+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 Toplam: 5
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Ortak nokta....

    merhaba!


    Kuba asilli komunist italyan yazardan sevenlerine bir hikaye daha...

    Yaşlıların gençlere, gençlerin yaşlılara hoşgörüsüzlüklerinin doruğa ulaştığı, yaşlıların, sonunda, gençlere hakettiklerini söylemek için kanıt biriktirmekten başka bir şey yapmadıkları ve gençlerin de, yaşlıların hiçbir şeyi anlamadıklarını göstermek için bu fırsatı bekledikleri bir dönemde, tek söz söylemeyi başaramıyor Bay Palomar. Bazan araya girmeyi denemeye kalkışsa da, herkesin kendini, desteklediği görüşe, onun aydınlanmak amacıyla denemekte olduğu şeye dikkat edemeyecek denli kaptırmış olduğunu görüyor.

    Olay, bir gerçekliği açıklamaktan çok, soru sormak istemesinde, oysa hiç kimsenin, bir başka söylemden geldikleri için, aynı şeyleri başka sözcüklerle düşünmek zorunda bırakacak ve belki de güvenceli yolların ötesinde bilinmedik topraklarda bulunmayı gerektirecek sorulara yanıt vermek için, kendi söyleminin raylarının dışına çıkmak istemediğini anlıyor. Ya da, soruları başkalarının kendisine sormasını istiyor; ama onun da, her soru değil, sadece kimi sorular hoşuna gidecek: Söyleyebileceğini duyumsadığı, ama ancak biri söylemesini isteyecek olursa, söyleyebileceği şeyleri söyleyerek yanıtlayabileceği sorular. Ne var ki, ona herhangi bir şey sormak, hiç kimsenin aklının ucundan bile geçmiyor.

    Bu durum karşısında, gençlerle konuşmanın zorluğunu kendi kafasında evirip çevirmekle yetiniyor Bay Palomar.

    Şöyle düşünüyor: "Zorluk, bizle onlar arasında doldurulamaz bir çukur olmasında. Bizim kuşağımızla onlarınki arasında birşeyler oldu, deneyim sürekliliği kesintiye uğradı: Artık ortak başvuru noktalarımız yok."

    Sonra şöyle düşünüyor: "Hayır, zorluk, onlara bir kınama ya da bir eleştiri ya da bir çağırı ya da bir öneri yöneltmeye kalktığımda, benim de gençliğimde aynı türden kınamalarla, eleştirilerle, çağırılarla, önerilerle karşılaşmış ve bunları dinlememiş olduğumu düşünmemden kaynaklanıyor. Zaman farklıydı ve bunun sonucu olarak davranışlarda, dilde, geleneklerde birçok farklılık vardı, ama zihnimin o zamanki çalışma biçimi, şimdikinden çok farklı değildi. Bu nedenle, konuşmak için hiç bir yetkim yok."

    Bay Palomar, sorunu ele almanın bu iki biçimi arasında uzun süre kararsız kalıyor. Sonra karar veriyor: "iki durum arasında bir çelişki yok. Kuşaklar arasında süreklilik çözümü, deneyimi aktarabilme olanaksızlığına, başkalarını, vaktiyle bizim işlediğimiz hataları işlemekten engellemeye bağlı. İki kuşak arasındaki gerçek uzaklık, ortak olarak sahip oldukları ve biyolojik kalıtım yoluyla aktarılan hayvan davranışlarında olduğu gibi, aynı deneyimlerin çevrimsel olarak yinelenmesini zorunlu kılan öğelerden kaynaklanıyor; buna karşılık onlarla bizim aramızdaki gerçek ayrılığın öğeleri, her çağın kendi içinde taşıdığı tersinmez değişikliklerin sonucu, yani onlara aktardığımız tarihsel kalıta, kimi kez bilinçsiz bir biçimde de olsa, sorumlusu olduğumuz bu gerçek kalıta bağlı. Bu nedenle, öğreteceğimiz hiçbir şey yok: Kendi deneyimimize çok benzeyen bir şeyi etkileyemeyiz; damgamızı taşıyan şeyde kendimizi tanımayı bilemiyoruz."

    Italo Calvino- Palomar, Can Yayınları

    Palomar - Italo Calvino*-*Nedir

  2. #2
    Aktif Üye -BaDe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    Eskişehir
    Mesaj
    1.588
    Rep Gücü
    20917
    Girişi bana şu satırları anımsattı;

    '' O günler en iyisiydi, ya da en kötüsüydü, akıl çağıydı ve aptallık çağıydı, inançlar zamanıydı ve inançsızlar zamanıydı, ışık mevsimiydi ve karanlık mevsimiydi, umut baharıydı ve umutsuzluk kışıydı, yaşayabilmek için herşey vardı önümüzde ve yaşayabilmek için önümüzde hiç birşey yoktu, hepimiz doğrudan cennete gidiyorduk, hepimiz doğrudan cehenneme gidiyorduk ''...

    Dickens ın bu kitabındaki bu girişi çok seviyorum, bana bunu anımsattı ve yine kuşaklar arasındaki duvarları konu alan güzel bir hikaye daha Italo Calvino dan :)

    Teşekkürler....

  3. #3
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Alıntı -BaDe-´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Girişi bana şu satırları anımsattı;

    '' O günler en iyisiydi, ya da en kötüsüydü, akıl çağıydı ve aptallık çağıydı, inançlar zamanıydı ve inançsızlar zamanıydı, ışık mevsimiydi ve karanlık mevsimiydi, umut baharıydı ve umutsuzluk kışıydı, yaşayabilmek için herşey vardı önümüzde ve yaşayabilmek için önümüzde hiç birşey yoktu, hepimiz doğrudan cennete gidiyorduk, hepimiz doğrudan cehenneme gidiyorduk ''...

    Dickens ın bu kitabındaki bu girişi çok seviyorum, bana bunu anımsattı ve yine kuşaklar arasındaki duvarları konu alan güzel bir hikaye daha Italo Calvino dan :)

    Teşekkürler....
    Sayin ~Bade~ Mr.Charles Dickens okurusunuz ve
    Onu/kirali bizlere tanitacak eserlerinden secme paragraflari foruma tasimiyorsunuz.
    Bu biraz bencillik degil mi?

    Sizden dolu dolu :"İki Şehrin Hikayesi " den parcalar bekliyoruz.
    Simdiden tesekkurler....

  4. #4
    Aktif Üye -BaDe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    Eskişehir
    Mesaj
    1.588
    Rep Gücü
    20917
    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sayin ~Bade~ Mr.Charles Dickens okurusunuz ve
    Onu/kirali bizlere tanitacak eserlerinden secme paragraflari foruma tasimiyorsunuz.
    Bu biraz bencillik degil mi?

    Sizden dolu dolu :"İki Şehrin Hikayesi " den parcalar bekliyoruz.
    Simdiden tesekkurler....
    İki Şehrin Hikayesi çok bilinen bir kitap (olduğunu umuyorum) bu yüzden aklıma geldi fakat çoğu kişi okumuştur zaten diye başlık açmak istememiştim.
    Fakat Dickens ın eserlerinden beni en çok etkileyeni Büyük Umutlar olmuştu...
    Bilmiyorum neden, ama ben o kitap kadar beni alıp götüren bir kitap daha hatırlamıyorum, bir solukta bitirmiştim. O kitaptan sonra Dickens hayranlığım artmıştı, fakirliği ve zenginliği, arasındaki uçurumu, değişimi ve kendine dönüşü o kadar güzel cümlelerle anlatmış. Eniştesinin; '' Sevgili Pipciğim, canım...'' demesi...
    Ve büyük umutların boşa çıkışı...
    Yazdıkça yeniden okuyasım geldi, yeniden mi okusam, hmm :)
    Konu -BaDe- tarafından (11-09-2009 Saat 04:22 PM ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Teresa Diye Bagiran Adam

    Merhaba



    Kaldirimdan indim, birkac adim gerisin geriye yurudum, ve caddenin ortasindan ellerimi borazan yapip apartmanin tepesine bagirdim: "Teresa!"

    Ayisiginda golgem ayaklarimin altinda kipirdandi.

    Birisi geliyordu. Yeniden bagirdim: "Teresa!" Adam yanima geldi: "Daha yuksek sesle bagirmazsan seni duymayacak. Birlikte deneyelim. Uce kadar say, ve beraber bagiriyoruz." "Bir, iki, uc" dedi ve beraber bagirdik: "Tereeeesaaaa!"

    Sinemadan veya kahveden cikmis olmalilar, ufak bir arkadas grubu geliyordu, bizi gorduler. "Biz de yardim edelim" dediler. Caddenin ortasinda bize katildilar, ilk adam "bir iki uc" dedi, ve her beraber bagirdik: "Te-reee-saaa!"

    Baska birisi daha gelip katildi; on bes dakika icinde neredeyse yirmi kisi olmustuk. Arada yeni katilanlar da oluyordu.

    Uyumlu, ayni anda bagirmak icin organize olmak kolay olmuyordu. Hep ya birisi once basliyordu, ya da digerlerinden gec bitiriyordu, ama sonunda iyi bir hale getirdik bagirmamizi. Ilk "te" kalin sesle ve uzun soylenecek, "re", ince ve uzun, "sa", kalin ve kisa, boyle anlastik. Harika bir ses cikiyordu. Sadece arada bir, birisinin sesi gidince ufak bir gurultu, o kadar.

    Tam dogru bir sekilde yapmaya baslamistik ki, sesi, yuzu benli biri cagrisimi yapan birisi sordu: "Iyi de, evde olduguna emin misin?"

    "Hayir", dedim.

    "Iste, bu kotu" dedi baska biri. "Anahtarini unuttun, di mi?"

    "Isin asli", dedim, "anahtarim var."

    "E, peki", dediler, "neden yukari cikmiyorsun?"

    "Haa, ama ben burada oturmuyorum", dedim. "Sehrin obur tarafindayim"

    "Peki oyleyse", dedi benli adam, "merakimi bagisla ama burada kim oturuyor?"

    "Hic bilemiyorum" dedim.

    Biraz kafalari karisti.

    "Peki, rica etsem aciklayabilir misin" dedi, catlak sesli biri. "Neden burada durmus Teresa diye bagiriyorsun?"

    "Valla, bana kalirsa" dedim, "baska bir isim de bagirabiliriz, veya baska bir yere gidip orada da bagirabiliriz. Farketmez benim icin."

    Biraz bozuldular.

    "Bize bir oyun oynamiyordun umarim" dedi, benli adam supheyle.

    "Efendim?" dedim, kizginca, beni desteklemeleri icin digerlerine dondum. Digerleri ses cikarmadilar, ne olup bittigini anlamadan bakiyorlardi.

    Bir tedirginlik oldu.

    "Hadi", dedi biri iyi niyetle, "son bir kez bagirip eve gidelim"

    Bir kere daha bagirdik: "Bir, iki, uc. Teresa!", ama bu sefer cok guzel olmadi.

    Sonra, herkes evine, baska baska yonlere dogru yola koyuldu.

    Obur caddeye sapmistim ki, birisinin hala bagirmakta oldugunu isitir gibi oldum: "Tee-reee-sa!"

    Birisi kalmis, bagirmaya devam ediyor olmaliydi. Inatci birisi.

    Numbers in Dark and Other Stories
    Konu mopsy tarafından (18-04-2012 Saat 08:40 PM ) değiştirilmiştir.

Benzer Konular

  1. Ortak Ata Nedir?
    SOSYALİST Tarafından Biyoloji Forum'u Foruma
    Yorum: 32
    Son mesaj: 17-02-2017, 02:59 PM
  2. PKK ile Gelinen Mücadelede Ortak Nokta: Fikri Mücadele Şart
    semihlove Tarafından Özgün Makaleler Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 15-09-2012, 01:57 PM
  3. Fark??? ortak.....
    Guney Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 13
    Son mesaj: 06-05-2010, 09:27 AM
  4. Evlilerin ortak sorunu
    Gül@y Tarafından Evlilik ve Aile Foruma
    Yorum: 9
    Son mesaj: 31-07-2009, 10:54 AM
  5. Ortak dünyalar
    dogangunes Tarafından Ev Dekorasyonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 26-10-2007, 05:38 PM
Yukarı Çık