1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 24
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Örnek Suçlar- Max Aub

    Merhaba

    Cinayet isleyenlerin gercek ifadelerinden,oldurme sebeblerinden secmeler.


    -Çok basit: Tanrı, yaratıdır. Her an doğan, süregelen ve yok olandır. Tanrı hayattır, hayat ötesidir, enerjidir ve güç ve süreklilik demek olan ölümdür.
    Tanrı sözünden kuşku duyanlar Hıristiyan mıdır? Yeniden doğuş vaat edildiği halde ölümden korkanlar Hıristiyan mıdır? Hepsinin köküne kibrit suyu ekmeli! Bu sefil müminlerden iz bile kalmasın! Havayı kirletiyorlar. Ölümden korkanlar hayata layık değildir, imansızlar! Öbür dünyanın varlığını hemen öğrensinler. Yalnız Allah büyüktür.

    -Dünyanın en önemli işini yapıyormuş gibi kürdanla dişlerini temizliyordu. Kürdanı tabağın kenarına bırakıyor, çiğnemesini bitirir bitirmez yine kapıp ağzının içindeki araştırmasına devam ediyordu. Saatlerce, aşağıdan yukarıya, yukarıdan aşağıya, sağdan sola, soldan sağa, önden arkaya, arkadan öne... Üst dudağını kaldırarak patlak dudaklarını, sararmış kazma dişlerini birbiri ardından gösteriyor, yemek artıkları dolu alt dudağını diş etleri çıkana kadar indiriyordu. Derken ... kürdanla yanlış bir hareket yaptı, birazcık kan çıktı. Ufak bir nokta. Bıçağı taa ense köküne kadar, süngü gibi batırdım. Son nefesine kadar yutkundu. Mahkeme-i Kübrâ'ya çıkana kadar. Benim defterim de dürülünce, onunla yüz yüze gelmekten korkmayacağım. Şerefsiz hıyar!




    -Berberim. Herkesin başına gelebilir bu, herkes berber olabilir. Benim iyi bir berber olduğum da söylenebilir. Herkesin saplantısı başkadır. Ben sivilcelerden hoşlanmam örneğin.

    Şöyle oldu: Onu güzelce tıraş etmeye başladım. Yüzünü ustaca sabunladım, sonra usturayı biledim meşin kayış üstünde, elimin içine sürüp yumuşattım. Ben iyi bir berberim. Bugüne kadar kimsenin derisini yüzmemişimdir. Ayrıca bu herifin sakalı pek gür değildi zaten. Ama... sivilceleri vardı. Evet pek bir özellikleri yoktu bu irin tepeciklerinin. Yalnızca beni sinirlendirip rahatsız ediyorlardı. Kanım tepeme çıkıyordu onlara baktıkça.

    Birinciyi fazla hasar vermeden hallettim.
    İkinci... kanadı.
    Sonra bana ne oldu bilmiyorum ama doğaldır. Yarayı büyüttüm ve tedavi edemeyeceğimi anlayınca kendimi tutamayıp kafasını kestim bir vuruşta.


    -Sütlü kahvesini küçük bir kaşıkla karıştırmaya başladı. Sıvı, alüminyum aletin bu şiddetli müdahalesiyle fincandan taştı. Fincan bayağıydı, kahvehane ikinci sınıftı, kaşığın üstünde geçmiş günlerin pası vardı. Metalin cam üstünde çıkardığı ses duyuluyordu. Şıngır mıngır, şıngır mıngır. Sütlü kahve, ortasında girdap gibi bir delikle ha babam dönüyordu.

    Karşısında oturuyordum. Kahvehane doluydu. Adam durmadan karıştırıyordu. Dingin, gülümseyip bana bakarak. İçimde bir şey kalktı. Ona öyle bir bakmış olmalıyım ki, açıklama yapmaya zorunlu hissetti kendini.

    ” Bir türlü erimedi şeker.”

    Bunu kanıtlamak için kaşığı bir iki kere fincanın dibine vurdu. Sonra daha büyük bir güçle kahvesini karıştırmaya koyuldu yine. Karıştır babam karıştır. Durmaksızın, dinlenmeden! Camın üstünde kaşık sesi. Şıngır mıngır, şıngır mıngır, durmadan, sürekli, sonsuza dek. Dön Allah dön. Gülümseyerek bana bakıyordu. Sonra tabancamı çıkarıp ateş ettim.

    -Mesele şu: Siz, benim "Dur" emrine uymadığımı sanıyorsunuz ama uydum. Durdum. Elbette kanıtlanamaz bu, ama fren yaptım ve araba durdu. Hemen ardından yeşil ışık yandı ve ben yoluma devam ettim. Polis düdüğünü çaldığı zaman durmadım, çünkü düdüğü bana çaldığım sanmıyordum. Motosikletiyle bana yetişti. Kaba konuşuyordu. "Trafik kuralları yalnız pantolon giyenler için mi konuldu sanıyorsun, kadın olduğun için?" Kırmızı ışıkta geçmediğimi söyledim. Yemin ettim, yineledim. O da söylenmeyi sürdürdü. Kızmaya başladım. Yalan söylediği o kadar belliydi ki, tepem attı sonunda. Biliyorum üç beş kuruş koparmaya çalışıyordu. Anladık, hatalıysanız ya da torpil peşindeyseniz rüşvet verilir ama düpedüz yalandı dayattığı şey. Işıklara uymuştum! Haksız olduğunu bildiği için sesini yükseltti, çizmeden yukarı çıktı. Yalnız bir kadın vardı karşısında, ne istese yapardı. Sonuna kadar savundum kendimi. Karakola gidip rezalet çıkarmaya hazırdım. Çünkü yeşil ışıkta geçmiştim. Alaycı bir sırıtışla arabanın önüne geçip plakayı sökmeye çalıştı. Eğildi. O zaman ne oldu bilmiyorum. Yaptığı şeyi yapmaya hakkı yoktu. Ben haklıydım. Hiddetle arabayı çalıştırıp gazladım.

    Örnek Suçlar- Max Aub - Mitos Yayınları

    DEVAM EDECEK!

  2. #2
    güney
    Misafir..
    Kadının biri sürekli rüyasında hep aynı adamı görüyormuş uzun yıllardır ve aşık olmuş bu rüyasındaki olaganüstü adama ve sürekli omu diyerek bakmış etrafına...
    yıllar sonra annesi vefat etmiş kadının ve cenazede gördüğü şey onu dehşete düşürmüş zira yıllardır rüyasında gördüğü ve tutkuyla aşık olduğu adam annesinin cenazesindeymiş...
    ve kadın iki gün sonra kızkardeşini öldürmüş...

    Sizce neden bu kadın kardeşini öldürdü...?
    evet sevgili mopsy en doğru cevabı sen verebilirsen analizini yapacağım...hadi bakalım
    NEDEN?

  3. #3
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    DEVAM!....

    MERHABA:


    Güldüğünden eminim. Çektiğim acıya gülüyordu. Bu kadarı da fazlaydı. Burguyu tekrar tekrar sinirin üstüne koyuyordu mahsus, isteyerek. Hiç kimse bu inancımı değiştiremez. Beni işletiyordu.
    "Bu acıya bir çocuk bile dayanır canım!"
    Sizin çürük dişinizin üstüne, o şeytansı çelik tekerlekleri bastırdılar mı hiç? Beni tebrik etmelisiniz. Dişçiler bundan böyle daha dikkatli davranacaklardır garanti.
    Belki biraz fazla sıktım ama boğazının bu kadar dayanıksız olmasından ben sorumlu değilim. Elimin altında olmasından da.
    Ne kadar kendinden emin, kendini beğenmiş ve hoşnut görünüyordu.


    -Bıçağı aşağıdan yukarıya, bir mandayı deler gibi soktum.
    Sevişirken boş gözlerle tavana bakıyordu çünkü.


    -Onu önce düşümde öldürdüm. Sonra, bunu gerçekleştirmek zorundaydım. Başka yolu yoktu.


    -Beni kimselerin görmediğinden emin olduğum için öldürdüm onu.


    -Beni uyandırdığı için öldürdüm. Çok geç yatmıştım, o kadar yorgundum ki gözümü açamıyordum. "Bir vuruşta tak diye, kafasını gövdesinden ayırdım."


    -Balık istifi gidiyorduk ve bu herif domuzun tekiydi. Leş gibi kokuyordu. Üstündeki her şey kokuyordu. Hele ayakları! Dayanmak olanaksızdı. Gömleğinin yakası leş gibi, boynu pislik içindeydi. Bu iğrenç şey, burnumun dibinde durmuş bana bakıyordu. Yerimi değiştirdim, inanılır şey değil ama peşimden geldi. Öldürücü bir koku! Ağzının etrafında böcekler gördüğümü sandım. Evet, belki fazla kuvvetli ittim ama kamyonun tekerlekleri alanda kaldı diye beni suçlayamazsınız.

    DEVAM EDECEK!...

  4. #4
    güney
    Misafir..
    Ama olmazki Mopsy..:((

    Bence cevap verde benim soruya öle devamını yaz...
    Ne biliyorsun belki içinde bir "seri katil" ruhu taşıyorsundur..:)))
    Bunu bilmek istemezmisin?

  5. #5
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    merhaba

    kismi supermeydan bulusmasini oku.
    Gorursun seri katili....

  6. #6
    güney
    Misafir..
    Gördüm ölecektim...
    öldüm...
    hayır yaşıyorum...
    bilmiyorum sadece kan kaybediyorum..
    matkapın kemiklerimdeki acısı artık son bulsun...
    yeter bu kadar işkence...
    Mopsy acı bana....:(((
    bir an önce öldür bitsin bu kill bill taravması...
    her sahnede ne olacak karmaşası....

  7. #7
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    merhaba!

    Devam...

    -Evet ona hep kötü davranmışımdır. Ne zaman karşılaşsak tüylerim diken diken olur ve ona hakaret ederdim. Şikayetinde haklıydı ama ben de böyleyim işte. Hepsi bu. Birbirimizle rastlaşmayı sürdürdük. Konuşmadan. Bence garip bir durumdu. Tabii özür dilesem her şey eskisi gibi olacaktı. Ama ben o tip insanlardan değilim. Benimle ilgilenmiyordu bile. Yokmuşum gibi davranıyordu ama oradaydım be! Vardım! Bu işi bitirmek gerekiyordu. Bitirdim. Ah bile demedi. Biliyorum canı acımadı. İkimiz de rahatız artık.

    -Durup dururken ana avrat girişti bana. Durup dururken. İyice köpürmüştü. Konken oynuyorduk, hile yapmaya başladı, uyardım, yapma dedim. Sonra... oyunu bırakmaya karar verdim. Bunu suratına atılmış bir tokat gibi algıladı, içine işledi nerdeyse. O gün küstük ve birbirimizle konuşmadık artık. Suç ondaydı. İşin boktan tarafı her gün birbirimizi görmek zorundaydık. Özür dileyeceğini sanıyordum ama, ha-ha, öyle insanlardan değildi. Kumaşı öyle değildi. Varlığı beni rahatsız ediyordu gittikçe. Tabancayı üstüne boşalttığım güne kadar. Ne yapalım? Başka yol yoktu.

    -Siz kadın olmadığınız için, otobüse binmediğiniz için, özellikle çevre yolundaki otobüslere binmediğiniz için ya da paydos saatinde Circuito Colonias'taki kirli sarı otobüslere de bineceğiniz olmadığı için... hem ellenmenin ne demek olduğunu da bilmezsiniz. Herkes bir şey yapıyormuş gibi dizlerini ve kalçalarını sürterek, başka taraflara bakarak yararlanır sıkışıklıktan. Masum güvercinler gibi başka tarafa bakarlar dayanırken. Reziller. İnsan arkasındaki gövdenin baskısından kurtulmak için yer değiştirir itişe kakışa. Ama orada başka bir domuz, elleri cebinde sıkıştırır, fortlar insanı, iğrenç! O hayvan haddini aşmıştı. İki gün üst üste birbirimize düştük otobüste. Kepazelik. Mesele çıkarmak istemiyordum çünkü bilirim o durumda kadınlarla alay ederler hemen. Ne olur ne olmaz, bir daha ardımda dikilirse diye keskin bir bıçakçık aldım yanıma, evet. Birazcık dürtmek, canını yakmak istiyordum. Oysa bıçak tereyağına girer gibi girdi içine. Saf yayık tereyağı gibi. O değildi, bir başkasıydı ama o da öbürü gibi hak etmişti bunu.

    -Ah o rezil sarı itoğluit, o köpek! Ne zaman evin önünden geçsem koşup gelir kıçımı koklardı utanç verici bir tavırla. Sanki dünyanın en kötü ya da en iyi ve güzel bir şeyini kokluyormuş gibi, ıslak ağzını maçama yapıştırırdı, sıcak ve yapışkan alnını hissederdim içimde, beni iteleyen, yürümemi engelleyen, tökezleten. Gülünçtü. Oradan geçmek zorundaydım, başka yol yoktu. Oradan geçmeseydim taa bilmem nereden dolanmam gerekecekti.
    Hiç kaçırmazdı beni. Uzaktan baston gibi görünen demir bir sopayla kafasını kırmaya karar verdiğim gün onu ıskalamadım. Tam iş üstündeyken hayvanın sahibi geldi, aramıza irdi. Tanrı günahlarını bağışlasın.

    SAVUNMA....

    -Düşünüyorum öyleyse varım demiş o ünlü kişi. Bahçemdeki ağaçlar varlar, ama düşündüklerim sanmıyorum. (Ayrıca durum gösteriyor ki Bay Renato'nun aklı başında değildi ve bu herkesin başına gelebilirdi). Örneğin benim kayınpeder: Var ama düşünmüyor, ya da benim yayıncım ... düşünüyor ... ama yok. Tam tersi de doğru bunun. Düşündüğüm için var olmuyorum ya da var olduğum için düşünmüyorum. Aslolan düşüncedir. Varoluşsa bir masal, bir söylencedir. Var olmuyorum, paçamı kurtarıyorum.
    Yaşamak (hayat dediğimiz şey) düşünmeyenler içindir yalnızca. Onlar, düşünceye dalanlar, yaşamıyorlar. Adaletsizlik bu, gün gibi ortada. Düşünmek, intihar için yeterlidir. Hayır Sayın Descartes: Yaşıyorum demek ki düşünmüyorum, düşünürsem yaşayamam (var olamam). Bakın bundan güzel bir şarkı bile çıkar:
    Düşünüyorum demek ki yaşamıyorum
    Yaşasaydım düşünmezdim efendim
    Vesaire vesaire ...
    Yaşamak için düşünmek gerekseydi, o zaman akıllı olurduk. Ama... sonunda siz inanıyorsanız bu işin böyle olduğuna... ben suçsuzum demektir. Tamamen suçsuz. Tümüyle masum! Çünkü ben ne düşünüyorum ne de düşünmek istiyorum. Düşünmüyorsam yokum demektir... yoksam... bu cinayetten nasıl sorumlu olabilirim?


    SON

  8. #8
    güney
    Misafir..
    Erken bitti Mopsy...

    Yazılanları okudukça içimdeki "katil" i bulmaya ramak kalmışken....

  9. #9
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Alıntı güney´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Erken bitti Mopsy...

    Yazılanları okudukça içimdeki "katil" i bulmaya ramak kalmışken....
    Merhaba!

    Icindeki katil mi?
    Senin katilin mi?

    Hangisi daha hayirli?

  10. #10
    güney
    Misafir..
    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba!

    Icindeki katil mi?
    Senin katilin mi?

    Hangisi daha hayirli?
    Yapma bunu ...Yine kafamı karıştırdın...

    İçimdeki katil sessiz kıvrılıp köşesine seyirde...
    Ama yarattığım "benim "olan ise puslu dehlizlerde...
    Şimdi hangisi daha tehlikeli ?

    Seyrederken planlıyan mı?
    Puslu dehlizin o kesif kokusunu içine çekerken aldığı hazdan sarhoş olanmı?

    Benim olan içimdeki desem bilirmisin ne dediğimi?

1. Sayfa, Toplam 3 123 SonSon

Benzer Konular

  1. THY Örnek Mülakat Soruları
    dogangunes Tarafından Eğitim Öğretim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 06-10-2014, 02:59 AM
  2. Chavez'den Örnek Davranış
    SOSYALİST Tarafından Destekliyoruz, Alkışlıyoruz Foruma
    Yorum: 23
    Son mesaj: 16-12-2010, 10:48 AM
  3. Örnek ve Değerli Anne!
    KİRMİZİELMA.05 Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 03-01-2010, 02:31 AM
  4. Örnek insan
    simqe Tarafından Süper Sözlük Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 28-10-2009, 08:11 PM
  5. Örnek Bir Dua
    nefisetülilm Tarafından Dualar Hadisler Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 07-10-2009, 12:21 AM
Yukarı Çık