyorum ki, bir arkadaş yada bir dostu hatırlayayım. insanların yüzlerine bakıyorum. belki birisi beni tanır da şu yabancılaşmış halimden beni alıp götürür. yediğim her özlem okunda, akıp giden yalnızlığımla beraber kendimi de kaybediyorum ama hala içimde tüm kaybolmuşluğuma ve kaybolmuşluğuna rağmen bir sen var sizliklerle çarpışan... bu savaşta kendimi kaybediyorum. teslim şiirlerini yalnızlık kaleme çekip, sen oluyorum...sen olamasam bile gölgen oluyorum, siyah-beyaz bir resim gibi sana mazini hatırlatan bir gölge...


    Dilsiz sevdaların, kör sensizliklerindeyim... nereye bakmasam sen varsın ve nereye baksam sen yoksun. vücudum bir buz kütlesi olmasına rağmen omzumda hala başının yaslanma sıcaklığı var. kokun bu özlem soğuğunda bir battaniye gibi sarıyor beni tam ısındım diyorum ama bakıyorum sen yoksun ve tekrar üşümeler...

    Geceler artık tek aydınlığım oldu. gittiğin gün ile birlikte güneşi penceremden kovdum. boğuluyorum odamın mavi yalnızlığında sevdalarım yosun tutmaya başladı. bazen deniz feneri olup seni aramaya çalışıyorum ama yalnızlıklara çarpıyorum ve martıların kanatlarında can bulan bir rüzgar oluyorum...


    Dilsiz sevdaların, kör sensizliklerindeyim... nereye bakmasam sen varsın ve nereye baksam sen yoksun. suskunluğu dinliyorum, sesinde üşüyorum sevgili.. kelimeler bir kış sabahı esen zemheri rüzgarı gibi şiirler ise o sensizlik üşümelerine inat açan kardelen...

    Sen bana aslında hiç gelmedin sevgili... sen benim hayallerimde yaşayan ve hep o pencerenin köşesinde sonbahar korkaklığında bakan bir suskunluktun. sesin ben oldum sevdan ise konuşamayan yüreğim... sen bana aslında hiç gelmedin sevgili, gelişlerinle sensizliğini getirdin, gidişinde varolan yokluğunu da götürdün...

    Ben aslında seni sevmemişim... ben, bendeki seni sevmişim. yapmacık kimliklerde rolünü oynayan bir yalancıyı değil, ruhuma gerçekleri ile işleyen o sevgiliyi sevmişim.


    Sensizleştiğim senlerden kaçıp, belki senle dolabilirim diye sensizliklere gidiyorum. ama ben, ben değilim ki seni bulayım, kaybolmamak isterken kaybolan bir sır gibi hissediyorum kendimi...


    Uykularımı çocukluğumun masal bekleyen yalnızlığında unuttum, uykusuzluk - larımı ise, gecelerin kör, sağır ve dilsiz sokaklarına astım şimdi nerede olduklarını bile bilmiyorum. bazen ıssız sokaklarla konuşmaya çalışıyorum kendi sesimden gayrı hiçbir şey duyamadığım anlar olarak hep o hafızamda yer ediyor.


    Sen o duyamadığım sessin sevgili... bakıyorum dört duvara, dört mevsime. her yanımda dökülen gözyaşları ile sonbahar sımsıkı sarıyor beni, unuttum baharları ve yazları, sadece karşımda sıcacık gülümsemenle unutulmuş renkleri ile bir resim var.



    Anlamların anlamsızlaştığı iki kavram arasındayım, ve günden güne kayboluyo - rum. biri sen, diğeri de sensizlik... seni yaşarken hep sensizliğin içgüdüleri ile boğuşuyorum. ya sensizlikte... sensizliği yaşarken tamamen senden ayrılıp hiç yaşanmamış yaşamlarla duyuyorum seni...


    Sensizliği seninle yaşarken, seni de sensizliğinde buluyorum. bu bir aşk mı yoksa bir yanılmamı? aynaya düşen bir yalanın güzel aldatmacısı mı?


    Muhtemelen bu son konuşmamız ve bu son bakışmamız. içinden geçen tüm sözcükleri o seviştiğimiz gecelerin açıklığında söyle, çıkar sözcüklerin üzerindeki makyajları ve hiç olmadığın kadar sen ol! ... neydi seni benim yanımda özlenen kılan? ve neden hep sensizken seninleydim ben?

    Ama şu bir gerçek ki sevgili, sana kendimi öyle bir verdim ki, kendine dair herşeyi kendinde sakladın.

    Yunus Bektaşoğlu

    Not;Yazarın izni sonradan alınmıştır.
    Konu İnci tarafından (22-09-2009 Saat 03:45 AM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye sis_labirenti - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesaj
    168
    Rep Gücü
    2393
    Hafiften bir arabeskleşme de var :) Sayın Mor cidden çok şaşırttınız beni. Bunlar çok eski karalamalarım. Şimdi bakınca bunları yazdığım yıllara gittim. Çok teşekkür ederim bu yolculuk için

Yukarı Çık