Kızılderili yaşlıları ölmekten korkmazlar...
Onlar ölmeye bilerek, isteyerek ve çoğunlukla da yürüyerek giderler. Zamanın geldiğini bilirler.
Nereden bilir öleceğini ?.. Hayattan umudunu mu kesmiştir, beklentileri ve hayalleri mi yok olmuştur, kırgın mıdır, yaralı mıdır, zamanı mı gelmiştir ?.. Yoksa omzuna konan Baykuş mu haberi vermiştir... Kim bilebilir ?..
Hazırlanır. Yanına üç beş parça eşya alır ; bir battaniye, bir kaç gün yetecek kadar su ve kuru ekmek. Son yolculuğunda bundan fazlasına ihtiyacı yoktur. Usulca sevdiklerinle vedalaşır, sevdiğini söyler belki de kelimelere dökmeden, sadece dokunarak . Köyün sınırlarına geldiğinde son kez döner bakar geriye, Bebekliğinin, çocukluğunun, gençliğinin ve son demlerinin anılarla dolu yamaçlarına... Anılar.. Anılar.. Anılarını daha sonra düşünecektir, ölmeye yattığında...
En genç erkek torun eşlik eder sonsuza doğru yola çıkan yaşlıya. Sonsuz..?
Yaşlı kendi seçer nerede ölüme yatacağını. Yaşadığı hayata, aldığı lâkaba veya onu alacak olan 'atalarının ruhları' onu nerede bekliyorsa oraya gitmek ister. Bu, bazen bir dağın kuytularına gömülmüş bir mağara, bazen yemyeşil bir vadinin ucu olur.
Genellikle bu 'son' yolculuk uzun süren bir yürüyüşle biter. Yaşlı, yol boyunca hiç konuşmaz, büyük bir ihtimalle hesaplaşıyordur kendisiyle. Torun da konuşmaz, çünkü bu hesaplaşmada onun yeri yoktur. Son noktaya varıldığında, rengârenk battaniyesini serer, yanına su testisini ve ekmeğinin durduğu heybeyi koyar. Torun yardım etmez, hazırlıklarını kendi başına yapmak ister, çünkü bu onun onuruyla yapacağı son iştir.
Yatar, ölmek üzere. Torun üstünü örter ve sessizce vedalaşırlar. Bu hazin törende gözyaşlarına, pişmanlıklara, acı sözlere yer yoktur. Ölmeye yattığı yeri sadece torun bilecektir ve sonsuza dek susacaktır. Torun ardına bakmadan yürür gider...
Şair der ki : Yolun bir ufkunda, bir güneş doğarken Öbür ufkunda bir ay batıyor, Seni gittikçe genç eden seneler, Beni gittikçe ihtiyarlatıyor...
Torunu 'genç' eden seneler, onu 'ihtiyarlatmıştır'... Bu son yolculukta ne sevilenlere gözyaşı, ne de hasma sitem vardır, Sadece, sessiz bir yok oluş...




Sakinn_Begendiginiz Oykuler