NE OLMAK İÇİN DOĞDUNSA, ONU OL!

Hey dostum sana söylüyorum; gülümse ! Tatlı bir kahkaha ile kalk yatağından.
Aynada gördüğün yüze, bir öpücük at.
Aç perdelerini sonuna kadar ...
Çek içine uyanan günü. Çıplak ayak ile dolaş bir kere.
Belki de bilmediğin bir evdesin, belki de ‘evim’ dediğin yerde, sadece ‘misafirsin!’
Dokun sana ait olan her ne varsa, bırakma hiçbir düşü yarınlara...
Yıkarken yüzünü , suya iyi bak; unutma, okyanuslar gizlidir o bir tek damlada.
Yeter ki yüreğinde tutuşsun bulutlar...

Hiçbir ölü , ödeyemedi borcunu.
Hiçbir ölü doğurmadı, bir çocuğu; hiçbir çölde yetişmedi düşen bir tohum.
Yaşamın içindeysen içinde ol!
‘O dedi’, ‘ bu demiş’ gibi değil; el için değil, alem için değil...
Kendin için doya doya...

Hey dostum, sana söylüyorum, gülümse!
Bak Güneş ve Ay, hiç beklemedi seni.
Her gün ne olacaksa oluyor ve her gün, ya senle ya da sensiz doğuyor.
O zaman , doldur ciğerini ve haykır ‘Ben diriyim’ diye!
Yaşam benim ve bana ait, özgürüm diye!
Bırak ‘mışlar’ ve ‘mişler’, korkular ve endişeler kaybolsun.
Sen yeter ki , yeşert düşlerini... İsterse saksıda bir tek ot olsun , senin olsun! Ama dostum , yeter ki istediğin olsun...

Pişmanlıklara değil, umutlara aç seni dimdik tutan kalbini!
Kullanılmadık hiçbir eşyanı bırakma!
Söylenmemiş bir sözde.
Seninle yürüyenler olacaktır, önünde dikilenler olduğu kadar.
Onlara sıkı sarıl,çünkü hiçbir el boşlukta asılıp kalmamalıdır!

Bir hayatı kucaklamak ne güzel! Ne güzel, bir hayale sahip olmak...
Hey dostum, sana söylüyorum;
Kafesinin içinde çırpınan ,serçe değil;
Küllerinden dirilen ‘Zümrüt-ü Anka’ ol, yaşamın kıyısında dolanma!
Taa içinde ol!
Hadi dostum , gülümse!
Ne olmak için doğdunsa onu ol!