-Oğlum, orada mısın? Ne yapıyorsun orada öyle tek başına? Işıkları da kapamışsın.

-Hiç, yukarıdaki lambalara bakıyorum. Işıl ışıllar ya.. Baba neden bu lambalar gündüz ışık vermiyorlar?

-Oğlum, tosunum, Kenan’ım, yavrum benim senin sorularını yerim ben. Kim daha güçlüyse o yener ve ışığını bizlere ulaştırır. Bu lambalar yani yıldızların gücü, güneşe yenik düştüğü için biz sadece geceleri görüyoruz ayı ve yıldızları.

-Yenik düşmek mi? Dedemin hayata yenilmesi gibi mi yani? Nenem öyle dedi ben sabah ağladığında sordum. Baba, Dedem artık bana uçurtma yapmayacak mı?

-Evet, Nenen doğru söylemiş. Artık Deden sana uçurtma yapmayacak..

-Baba ölüme hep yenilecek miyiz? Amcam öldüğünde de böyle demiştin ama. Neden çare bulmuyorsun sen güçlüsün?

-Oğlum benimde gücümün yetmediği yerler var. Kenan, 5 yaşındaki bir çocuk için ağır sorular ama bunlar babacım. Bırak sen şimdi ölümü de hangi yıldızı daha çok seviyorsun söyle bana?

-Bak baba şurada ki var ya Teyzemin suratı gibi girintili çıkıntılı olanı.

-Hahahahahahaha!(Uzunca bir kahkaha atar) Oğlum sakın annenin yanında söyleme çok kızar sana. Ayrıca o yıldız değil, ay. Üzerine milyon şiir yazılmış bir efsun makinesi. Arap Edebiyatı’nda ve Fars Edebiyatı’nda sıkça başvurulan bir şeydir.. Hani o Teyzenin suratı gibi olan çukurlar var ya onlara Şeyma denir. Ay, dünyaya âşıktır ve içindeki sıvı sönmesine rağmen başı dönen bir Mevlevi gibi döner. O kadar âşıktır ki, dünyanın etrafını tavaf ederken dünyaya aynı yüzünü göstermek için hızını ayarlar. Bizde ayın hep aynı girintili çıkıntılı yüzünü görürüz. Nasıl bir aşk değil mi paramparça etmiş yüzeyini. Hem ayın öteki yüzü daha az pürüzlüdür bize görünen yüzünden. Dünya ise ayı hiç umursamaz, çünkü o güneşe tutkundur. Güneşin ateşiyle çöller yaratmıştır içinde hemde çoğu çöl, okyanus yanındadır. Su olan yerin yanında çöller yaratmıştır ki aşkının derinliğini ispatlamak için… Dünya içine kapanıktır hem de çok gururludur. Aşkından çöl olmuş dünya, dışardan güçlü görünmek için güneşe kendisini atmosferle gizlemiştir. Ah aşk sen nelere kadirsin.

-Baba dünyanın da bir kalbi var mı, dünyanın da Şeymaları var mı?

-Dünyanın tam ortasında harıl harıl yanan bir kalbi var. Bazen o kadar acı çeker ki dünya, bizlere bile belli etmemek için içinden ağlar. Gözyaşı içine akar dünyanın ama ağıtı yedi düveli sallar, bizde o sallanmaya deprem diyoruz. Dünyanın Şeymaları var tabiî ki de ama ay gibi açık değil. Dünya Şeymalarını insanların içine kalb etmiştir, gizlemiştir âşıkların sırrına.

-Baba, Şeyma o zaman ölümden de güçlü. Ölümden de beter.

siyahkahve.com/ömer çelik