Farenin biri devenin yularına yapıştı, onu çekmeye başladı.

Deve uysallığı, alçakgönüllüğü ve ağırbaşlılığı yönünden farenin arkasından yürüdü.

Nasıl ki, "Mümin de uysal develer gibi sabırlıdır," buyurulmuştur.

Devenin bu uysallığını onun yumuşak huylu ve alçakgönüllü olmasına, bazıları da akıl derecesinin düşkünlüğüne yorarlar. Bunun sırrı başkadır.

Fare, deveyi su kenarına kadar yürüttü. O çabuk yürüyüşlü, iri cüsseli hayvan aciz kalamazdı.

Fareye sordu: Şimdi burada niçin durakladın? Buradan niçin geçmiyorsun? Sen, benim gibilerin yularına yapışmanın sana yakışmayacağını bilemedin mi? Şimdi nasıl tuttunsa yuları, yürü bakalım!

Fare; su çok büyük ve derin, dedi.

Ayağını suya basan deve, gel gel dedi. Sudan geçmek kolaydır; nihayet dizkapağında.

Fare, ama dizden dize fark var,dedi.

Şimdi sen de tövbe et ki, bir daha böyle yüzsüzlük etmeyesin! Benim semerimin üstüne çık otur! Benim semerimde senin gibi yüz binlerce farenin ağırlığının ne değeri var? Bir anda suyu geçeriz

Kaynak: konuşmalar,sayfa 151