6. Sayfa, Toplam 8 BirinciBirinci ... 45678 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 51 ile 60 Toplam: 73
  1. #51
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877

    Cevap: ben sen biz o .. hiç görmediniz değil mi ?

    Hava sıcaktı tıpkı gittiğin gün gibi, yağmur yağacak diyordu meteoroliji haberleri
    Sen gene kırmızı giymiştin o gün ve gene yakışmıştı bugün gibi, şarkıda ki gibi değil
    Gülebiliyordun ağız dolusu ve güneş gözüne vurdukça başka bir parlıyordu yeşil belalarım
    Herşey ama herşey aynıydı tek fark bugün yağmur yağmadı.

  2. #52
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877
    Soğuk bir kış gününde de terlenebilirmiş dedirtmek için miydi o günkü buluşmamız yoksa sadece tesadüf müydü bütün bunlar bilmiyorum. Zaten bilmek için geç kalmıştım, geç kalınmamış olsa idi her zamanki gibi kız kulesinin karşısında olurduk. Oysa ki biz buradaydık, burada olmak istemek ya da istememek gibi bir seçenekte değildik, sadece vardık. Var olmanın dayanılmaz hafifliğinde yaşayıp giden bir sürü insandan farksız bir biçimde. Sen konuşuyor bir şeyler anlatıyordun her zamanki gibi bense acaba bizimle aynı konuşmayı yapan kaç kişi var diye düşünüyordum. İlişkimiz boyuncada hep böyle manasız şeyleri manasız yerlerde düşünmüştüm. Düşündüklerimin bir çoğunu biliyor olsaydın belkide daha önce burada olurduk kim bilir ?

    Bir ara gözüm karizma yaptığını sanan birine takılmıştı; yalnızdı, sigara içiyordu, derin derin bakan adam pozlarındaydı ki ben biliyordum sadece pozdu. Onun bilmediği ise bu pozun yapılacağı bir yerde değildi. Burada ya ayrılanlar ya barışanlar vardı, hepte öyle olmuştur. Çok basit bir istatistik çıkartılsa doğru tahminde bulunduğumu ispatlayabilirdim ama bununla uğraşmak benim için bile yeterince abesti. Görüldüğü üzre ben hala konuyla alakasız her şeyi düşünüyorum.

    Seni dinlemeye karar verdiğimde ne kadar zamandır orada olduğumuzu bilmiyorum, yalnız üçüncü bardak çayımı içiyordum. Ben seni dinlemiyordum, düpedüz bunu her zaman yaptığım gibi yapıyordum Ya da yapmıyordum. Sana kulak verdiğimde sende tam olarak bunlardan bahsediyordun; beni niçin dinlemiyorsun dedin? Tam can alıcı noktada dinlemeye başlamıştım kendimi kutladım bunun için, salak salak sırıttım sen bu sırıtışı başka şeylere yordun bense kendimi tebrik ediyordum. Hatta bunu ironik bile bulabilirdim ama ironiyi düşünmeye başlarsam daha da saçma bir hal alacaktı konuşma. Bitsindi ve gitmeliydik tek düşündüğüm buydu.

    Cevap vermem gerekiyordu, kendimi topladım: Hayır dedim! Ben seni dinliyorum, bunu da nereden çıkardın ? En iyi savunma saldırıdır taktiği; bunu kim öğrettiyse bize, lanet olsun ona! Tabi bunu daha önce bir çok kez kullandığım için artık işe yaramıyordu ve yaramadı. Susturmayı başardın ki susmam gerektiğinin farkındaydım bende sustum, işime de geliyordu bu durum. Suçu senin üstüne atacaktım, hala plan yapıyordum ve gene bir lanet olsun dedim ama içimden.

    Sonra; ''bitti'' dedin, ilk önce anlamadım, sonra sen tekrar ; ''BİTTİ'' dedin daha yüksek bir sesle. Kalktın yürüdün, sigarayı tutan elim ağzıma gelmemek için direndi, önümdeki çay bardağına çarptı. Bardak düştü ,Hiçbir şey yapmadım. Bardak kırıldı, Hiçbir şey yapmadım. Gitmiyorum oraya artık kırılan bardakları giden sevgililer görmüyor, tıpkı gideceklerini benim görmediğim gibi.

    Eve geldim, telefonumda bir mesaj; ''iyi misin'' bende sana geri döndüm;

    Pier lotide bir çay bardağı kırılmış, gördün mü ?
    Konu carloss tarafından (16-06-2009 Saat 01:15 AM ) değiştirilmiştir.

  3. #53
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    KIZ KULESİNE KARŞI
    Mesaj
    1.413
    Rep Gücü
    34628
    Alıntı carloss´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Soğuk bir kış gününde de terlenebilirmiş dedirtmek için miydi o günkü buluşmamız yoksa sadece tesadüf müydü bütün bunlar bilmiyorum. Zaten bilmek için geç kalmıştım, geç kalınmamış olsa idi her zamanki gibi kız kulesinin karşısında olurduk. Oysa ki biz buradaydık, burada olmak istemek ya da istememek gibi bir seçenekte değildik, sadece vardık. Var olmanın dayanılmaz hafifliğinde yaşayıp giden bir sürü insandan farksız bir biçimde. Sen konuşuyor bir şeyler anlatıyordun her zamanki gibi bense acaba bizimle aynı konuşmayı yapan kaç kişi var diye düşünüyordum. İlişkimiz boyuncada hep böyle manasız şeyleri manasız yerlerde düşünmüştüm. Düşündüklerimin bir çoğunu biliyor olsaydın belkide daha önce burada olurduk kim bilir ?

    Bir ara gözüm karizma yaptığını sanan birine takılmıştı; yalnızdı, sigara içiyordu, derin derin bakan adam pozlarındaydı ki ben biliyordum sadece pozdu. Onun bilmediği ise bu pozun yapılacağı bir yerde değildi. Burada ya ayrılanlar ya barışanlar vardı, hepte öyle olmuştur. Çok basit bir istatistik çıkartılsa doğru tahminde bulunduğumu ispatlayabilirdim ama bununla uğraşmak benim için bile yeterince abesti. Görüldüğü üzre ben hala konuyla alakasız her şeyi düşünüyorum.

    Seni dinlemeye karar verdiğimde ne kadardır zamandır orada olduğumuzu bilmiyorum, yalnız üçüncü bardak çayımı içiyordum. Ben seni dinlemiyordum, düpedüz bunu her zaman yaptığım gibi yapıyordum Ya da yapmıyordum. Sana kulak verdiğimde sende tam olarak bunlardan bahsediyordun; beni niçin dinlemiyorsun dedin? Tam can alıcı noktada dinlemeye başlamıştım kendimi kutladım bunun için, salak salak sırıttım sen bu sırıtışı başka şeylere yordun bense kendimi tebrik ediyordum. Hatta bunu ironik bile bulabilirdim ama ironiyi düşünmeye başlarsam daha da saçma bir hal alacaktı konuşma. Bitsindi ve gitmeliydik tek düşündüğüm buydu.

    Cevap vermem gerekiyordu, kendimi topladım: Hayır dedim! Ben seni dinliyorum, bunu da nereden çıkardın ? En iyi savunma saldırıdır taktiği; bunu kim öğrettiyse bize, lanet olsun ona! Tabi bunu daha önce bir çok kez kullandığım için artık işe yaramıyordu ve yaramadı. Susturmayı başardın ki susmam gerektiğinin farkındaydım bende sustum, işime de geliyordu bu durum. Suçu senin üstüne atacaktım, hala plan yapıyordum ve gene bir lanet olsun dedim ama içimden.

    Sonra; ''bitti'' dedin, ilk önce anlamadım, sonra sen tekrar ; ''BİTTİ'' dedin daha yüksek bir sesle. Kalktın yürüdün, sigarayı tutan elim ağzıma gelmemek için direndi, önümdeki çay bardağına çarptı. Bardak düştü ,Hiçbir şey yapmadım. Bardak kırıldı, Hiçbir şey yapmadım. Gitmiyorum oraya artık kırılan bardakları giden sevgililer görmüyor, tıpkı gideceklerini benim görmediğim gibi.

    Eve geldim, telefonumda bir mesaj; ''iyi misin'' bende sana geri döndüm;

    Pier lotide bir çay bardağı kırılmış, gördün mü ?
    Sen varsın Atakan bu yazıda..
    Sen'i anlattın bana..

  4. #54
    1. Hikaye yarışma birincisi
    2. Avatar yarışma birincisi
    Venhar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Nerden
    Bilmiyorum :)
    Mesaj
    4.887
    Rep Gücü
    81913
    Pier lotide bir çay bardağı kırılmış
    onu geçenlerde arkadaşın biri yazmıştı
    ama ya pier lotide kırılan kalpleri ve yıkılan umutları hangimiz biliyor veya hangimiz bu kırılan kalpleri ve yıkılan umutları geri gelip yeniden yeşertmeye çalışıyoruz ...

  5. #55
    Süper Aktif Üye kirmizigül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    Istanbul, Turkey, Turkey
    Mesaj
    3.148
    Blog Mesajları
    22
    Rep Gücü
    18820
    merhabalar mutlulugun baslangici alaha ismarladik sonudur.
    iste ozaman yagmur bulutlaridir benim gözlerim
    yagarim susuz tapraklara sel olur akarim denizlere
    kurur göz yaslarim bosanir icim .

  6. #56
    güney
    Misafir..
    Ayağa kalkıp oturduğu yerden masaya doğru yöneldi kadın,sessizliğin sesi rahatsız ediciydi.Üç metre uzaklık sanki bir ömür yaşanmışlıkları gizliyordu.
    Adımları yavaş olmalıydı ,sessiz umarsız görüntülerde,tıpkı az önce masadan kalkan adam gibi.
    Adam;
    Üzgündü kalakalmışlık vardı içinde haykıramadığı.. çok önceden yazılmış bir oyunda gibiydi yüzü ifadesiz yada kendince ifadeli...
    Kadın;
    var gibi duruken bu oyunun baş rolünde yitip gitmemenin telaşı vardı "bitti" dediğinde...

    Bütün bunlar üç metrelik uzaklıkta,üç sigara içiminin yakınlığında üç martının arsız çığlığında yaşandı sanki...
    Elini yavaşça az önce kırıldığını kimsenin farketmediği çay bardağına doğru uzattı.Her parçasında başka bir masalsılık vardı.
    Her parçasında hüznün tadı
    her parçasında aşk
    her parçasında şehvet
    her parçasında bileklerden akan kanın tuzlu tadı ve her parçasında kadının saçlarındaki genzi yakan iyot kokusu vardı..
    Önce yapıştırsam dedi ..
    sonra kırılanın ne olursa olsun yapışmadığı ,izlerindeki çirkin görüntüyü hiç bir rengin kapatmayacağı nı düşündü..
    Zira kapanmıyordu yaralar kalın derin çirkin izler taşıyordu her yapıştırılan yer ve bu eğreti bu çirkin bu sahiplenilen bu hatırlarken, her defasında kan akıyordu içeriye daha daha içeriye doğru..
    Yapıştırsam dedi tekrar....Yok yok dedi yine uzaktan bakmalı derhal bu masadan ayrılmalı idi...
    Dönerken yerine az önceki yavaşlıktan esersiz son bir kez baktı masaya ve tekrar dönüp minik bir parça aldı "piyer Loti de kırılan bardaktan" ..
    Elinde aşkın kırılan parçası yalınayak cam parçalarının üzerinde yürürcesine denize gitti,en yakınına en dokunmalarının tadına..
    Ve fırlattı cam parçasını simitçinin susamını bekleyen martılara.....

    Ve kocaman haykırdı "aşkın tadı hep seninle olsun"....

  7. #57
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877
    bir tanım



    gece sisisni delen

    bir ışıktır aşk



    banyoya giderken

    üstüne bastığınız bira şişesi

    kapağıdır aşk



    sarhoş olduğunuzda bulamadığınız

    anahtardır aşk



    on yılda bir gerçekleşen

    şeydir aşk



    ezilmiş bir kedidir aşk



    köşedeki pes etmiş gazete

    satıcısır aşk



    diğer insanın mahvettiğini

    sandığın şeydir aşk



    zırhlı savaş gemileriyle birlikte

    kaybolmuş olan şeydir aşk



    çalan telefondur aşk,

    aynı ses yada başka

    bir ses ama asla doğru ses değil



    ihanettir aşk

    evsizlerin ara sokaklarda alev alev

    yanmasıdır aşk



    çeliktir aşk

    karafatmadır aşk

    posta kutusudur aşk



    eski bir los angeles

    otelinin çatısına yağan

    yağmurdur aşk



    tabuttaki babandır aşk

    (senden nefret eden baban)



    45,000 kişi seyrederken

    ayağa kalkmaya çalışan

    bacağı kırık ettır aşk



    ıstakoz gibi haşlanma

    biçimimizdir aşk



    söylediğimiz bütün

    yalanlardır aşk



    bulamadığın piredir aşk



    ve bir sivrisinektir aşk



    50 el bombacısıdır aşk



    boş yatak sürgüsüdür aşk



    San quentin'de bir ayaklanmadır aşk

    bir tımarhanedir aşk

    sinekli bir sokakta duran

    eşektir aşk



    boş bar taburesidir aşkparçalara kıvrılmakta olan

    bir hindenburg filmidir aşk



    çığlığı hala yankılanan andır aşk



    rulet masasında

    Dostoyovski dir aşk



    yerde sürünen şeydir aşk

    bir yabancıya dayanmış dans eden

    karındır aşk



    bir somun ekmek çalan

    yaşlı kadındır aşk



    ve çok fazla ve

    fazlasıyla erken kullanılan

    bir sözcüktür aşk.





    CHARLES BUKOWSKİ...

  8. #58
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877
    Lüzum yok beylik laflara, tavırlara
    Göz göze gelmek bile yetebilsin kalabalıktan sıyrılmaya.
    Aşkı anlatmak için uğraşmamalı, sadece yaşamalı
    Hesapsız, kitapsız, kuralsız; klasikte olsa böyle olmalı.

    Olmalı, ne kadar ucuz bir tabir oysa ki
    Kim kimin içindekini yargılayabilir ki ?
    Sorarım, kim diyebilir ki , eğri seviyorsun; doğrul!
    Sen, bütün devrik cümlelerimle ettiysen kabul.

  9. #59
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573
    Sorarım
    Şiir papirüslerinin hangi köşesine karaladın beni?
    Hangi hare’mden yakaladın da çiğnemeden yuttun gözlerimi?
    Kekeme repliklerin ezber bozduran kuşu
    Hangi rüzgârlara sattın da saçlarını
    Devrik cümlelerimin öznesi oldun?


    gözlerime devirdiğinden beri gözlerini, devrilmiş bir şehrin enkazı gibiyim.Yığınla sessizlik ve alabildiğine karışık...duvarlarım çatlamış...ezilmişim...aşkzede bir yüreğin koyu kırmızı kanıdır duvarlarımdan sızan...


    (biraz alıntı,biraz benden...çizeyim dedim sayfanı,affola..:)
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  10. #60
    güney
    Misafir..
    İsmimi yazdı usta kocaman bir tabağın minik köşesine,
    sonra başladım yapıştırmaya kırılan tüm bardakları Piyer Lotide....

    Kahve içtim çay tadında,
    ve seyrettim seni
    ve seyretti beni
    tüm haliç ayaklarımın altında....

    Bir bardakta ben kırayım dedim
    avucuma battı cam kırıkları
    ve bir martı temizledi onları
    dudaklarında kırmızı ılık kan tadıyla.....

6. Sayfa, Toplam 8 BirinciBirinci ... 45678 SonSon

Benzer Konular

  1. Sen,Ben Değil,BİZ...
    efi Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 11-09-2012, 11:42 PM
  2. Hiç böyle bir saat görmediniz sanırım
    Attila Tarafından Teknoloji ve Bilişim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 09-12-2010, 09:13 PM
  3. Ata'yı hiç böyle görmediniz
    Kadim Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-08-2009, 10:25 AM
  4. Modifiyenin böylesini görmediniz
    YukseLL Tarafından Modifiye & Tuning Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 20-04-2009, 05:50 PM
  5. Onu hiç böyle görmediniz.(Atatürk)
    metintekin Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-11-2008, 08:56 PM
Yukarı Çık