+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 Toplam: 5
  1. #1
    metamorphosis
    Misafir..

    Gregor Samsa'yı ben öldürmedim

    Sarıydı çölün sesi. Kurak bir nağme gezinmekteydi boşlukta. Sözcükler sarı bir ölüm gibi kokacakları bedeni beklemekteydiler. Oysa tüm yaşam sağırdı. Gökyüzüyse kurak bir toprağın dudaklarında öpülmeyi bekleyen ölü bir maviye ağlamaktaydı. Çatlaklar içindeydi bulutlar. Bazen böcekler görülmekteydi çatlakların içinden.

    Ortada bir masa durmaktaydı. Tek ayağı topal, diğer üç ayağıysa bu özürden dolayı utanç içindeydiler. Masanın üzerindeyse kâğıtlar; arada esen sıcak rüzgâr kâğıtları yerinden kıpırdatamazken cümleler havada uçuşmaktaydı. Boşlukta etrafında dönerek ilerleyen A harfi hemen yanında geçen B’ye çarpıp yere düştü. Üstünü bir anda toprak ve haşerat kapladı. Her biri bir parçasına ilişip iskeleti ortaya çıkana dek acımasızca kemirdiler.

    Bir sandalye… Sandalyede Kafka oturmakta! Masanın tam karşısında, birkaç adım ötede boşlukta bir kapı durmaktaydı. Pencereyse masanın sol yanına yaslanmıştı.

    Çekmeceden aldığı bir tutam kâğıdı masanın üzerine koydu Kafka. Masanın üzerine konan bir karga kâğıtların üzerindeki harfleri gagalamaya başlayınca eliyle “kışt” diye kovaladı. Sonra parmaklarını kütürdetip yazmaya koyuldu:

    “Ağzını kapatan – pek abartılı - uzun bıyıkları ve birkaç gündür kesilmemiş sakallarıyla Bay Y. yeni başladığı öykünün verdiği sinirle kâğıdın üzerine anlamsız biçimler çizmeye başladı. Sağ eliyle tuttuğu kalemi arkaya doğru hafif eğimle tutup sinirli bir halde çiziktirmeye devam ediyordu. Öyküsüne konu ettiği Bay K’ya duyduğu öfke anlatılacak gibi değildi. Daha üç gün önce bu öyküyü kendi kendine tasarlarken çok heyecanlanmıştı. Ama şimdi öyküde anlattığı çöl sahnesi onu bir kısırdöngüye sürüklemişti.

    Öyküsünde çölde yaşayan bir yazar olan Bay K’yı anlatıyordu. Daha doğrusu anlatmaya çalışıyordu. Çokluk, olaysızlığın hakim olması onu bu bunalıma sürüklemişti. Sonra Bay Y yerinden kalktı. Masasının üzerine yığılmış kitaplardan birini açıp biraz kafasını dağıtmaya karar verdi. Fakat kitabın üzerinde gözleri gezindikçe yazamadığı öykü aklına geldiğinden daha da gerildi. “

    Kafka son cümleyi yazdıktan sonra kalemi masanın üzerine bırakıp arkasına doğru yaslandı. Yerinden kalkacaktı ki toprakla bütünleşmiş ayaklarını anımsadı; bileklerine kadar çölün kumlarına gömülmüştü. Olduğu yerden ayağa kalktı. Belinin çıtırtıları canını yaktı biraz. Sonra yeniden sandalyesine oturdu. Masanın üzerindeki kâğıtları biraz karıştırıp manüskrilerinden bir kâğıdı eline alıp avucuna doldurduğu harfleri etrafındaki kuşlara attı.
    Sonra yeniden kalemi eline alıp yazmaya koyuldu:

    “Bay Y kitabı masasının üzerine koyduktan sonra odasının kapısını açıp dışarı çıkmaya karar verdi. Yaşadığı bu labirentte gidilecek her yere defalarca gitmişti oysa. Kaldığı yeri kaybetmemek için dolma kalemini ve mürekkebini de yanına alıp odasından çıktı. Aslında kaldığı bu yer bir odadan ziyade labirentin bir köşesine iliştirilmiş ve sadece bir kapısı olan penceresiz, tavansız ve duvarsız bir yerdi. Ama Bay Y yine de burada “Oda” demeyi çok seviyordu. İnsan dört duvar arasında gizlenemeyince dört duvarı olduğunu farz ettiği hayallerde gizliyordu gerçeklerini sonuçta.

    Dolma kaleminin arkasına basıp yerde izler bırakarak labirentte ilerlerken hep aynılığa rastlamak onu her zaman olduğu gibi yine rahatsız etti. Birden köşede küçük bir delik gördü. Daha önce hiç görmemişti burayı. Etrafını kolaçan edip – sanki kendisinden başka yaşayan biri varmış gibi- küçük deliğe yaklaştı. Gövdesi pek rahat geçebilirdi buradan. Yere uzanıp deliğin içinden geçti. Bir anda yüzüne vuran sıcak havayla irkildi. Delikten geçip geldiği yer bir çöldü. Neden daha önce fark edemediğini düşündü yeniden. Dolma kalemiyle kumlarda iz bırakmasını rüzgâr imkânsızlaştırdığından vazgeçti bu işlemden. Ve fazla uzaklaşmama kararı aldı. Birkaç adım atmamıştı ki gördüğü manzarayla sersemledi.”

    Kapının gıcırdama sesiyle Kafka yerinden irkildi. Bir anda mıhlanmıştı olduğu yerde. Ve ağzından tek kelime çıktı:

    — Gregor?

    Kapı açılınca birden arkasındaki bembeyaz oda belirdi. Belki bir oda da değildi. Tanrı’nın amel defteri gibi bembeyazdı. Saf sevaptan yaratılmış gibiydi. Kapının açılışıyla çöle yansıyan aydınlık kapının hafif kapanmasıyla yerini çölün sarı körlüğüne bıraktı. O anda “devcileyin bir böcek” belirdi.

    — Evet, Kafka, Gregor!

    Çevrede bulunan akbaba ve kargalar bu korkunç görüntü sonucunda kaçışmaya başladılar. Şaşkınlıktan dili tutulmuş Kafka’nın dudaklarından tek bir cümle çıkabildi:


    — Ne arıyorsun burada?

    Öfkeli Gregor tüm gücüyle:

    — Sonumu! Sonumu arıyorum Kafka!

    Kafka o an masanın üzerindeki kâğıtları hızla karıştırmaya başladı. Gregor ise dayanamayıp:

    — Arama Kafka, hepsini yazıp çekmecene attın. Sonumu yazmadın. Arama boşuna…

    Kafka ise telaşlı:

    — Ama yazdım sonunu. Eminim yazdım.

    Gregor bu cevapla daha da sinirlenip:

    — Hayır Kafka yazmadın. Sona geldin ama beni üç aydır aynı şeyleri yaşamaya mahkûm ettin. Ve artık ben yoruldum. Bitir artık bu öyküyü

    Bu cümleleri söyledikten sonra Gregor Samsa aralık kapıyı sonuna kadar açıp o saf beyazlığın içinde kayboldu. Sonrası yine çöl sağırlığı…

    Çekmecede bir anda gördü öyküyü. Evet, yazmamıştı sonunu… Sonra hemen masada duran öyküyü bitirmeye karar verdi. Peşinden Dönüşüm’ü bitirebilirdi. Evet, bu daha mantıklıydı. Sonra kalemini yeniden eline aldı:

    “Bay Y’nin tam karşısında çölün ortasındaki bir vahada elinde kalemiyle kendini yazarken gördü. Yavaşça yaklaştı. O denli yazmaya dalmıştı ki fark etmedi bile yaklaştığını gözü o anda kâğıda ilişti. Bir anda büyüdü gözleri. Çölün ortasında oturan kendisi Bay K ile ilgili öyküsünü yazıyordu. Biraz okudu. Sonra yavaşça geri dönüp delikten geçtikten sonra masasına oturdu. Kendinden sonu çalmıştı. Ama olsundu! Ne de olsa yabancı değildi. Hemen yazmalıydı ki kendinden önce bitirebilsindi öyküyü. Hem malumdu çöldeki kendisinin öyküyü kendisinden çalmadığı. Değil mi ama?”


    Gülümsedi Kafka. Kalemi masanın üstüne koyup bitirdiği öyküsünü çekmeceye koydu. Yerinden kalkıp biraz gerindi Kafka. Sonra yeniden masasına oturdu. Ve önüne birkaç deste kâğıt alıp Dönüşüm’ü baştan yazmaya karar verdi.

    “Bir sabah tedirgin düşlerden uyanan Bay Y devcileyin bir böceğe dönüşmüş buldu kendini”

    Yunus B
    Konu güney tarafından (19-08-2009 Saat 12:00 AM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    merhaba!

    Okudum ve yine bu forumda yazdigim bir yazidan
    Bir bolumu hatirladim.

    Samsa'nın bocege donusmesi,
    Rossmann'in arayisi,
    Josef K kacis cabalari
    K'nin satoya intikal etme senaryosu

    Gercekligi imgelere bolen bir hayal dunyasi vardir.
    Bu hayal dunyasinin dusleri, gunumuz gercekleriyle birebir ortusur.

    Hegelin sistemine aykirilik adina hep yarim birakir hikayelerini.
    Yani sonunu hep bizler, bay K cilar tamamlariz.

    Korkunun,sikintilarin,acmazlarin dunyasinin elemanlari olarak...........

  3. #3
    metamorphosis
    Misafir..
    Okuma zahmetine giriştiğiniz için teşekkür ederim Sayın Mopsy. Sayın Mopsy aslında Kafka'nın Hegel'in Görüngübilim isimli eserinde düşüncesiyle örtüştüğünü düşünürüm. Üstad Hegel'in dediği üzre;

    Gerçeğe en çok yaklaşanlar -maalesef- sanatçılardır.

    Janoch'un ve Wagenbach'ın kitaplarından Kafka'ya dair öğrendiğimiz ana unsur basitliğin onu adeta sersemletmesidir. Ki duruşunun çoğu yerde oedipuscu bir hal almasının nedeni de aslında basit görünen bu temeldir. Misal Kafka'nın Köprü hikayesi. Özünde saçma gibi görünse de alt metnine indiğimizde bambaşka bir durumla karşılaşırız.

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    merhaba!

    Kafka cocuklarini birbirine baglayan
    Saf gorunmezler vardir.

    Tekrar hosgeldin!

  5. #5
    metamorphosis
    Misafir..
    Sayın Mopsy yeniden merhaba... Yoksa Herr Mopsy mi demeliydim... Kesinlikle size katılıyorum.

Yukarı Çık