Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 Toplam: 8

Konu: Sensizben

  1. #1
    metamorphosis
    Misafir..

    Sensizben

    Anlatacaklarım gerçek değil. Anlattığımdır gerçek olan. Çünkü gelecek doğrudur. O’ndan başka bir geleceğim olduğuna da inanmıyorum. Eğer siz de tanımış olsaydınız onu geçmişinizi önüne serip geleceğinizi onunla totemleştirirdiniz. Çok güzel olduğu için böyle düşündüğümü zannediyorsanız büyük yanılgı içine düşersiniz. O’nun güzelliği görünenler değildir, görmenizi sağladıklarıdır.

    Kör edercesine güzel olan bir kadın zaten güzel değildir. O bir yanılsamadan ibarettir. Asıl güzellik sizin kendinizi görmenizi sağlar.

    O’na bir isim vermeyeceğim. Merak edin diye yapmıyorum bunu. Vereceğim herhangi bir isimin onu sınırlandıracağına inanıyorum. Her şey çok sıradan başladı. Birkaç mektup ve birkaç cümleydi sadece benim için. Bir kadını görmeden sevebilecek kadar cesur musunuz? Kafanızın içindekileri görmediğiniz birisi için terk edebilecek kadar yürekli misiniz?

    Her şey bir internet sitesinden gelen mesajla başladı;

    “İlk mesajda yazacak bir şeyin olmaması ne kadar kötü değil mi? Oysa şuan ben size değil profilinize eklemiş olduğunuz şairin bendeki yerine yazıyorum. Ne kadar yakın olduğumuzu anlayabilirsiniz umarım. Başka bir kültürden ve ırktan olan bir yazarın yani Shakespeare’in sayesinde yazıyorum size. Düşünsenize farklı kültürden olan birisi aynı kültürden olan iki kişinin tanışmasına vesile oluyor. Ne kadar sanatsal değil mi?”

    Bu mesajı ilk okuduğumda hemen cevap veremedim. Bekleme gereği duydum. O itinayla yazılmış cümleleri anlamadan önce gözlerimle dokunmak istedim. İzledim cümleleri. Noktasına ve virgülüne baktım uzun uzun. Sonra okumaya başladım. Anlıyordum. Evet, bu daha da güzeldi. Sonraysa cevabımı verdim;

    “Sizde hayranlık uyandıran hayran olduğum birisiyse bu size hayranlık beslemem anl***** gelmemeli. Acaba herkesin beğendiği yanlarına mı hayranlık duyuyorsunuz yoksa kimsenin göremediği derinliğine mi? Evet, o resmi ekledim. Çünkü içinde kendimi gördüm. Ve şimdi bakıyorum da siz de oradaymışsınız. Sizi daha önce o resimde göremediğim için özür dilerim. ”

    Cümleler ne kadar önemli değil mi? Oysa bir kadın için cümleler daha önemli. Kendisinden bir şeyler olduğunu sezmeli. Hissetmeli kendisini. Ve duygularınızın derinliğini de gösterebilmelisiniz. Bir kadın sizi anlamaya kendisinden başlar. Size göre basit bir cümledir ama bir kadın için çok ama çok derindir.

    Günlerce cümlelerimizle sarıldık birbirimize. Gece uyumaya çalıştığımda yatağımdaki soğukluktan onu sormaya başlamıştım. Yanımdan geçen herkese daha bir dikkatle bakmaya başlamıştım. Çünkü o yanımdan geçebilirdi. Ellerimi ve gözlere temize çekiyordum sürekli. Ona dokunabilmek ve onu görebilmek için yapıyordum bunu.

    Her kadının ilk aşkı olamazsınız ama bir kadının unuttuğu aşkı hatırlamasına yardımcı olabilirsiniz. Çünkü kadın erkekten farklıdır. O bir roman kahramanı olmak ister. Özel ilgi bekler sizden. Eğer bir kadın size birkaç cümle yazdıysa önce o cümleleri inceleyin. Size değer veriyorsa noktalama işaretlerine bile dikkat eder.

    Onun yazdığı her mesajda bu dikkat ve düzen vardı. Bu verilen değerin bir göstergesidir.

    Bir gün bir şey fark ettim, benim acımı anlamaya çalışıyordu. Hüzünlerimle üzülüyordu. Bir anda karamsar bir hava almaya başlıyordu. Yazdığım şiirleri ve öyküleri okudukça sürekli bu hüznü ve acıyı yaşıyordu. Kendisini o yazılardaki karakterlerle özdeşleştiriyordu. Neden yapardı ki bir kadın bunu? Ya yıllarca yaşayamadığı aşk için yapardı. Veya benim anlattıklarım onun anlatamadıklarının bütünüydü.

    Gün geçtikçe ona bağlanıyordum artık. Eksikliğini duyuyordum sürekli içimde. Aynaya her bakışımda onu görmeye çabalıyordum. Kendimde onu göremedikçe kızıyordum kendime. Bir süre sonra da küsmeye başladım kendime. Çünkü bedenimde onu göremiyordum. Kendime dokunduğum zaman hep tanıdık bir his duyumsuyordum. Heyecanlanmıyor- dum. Oysa heyecanlanamam gerekiyordu. Ve o da bunu hissetmeye başlamıştı. Sürekli bu konu hakkında konuşmaya başlamıştık. Bense hep kaçamak cevaplar veriyordum.

    En sonunda durumu O’na anlatmaya karar verdim. Şöyle yazdım;

    “Sana yazdığım şu cümleler aynada kendime bakmaktan daha çok heyecanlandırıyor beni. Çünkü aynaya her bakışımda seni görmeyi hayal ederken, göremiyorum. İçime sığmıyorsun. Kalbimin atışında bile adını duyumsarken seni düşünüp gülümsememde göremiyorum seni. Bunun sonucu olarak da kendime küsmeye başladım.”

    Cevabı hemen gelmedi. Bekledim… Sabırsızdım cümlelerini okumak için. Kendime gülüyordum bir yandan, hiç görmediğim hatta tanımadığım birisini bekliyordum. Hatta birisini de değil birisi olduğunu hayal ettiğim bir varlığın cümlelerini bekliyordum. Sonunda geldi cevabı;

    “Sana ne diyeceğimi bilemiyorum. Şaşırtıyorsun beni. Oysa aynada kendinde beni görememen gayet doğal bana göre. Eğer aynaya baktığında kendinde beni görebilseydin o zaman bana da ihtiyacın olmayacaktı. Ya ben aynaya baktığımda seni görebilseydim o zaman sana yazar mıydım sanıyorsun? Göremediğim ve hissedemediğim şeyleri hissettiriyorsun bana. İşte bu yüzden özelsin benim için. Kalbim adına “Sevgi” diyor ama kalbim “Bu yasak” diyor.”

    Kendimde O’nu her göremeyişim aslında onu keşfetme arzumun bir yansımasıymış meğer. Ve beni seviyordu. İşte, duymak istediğim cümle. Ben bu yaşadıklarıma isim bulamazken o bunu tanımlamıştı. Hemen cümlelere sarıldım. Çünkü en çok yazarken benziyordum O’na;

    “Seni şaşırtabilmek ne büyük bir mutluluktur. Şuan en çok gözlerinin içine bakıp da bu cümleleri sana fısıldayamamanın eksikliğini hissediyorum. Âdem ile Havva yasak elma yüzünden kovulmadılar mı cennetten? Daha kaç kere kovulabiliriz ki cennetten? Günahlar başkaları işledikleri için değil korktukları için vardır. Beni sevmekten korktuğunu hissediyorum. Ama korktukça günahını da derinleştiriyorsun. Bunun da farkındasındır umarım. Benim günah oluşum bu denli hayatına geç girişimdir. Benim sevgi oluşumsa yıllar sonra bile olsa birbirimizi bulmamızdandır.”

    Acaba mesajı okurken yüzünde neler oluştu? Kalbi nasıl attı? Bunu hâlâ da merak ediyorum. O yazmış olduğum cümleler üzerinde gözleri dolaşıyordu. Tanrı’m bu ne muazzam bir şeydi. Az önce benim gözlerimin dolaştığı satırlarda onun gözleri dolaşıyordu. Bu her şeyden de özeldi… Ve her şeyden güzeldi.

    Birkaç gün sonra bana bir fotoğrafını gönderdi. Ben de gönderdim. Saatlerce o fotoğrafa bakıyordum. Gözümü alamıyordum ondan. Vücudunun her ayrıntısını ezberlemek istiyordum. Elimi attığımda boynuna dokunabilmeliydim. Gözlerimi kaldırdığımda gözlerine değmeliydi gözlerim. İnce dudaklarını ezberliyordum. O konuşurken aralanışını hayal ediyordum. O güzel dudakları öptüğümü hayal ediyordum.

    Uzun uzun sevişiyordum onunla. Önce gözlerimizle soyunuyorduk. Sonra üzerimizden saatleri çıkartıyorduk. Daha sonra tarihleri yırtarak atıyorduk üzerimizden. Ve dudaklarımız birbirine değiyordu. Bilirsiniz deniz aslında mavi değildir. Gökyüzünden ötürü mavidir. İşte onunla mavileşiyordum. Göğün renginin denize değmesiydi dudaklarının dudaklarıma değmesi. Sonra tenlerimiz dokunurdu birbirine. Bir çiçeğin açmasıyla eşdeğerdi. Hani yağmur yağarken pencerede hoş bir müzik çalar ya işte öyleydi O’na dokunmak.

    Bir sabah gelen mesajlarını okuma heyecanı duyduğumda onun mesaj göndermediğini fark ettim. Yapmazdı böyle bir şey. Ve sonra o siteden üyeliğini sildirdiğini fark ettim. Günlerce onu bekledim. Onun için mesajlar yazdım. Öznesi ve yüklemi özlem olan mesajlar. Öznesi ve yüklemi aşk olan mesajlar…

    Ama gelmedi. Fotoğrafıyla konuşmaya başlamıştım. Kızamıyordum ona. Çünkü kıyamıyordum. Artık gelmeyeceğini anlamıştım. Korkusu ağır basmıştı. Ve uzaklaşmıştı benden. Oysa artık ne zaman bir Shakespeare kitabı okusa beni düşünecekti. Ne zaman aynaya baksa beni görecekti. Sahi, görecek miydi beni?

    Sokaklarda gezmeye başladım. Belki, bir ümit görebilirim diye. Umudum olmuştu benim. Evet, o benim umudumdu…

    O’nun hayatımda artık olmayacağı fikri beni çıldırtıyordu. Dayanamıyordum bu düşünceye. İşte o gün ne yapacağıma karar vermiştim. Madem O’na ulaşamayacaktım artık. Bende kendimi O’na benzetirdim.

    Yüzümün ve göğsümün sol yanını ona benzetmeye karar vermiştim. Sol yanımı değiştirecektim çünkü kalbim o taraftaydı. Kalbim onundu zaten. Ve bu kalp onun bedeninde atmalıydı. Onsuz atan bir kalbin ne değeri vardı ki? Zaten benim kalbim onun bedeninde atıyordu.

    Artık yüzümün ve göğsümün sol yanı onun benzeriydi. Yarısında ben, yarısındaysa O vardı. Tek bedeni paylaşıyorduk onunla. Ve kalbim onun vücudunda atıyor.

    Bir mektup yazıyorum gizlice ve onun cebine bırakıyorum usulca. O’ysa usulca okuyor. Sonra elini vücudumda gezdirmeye başlıyor. Aynalardan bakıyoruz birbirimize. Ve aynalardan öpüyoruz birbirimizi. Geceleriyse sımsıkı sarılıyoruz birbirimizde. Tek bedende bir aşk yaşıyoruz seninle.

    Ve en güzeliyse bu öyküyü ikimizin elleriyle yazıyoruz. Bu öyküyü ikimizin gözleriyle görüyoruz. Ve canım sevgilim benden önce ölme lütfen. Ki ölmeyeceğiz de.



  2. #2
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Sayın metamorphosis bu yazdığınız hikaye gerçekten hissettiğiniz bir aşkın hikayesi mi?
    Yoksa kendi hayal gücünüzde yarattığınız hayali bir aşk hikayesi mi? Çok güzeldi...

  3. #3
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041
    bence kesinlikle gerçek aşk hikayesi sayın metamorphosis in.;(ve şuan çok üzüldüm ..
    herkes aynı şeyi hiissedemiyor ne yazıkki...ama şu cümleniz yüreğimi fena acıttı..

    Benim günah oluşum bu denli hayatına geç girişimdir.

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Sayın metamorphosis bu yazdığınız hikaye gerçekten hissettiğiniz bir aşkın hikayesi mi?
    Yoksa kendi hayal gücünüzde yarattığınız hayali bir aşk hikayesi mi? Çok güzeldi...
    merhaba!

    Yüzümün ve göğsümün sol yanını ona benzetmeye karar vermiştim. Sol yanımı değiştirecektim çünkü kalbim o taraftaydı. Kalbim onundu zaten. Ve bu kalp onun bedeninde atmalıydı. Onsuz atan bir kalbin ne değeri vardı ki? Zaten benim kalbim onun bedeninde atıyordu.
    Artık yüzümün ve göğsümün sol yanı onun benzeriydi. Yarısında ben, yarısındaysa O vardı. Tek bedeni paylaşıyorduk onunla. Ve kalbim onun vücudunda atıyor.
    Hikayenin gercek olup olmamasi neyi degistirir ki?

    Bir TUTKULU SEVGI anlatiliyor.
    ASK anlatiliyor.

    ...Tek bedeni paylaşıyorduk onunla. Ve kalbim onun vücudunda atıyor....
    Ve dost diyor ki;
    Ask paylasimin en ust noktasidir.
    Benim soyutta uzaklasani kaybetmemek adina,
    Vucudumu,degismez varliigimi BILINC ile paylastim.

    Baglaminda kendimle yasami paylasmanin gizine ulastim.

  5. #5
    metamorphosis
    Misafir..
    Alıntı EFLAMOR´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sayın metamorphosis bu yazdığınız hikaye gerçekten hissettiğiniz bir aşkın hikayesi mi?
    Yoksa kendi hayal gücünüzde yarattığınız hayali bir aşk hikayesi mi? Çok güzeldi...
    Sayın Mor bu aslında çok önemli bir soru. Ben genellikle gerçek olmayan, hayale dayalı unsurları yazıyorum. Fantastik bir kurgu düşünüp sürreal imgelerle beziyorum. Karalamamda okuduğunuz hikayeyse gerçek değil. Baştan sona hayal ürünü. Ama üstü kapalı anlatılan durum bazı gözlemlediğim gerçeklerin aktarımıdır. Ki ben kendimi yazmasını pek sevmiyorum. Ama arada kendimi de belirli noktalarda karalamalarımın içine dahil ettiğim oluyor.

  6. #6
    metamorphosis
    Misafir..
    Alıntı shgiptare´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    bence kesinlikle gerçek aşk hikayesi sayın metamorphosis in.;(ve şuan çok üzüldüm ..
    herkes aynı şeyi hiissedemiyor ne yazıkki...ama şu cümleniz yüreğimi fena acıttı..

    Benim günah oluşum bu denli hayatına geç girişimdir.
    Sayın Masal, bir şey yazdığım zaman ender olarak geri dönüp okuyorum. Bu karalamamı geri dönüp okuma nedenimse alıntı yaptığınız yerdi. Çok teşekkür ederim...

  7. #7
    metamorphosis
    Misafir..
    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    merhaba!



    Hikayenin gercek olup olmamasi neyi degistirir ki?

    Bir TUTKULU SEVGI anlatiliyor.
    ASK anlatiliyor.



    Ve dost diyor ki;
    Ask paylasimin en ust noktasidir.
    Benim soyutta uzaklasani kaybetmemek adina,
    Vucudumu,degismez varliigimi BILINC ile paylastim.

    Baglaminda kendimle yasami paylasmanin gizine ulastim.
    Sayın Mopsy sanırım biz sizinle aynı ruhu taşıyoruz. Ve eğer bu öyküye dair cümleler kurmam istenseydi kesinlikle sizinle aynı cümleleri kurardım. Varlığınız için çok teşekkür ederim.

  8. #8
    Süper Aktif Üye İnci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Sanane :)
    Cinsiyet
    Kadın
    Mesaj
    3.036
    Rep Gücü
    68555
    Alıntı metamorphosis´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sayın Mor bu aslında çok önemli bir soru. Ben genellikle gerçek olmayan, hayale dayalı unsurları yazıyorum. Fantastik bir kurgu düşünüp sürreal imgelerle beziyorum. Karalamamda okuduğunuz hikayeyse gerçek değil. Baştan sona hayal ürünü. Ama üstü kapalı anlatılan durum bazı gözlemlediğim gerçeklerin aktarımıdır. Ki ben kendimi yazmasını pek sevmiyorum. Ama arada kendimi de belirli noktalarda karalamalarımın içine dahil ettiğim oluyor.

    Bana böyle bir cevap yazacağınızı tahmin etmiştim.Yazdıklarınızı iyi gözlemlemişim.:)

Yukarı Çık